mustafaozbag.org

120. Mesnevi Şerhi (766-768 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Ocak 2021 · 30:32

O latif rengin adı, Sibgatullah, Allah'ın boyası. Yani, iyi rengin boyası, Sibgatullah, Allah'ın boyası. Hani, ayet-i kerimede de siz Allah'ın boyasıyla boyanınız der ya, Makara 138, Allah'ın boyasıyla boyandık. Allah'ın boyasından daha güzel boyası olan kimdir? Biz ancak sana kulluk ederiz deyin. Allah'ın boyasıyla boyanmak, Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmak.
Sibgatullah, Allah'ın boyası. Bu Allah'ın boyası, Cenab-ı Hakk'ın direkt ahlakıyla alakalı. Direkt O'nun sünnetullahına tabi olmakla alakalı. O yüzden, bu normal ahlakın üstünde bir ahlak. Biz buna ince ahlak diyebiliriz. Mesela, bir kimse zekatını verirse, ona sadaka vermek için zorlayamazsınız. Zekatın üzerine sadaka vermek, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünnetidir.
İnsanlara tavsiye ettiği. Ama Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Allah'ın boyasıyla boyanmıştır. Öyle olunca, Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin evinde veya elinde, ertesi güne hiçbir şey kalmaz. Bundan Müslümanlar, bundan zorunlu değillerdir. Siz bir Müslümanı din olarak bunu anlatamazsınız. Bu Allah'ın boyasıyla boyanmaktır. Bu Allah'ın boyasıyla boyanmanın da tabi bir ilmel yakin noktası var, bir aynel yakin noktası var, bir de hakkel yakin noktası var. Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin kendi nefsinin üzerinde uyguladığı şey hakkel yakin noktası. Ertesi güne hiçbir şey bırakmamak.
İlmel yakin noktası ne? Bu da normalde o kimsenin sadaka vermesi. Hani sahabeden bir kimse ölümüne yakın dedi ki, Ya Resulallah ben malımın tamamını tasadduk etmek istiyorum. Ölümüne yakın. Ona dedi ki, sen eşin, çoluğunun, çocuğunun arkandan dua etmesini istemez misin? İsterim Ya Resulallah. O zaman onlara bir şey bırak dedi. O sahabe dedi ki, o zaman ben malımın yarısını tasadduk edeyim. Yine ona dedi ki, sen eşinin ve çocuklarının senin arkandan dua etmesini istemez misin? İsterim Ya Resulallah dedi. En sonunda malının dörtte birini. Bazı rivayetlerde üçte bir deniliyor. Üçte bir diyelim. Üçte birini bıraktı. Üçte ikisini ne yaptı? Üçte birini tasadduk etti.
Üçte ikisini bıraktı. Bu da ne? Bu da sünnetullah. Hazreti Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin sünneti. Bu ne? Bu aynel yakin. İlmel yakin ne? Bir kimse farz olan zekatını verdi. Vazifesini yerine getirdi. Bu da ne? Bu da ilmel yakin. Ama o kimse Allah'ın boyası ile boyanacaksa o zaman o iyilikte önde koşacak. İyilikte önde koşmak, tasadduk etmek, yardım etmek sadece o değil. Allah yolunda koşmak, iyiliği icra etmek, yerine getirmek en önemlisi Cenab-ı Hakk'ın ahlakı ile ahlaklanmak. Mesela bize birisi kötü davranırsa biz ona iyilik yapmayız. Oysa Cenab-ı Hakk kendisine küfredeni de rızıklandırır. Kendisine isyan edeni de rızıklandırır.
Kendisine her an nemrutluk yapanı da rızıklandırır. Kendisine firavunluk yapanı da rızıklandırır. Hani Musa aleyhisselam diyor ya o kendisiyle alay eden şaklabanlara diyor ki bunları cezalandırsan. O da diyor ya Musa onlar benim sevdiğim seni taklit ediyorlardı. Onları rızıklandırıyor. Hani bir peygamber yine bunların rızıklarını kes deyince. İyi ki diyor sen Allah olmamışsın ona. O diyor bilmem kaç yıldan beri bana isyan ediyor. Hadisi kutsi ben onu rızıklandırıyorum. Allah'ın boyasıyla boyanmak mevcut ahlakın üstünde bir ahlaktır. Mevcut iyiliklerin üstünde bir iyiliktir. Hayatı en ince dairede yaşamaktır.
Dini en ince dairede yaşamaktır. Kılı kırk yarmaktır tabiri caizse. Zaten böyle kimseler çok azdır. Allah'ın boyasıyla boyananlar çok azdır. Onlar imanın en kemal noktasıdır. İşte hadis-i şerife göre onlar kırk tanedir. Diğerleri de evet onlar da tam onlar. Bütün müminler Allah'ın boyasıyla boyanmaya çalışırlar. Ama aynı renklilikte aynı parlaklıkta değildir. O hadis-i şerifte beyan edilen üçler, beşler, yediler, kırklar bunlar Allah'ın boyasıyla boyanmakta zirve yapmış kimselerdir. Sibgatullah, Allah'ın boyasıyla boyanmakta zirve yapmış kimselerdir. Allah'ın boyasıyla boyanmakta zirve yapmış kimselerdir.
Allah'ın boyasıyla boyanmış bir kimseyi gördüğünüzde mümin iseniz Allah'ın boyasıyla boyanmış bir mümini gördüğünüzde ondan nefret ediyorsanız ya münafıksınız ya gavursunuz. İkisinden biri. Mümini ancak mümin olanlar sever. Bakın mümini ancak mümin olanlar sever. Bir mümini gavur sevmez. Bir mümini münafık sevmez. Bir mümini münafık sevmez. Bir mümini fasık kimseler sevmez. Bizde böyle bir algı var. Yani mümin kimse ya herkes onu sevecek değil. Herkes onu seviyorsa o Allah muhafaza eylesin münafık bir kimsedir. Çünkü mümin Kur'an ve sünnete iman edip Kur'an ve sünneti yaşayan bir kimsedir.
O Kur'an ve sünneti söylerse Kur'an ve sünneti kabul etmeyenler ondan nefret ederler. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden utube memnun muydu? Şeybe memnun muydu? Onlar seviyorlar mıydı onu? Müşrikler Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini çok mu seviyorlardı? Ama Mekkeli müşrikler ama Mekke'nin dışındaki müşrikler. Onları çok mu seviyordu? Münafıklar çok mu seviyorlardı? Kendi kendilerine toplanıyorlardı farklı yerlerde. Ne yapacaklarını düşünüyorlardı. Komplo düzenlemeye çalışıyorlardı. Kim münafık bunlar? Bunlar namazda beraber duruyorlardı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin arkasında. Bunlar sahabelerin içerisinde dolaşıyorlardı.
Sahabelerin içerisinde dolaşıyorlardı. Sahabelerle beraber namaz kılıyorlar. Sahabelerle beraber oruç tutuyorlardı. Sahabelerle beraber hareket ediyorlardı. Ama münafıktı. Fırsatını bulduklarında boşluğunu bulduklarında toplanıyorlardı gizli yerlerde. Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin aleyhine konuşuyorlardı. O yüzden bir münafık, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmış olan, Allah'ın boyasıyla boyanmış olan inanmış erkek veya inanmış kadınları sevmez. İnanmış kadın her şeyiyle Kur'an ve sünneti üzerinde taşıyor. Her şeyiyle.
Onu diğer insanlar ona baktıklarında Allah'ı hatırlıyorlar ya, Allah'ı hatırlamak istemeyen münafıklar, Allah'ı hatırlamak istemeyen gavur gönüllüler onu gördüklerinde rahatsız olurlar. Yani bir sakallı Müslümanı görünce rahatsız oluyor ya, kes o sakalları ya. Neden? Rahatsız olduğu sebep münafık çünkü.
Eğer tam iman etmiş olsa, diyecek ki Adem'den Hz. Muhammed'i Mustafa'ya kadar bütün peygamberler sakallı, sünnet olan bu, rahatsız olmayacak. Veyahut da işte bir kimse dininin gereği gibi kıyafet seçimi yapıyor. Dininin gereği gibi kıyafet seçimi yapmayanlar ondan rahatsız oluyor. Ondan rahatsız oluyor. Sebep münafık gönüllü çünkü. Sebep kafir gönüllü. Dışı Müslüman içi kafir. Çok olur demiş ya Yunus. Dışı Müslüman içi kafir. Sıbkatullah. Allah'ın boyasıyla boyanmış bir kimseyi ancak müminler sever. Ancak müminler.
Allah'ın boyasıyla boyanmak. Haramlardan komple uzak olmak. Allah'ın boyasıyla boyanmak. Allah'ın farz kıldığı bütün her şeyi yerine getirmeye çalışmak. Allah'ın boyasıyla boyanmak. Farzların üzerine nafilelerle Allah'a yaklaşmak. Allah'ın boyasıyla boyanmak. Nafilelerin üzerine Allah'ı sevmek. Ve gözünün gördüğü ve gözünün görmediği. Aklının tespit ettiği, bildiği ve bilmediği. Gönlünün tespit ettiği ve tespit etmediği. Her şeyden fazla Allah sevgisiyle haşır neşir olmak. Allah'ı sevmek. Sivgatullah'a ulaşacaksa bir kimse Allah'ı sevecek. Allah'ı severken kendisini o sevgiye götürecek sevgilerle tanıştıracak.
Davut'un ve dolayısıyla Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellemin Davut'un dilinden bize aktardığı o dua yolundan gidecek. Allah'ım senin sevgini, seni sevenin sevgisini, seni sevdirecek olanın sevgisini çölde susuz kalmış kimseye soğuk şerbeti nasıl mübarek kılıyorsan bana da öyle mübarek kıl. Amin.
Demek ki bize bu üç sevgi lazım. Sivgatullah'a ulaşabilmemiz için. Bir, Allah'ı sevdirecek olanın sevgisi. İki, Allah'ı sevenin sevgisi. Üç, Allah sevgisi. İlmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin derecesi. İlmel yakin derecesi. Bu ne? Allah'ı sevdirecek olanı sevmek. Yani Sivgatullah. Allah'ın boyası ile boyanmış bir mürşidi, bir veliyi, bir mümini sevmek. Allah için sevmek. İkincisi, Allah'ı seveni sevmek.
İnsanların içerisinde gözünüzün gördüğü, görmediği, bildiği, bilmediği, Allah'a en yakın, Allah'ı en yüksek derecede seven Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. O yüzden Allah'ı seveni sevmek dediğimizde birinci derecede Hz. Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gelecek. Bakın bu bizim ikinci delilimiz. Birinci delilimiz ne? Allah'ın boyası ile boyanmış, sevgatullah noktasındaki bir kimseyi sevmek.
Eğer Allah'ın boyası ile boyanmış bir kimseyi seversek, Allah'ı sevme yolumuz açılacak. İkinci adım, ey Habibim de ki eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun. İkinci o kimsenin durağı Hz. Muhammed-i Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmek. Hadis-i şerifte diyor ki, annenizden, babanızdan, eşinizden, çocuklarınızdan, mallarınızdan ve canlarınızdan beni daha fazla sevmedikçe imanınız kemale ermez.
Daha fazla Hz. Muhammed-i Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmedikçe imanımız kemale ermez. Üçüncü adım, Allah'ın sevgisi. Ben Allah'ı seviyorum. Harika. Muhammed-i Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine uyma mecburiyetindesin. Ayet-i kerime ile sabit. Kim Allah'ı sevme iddiasında bulunuyorsa, ölçüsü, delili, tabanı, tavanı, Hz. Muhammed-i Mustafa'da sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine.
Öyle haramı işleyerek, haramın göbeğinde, sünnet-i Resulullah'tan uzak, Kur'an'dan uzak, Allah sevgisi yok. Kimse kendi kendini kandırmasın. Kimse Müslümanları aldatmasın. Kimse Müslümanların önünde yol kesici olmasın. Kimse. Büyük bir iddia çünkü. Harika. Ama herkes Allah'ı seviyordur. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Ama Hz. Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine uyduğu kadardır Allah sevgisi. Uyduğu kadar. Ne kadar uydu, o kadar seviyor. Ne kadar uydu, o kadar seviyor. Çünkü Allah'ı seviyorum demek soyut.
Hz. Muhammed-i Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini seviyorum demek soyut. Bir üstadı, bir mürşidi seviyorum demek soyut. Bir erkeği seviyorum demek soyut. Bir kadını seviyorum demek soyut. Bir çocuğu seviyorum demek soyut. Bir arkadaşı seviyorum demek soyut. Bunun somuta tecelliyatı olması gerekir. Arkadaş sevgisinin somutsal tecelliyatı olması lazım o kimsede. Onun somutsal tecelliyatı yok ise, o kimse kendi kendisini aldatıyor. Arkadaşını seviyor, harika. E o aç yattı, sen tok yattın.
O taşın üstünde yattı, sen yumuşak yatakta yattın. E senin akşam evinde tenceren kaynadı, onunki kaynamadı. Arkadaşını çok seviyorsun. Eee, nasıl sevmek bu? Birisi et yedi, birisi ot yedi. Biri dağda mangal yaptı, yelledi pazar günü. Öbürkü de evde garibin bulgur pilavına talim etti evde. Ha, çok seviyor birbirini. Olmadı, olmadı. Somutsal tecelliyatı yok. Çok seviyor birbirini. Neden beraber değilsiniz? Camiye giderken beraber, tekkeye giderken beraber gidin. Neden?
Yanınızda değil. Çocuğunu çok seviyor, harika. Çocuk Kur'an sünnette değil, ciğerin yanmıyor senin. Çocuğunu çok seviyor, cehenneme koşuyor çocuk. Eşini çok seviyor, harika. Kadın veya erkek, cehenneme koşarken sen neredesin? Eşini çok seviyor. Bu kalkan yumruk niye? Kocasını çok seviyor. Arkasından neden dedikod ettin, gittin annene söyledin. Vay anne, adam bana şunu yaptı da bunu yaptı da dedin. Nerede? Adamı çok seviyor. Harika. Arkasından mutfakta tabak kırıyor. Sebep? Yenisini alsın. Hiç mi vicdanın titremedi?
Adam karısını çok seviyor. Akşam işten çıkarken yedi kebapları, kadın evde duruyor. O ne yiyecek evde? Boğazına dizilmedi mi kebaplar? Hiç aklına gelmedi mi kebabı götürürken? Hiç düşünmedin mi evde beni bekleyen bir karım var diye? O olmadan nasıl yedin sen? E bizim işimizin gereği, iyi o da işinin gereği, gitsin yesin o zaman sen evdeyken. Eşi sevmenin somutsal tecelliyatı lazım. Kuru kuruya ben seviyorum demek yok. Eee bir üstada bağlandı.
Harika. Onu seviyorsan somutsal tecelliyatı olacak. E söylediklerini yerine getir. E yerine getirme yok. Nasihatlerini yerine getir. Yerine getirme yok. Ama çok seviyor. Ölüyor. Ama nasihatlerini yerine getirmiyor. Somutsal tecelliyatı lazım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem maddette ne? Bir seviyor, bir seviyor. Harika. E çok güzel. E sünnetini işlesene. Şu sünnetini işlemek yok. Onun izinden, yolundan, peşinden gitmek yok. E nasıl seviyor? Yok olmadı. Sibgatullah. Allah'ın boyasıyla boyanacak olan kimsenin yürüyeceği yol var.
Bu ne? Bu Kur'an ve sünnete sımsık yapışmak. Bu Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmanın yolunu yürümek. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmak. Hani Hazreti Ayşe annemize sordu ya sahabeler. Ya Ayşe, Hazreti Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ahlakı nasıldı? Onlara verdiği cevap müthiş. Siz Kur'an okumuyor musunuz? Evet, biz okumuyoruz şu anda. Sahabelere sordu, siz Kur'an okumuyor musunuz? Okuyoruz ya Ayşe. İşte onun ahlakı, Kur'an ahlakıydı. Sibgatullah, dilini haramdan koru, gözünü haramdan koru, kulağını haramdan koru, elini haramdan koru, ayağını haramdan koru, uzuvlarını haramdan koru, kalbini haramdan koru, kalbini iyiliklerle donat.
Kalbini zikrullah ile süsle. Bu kirli rengin kokusu ise Allah lanetidir. Bir iyi renk vardı. Neydi? Sibgatullah, Allah'ın boyası. Bir de ne vardı? Kötü renk var. Kötülük var. Kötü renklerin kokusu var. Bu ne? Allah'ın laneti. İbrahim Suresi, ayet 26. Çirkin söz ise topraktan sökülüp atılmış kararsız kötü bir ağaca benzer. İyi söz neye benziyordu? Meyvesi ahirete, ötelere meyve veren iyi bir ağaç. İyilik bu Sibgatullah.
Kötülük ise ne? Çirkin söz, kötü söz. Dikkat edin çirkin söz. Kötü söz, kötülük. Kökü olmayan, sökülüp atılmış bir ağaca benziyor. Meyvesiz, kökü yok. Yeşermez, kuru bir ağaç. Zakkum. Kötülük düşünmek. Kötülük yapmak. Kötü söz söylemek. Çirkin sözler atfetmek. Karşındaki kimseyi rencide cidi, karşındaki kimseyi kırıcı, karşındaki kimseyi üzücü sözler söylemek. Karşındaki kimseyi hakaret etmek. Müslümanların aleyhinde konuşmak. Müminlerin aleyhinde konuşmak.
Müminlerin aleyhine çalışmak. Müslüman odur ki, elinden ve dilinden diğer Müslümanlar emindir. Mümin odur ki, insanlar canlarından emindir ondan. Müslümanların dilinden Müslümanlar emin olmalı. Müslümanın dilinden diğer Müslümanlar emin değiller ise, o kimse imanını sorgulamalı.
Müslümanın arkasından kim kıymet eder? Müslümanın kim kötülüğünü ister? Allah muhafaza eylesin. Denizden olan yine denize gider. Nereden gelmişse yine oraya varır. Bir şeyin çıkış noktası iyilikse, o iyiliğe koşar. Sizin kalbinizde iyilik var ise, dilinizde iyilik olur. Azalarınızda iyilik olur. İyilikler neredendi? Allah'tan. Nereye döner tekrar? Allah'a döner. Onlar rahmet deryasından geldi, rahmet deryasına geri döner. Sen istediğin kadar kötü ol, Allah'ın iyiliğine zarar veremezsin. Sen dünyanın en kötüsü olsan, Allah'ın iyiliğine zarar veremezsin.
Sen dünyanın en iyisi olsan, Allah'ın iyiliğine bir katre katamazsın. Neden? O katrenin de sahibi odur. İyilikler Allah'tandır. Sen iyilik yaparaktan kendini kurtarırsın. Sen iyilik yaparaktan cennetlik olursun. Sen iyilik yaparak Allah'a vuslat olursun. Sen iyi söz söyle, iyilik yap. O Allah'tan geldiği için yeniden ne olacak? Allah'a dönecek. Deniz suyu buharlaşır, yağmur olur. Dağın tepesine yağar, küçücük kanallardan küçücük ırmaklar olur. Onlar birbirleriyle buluşur, kocaman nehir olur. Nehir koşa koşa yine deryaya, denize koşa.
Denizde yine buharlaşır, yine döner ne yapar? Tekrar denize koşar. Demek ki denize aitse denize koşacak. Havaya aitse havaya koşacak. Toprağa aitsen, toprağa koşacak. Sen nereye aitsin? Sen nereye aitsin? Sen bu dünyaya aitsen, aha toprak, kara toprak burada. Sen ötelere aitsin. Ötelere aitsen, oraya göre yaşa. Oraya göre davran. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Dağ başından hızlı hızlı akan seller, bizim tenimizden de aşka karışık olarak akıp giden can, aslına gidip kavuşur.
Nasıl sular aslına kavuşuyorsa, bizim onun kendi ruhundan ve nurundan üflediği şey de, ona doğru koşar. Ne yaptı? Kendi ruhundan ve nurundan. Bizim aklımız ermez. Ne yaptı? Üfledi. Üfleyince ne oldu? Bizi üfledi. Ne yapacak o? Tekrar üflenilen yere doğru koşacak. Allah bizi iyilerden eylesin inşallah. Buradan devam edeceğiz inşallah. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun inşallah. Selamun aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi