Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 32:11
O bu nefis putunun cezasını vermeyince nefis putundan başka bir put doğdu. Bir kimse kendi içinden dese ki ben bir dua ettim böyle oldu, ben bir dua ettim şöyle oldu, ben böyle bir tersine yaptım böyle oldu, önünden yaptım böyle oldu, o nefistir. O kimse nefsine uyduğu müddetçe, habire daha ondan nefis çocukları çıkar. Bir sürü nefisçik olur. O kimse kendisi baba nefis olur, ana nefis olur, ondan habire nefis çıkar. Bütün her şeyin efsaniyeti bürür onun. Namazına nefsaniyet bürür, orucuna nefsaniyet bürür, zikrullahına nefsaniyet bürür, hareket ettiğine nefsaniyet bürür.
Yürürken nefis yürür onunla. Oysa tevazu olması, hiçlik olması, kendini Allah'ın önünde zavallı, hakir, aciz görmek, acziyet insanın nefis putunu kırar. Aciziyeti olmayanın müminliği olmaz. Aciziyeti olmayanın imanı kemale ermez. Hepiniz fakirsiniz, gani olan Allah'tır.
Sen Allah'ın önünde kendinde bir şey görüyorsan, insanların içinde kendinde bir şey görüyorsan, sen nefis putuna değil, nefis putu sana binmiş, dıgıdık dıgıdık götürüyor seni. İstediği zaman istediği yere götürüyor. Asla kendini öyle görme. Asla nefsini önde tutma. Asla kendini bir şey zannetme. Asla hayatın boyunca, ömrün boyunca kendini bir şey zannetme.
İki alem de gözünün önünde serilse, alemler perde perde, gözünün önüne serilse, sen asla kendini bir şey zannetme. Zaten senin gözünün önünde öyle bir şeyler serildikçe, senin acziyetini arttırması lazım. Senin mahviyetini arttırması lazım. Senin kulluğunu daha ince hale getirmesi lazım. Seni daha tevazulu, daha ince sık dokur, seni daha ince düşünür, ince ahlak haline getirmesi lazım. Ona hani bazen eski dervişlerde vardır ya böyle kaba saba konuşurlar, tepeden konuşurlar böyle. Onlar da o yıllar onun eskimiş ama onun nefsi kabarmış, putlaşmış. Söz dinlemezler, laf dinlemezler. Onlar çok biliyorlar. Otur dersen oturmaz, kalk dersen kalkmaz. Buradan yürü desen yürümez. O çok biliyor. O zakirine karşı gelir, çavuşuna karşı gelir, eski dervişlere karşı gelir. Ondan başka bilen yok.
Kadınlarda da vardır öyle. O çok seviyor. Erkeklerde de vardır. O çok seviyor ya. Zakir kimmiş, nakip kimmiş, nügabba kimmiş, eski ahabi kimmiş ya. O kadar çok seviyor ki. O sevgi akıyor onun her tarafından. O yüzden edep, adep, terbiye, saygı, nerede nasıl davranılması gerekiyor, nerede nasıl, neler yapılması gerekiyor. Onu bağlamıyor hiç. Sebep o eski derviş. Onu bağlamıyor. Neden? O üstadın yanında. Onu bağlamıyor. Neden? O çok seviyor, aşık o. Dokunma ona. He? O istediği gibi gelsin, istediği gibi gitsin. Salma deve. Azatlama eşek gibi o. Azatlama eşek nedir biliyor musunuz? Bir işe yaramayan eşeğin çilbirini çıkarırlar, bırakırlar meydana. Sahipsizdir o. Çilbirsiz.
Salma deve derler. Sahibi yok. Almışlar üzerinden çilbirini, hamudunu. Sahipsiz. Salmışlar. Ortalıkta dolaşıyor. Öyledir o. O nefis insanı o noktaya getirir. Nefis insanı öyle bir noktaya getirir ki bakar, ya bu ne konuşuyor ya? Bir de şeyh olacak ya. Bu ne konuşuyor ya? Bu da şeyh efendinin yanında yıllardır durmuş kendini bir şey zannediyor. Beğendirmez nefis insanı böyle etrafındaki kimseye. Eskilik, büyüklük, onu böyle nefis butunu, o büyüttük de büyütür. O bir duayla dağları yarar. Onun yanında dikkatli ol. Aman ha! Onun tersine duasını alma.
O dese ki ya Rabbi bunu helak et, Allah onun emrinde helak eder hemen. Hani var ya hadis-i şerifte Allah'ın öyle kulları vardır ki yağmur yağdır yağsın dese, yağmur yağar. O onlardan. Ama o yağmur yağsın diye uğraşmıyor. Ya bunu helak et diyor, helak oluyor. O ümmet-i Muhammed'e faydalı olacak bir dua bilmiyor. Ya Rabbi bunların hidayetlerini arttır demiyor. Helak et diyor, helak ediyor. Bunlar Allah'ım laneti, Allah'ım senin lanetin bunların üzerine olsun diyor, onların üzerine oluyor. Mümin mümine dua etmesi gerekirken, mümin mümine yardım etmesi gerekirken onlar öyle veliler, öyle dostlar, öyle insanlar ki müminlere lanet okuyunca Allah onlara lanet yağdırıyor.
Bu artık nefis putunun üstünde, ilahlığa doğru koşuyor. Biraz daha onu böyle hadi yavrum de, ona bir iki böyle okşa, o ilahlığını ilan etsin. Firavun, Allah muhafaza eylesin. Aciziyet, nefsi al aşağı eden acziyettir. Nefsi al aşağı eden kendisini saman, karşısındaki narpa görmektir. İnsanın nefsini al aşağı eden yanı başındaki kimseyi kendinden faziletli görmendir.
Yeni gelmiş daha, onu kendinden faziletli görürsün. Dersin ki bu tazecik daha, yeni geldi. Bu ne aşkla geldi, ne muhabbetle geldi. Şimdi benden iyi bu. Taze aşk. Ya biz bayatladık, biz bayatladık. Biz kendi kendimizi çökerttik. Kendi kendimize sermayeyi yok ettik. Harcadık. İnsan öyle görmedi. İşte Hazreti Mevlana diyor ki, bu nefis butunun cezasını vermeyince, insan kendi nefsini terbiye etmeyince, nefsini cezalandırmazsa, nefsini terbiye etmeyen, nefsini cezalandırmayan kimse, sonuçta o nefis onu helak eder. Nefsiyle mücadele etmeyen, nefsiyle boğuşmayan, nefsini terbiye etmek için her de uyanık olmayan kimse, sonuçta nefsi onu helak eder.
Onu götürür. Sufilik o yüzden nefisle mücadelenin üzerine kuruludur. Her daim nefisle mücadele üzerine kuruludur. Her daim, her nefes, nefisle mücadele üzerinde duracak sufi. Bunun en alt zeminini söylerim ya, haramlardan uzak durmak. Bunun en alt zemini haramlardan uzak durmaktır. Sufi, haramlardan uzak durduğu gibi, sufi, bir Müslüman, bir mümin, zaten haramlardan uzak durmakla mükellef. Ama sufi, bir çıt daha, o içinden gelen seslere, nefsinden gelen hevaya, nefsinden gelen hevese, şeytanın vesveselerine, her daim ses çekecek o. Dikkatli olacak.
Dilinden çıkana dikkatli olacak. Gözünden çıkana dikkatli olacak. Kulağından çıkana dikkatli olacak. Elinden ayağından çıkana dikkatli olacak. O her daim gönlünde Allah sevgisi, her daim gönlünde zikrullah olacak. Dilinde heva heves olmayacak, boş konuşmayacak. Zikirle, muhabbetle, bununla iştigal edecek. O nefisle mücadelede diyecek ki, aman sen az konuş, aman her şeye dilini uzatma, bilir bilmez, dikkat et.
Gözünle bir şey görsen dahi yanılabilirsin, dikkat et. Aman kulağınla bir şey duysan dahi yanılabilirsin, dikkatli ol. Yol kaygan zemindir, yol inişli çıkışlıdır. Nefisle mücadele, öyle kendine güvene bakmaz. Nefisle mücadele, öyle kendini böyle yükseklerde görmekle olmaz. Aman sen diyeceksin bir saman çöpüsün, dikkat et. Bir saman çöpü dağı kaldırabilir mi demiş Hazreti Pir. Kendine dikkat et diyeceksin, aman ha. Kendini saman çöpü görmekten uzak tutma. De ki her daim, ben bir saman çöpüyüm. Dağı kaldırabilir miyim? Hayır. Gözünü zakirliğe, çavuşluğe, nakipliğe dikme. Gözünü şehliğe dikme. Ben zakir olsam şöyle yapardım, ben nakipli olsam böyle yapardım, dikme gözünü.
Eline üç kişi verirler, üç kişiyi de dağıtırsın. Bilemezsin. Bilemezsin. Ben de şunun gibi olacağım, ben de bunun gibi olacağım. Nefsine dikkat et. Eşine karşı olan davranışlarında dikkat et. Biz dervişiz, hata yapsak rüyamızda görürüz. Dikkat et sen. Kabarma. Etrafına kabarma. Hindileşme. Çok kabaran hindinin kafasını kopar verirler. Bu pişmeye hazır olmuş derler. Cız buz olduğunu görürsün bir yerde. Kendi kendini bir şey zannetme. Sen tevazu sahip ol. Sen hizmet etmeye bak. Etrafına faydalı olmaya bak. Allah'ı, Resulullah'ı, üstadı, dervişleri sevmeye bak sen.
Allah'ı seviyorsan onu zikreder, emirlerini yerine getirirsin. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini seviyorsan onun sünneti, Resulullah'ın sünnetini yerine getirirsin. Üstadını seviyorsan onun nasihatlerini yerine getirirsin. Derviş kardeşlerini seviyorsan, derviş kardeşlerin elinden, dilinden emin olurlar senin. Sen onlara hizmet edersin. Kendine hizmet ettirmezsin. Hadi abicim çayımı kap gel bakayım. Hadi ablacığım bakayım ya bir çayımı al gel benim. Hadi yavrucum bakayım yemeğimizi hazırla sen. Bu dervişlik değildir. Tevazu ile hizmet etmektir derviş. Kendine hizmet ettirmek değildir. Ha zakirsin hadi gelin bakalım alın beni buradan.
Bu zakirlik değil. Bu akşam filanca yerde sohbet var. Hanginiz götürecek bakalım bizi? Bu zakirlik değil, bu çavuşluk değil. Bu hizmet etmek değil. Ya sen ne güzel işte mübarek ya. Senin hanımın ne güzel börek yapıyor öyle. Börekleri yaptır bakalım. Bu dervişlik değil. Bunlar benim sufi hayatımda edinmiş olduğum tecrübelerim. Sohbete gittiğin yerde çay içmeye dahi inticap edeceksin. Sohbete gittiğin yerde bir bardak su içmeye dahi inticap edeceksin. Sohbete gittiğin zikrullaha gittiğin yerde yemek yemeye dahi inticap edeceksin. Mümkünse kırılmayacaksa, gücenmeyeceklerse yemeyeceksin.
Yersen ücretini vermeye gayret edeceksin. Yersen ücretini vereceksin. Bu zamanda 18. yüzyılın, 17. yüzyılın, 15. yüzyılın, hatta 3. yüzyılın, 4. yüzyılın dervişliğini yaşayacaksın. Ekmeğini yanında götür çok karnın acıkıyorsa, suyunu yanında götür çok susuyorsan, yatağının yanında götür çok uykun geliyorsa, yatağının yanında götür.
Dervişlik o. Yatağının yanında götür. Biz kardeşleri ziyaret etmeye gidiyoruz filanca yere. İhtiyacı mı var sana? Şeyh misin sen? Şeyh mi oldun? Davet ettiler de, şeyh misin sen seni davet ettiler? Şeyhsen davet etsinler seni.
Tecrübe bunu daha öncesinden. Davet ettiler. Kim davet etti seni dedim ben? Filanca, git yat onda dedi. Onun misafirisin sen o zaman. Böyle bak düşündü bana. Git yat kardeşim orada. Seni ağırlasın. Ne yapıyorsan yap. Bana ne? Ben mi davet ettim seni? Hayır. Kim davet etti? X kimse. Git. Ben sana hizmet etmekle mükellef değilim. Ben şeyhime hizmet ederim.
Sana neden hizmet edeyim? Sen kimsin? Benim şeyhim misin sen? Siz dedim dört kişi şeyh mi oldunuz? Dördünüz bir şeyh mi oldunuz? Yoksa dördünüz ayrı ayrı şeyh mi? Ya Mustafa kardeş ne diyorsun? Evet ben böyle diyorum dedim ya. Kimsiniz siz? Bursa'nın ders günü, Perşembe günü. Ne diye milleti toplayacakmışsınız siz? Siz mi toplayacağınız milleti? Şeyh Efendi'nin emrine mi geldiniz? Ses yok. Şimdi arayacağım, söyleyeceğim. Arama. Neden? Sen dergah için geldiysen arayacağım şimdi. Dergah için gelmediysen bu hava civan esende? Yürü git dedim şuradan. Çık dışarı. Ses yok. Bu dergahta dedim. Ben bir tek şeyhimi tanırım. Başka kimseyi tanımam. Bu kadar dedim. Gidin istediğiniz yere şikayet edin dedim edecekseniz. Tecrübe bunlar. Sen şeyh misin kardeşim?
Ben şeyhime hizmet ederim. Başka kimseyi etmem. Başka kimseyi etmem. Severim ben o kimseyi. Canım başım gözünü etse. O ayrı mesele. Arkadaşımdır. Dostumdur. Can ciğer kuzu sarmamdır. Hizmet ederim. Misafir de ederim. Uçururum da. Kime ne? Ama bu dergahla alakalı değil. O yüzden nefse paye vermek. Bir başkasının da nefsine paye vermek.
Bir başkasının karşımızdaki kimsenin de nefsini yüceltmek. Baş edemezsin. Baş edemezsin sonra. O kimsenin nefsiyle de baş edemezsin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden nefisle mücadele, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o yüzden cihadı ekber demiş. Demiş küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz. Ya Resulallah kim var karşımızda?
Demiş ki iki göğüs kemiğimizin arasındaki nefsimiz var. Bu en büyük cihattır. Bu en büyük cihattır. Eğer o nefisle olan cihadı bir kimse halledemezse, savaş yerinde can verse şehit olmaz. Birisi savaşlıyorsun böyle can hıraş. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sordu felanca dedi.
Şehit oldu ya Resulallah dedi. Olmadı dedi olmadı. Buldular onu savaş meydanında. Kafasını kaldırdılar. Dediler ki ne için savaştın? Bunlar gelir bizim hurma bahçelerimizi, hurmalıklarımızı perişan ederler diye savaştın dedi öldü. Dediler ki saddak ya Resulallah. Allah'ın Resulü doğru söyledi. Niçin savaşmış o kimse? Hurma bahçelikler için savaşmış. Müşrikler gelir hurma bahçelerimizi bozar diye savaşmış. Şehit olmadı dedi. Birisi ne için savaşmıştı? Kahramanlık için. Ne yaptı o son nefeste? Ben böyle ölecek insan mıyım dedi. Kılıcı dikti kendine doğru, kılıcının üzerine yüklendi. Şehit olmadı. Neden? Nefislerini terbiye etmedikleri için. Bir kimse nefsini terbiye etmezse savaş meydanındadır görürsünüz ölür şehit olmaz o.
Nefis terbiyesi terbiyenin en yükseğidir. O yüzden dergahlar, tekkeler nefis terbiye eğitimi verir. Dergahlar para toplama yeri değildir. Dergahlar makam mevki dağıtma yeri değildir. Dergahlar, tekkeler iş ve işçi bulma kurumu değildir. Dergahlar, tekkeler insanların nefislerini daha da putlaştıracağı, daha da yükselteceği yerler değildir.
Dergahlar geliver hayvazım, gidiver tingozum yeri değildir. Dergahlar insanların gösteriş yapacağı, şatahat yapacağı, şatafat yapacağı yer değildir. Dergahlar zekat toplama, fitre toplama, kurban toplama, et toplama, ot toplama yeri değil. Dergahlar onun bunun yalakası olma, onun bunun peşine düşme yeri değildir. Dergahlar fi sebilillah. Allah sevgisi, Resulullah sevgisi, veli, dost sevgisi, mümin sevgisinin üzerine kurulur.
Dergah başka bir şeyin üzerine kurulu değildir. Sufi topluluklar, herhangi bir siyasi partinin, siyasi oluşumun, herhangi bir ticari oluşumunun, herhangi bir x bir oluşumun, yan kuruluşları, alt kuruluşları değildir. Sufi topluluk, sırf nefsini tezki etme, terbiye etme, Allah'ı sevme, Resul'unu sevme, o veli, dostu sevme, müminleri sevme, bunun üzerine kuruludur.
Bakın bunun üzerine kuruludur. Allah için sevmenin, Allah için mücadele etmenin, Allah için yaşamanın yeridir sufilik. Onun içinde başka bir şey var ise, onun içinde başka bir şey var ise, onun içinde başka şeyler var ise, orası tam anlamıyla Muhammedi bir sufilik değildir. Muhammedi bir sufilikte, Kur'an ve sünnetin dışında bir şey yoktur.
Muhammedi bir sufilikte, Allah sevgisi, Resulullah sevgisi, üstad sevgisi, mümin sevgisi vardır. Gaydırı kupak işlerle işi yoktur oranın. Vay efendim işte bir kadını sevsek oradan Allah sevgisine ulaşılır mı? Sen mezun musun? Gel katunu seviyorsan bana söyle, içtiğin çayda göreceksin, içtiğin suda göreceksin, baktığın perdede göreceksin, dağın başında göreceksin, ovada göreceksin, gözünü yumacaksın, baksan göreceksin.
Neyi seviyorsan aynada onu göreceksin, yemeği yiyemeyeceksin, suyu içemeyeceksin, gömleğini giyemeyeceksin, sevdiğini göreceksin gömleğinde. Yolda yürürken hem valla, hem billa, hem tilla bir adım önünde sevdiğini görmüyorsan seviyorum deme, deme. De ki muhabbet ediyorum, kirletme, bayığlaştırma.
De ki, sevemedim hakkınca de. Şeyh efendi nerede? Ne oldu? He işte bakacaktım da. Hani çok seviyordun, aşıktın ya. Nerede oldun, neden bilmiyorsun? Deme. Kadını sevecek de oradan ilahi aşka geçecek. Allah Allah. Mecnun geçmiş ya. Bir adamı sevecek de oradan ilahi aşka geçecek. Allah Allah. Kimin seviyon? Filancayı nerede yaşıyon? Yaşadığın şehri söyle bana. Gece yattığın yatağa söyle bana. Sufilik Allah için sevmektir.
Allah için sevmek. Allah için yürümektir. Nefsini Allah için terbiye etmektir. Allah için. Otur kardeşim oturduğun yere. Dosdoru sufilik yaşa. Dersini dosdoru çek. Virdini dosdoru çek. Haramlardan uzak dur. Sana fazla ibadet önermiyoruz. Diyoruz ki Allah için sev. Allah için haramlardan uzak dur. Kendini disiplin et. Dilini tut. Gözünü tut. Elini ayağını tut. Dilinden emin olsun insanlar. Gözünden emin olsun insanlar. Baykuş gözü gibi gözün olmasın. Kadına kıza, adama gence baykuş gözü gibi gözün olmasın.
Baykuş gözü. Üç yüz altmış derece baksan ne uğraşıyor. Baykuş gözü gibi gözün olmasın. Terbiye et. Her merhaba diyene merhaba mı diyeceksin? Terbiye et. Yok ben her konuştuğumda şeyhimi gördüm de aldandım. Kaçıncı adam? Aldatma kendini. Ben onda şeyhimi gördüm. Kaçıncı kız ya? Kaçıncı kadın? Aldatma. Dosdoru yolu. Ahlaksızlığın adı ne zamandan beri sufilik olmuş? Ahlaksızlık yok. Ahlaksızlığın adı sufilik değildir. Kimden öğrendin o ahlaksızlığı? Kimden öğrendin terbiyesizliği?
Kimden öğrendin bu dili bozukluğu? Kimden öğrendin gözü bozukluğu? Kimden öğrendin kalp bozukluğunu? Yapma. Kirletme. Kendini kirletme. Yolunu kirletme. Şeyhini kirletme. Birini kirletme. Yapma. Öyle bir sufilik yaşa ki dillere destan olsun. Öyle bir sufilik yaşa ki sufi görsün insanların gözü.
Yapma. O yüzden sufilik nefis terbiyesinin üzerine kuruludur. Sufilik Allah sevgisinin üzerine kuruludur. Sufilik Resulullah sevgisinin üzerine kuruludur. Sufilik üstad sevgisinin üzerine kuruludur. Sufilik derviş kardeşliğin sevgisinin üzerine kuruludur. Sufilik heva hevesinin üzerine kurulu değildir. Sufilik şeytaniyetin üzerine kurulu değildir. Sufilik nefsaniyetin üzerine kurulu değildir. İsterse bu toplulukta bir kişi daha kalmasın. Söyleyeceğim sözden geri durmam. Sufilik bu. Benim bildiğim sufilik bu. Bu sufilik çizgisinde duranlara başımız, gözümüz, kalbimiz, her şeyimiz açık. Geri kalana değil. Geri kalana değil.
Allah yolunu açık etsin herkesin. Bu şartlar içerisindedir dervişlik ve sufilik. Allah bizi bunu yaşayanlardan eylesin. Bu nefis butuna ceza vermezse bir kimse, onu eğitmezse, ona çeki düzen vermezse, ondan daha bir sürü nefis butları çıkar. Yani siz bir sefer gözünüzle bakarsınız, ondan bir nefis butu daha çıkar. Sen o göze öyle bir terbiye ver ki bir daha harama bakmaya yeltenmesin. Sen o dilinden bir nefis butu çıkar. Sen dilinden bir şey çıktığında onu öyle terbiye et ki o dilinden başka bir daha bir şey çıkmasın. Onu öyle terbiye et. Onu öyle terbiye etmezsen, yok, yolun yolu değil. Böyle bazen, kendi kendine, bazen söylerim ya, dervişlik o zamanmış.
Ben şimdi dervişlik yaptığımı iddia etmiyorum. Bir kadına baktığımda ben, neden baktım diyor, üç gün katıksız oruç tutardım. Ben derviş olduğumda altmış kiloya düşmüştüm. Yetmiş kiloyla derviş oldum, altmış kiloya düştüm. Beş ay sonra, altı ay sonra bizim kardeşler semiriyorlar, semiriyorlar.
Kendilerine ceza vermiyorlar. Ben bunu yaptım. İki gün oruç tutacağım Allah için. Ben bunu yaptım. Üç gün oruç tutacağım Allah için. Ben bunu yaptım. Kendime üç saat uyku koydum. Geri kalana uyumayacağım. Tevhid çekeceğim Allah için. Böyle bir terbiye sistemi yok kardeşlerde. Böyle bir dervişlik yok. Allah bizi affetsin. Putların anası, nefsinizin putudur. Buradan devam edeceğiz inşallah. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun inşallah. Selamun Aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.