Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 45:23
Nefis, demir ve taştan yapılan çakmaktır. Put, kıvılcımdır. O kıvılcım su ile söner. Fakat taş ve demir, yani çakmak, su ile söner mi? Ademoğlunda bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur? Hz. bir nefsi, taşa ve demire benzetiyor. Taş ve demiri birbirine çakınca ne yapar? Kıvılcım çıkar. Taş ve demiri birbirine çaktığında, kıvılcım çıkıyor. O kıvılcımı da put olarak gösteriyor.
Buradaki put ne? Bir kimsenin kendi içindeki putlar. İçerideki putlarla dışarıdaki putlar farklı. Bir kimse içindeki putu yıkamazsa, dışındaki putları yıktığını söylemesi abestir. İçimizdeki putlar nedir? İşte nefse uyma, harama uyma, heva hevese uyma, benliğe uyma. Bence böyle olmalı. Dini meselelerde. Ya canım kardeşim, Kur'an inmiş, sünnet-i seneye inmiş, imamların iştahatları mevcut. Bu meselede bence o can bunca diye bir şey yok.
Tabi ol. Yok bence böyle olmamalı. Ya neden dinin senin düşüncene, görüşüne göre mi tanzim edilecek? Din, Kur'an, sünnet gelmiş, bitmiş. Neden? İşin bencesi var. Ama heva heves bu. İşin put tarafı bu. Yani onca öyle olmamalı. Onca öyle denmemeli. Yani Allah bunu böyle söylememeli. Yani böyle ayet mi olur? Veyahut da bu peygamber hadisleri doğru mu ki?
Bence böyle olmamalı. Bu iş bence, bence, bence, onca. Bunların hepsi de put. Tabi burada Hazreti Pir'in nefisle alakalı meseleye bakarken, hani kötülüğü emreden nefisle alakalı. Veyahut da bizim içimizdeki kötülüğün de iyiliğin de içine işlendiği, içine böyle bir bilgi gibi veyahut da bir çip gibi konduğu nefis, biz öyle anlıyoruz.
Ama nefise bir bütüncülük açısından baktığımızda, insanın kendisi, insanın özü nefis, kelime olarak. Bu normalde kötü huyların da, ondan sonra ne bileyim işte iyi huyların da içine toplandığı zaman zaman ruh olarak isimlendirilen. Bazı ayet-i kerimelerde kullanılan yere göre ruh manası taşıyan, bazı ayet-i kerimelerde kullanıldığı yere göre can manasını taşıyan, bazı ayet-i kerimelerde kullanıldığı yere göre hayat olarak adlandırılan.
Ve işte nefes, varlık, zat, insan, kişi, heva ve heves, kan, beden, bedenden kaynaklanan süfli arzular gibi manalara gelen nefis değil. Yani nefisin çünkü, Kur'an-ı Kerim'le ve hadis-i şerrilerde kullanılan manalar çok geniş. Hani bir kimse çok rahat bir şekilde, işte örnekliyorum, nefsim kuru fasulye istedi dediğinde, bu haram bir istek değil. Bir kimsenin kendince kuru fasulyeyi canın çekmesi gibi. Bu da nefse giriyor. Veyahut da işte ona nefs üflendi dediğinde, o ruh manasında. Veyahut da işte onun anne karnında, ilk onun normalde yumurtayla meninin birleşmesinden can husule gelip, onun büyümeye başlaması. Bu da nefis manasına geliyor. Veyahut da hayatın devamı, veyahut da bir şeyin bütüncülü.
Mesela zat noktasında, Cenab-ı Hakk'ın da bu noktada, onun zatı üzerinde de Allah'ın nefsi denilebilir mi? Evet, buradaki nefis, Allah işte heva hevese düştü manasında değil. Zatın bütünlüğü manasında. Veyahut da bir insan, bir kişi, bir varlık, bireysel noktada ne olmuş oldu? O da bir nefis olmuş oldu. Bu kullanılan cümlenin konumuna, durumuna göre, oradaki nefsin üstüne yüklenilen mana da farklılaşmış, değişmiş oldu. Tabi, burada normalde, Hz. Mevlana, Ceret-i Rum Hazretleri'nin buradaki nefis kastı bu değil. Tabi, Cenab-ı Hakk da, hani Allah manasında kullanılır dedim ya, bunu böyle kendi kendine, aa böyle şey olur mu demeyin.
Bunlar ayetlerle sabit. Cenab-ı Hakk da mesela işte kendince, kendisini nefis olarak tarif ettiği yerler var. Taha ayet 41, seni kendi nefsim için ayırdım. Bunu normalde kime söylüyor? Musa'ya diyor. Seni kendi nefsim için ayırdım. Yani, onu peygamber olarak seçti. Bütün peygamberleri kendi nefsi için seçti. Kendisini tanıtsınlar, kendisini bildirsinler diye seçti. Ve kendi nefsi için seçti peygamberleri. Kendisi seçti. Ayetlerimize iman edenler, sana geldiği vakit şöyle de, Selamun Aleyküm, Rabbini size rahmet etmeyi kendi üzerine, nefsine almıştır. En'am 54. Yani burada, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne diyor ki, Sana iman edenler geldiğinde, de ki, selamun Aleyküm.
Önce onlara selam ver. Ve de ki, Rabbiniz size rahmet etmeyi kendi nefsinizin üzerine aldı. Yani Cenab-ı Hak burada, kendi zatını nefis olarak tarif ediyor. Ve hani, veyahut da Allah kullarının rızkını kendi nefsine vacip etmiştir. Kullarının rızkı kime ait oldu? Hadis-i Kudsi bu. Allah'a ait oldu. Allah kullarının rızkını kendi üzerine vacip etti. Kendi nefsine vacip etti. Burada da Cenab-ı Hak zat noktasında ne yapıyor? Burada da nefis kelimesini kullanıyor. Allah sizi kendisinden sakındırır. Allah sizi kendi nefsinden, kendi nefsinden, kendisinden zat olarak sizleri sakındırır. İman edenleri sakındırır.
Bakın burada, nefis kelimesini Cenab-ı Hak kendi zatı olarak kullandı. O yüzden bazı ayet-i kerimelerde ve bazı yerlerde bunu okuduğunuzda, kendi kendinizde Allah nefsine uymuş. Burada nefsine uyduğunu söylüyor. Veyahut da işte, Allah burada ben nefsime bunu vacip kıldım. Bu cahil cehalet ehli, Allah nefsine uymuş gibi. Veyahut da Allah'ta bize benzer bir nefis varmış gibi addediyor. Bilmediklerinden dolayı. Çünkü nefsin kullanıldığı yere göre, nefsin manası değişti. Bazı hadis-i şevrlerde de, normalde bu Cenab-ı Hakk'ın zatı olarak kastedilir. Örnek, Hazreti Aişe radıyallahu anh Hazretleri demiştir ki, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanında yatıyordum.
Sonra onu kaybettim. Yani yanımda olmadığını gördüm. Derken onu aramaya başladım. Birden o secde yaparken elim onun ayağına değdi. O şöyle diyordu. Ey Allah'ım! Senin gazabından rızana, Senin cezalandırmandan affına ve senden sana sığınırım. Sana yapılabilecek övgüleri saymaya gücüm yetmez. Sen nefsine sena ettiğim gibisin. Yani burada da hadis-i şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin Allah'ın zatına ne yaptı? Senin nefsine dedi. Onu o manada kullandı. Yine başka bir rivayette Allah şöyle buyurur. Hadis-i Kudsi. Kulum beni andığında ben kulumla birlikteyim. Eğer kulum beni kendi nefsinde anarsa, ben de onu nefsimde anarım.
Burada kulum kendi nefsinde dediğine, kul kendi zatıyla, kendisinde, kendi kendisine, onu anarsa, Allah da onu kendisinde, kendi kendisine onu anar. Ben de onu kendi nefsimde anarım. Eğer kulum beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu, onun beni içinde andığı topluluktan daha hayırlı olan bir toplulukta anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben de ona bir zira, yani arşın yaklaşırım. Kulum bana yürüyerek gelirse, ben de ona koşarak gelirim. Bu meşhurdur ya, Buhari'de, Müslüm'de, Tirmizi'de, bunu okuyabilirsiniz. Hadis-i Kudsi. Burada aslında, kulum kendi nefsinde anarsa dedi, kendi kendini andı. Tabi bunu normalde, çevirenler bazen, işte gizliden andı. Bu, karşılığı bu değil, bu Hadis-i Kudsi'deki.
Kulum kendisinin içinden andı. Değil. Kulum kendi nefsinde beni anarsa, bir topluluk olması şart değil. Sen yolda Allah Allah Allah dedin, kendi nefsinde andın. Namazı, evinde kıldın. Kendi nefsinde kıldın. Cemaat içerisinde kılmadın. Namaz gizli değil ki. Bir kimse, namazını kılmasını saklayamaz ki. Evin içinde kılar. Evde yaşayan insanlar varsa, onun namazını görür mü? Evet. Namaz, zahir bir ibadettir. Ritüel olarak. O yüzden, bu Hadis-i Kudsi, bilhassa, hafî, zikrullah erbabı, kulum beni kendi içinden anarsa, değil, kulum kendi nefsinde anarsa, ben de onu kendi nefsimde anarım.
Kulum beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onun anmış olduğu topluluktan, daha hayırlı bir topluluk içinde onu anarım. Burada iş büyüdü. Çünkü cemaat içerisinde Allah'ı zikretmek, cemaatle namaz kılmak, cemaatle oturup, toplanıp, işte örneğin burada bir ilim tahsil edilmesi. Burada şimdi hepimiz Allah'ı zikrediyoruz. Allah da diyor ki, daha hayırlı bir topluluk içinde ben sizi zikrederim. Biz kendi kendimize evde kitap okuduk. Kendi nefsimizde Allah'ı zikrettik. Oturduk evde Kur'an-ı Kerim okuduk. Kendi nefsimizde kendi kendimizi, kendimiz zikrettik. Allah da kendi nefsinde bizi zikretti.
Ama oturduk, hane halkını topladık. Hadi bakalım, Kur'an-ı Kerim okuyalım. Kur'an-ı Kerim okuduk. Cemaat halinde. Herkes duydu. Böyle evler az kaldı artık. Böyle evler az kaldı. Evde baba, anne, çocukların oturup böyle bir yarım sayfa Kur'an-ı Kerim okuyup, diğerlerinin dinlemesi az kaldı. Bahanemiz çok, dizilerimiz var, takip edeceğimiz tweetlerimiz var, takip edeceğimiz Facebooklarımız var, sosyal medyamız var, bir sürü şeyimiz var takip edecek. O yüzden kim kimi dürtükledi, kim kimi bibledi, kim kimi didikledi bakmamız lazım. Yani oturup Allah'ı zikretmekten, oturup Kur'an-ı Kerim okumaktan veyahut oturup aileyle ortak bir şey sohbet etmekten, bir şey konuşmaktan daha önemli buna.
Takipçi sayısını arttırmamız lazım. O yüzden absürt şeyler yapmamız lazım. İnsanların inancıyla, ahlakıyla, insanların anlamayacağı şeylerle oynamak lazım. Neden? Takipçimizin artması lazım. Birilerine hakaret etmemiz lazım, birilerine sövmemiz lazım, birilerine farklı davranmamız lazım, erotik şeyler konuşmamız lazım ki aman takipçimiz fazla olsun. Ne yediğimizi, ne içtiğimizi, nerede yediğimizi, kimle yediğimizi hepsini fotoğraflayıp koymamız lazım. Ne giydiğimizi, yırtmacımızdan neresinin neresinin nereye kadar göründüğünü muhakkak göstermemiz lazım. Kimlerle neredeyiz, hangi restorandayız, hangi bardayız, hangi pavyondayız, hangi meyhanedeyiz, hangi gece kulübündeyiz?
Bunu göstermemiz lazım. Evet, yani sosyal medya, Kur'an sünnet dairesinde heva hevesine uymadan kullanılırsa hala. Ama bir türlü enteresan bir şey. Eee, ailenin içerisinde birlik, beraberlik kaldı mı? Hayır. Herkes farklı cenahlarda. E şimdi odalar fazla evlerde. Herkesin bir odası var, herkesin bir havası, civası var. Herkesin kendi özel hayatı var. Akşam olunca çocukların dersleri var. İlgilenecek o kadar çok şeyleri var. Tabii onlar odalarında duracak, ders çalışacaklar, sosyal medyada dolaşacaklar. Anneler onların çaylarını götürecek. Aman oğlumuz ders çalışsın, aman kızımız ders çalışsın.
Tabii onlar ders çalışırlarken sakın ha hiçbir şey söylemeyin onlara. Olur mu olur sonra? Yani eğer yüksek not getiremezlerse nasıl hava atacaksınız etrafa? Eee, teyzesi takdir getirdi. Amcası takdir getirdi. Eee, teyzesi ama okul birincisi oldu ya. Eee, teyzesi. Öbürkü okul üçüncüsü. Onun kafa yerde. Ya elleme, iyi insan olsun. Yok, onun birinci olması lazım. O yüzden Kur'an'a sıra gelmiyor. O yüzden hadislere sıra gelmiyor. O yüzden edepmiş, terbiyemiş, ilimmiş. Bunlara sıra gelmiyor. Bunlara sıra gelmesinin mümkün değil. Onca şeytan önümüze engel koyuyor ki, eşlerimizle konuşacak sıra gelmiyor.
Çocuklarla irtibata girecek sıra gelmiyor. Bir de çocuklar yarın okulda ne derler? Yani sorarsa arkadaşı, aa, işte ne o? Kerimcan dün akşam ne giymiş gördün mü? Eee, görmedi Kerimcan'ın ne giydiğini. Büyük eksiklik. Tabii. Çocuk geri kaldı. Kerimcan'ın ne giydiğini görmemiz lazım. Allah bizi affetsin. O yüzden kulun kendi nefsinde Allah'ı zikretmesi, yani kendi çabasıyla, kendi durumuyla, konumuyla, kendi kendisine bir ibadet etmesi. Bunun illaki hafi, gizli manası değil bu. Kendi kendine Allah'ı zikretti. Kendi kendine namaz kıldı. Bu onunla alakalı. Kulun cemaatle ibadet etmesi, cemaatle zikretmesi.
Bu da farklı. Evet. Nefsin insan bedeni anlamında kullanılması. Hani sözün başında farklı farklı manalarda kullanılır dedim ya, bunlarla alakalı da küçük küçük örnekler. Yusuf Aleyhisselam'la alakalı. Yusuf dedi, o benim nefsimden murad almak istedi. Kiminle alakalı? Kim de onun nefsinden murad almak isteyen? Züleyha. Züleyha ona defalarca davet etti. Davetkar davrandı. Ona emretti. O hep ondan uzak durdu. Hep kaçmaya çalıştı. Harama bulaşmak istemedi. Çünkü Züleyha evliydi. Evli. Zina haram.
Evli bir kadınla zina yapmak veya evli bir kadının zina etmesi normalde mevcut haramı ikiye katlanan, üçe, beşe katlayan bir haram. Zina haram. Ama komşu kadınla zina etmek, zina suçunu ona katlamak gibi. Allah muhafaza eylesin. Tabii bunlar artık günümüzde yani konuşulamaz hale geldi. Layık, demokratik, insan haklarına dayalı bir hukuk devletinde zina suç değil. Para karşılığında zina yaparsa bir kimse devlet neden benden vergi kaçırdın diye onun peşine düşüyor. Ama bir kadın, bir erkek istediği sayıda, istediği kadar zina edebilir.
Devlet olarak suç görmüyoruz. On yıl içerisinde zina devlete bakın devletin tespit ettiği Adalet Bakanlığı'nın tespit ettiği on yılda zina suçu yüzde yedi yüz otuz iki artmış. Bunu devletin resmi kanallarından alınan resmi açıklaması TÜİK açıklaması yüzde yedi yüz otuz iki bir de bunun devlete intikal etmeyenleri vardır.
Bundan fazladır ama bir bunun kadar koyun on yılda yüzde bin beş yüz artmıştır. Zina büyük hastalıktır. Adem'den beri Cenab-ı Hakk'ın bütün ümmetlere haram ettiği ve ümmetlere bundan korkuttuğu bir hastalıktır. Bir ülkede zina artarsa orada bereketsizlik artar. Orada yağmurlar dengesini karıştırır, toprak dengesini karıştırır, o insanların dengesi bozulur, toplumun dengesi bozulur, toplumun dengesi bozulur. Ama öyle bir hale geldi ki toplum artık fitursuz, arsız bir şekilde göz göre göre bu kadın evli midir, değil midir?
Bu kadın çoluğu çocuğu mu var, yok mudur? Böyle fitursuzca gidiliyor. Ve bu ne yazık ki, ne yazık ki önceden Müslüman görünümünde olan kimseler bunlara bulaşmazlardı. Şimdi artık görüntüsü Müslüman ama amelleri münafık olan kimselerde görünüyor artık bunlar. Bunu kendimden örnekliyorum ya, başka bir yere gitmeye gerek yok.
İstanbul'da böyle bir o şeyden gemilerin durduğu, yanaştığı yer neresi? Yenikapı'dan, oradan o köprü var. Şeye doğru, Aksaray'a doğru, köprünün altında kırmızı ışıklar vardı. Hala daha var orada. Gece, akşam böyle, yani dokuz buçuk, on sularında. Ben oradan yürüyorum. Bayanın birisi böyle camı kibar bir şekilde tık tıkladı. Ben açtım. Buyur bacı dedim ben. Böyle baktı. Bir isteğin var mı dedi. Estağfurullah dedim. Senin bir isteğin varsa söyle. Bacı dedim ben. Ne bacısı ya dedi. Öbür taraftaki kadınlara bağırıyor. Bu bildiğimiz sakallılardan değilmiş ya dedi.
Bir utandım kendi kendime, bir utandım. Hani ben de buyur bacı diyorum ki ona. Yani Allah, bendeki kafaya bak. Şeyde, sufiler de, yani normalde şey vardır, hani adamın karnı açtır, cebinde parası yoktur. karşındaki kimseye der ki seni yemeğe götüreyim. Karnın açsa. Bu şu demektir. Benim karnım aç. Bu sufi inceliğidir. Bakın sufi edebi, sufi inceliğidir. Karşındaki kimseye ya üşüyorsundur sana bir palto alayım. Kendisi gömlekle dolaşıyor. Sana palto alayım dediğinde o şunu diyor. Ben üşüyorum, benim palto'ya ihtiyacım var. Tabii biz bu incelikleri kaybettik, unuttuk. Benim kafam oraya gitmiş.
Aynı şeyi ben Suriye'de de yaşamıştım. Sonra toparladım. Han dedim Suriye'de de yaşadıydın. Yani düşünebiliyor musunuz? Diyor ki bu bildiğimiz hacılardan, sakallılardan değil. Demek ki bildiği sakallılar var. Ne bunlar? Bunlar fuhuşa giden insanlar. Fuhuşa gidiyor. İşin en acı tarafı bu. İnsanların Müslüman görünümünde fuhuş yapması. Müslüman görünümündeki erkeklerin evli kadınlara sarkıntılık yapıp onlarla fuhuş yapması. Müslüman görünümündeki makam mevki sahipleri kendilerine iş için gelen kadınların namuslarına tasallıt olması. Acı olan bu.
Acı olan bu. Aynı şeyi Suriye'de yaşamıştım. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleriyle beraber gittiğimizde oradan Ümre'ye gideceğiz. Öyle bir kendi kendimize düşündük. Buradan Ümre'ye gidelim. Tamam Ümre'ye gidelim. Orada da dediler ki biz şeylerinizi ne o? Vizelerinizi hallederiz. işte o zaman Allah rahmet eylesin. Suriye'nin Diyanet İşleri Başkanı konumundaki Ahmet Keftarı Allah rahmet eylesin. Nakşibendi kendisi. O böyle demiş ki ben işte bir hediye olarak onların vizelerini aldıttırayım. Ne lazım? Fotoğraf lazım. Kaçar tane? Geçmiş gün dörder tane mi? Altışar tane mi? Ne fotoğraf lazım? E bizde fotoğraf yok. Haydi gittik. Bir fotoğrafçıdan fotoğraf çekiliyoruz.
Hep beraber. Kadının birisi geldi. Böyle şive olarak hoş gelmişsen dedi. Hoş bulduk dedim ben. Türkçe söylüyor. Bir ihtiyacın var mı? Dedi. Estağfurullah bacı senin bir ihtiyacın varsa söyle sen nerelisin dedim ben. İşte şimdi kimse yanlış anlaşılmasın. Her yerli olabilir böyle bir kimse. Antepliyem dedi. Dedim varsa bir sıkıntı söyle. Hani ben de diyorum ki orada naçar kaldı. Böyle baktı. Ne sıkıntısı dedi. Sen gurbettesin. Sen bir şey lazımsa söyle deyince o zaman anladım ben. Bizim orada da bir tane Nuri diye bir kardeş var. Orada okuyor. Hacı abi sen gel bu tarafa dedi. Ulan Nuri kimden yanasın lan dedim ben Latife'den.
Benim dedim nasiplerimi mi kapatıyorsun sen dedim. Ya yapma Hacı abi ya filan dedi. Müslümanların böyle tanınmaları korkunç. sakallı bir sünnet sakallı bir Müslümanın böyle tanınması korkunç. Bir Müslümanın görüntüsü Müslüman olan bir kadının bir erkeğin böyle tanınması korkunç. Bu büyük bir handikap. Allah muhafaza eylesin. O yüzden de o Yusuf aleyhisselama Züleyha ona yalvarıyordu. Onunla beraber olmak istiyordu. Ama Züleyha o esnada evliydi. Evli bir kadınla cinsel ilişkiye girmek büyük haramlardan birisidir.
Muhammedi fıkıhta Muhammedi hukukta evli bir kadının veya evli bir adamın zina yapmasının cezası ölümdür. Musevilikte ölümdür. İsevilikte ölümdür. İbrahimilikte ölümdür. Hepsinin de cezası ölümdür. İşte Kur'an'da yok. Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri öyle iştahat etti. Rejmetti. Öldürdü. Neden? Evli bir kadının veya evli bir adamın zina etmesi büyük günah kebari. Yusuf aleyhisselam da diyor ki Kur'an-ı Kerim'de o benim nefsimden murad almak istedi.
Burada nefis ne manaya geldi? O kimsenin bedeni manasına geldi. Beden. Allah'ın aram kıldığı nefse cana haksız yere kıymayın. Hadid Sure 22 Burada da ne? Can hükmüne geldi. O kimsenin bedeni hükmüne geldi. Her nefis ölümü tadacaktır. Ankobut ayet 57 Bu da ne? O kimsenin bedeninin öleceğini. Beden olarak yok olacağını Allah muhafaza eylesin inşallah. Yine La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen Müslüman bir kişinin kanı şu üç şeyden biriyle helal olur. Nefse nefis nefse nefis yani bir kimse kalktı haksız yere bir kimseyi öldürdü.
Nefse nefis öldüren kimsenin kanı helal oldu. Bakın bu üç şeyin karşılığı ölümdür. Haksız yere bir kimseyi kalktın öldürdün. Nefse nefis. İkincisi evli olarak zina eden. Üçüncüsü cemaatten ayrılıp dinden çıkan. Bu üç kişi için ölüm haktır. Bir haksız yere birini öldürdüysen karşılığında kendi canınla ödersin. İki evliyken zina ettiysen karşılığında canınla ödersin.
Üç sen dinden dönersen İslam olduktan sonra dinden dönersen karşılığı nedir? Ölümdür. Burada da ne olmuş oldu? Nefis o bireyin kendisi yani vücudu olmuş oldu. Yine nefis putlar hakkında kullanılır. Hakkınızı helal edin. Bu nefsi biraz uzun tuttuk ama anlaşılsın istedim. Sıkılmıyorsunuz değil mi? İstiyorsanız sıkılıyoruz deyin. Ben askerde çavuştum. İstikamet heykel derim. Bir koşarsınız. Bir düdük yatarsınız. Bir düdük kalkarsınız. Tekrar istikamet Karabaşı Veli Tekkesi koşa koşa gelirsiniz. Canınızın sıkıntısı kalmaz. Nefsin putlar hakkında kullanımı.
Yani put. Yoksa onlar için kendilerini azabımızdan koruyacak ilahlar var. Onlar kendi nefislerine bile yardım edemeyecekleri gibi onlara tarafımızdan sahip de çıkılmaz. Enbiya ayet 43. Yani normalde o putlar var ya evet o putları da ne yapıyor? onlar diyor kendi nefislerini dahi kurtaramazlar. Bakın o putu da ne yaptı? Cenab-ı Hak bir nefis olarak gösterdi. Tanımladı. Bu ne? Bu ne? Laat Uzza Menat Kur'an'da bize isimleri zikredilen üç tane put. Laat Menat Uzza Uzza Bunları unutmayın. Bunlar bizim içimizde. Menat ne?
Para. Haram para. Haksız kazanç. Haksız para. Alevereli Dalevereli işler. Akçeli işler. Haram para. Bu Menat Laat ne? Makam Mevki Uzza Güç Bu üç şeyde neymiş? Putmuş. Bunlar müşrikler için müşrikler zamanında Araplarda bunlar böyle şey halindeydi. Ne o? Bildiğiniz insan figürü gibiydi. Allah muhafaza eylesin. Nefis cins tür anlamında kullanımı and olsun içinizden kendi nefsinizden size öyle bir peygamber geldi ki sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir.
Size düşkün müminlere şefkatli ve merhametlidir. Tevbe ayet 28 sizin kendi nefsinizden diyor burada. Kendi nefsinizden ne? O da sizin gibi insan. Burada tür manasında insan türünün içerisinden bir peygamber gönderildi. Tabi bu tövbe 28. ayeti bu 19. sapıklar var ya edip yükseller. Onlar bu ayeti inkar ederler. 28. ve 29. ayeti. Bunlar 19'un kat sayılarına uymuyor diye tövbe bu 2. ayeti tövbe suresinin 28. ve 29. ayetlerini inkar ederler. Bunlar Kur'an'a sonradan ilave edildi.
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem hazretler edemez onlar. Muhammed bunları kendisi uydurdu kendisine koydurdu der. Bu edip yüksel denilen kimse. Önceden bunların isimlerini zikretmezdim ama zikrediyorum artık. Zikretmemin sebebi insanlar neyin ne olduğunu iyice bilsinler tanısınlar. 2 tane süslü lafa kanmasın. 2 tane süslü lafın arkasındaki gerçeği görsün. bu edip yüksel ve avanesi 19. dur. 19. dur. Bunlar 19'un kat sayılarına göre Kur'an'ı kendilerince yorumlamaya kendilerince Kur'an'ı öyle oturtturmaya çalışırlar. Tövbe suresinin son iki ayetini de inkar ederler. Bunlar hadisi şerifleri de inkar ederler. Bunları bilin duyun anlayın.
Bunlar bu edip yüksel ve avanesi komple hadisleri inkar eder. Hadis inkarcısıdır Amerikan uşağıdır. Amerika'nın kucağında oturur. yerli işbirlikçileri var burada. Namazın ritüellerini kabul etmezler. Namazın normalde sünnetlerini kabul etmezler. Hatta birine dedim kalk iki rekat namaz kıl dedim. Sünnetler olmadan nasıl kılacaksın dedim. Baktı bana öyle. Böyle de cahiller. Allah muhafaza eylesin. İşte burada da Tövbe suresi ayet 28'de Cenab-ı Hak tür olarak cins olarak kullanılıyor. Yine Allah size sizin nefislerinizden eşler var etti.
Nahl suresi ayet 72 eşler insan eşleri birbirlerine aynı türden insan kadın da insan erkek de insan kadınları ve erkekleri Cenab-ı Hak eş yaptı. Kendi nefislerinden yani kendi türlerinden sen eşine ister kadın ister erkek bu domuz bu bu hayvan bu bu köpek bu yok bu at yok bu beygir yok bu inek onu hayvana benzetmek onu hayvana benzetmek şekil olarak haram Allah onu aseni takvim üzerine yaratmış onun üzerinde nefsine uyar da hayvani nefsine uyarsa sen yine diyemezsin sen eşeksin diye haram o insan ve insan
türü belli burada da Cenab-ı Hak ne yapıyor tür manasında kullanıyor evet nefsin insanın zatı anlamında kullanılması öyle bir günden sakınıp korkunuz ki o günde hiçbir nefis yani kimse karşılığı diğer bir nefse yani kimseye hiçbir fayda sağlayamaz bakar ayet 123 burada da nefis ne o kimsenin kendi zatı bireyin kendisi şahsın zatı manasındaki kullanımı yine ruh anlamında kullanılması nefsin ruh anlamında kullanılması Allah öleceklerin ölümleri anında ölmeyeceklerin de uykulları esnasında nefislerini
alır buradaki nefisin kullanım yerine ruh buradaki nefsin kullanım yerine ruh Allah muhafaza eylesin cümlemizi yine nefsini temizleyen kurtuluşa ermiştir onu kirletip örten ziyana uğramıştır Şem suresi ayet 9 ve 10 burada da ne manada yine de ruh manasında nefsin kalp veya eskilerinin sadır dediği veya gönül denilen buna benzer anlamlarda kullanılması Araf suresi ayet 205 Rabbini içinden Rabbini içinden nefislerinizde yalvararak ve ürpererek yüksek yüksek olmayan bir sesle sabah akşam
zikret gafillerden olma burada ne yaptı burada o kimseye dedi ki kalbinden gönlünden Allah'ı zikret iyi biliniz ki Allah içinizden yani nefsinizden geçenleri bilir iç manasında Bakara ayet 235 yine hadis-i şerif zenginlik nefis zenginliğidir yani gönül zenginliği burada ne gönül zenginliği zenginlik neymiş gönül zenginliği ama bu da kelime olarak ne olarak geçiyor nefis olarak geçiyor yine ehli tasavvufun kullandığı nefis vardır bu nedir bu da ehli tasavvuf nefsi genel olarak şu manada kullanır Hurkan ayet 43
nefsani arzularını kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü artık ona sen mi vekil olacaksın evet ehli tasavvuf nefsi genel olarak bu manada kullanır yani nefsani arzularını kendine ilah edinme bakın tekrar söylüyorum ayetle sabit nefsani arzularını kendisine ilah edinme işte hazreti mevlana celaletin rumi hazretlerinin sözün başında nefis demir ve taştan yapılan çakmaktır put kıvılcımdır dediği nefis budur ve o kıvılcım su ile söner yani nefsini heva ve hevesini ilah edindiyse bir kimse nefsinin heva ve heveslerini
ilah edindiyse bir kimse ne yaptı o nefsinden taş ve demir birbirine vurdu bir kıvılcım çıktı o kıvılcım ne olmuş oldu put olmuş oldu işte ayeti kerimede o nefsini nefsani arzularını kendisine ilah edinen yani nefsani arzularına uyan o nefsani arzularının peşinden giden Cenab-ı Hak'ın kitabını bırakıp Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini bırakıp kendi heva ve hevesini ilah edinen kendi nefsinin uyduruklarını ilah edinen bence böyle olmalı bence şöyle olmalı bence Allah budur
bence Muhammed Mustafa burada böyle demeliydi veyahut da burada haşa yanlış demiş eksik demiş demek o kimsenin kendi nefsinin nefsinden doğan dolmatik heva ve heveslerini ilah edinmesi bakın ilah edinmesi Hz. Pir bizi bununla alakalı uyarıyor diyor ki o kıvılcım yani senin heva ve hevesinden çıkan o putçuklar su ile söner bir şey olmaz ama taş ve demir su ile normalde söner mi?
hayır bu biz ölünceye kadar mücadelemiz devam edecek olan nefis Ademoğlunda bu ikisi oldukça ne vakit ve nasıl emin olur yani sende bu nefis olduğu müddetçe ve nefsinden sudur etmiş çıkmış putlar olduğu halde nasıl zaman rahat edersin? o yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri mübarek duasında dedi ki göz açıp kapatıncaya kadar beni nefsimin eline bırakma büyük cihattan küçük cihattan büyük cihata dönüyoruz ya resulallah kim var karşımızda düşman?
iki göğsümüzün boşluğunda bulunan nefis dedi o yüzden can bedenden çıkıncaya kadar nefisle mücadeleye devam hiçbir zaman nefisle olan mücadelede gözünü kırpmadan gözünü kırpmadan devam etmek var küçücük bir gaflet küçücük bir nefse uyma Allah muhafaza eylesin bizi yanlış yollara götürür Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i nefsin hile ve desteklerine karşı uyanık eylesin haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun el fatihama selamat el el рам lan yana da 승l kalın alt muhafaza
2 am son 2 kay ı soak
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.