Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 56:09
Benim bir yakınım hırsızlık yapıp eve gıda mamulleri geçiriyor. Gıdaları ailesi yemesi doğru olur mu, yoksa çöpe atmalı mı? Ama ziyan olması, günah, yenmesi haram, bu ailenin ne yapması gerekiyor? Hırsızlık kesin katli ise hırsızlıktan edinilen kazanç veyahut da malzeme veya madde alınmaz, satılmaz, kullanılmaz bile bile, yenilmez, içilmez, eğer birisinin eline böyle bir şey geçtiyse bir başkasına verecek, ondan da hayır beklemeyecek.
Benim dedem ile babayla vefat etti, mirasçılar aralarında anlaşamıyorlar, kimi satmak istiyor, kimi istemiyor, malı bırakan kişiler kabirlerinde azap görürler. Kabirlerindeki kişiler ne azap görsünler ki, malı bırakmış, arkasından insanlar kavga ediyorlarsın, söyleyecek bir laf yok. Bir rüya yazmışlar, rüyaları telefonda veyahut da yüz yüze inşallah konuşalım.
Borçlu olan hacca gidebilir mi? İlk önce borcun ödemesi daha eftaldır. Peygamber Efendimiz'in görmemizi sigara içmemiz engeller mi? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni görmek farklı bir şeydir, sigara içmek farklı bir şeydir. Bir kimse günahı kebaili işler iken dahi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin rüyasında görür.
Bu gördüğü rüya tebliğ noktasında veyahut da ikaz noktasında, tebliğ noktasında olabilir. Yani sigara içen Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni göremez, diyemeyiz. Ama Allah yolcusu, Allah yolcusu, Sufi, derviş, bu noktada kendini kirlenme, temizleyen insanlar. Sigara en hafif ve mekruhtur. Mekruhun devamı günah-ı kebail olsun. Hazreti Mevlana haram etmiştir. Ben de ona katılanlardanım, sigaraya haram diyenlerdir. O yüzden sigara içmeyin. İçenler varsa derhal terk etsin. Derhal. Allah biliyor ya ben içim kalkıyor sigara içen, sigara kokusunu duydum da. Allah muhafaza eylesin inşallah.
Allah'a yaklaşmak nasıl olur? Onun beni sevdiğini nasıl anlar? Sen Allah'ı seviyorsan, O seni sever. Ona yaklaşmak nafilelerle olur. Kul hadisi kudüsü de der ki Cenab-ı Hak, kul farzlarla benim emrimi yerine getirir. Nafilelerle bana yaklaşır ve beni sever. Ben de onu severim. Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, Allah'ın size sevgisi vaciptir. Bu değişmeyen kaidedir. Siz neyi seviyorsanız sevin, sevdiğiniz şey sizi sevecektir. Fakat böyle bir hesapla sevilmez. Bir hesaba girmez. Ben seni seviyorum, sen de beni seveceksin. Hayır. Ben seni seviyorum, sen de beni sevmelisin.
Hayır. Ben seni seviyorum, işte şöyle olmalısın. Hayır. Ben seni seviyorum. Seni sevmeni beklemiyorum. Senden bir şey istemiyorum. Senden bir şey murat etmiyorum. Senden bir beklentim yok. Sadece düz ve yalın bir şekilde seni seviyorum. Allah, kendisini sevenler için kendi sevgisini vacip kılmış. Kendisine kılmış. Allah kendisine bir şey vacip kılar mı? Kılmaz. Ama sevgi noktasında kendisine vacip kılmış. Hadis-i Kudsi'de der ki, kim Allah'ı severse, Allah'ın üzerine vaciptir onu sevmesi. O zaman kul Allah'ı sever. Kul Allah'ı sever, Hadis-i Kudsi'de devam ediyor. Allah da kulunu sever. Allah'ın sizi sevmesini istiyorsanız, sizin için bir şeyin karşılığı olarak sevmek olur.
Siz sevin. Allah'ın sevginize, Allah'ın sevgi karşılığı beklemeden sevin. Çünkü kula düşen vazife, farzları yerine getirmek, nafilelerle ona yaklaşmak ve Allah'ı sevmek. Geri kalan Allah'a ait. O diyor ki, Allah da seni sever. Allah da kulunu sever. Allah kulunu severse, gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olur. Allah'ın senin üzerinde öyle olmasının yolu, farzları yerine getirmek. Farzları yerine getirmek sadece ibadetler etmek değil. Haramlardan uzak durmak. Haramlardan uzak durmak ve nafilelerle yaklaşmak. Allah'ın seni ne kadar sevdiğini görmek istiyorsan, senin onu ne kadar sevdiğine bak.
Yalnız kendi kendini daldatma. Nasıl aldatma, ben Allah'ı çok seviyorum deyip de kendini aldatma. Allah'ı çok seviyorsan, o sevginin senin üzerinde tecelliyatı olmalı. Allah'ı çok seven haram işlemez göz göre göre. Allah'ı çok seven farkları terk etmez göz göre göre. Allah'ı çok seven, Allah'ın ahlakıyla ahlaklanır. Her beş pazartesi, perşembe oruçlu olduğunu ne kadar gizlemelidir? Gizleyebildiği yere kadar gizleyecek. Hayırlarınızı, iyiliklerinizi, güzelliklerinizi, doğruluklarınızı gizleyin. Bu sizin tevazunuzu arttırsın. Bu sizin şan ve şöhre sahibi olmanızı engeller. Hayırlarınızı, yaptığınız iyiliklerinizi dile getirmeyin. Gizleyin, her pazartesi, perşembe oruç tutarız demektense orucu yemeniz daha hayırlı.
Birisine nafile oruç tuttuğunuzu söylemektense, size bir ucu yani kendinizi beğenme olacaksa orucu yemeniz daha hayırlı. Kendisinin beğenileceğini ve kendisini beğenme noktasında tutmaz. An ve şöhretten kaçınır. Gözlerinizi kapatarak kılmak zararı var mıdır? Hanevilerin bir kısmı gözlerini kapatmanın mekruh olduğunu söylemiş. Eğer ki bir kimse bir arazide kılıyorsa, çadırda orada burada başka işte yırtıncı hayvanların olduğu yerde ne bileyim işte kurdun kuşun olduğu bir yerde kılıyorsa gözlerini kapatmasın. Herhalde evin içerisinde yılan sokmaz, akrep sokmaz, evin içerisinde aydınlık bir yerde camide gözlerini kapatmasında bir mahsur görmüyorum.
Namaz kılarken ve diğer ibadetlerinde diyorum nasıl bu korkularımı yenebilirim. Korku şeytandan. Bir kul nasıl tefekkür etmelidir, tefekkür anlatmalı mısın, anlatır mısınız demiş. Çocuğun işlediği büyük bir günahtan dolayı anne babaya günah yazılır mı? Yani çocuk eğer ki o günahı anne babadan öğrendilerse yazılır. Eğer o çocuğa o günahı işlememe terbiyesi anne baba vermediyse yazılır. Çocuklarınızdan sorumlusunuz, ellerinizin altından sorumlusunuz, eşlerinizden, çocuklarınızdan sorumlusunuz, onların günahı kebahine girmelerinden sorumlusunuz. Çocuk tövbe eder, kendiniz düzeltilse onlar da affedilir mi? Evet affedilir.
Kılınan namazlar anne babaya yazılır, sevap verilir mi? Evet verilir. Kimlerin hesap defteri kapanmaz? Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, hayırlı evlat yetiştiren bir anne babanın öldükten sonra da hesap defteri kapanmaz. Eğer sağsa yine çocuğun yaptığı ibadetten anne babaya yazılır. Burada zikrullah yapacaksınız biraz sonra. Yapacağınız zikrullahçan hepinizin de annesi, babası, dedeleri, ninerleri geçmişinize komple sevap geçecek. Komple sevap geçecek. Sağ olsun öyle olsun hiç önemli değil. Kaza namazı borcu olanlar nafile namaz kılabilir mi? Kılsın da nasıl namaz kılıyorsa kılsın. Her ne kadar şafi uleması kılamaz dese de, hanefi uleması da nafile namazları bu noktada ikiye ayırılıp namazların arkasındaki ve önündeki farz namazların arkasında ve önünde kılınan sünnet namazları kenara bırakıp öbür nafile namazlar kılamaz demiş olsa dahi aman namazını kılsın.
Kılsın namazını, kazaya niyet etsin kılsın, kazaya niyet etmese dahi eyvah bin desin kılsın, aman ki kılsın. Allah için buğz etmeyi örnekle açıklarmışsınız. Gazete Müslümanları katledenleri buğz edin. İnsan zinadan uzak durmaya çalışıyor fakat eliyle kendini tatmin ediyor. Bu günah mıdır?
Bunu yapalım kıyamette eli hamile olarak mı gelir? Bu hanefilerce ayrılmış. Eğer bir kimsenin zinaya düşme korkusu var ise bu noktada bazı hanefiler demişler ki zinaya düşme korkusuyla böyle bir şey olursa mazum karşılanır demiş. Ama bir kısmı da zina hükmünde demiş. O yüzden bundan kaçınmakta fayda var. Her ne kadar bazı hanefiler buna zinaya düşmemek için, daha büyük günaha düşmemek için mazum karşılamışlar ise de arkadaşlar, kardeşler boruş tutsunlar.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çocukları evlenme yaşına gelenlerin evlendirmeyenlerinin zulmettiğine hükmetmiş. Din zulmedici olarak görmüş. Bir çocuk evlenme yaşına geldi de evlenmeyi istiyorsa velisi onları evlendirecek. Velisi onları evlendirmek zorunda. Ve eğer evlendirmezse günah-ı kebal işlemiş olur. Allah muhafaza edesin inşallah. Doğumuz günden ölümümüze kadar her şey kaderimizde belli isteyen herhangi bir şekilde kaderimizi etkin olarak değiştirebiliyor muyuz? Doğalarımız ve yalvarışlarımızın kadere nasıl bir etkisi var? Kader ikiye ayrılır. Bir mutlak kader, değişken olmayan kader.
Bu bizim doğumumuzdur. Bu bizim ölümümüzdür. Bu bizim ikisinin arasındaki nefesimizdir. Bu mutlak değişmeyen kaderdir. Doğarken bize kimse sormadı. Sen doğmak istiyor musun diyen olmalı. Ölteğimiz zaman da sen ölmek istiyor musun diye soran olacak. Bu mutlak kadar. Bu mutlak kadar. Ama mutlak yani cebri değil. Bu cebri olan kadar. Bizim ihtiyarımız yok. Geri kalan cebri olmayan. Bizim kendi irademize bağlı olan bir şey. Yani Allah o kader kısmını, o kısmı yazdı ama yazması cebri değil.
Bizim ne yapacağımızı bildiğinden, bizim ne yapacağımızı bildiğinden yazdı. Bu bizim kendi cüz-i iradenizin ürünü. Yani siz buraya gelirken kendi cüz-i iradenizle geldiniz. Seçenler hayırda giderler. Allah kapılarını açar. Şer yolda gidenler, şer yolda gitmek isteyenler şerre giderler. Allah şerrinle kapılarını onlara açar. Siz bir şer yaptıysanız bu sizin nefsinizin ürünüdür. Siz nefsinize uyduğunuz için şerri işlediniz. Eğer böyle düşünülmezse, yarın ömür gün birisi bir yanlış yaptığında bu benim kaderimdeymiş. Ne yapayım ben içki içtim de. O zaman demez mi Allah'a?
Benim kaderime sen içki içmek yazmışsın ben de içtim. Beni ne dövüyorsun ki şimdi? Veyahut da ben şimdi diyeceğim ki bu bölge kalkın bu bölgeye sıkışın, yığılın bu tarafa. Ondan sonra diyeceğim ki ne yığıldınız o tarafa? Söylemez misiniz ya sen emrettin yığıldık. Sen söyledin yığıldık. Ne kızıyorum ki? Allah muhafaza eylesin. O yüzden günlük işlemlerimiz, sabah namazını kılıp kılmamanız sizinle alakalı. Öğlen namazını kılıp kılmamanız sizinle alakalı. Zikrular yapıp yapamanız sizinle alakalı. Bir haram işleyip işlememeniz sizinle alakalı. Bu sizin kendi iradenizle alakalı. Bu kullar vardır ki, kendi iradelerini Allah'a teslim ederler.
Bu, bu sohbetten müstesna bir noktadır. Ayrı bir perdedir. Bu normalde bütün herkese mütealik bir şey değildir. Eğer herkese mütealik bir şey olmuş olsaydı, o zaman herkes derdi ki, ben irademi Allah'a bağladım, ben Allah'a irade ettim bu noktada derdi. Herkes sorumluluktan kurtulurdu. İradesini Allah'ın iradesine teslim eden kimseler, o teslim ettikleri anda sorumlu olmazlar. Ve Cenab-ı Hak onların üzerinden tecelli eder. Ey Habibim sen atmadın, Allah at da olur. Allah'ın iradesidir o esnada. Allah onun atan eli olmuştur. Hani der ya Cenab-ı Hak, tutan eli olurum, tutan gözü olurum. Onun atan elidir. Radiyallahu anhazzeriyle tedaviye giderken Allah Resulü yolda çok fazla istişare eder. Biraz böyle zaman uzar.
Ashabın içinden bazıları der ki, Resulullah damadına işte kıyak mı yaptı, çok görüştü filan deyince, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki, Ali ile Allah konuştu. Konuşan dilidir Allah o esnada. Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden konuşan Allah'tır. Velilerin, mürcid-i kamillerin öyle anları olur, öyle halleri olur. Onlardan konuşan Allah'tır. Onlardan tutan Allah'tır. Onlardan yürüyen Allah'tır. Onlardan gören Allah'tır. Ama o esnada. Hangi zamandır, nasıldır? Bu Allah'la onun arasında olan bir şeydir. Biz, o mürcid-i kamillerin o halini de devamlı olarak görürsek, Bizim de ayağımız yerde durmaz o zaman. Bu konu yere basmaz.
İhtiyarıyla alakalı. Allah ne zaman muradetti? O zamandır. Bu konunun dışında olan bir şeydir. Yine geçer. O kimse Allah'ın iradesine kendisini bırakır. Ondan konuşan da Allah olur. Ondan duyan da Allah olur. Ondan tutan da, yürüyen de Allah olur. Onun kalbinde de Allah vardır. Dibinde de Allah vardır. O esnadadır. Her noktada görürsek, o zaman ayağımız yere basmaz. Hani derler ya, bizim üstadımız devamlı Allah'la konuşuyor. Bu şirptir. Üstadımızın dibinde devamlı Allah vardır. Bu normal bir şey değildir. Adamın ayağı yere basmaz. Muhafaza eylesin. Allah onları çeker çevirir.
Bunları irade eder. Allah onların üzerinde tasarruf sahibidir. Onlar kendilerini Allah'ın tasarrufunu açarlar. Kendilerini Allah'ın önüne sınır koymazlar. Siz aklınızı kullanırsınız, sınır koyarsınız. Siz kendi aklınızla oynarsınız, sınır koyarsınız. Aklınız her daim bir adır ki, onların akılları yok olur gider. Gidersin zaten.
Bir kimse olarak görürsün. Müslüman içi kafir olanlar onlara laf söylerler. Dışı Müslüman içi kafir olanlar onlarla alay eder. Bu zamanda dışı Müslüman içi kafir olanlar onları kendilerini, onları kafir görürler. Bunları kafir görenler aslında kendi küfürlerini ortaya göre görürler. Kendilerini aynada görürler. Müslüman olarak yaşıyoruz çünkü Müslüman bir devlette ve ailede doğmuş. Müslüman bir devlette doğmadın. Söz yanlış. Sakın bir daha ben Müslüman bir devlette doğdum demeyin. Devletin düzenini, layık düzenin dışına çıkarmaktan, tarif etmekten içeri girersiniz. Bizim devletimiz Müslüman bir devlet değil.
Bizim devletimiz dini bir devlet değil. Dünya üzerine bir tek dini devlet var. Orası da İsrail. Dini bir devlettir. Yahudi, nazim ve dizayn edilmiştir. Özelinde başka dini bir devlet yoktur.
Sakın bu sözü söylemeyin bir daha. Başka dinlerde ve ülkelerde doğal ve doğduğu ülkenin toplumu ve ailesinin dinini kabul eden insanlar mahşer günü. Neden bizi Müslüman yaratmadın demezler mi? Demez. O yaptıklarından sorumlu değildir. Üçse, ikiseydi merak etmeyin. Müslüman olarak ölür. Allah insanlara bir irade vermiş. İnsanın sahip olduğu iradenin Allah'ın iradesi karşısında durumun yetkisi, sınırları nelerdir? Doğumuz emredir diyor. Tedavi bir çeşit dua mıdır? Bu konunun kendini açıklamamız.
Evet tedavi hem dua. Tedavi iki türlüdür. Bir zahiri tedavidir. İki manevi tedavidir. Duadır. Biz her iki tedaviyi de uygulayacağız. Evet bazı insanlar çıkmışlar. Bu onların kendi hayatları. Bu din değil. Birisi şunu kendince, kendine ölçü edebilir. Ben zahiri tedaviyi reddediyorum. Ben hap kullanmayacağım. Eyvallah bu onun yolu. Ama bu din değil. Bize şeriat dairesinde tedavi olmamız emreder. Kimine kendi nefsimden daha iyi vereyim. Kim bir borç bırakmışsa ödemesi bana aittir. Kim bir mal bırakmışsa o mal varisinindir.
Evet. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunu söylemiş. O yüzden de ölen bütün Müslümanların borçlarını bir şekilde ödemişler. Razı olmak nedir? Allah senin başına ne verdiyse, sen itiraz etmediysen razı olsun demek. Ne demek olduğunu anlatılmıyor. Fenai değil mi? Fenai. Fena olma. Bunu ben kitap ya. Manevi tasarruf ne demektir? Kimlere verilir? Hazreti Ömer Efendimiz ordusunu İhra seferine gönderince Cenab-ı Hak onun kalbindeki gözünü açmış, gören gözü olmuş, gören gözü olmuş.
Bakmış ki İslam orduları arkadan kuşatma altına alınıyor. O esnada hutbede yasaren tut ordu vesaire duymuş. Sizi daha doğru çekilmişler. Allah onun söyleyen dili olmuş. Dikkat edin. Sizdaki insanların kulakları da Allah'ın kulağı olmuş, duymuş. Olursa duyar. Olursa duyar. Anevi tasarruf.
Allah, sadece kutsu, Allah'ın öyle kulları vardır ki bir şeye yemin etseler Allah onu tecelli ettirir. Bir şeye yemin etseler, başka bir hakkı size Allah'ın öyle kulları vardır ki yağmur yağacağına yemin etseler Allah yağmur yağdırır. Bu Allah'ın dostlarıdır. Bunların bu tip manevi tasarrufları vardır. Fakat bu tasarrufun sahibi Allah'tır. Onun gönlüne yemin ettiren Allah'tır. Onun gönlüne istettiren Allah'tır. İşte eğer gönlü o esnada Allah'ın gönlü olduysa, o neye işaret etse, neye dua etse, Cenab-ı Hak biiznillah verir. Bu tasarruf. Allah cümlenizi onlardan eylesin. Her fazilete ermek, insanlar her fazilete eremezler.
Vücut zamanlarındaki fazilete erebilirler. Fazilet denildiğinde ilim kıyamete kadar devam eder. İlim sonsuzdur. Sonu yoktur. Allah'ın sıfatıdır. Allah'ın sıfatının sonu yoktur. Başlangıçı da yoktur. Her fazilete erdiğini söyleyen insanlar yanılırlar. Onlar kendi mevcut zamanlarının faziletlerine ermişlerdir. Allah artırsın inşallah. Gizli riya ve gizli şirki örneklerle anlatır mısınız? Gizli riya bir kimse kendi kendine, kendi namazını bir başkasına gösteriş olsun diye kılıyor. Orucunu söylerken birisine takva olduğunu göstermek için söylüyor ki, tutuyor ki bu gizli riyadır.
Gizli şirk de aslında namazın farkına inanmıyor. Ama orada kılmak zorunda ya, kılıyor. Aslında Allah'a inanmıyor. Ama bunu açıkça söyleyemiyor, inanıyormuş gibi davranıyor. Bu da gizli şirktir. Kadının kabir ziyaretinin şartları nelerdir? Hiçbir şart yok. Sadece kabristanın duvarlarından içeri girmesini, peygamber sallallahu ve sallallahu ve sallallahu maddesleri uygun görmemiş. Bir kabristan var, dış sınır belli mi belli. Dış sınırından içeri girmeyecek. Yasak ya, Allah Resulü de uygun görmemiş ya. İllaki kabristanın içine gireceksin diye uğraşıyor kadınlar. Ve kardeşim Allah'ın dini bu.
Yaklaş. Gel bu tarafa doğru. Kalk dizinin üstüne. Allah genişletir, üzmeyin kendinizi. Gelin, geliş tutun. Sakın cemaat şöyle düşünmesin.
Burası dar ya. Allah muhafaza eylesin. Dar yer yoktur, dar gönül vardır. Yüksek tutun, gönlünüzü geniş tutun. Merak etmeyin, burası daha bir bu kadar daha insan alır. Bir bu kadar daha insan alır burası. Allah genişletir. Allah genişletir. O yüzden sakın ağırlı düşünmeyin. Ya orası dar da, yetmiyor da, sığınmıyor da. Ben gitmeyivereyim barbomastaya. İnsan nefsi öyle der. Sakın zikrullah yapılan yerden, zikrullah yapanlardan şikayet etmeyin. Sakın zikrullah yapılan yerden biz orada terliyoruz. Yok işte orası kokuyor. Yok işte ter kokuyor. Yok her türlü insan geliyor. İşte fakirler de geliyor.
Fakirlerle beraber mi ders yapacağız? Sakın ağır. Oradan içeri giren parasını, malını, mülkünü, evladını, çoluğunu, çocuğunu, varlığını, her şeyini unutacak. Çiftlikmiş, müdürmüş, amirmiş, zenginmiş. Kafası çok çalışıyormuş, az çalışıyormuş. Sakın ağır. Önünüzden daha geçirmeyin. Manen helak olur. Nicelerini gördüm. Zikrullah yapanları ve yapılan yerleri küçük görürlerdi. Nicelerini gördüm. Şimdi zikrullah halakalarından uzak, Allah'ın zikrinden uzak. Nicelerini gördüm.
20 yıl boyunca Allah'ı zikredenlerle uğraşmış. Allah'ı zikredenlere laf söylemiş. Allah'ı zikredenleri küçük görmüş. Allah dostlarını küçük görmüş. Allah için yola çıkanları küçük görmüş. Kerih görmüş. Eksik görmüş. Onların eksikliklerini çıkarmış. Nicelerini gördüm. Nicelerini gördüm. Allah muhafaza eylesin. Aman kardeşler. Hiç kimsenin şehriğine, dervişliğine, müminliğine, hiç kimsenin dinine, diyanetine karışmayın. Hiç kimsenin ibadetini edip etmediğine, hiç kimsenin neyi nasıl anlayıp anlamadığına karışmayın. Sakın ha. Sakın. Kime nerede ne verdiği belli olmaz.
Sizin beğenmediğiniz insan, sizin beğenmediğiniz, istemediğiniz kimse Allah'a dost olmuştur, evliye almıştır. Dalga geçtiniz, küçük gördünüz kimse Allah'la baş başadır. Bilemezsiniz. Siz kimse ya Rabbiler çöker. Burası çöker. Allah'ı zikredenlerle çekişmeyin. Allah'ı zikredenlerle atışmayın. Allah'ı zikredenleri geri görmeyin. Allah'ı zikredenlere tepeden bakmayın. Allah'ı zikredenlerin ters duasını almayın. Allah'ı zikredenlerin gönlünden düşmeyin. Allah'ı zikredenlerin Allah muhafaza eylesin. Allah muhafaza eylesin. Gönlünden ya Rabbi der, yolunu şaşırdığını görürsün. Yardını görürsün.
Zikredenlere kim tepeden bakıyorsa, kim kerih görüyorsa, kim onların eksiğini, noksanını kurcalıyorsa, burkalıyorsa, vallahi Allah onu mahşer gününde ayıplarını herkesin önünde silkeler. Bu dünyadayken onun ayıplarını herkesin önünde silkeler. Önüne kucağını bırakıp, işte bir şey olduydı.
İşte dizlerimiz ağrıdıydı. Yok belimiz ağrıdıydı. Ama nimet bil. Diz üstünde durup da dizinin ağrımasının nimet bil. Burada diz üstü durup da belinin ağrımasının nimet bil. Burada terlemeyi nimet bil. Burada zikrullah yapmayı nimet bil. Bulunmayı nimet bil. Ahmak olma. Derinde en nimetli meclis, zikredilen meclislerdir. Cennet bahçesidir. Cennet bahçesinde oturduğunu tefekkür et. Tefekkür sormuşlar az önce.
Cennet bahçesindeyim de. Tefekkür et. Soru dinle, zikrullahı yap. Yürü git. De ki ya Rabbi sana handı sena olsun. Bugün bizi cennet bahçesinde buluşturduğun cennetliklerle. Bugün cennet meyvesi yiyeceğiz, cennettekilerle beraber. Ah kendisinin zikredilen meclise tecelli eder. Tecelliyatını seyretmeye gayret et. De ki ya Rabbi. Alın mümin kudu. Derimde gönlümden buyur kulum dar miydin ki? Tezekküre.
İşitir miydim? Ah acaba gelir miydi karşıma? Bizim inni bir daha oturur muydu? Senin salatu selamına yurşak kadardı senin. Sevda kuşu kalbine mi konardı?
Başına mı konardı? Yoksa sen onu sevgisizlikle kaçırır mıydın? Yoksa sen onu yanlışlıklarla uçurur muydun? Yoksa sen zalimliğinle verir de ona konacak yer bırakmaz mıydın? İçine tefakkür et.
Deşer mi var? Kalbinde dünya sevgisi mi var? Kalbinde mal sevgisi mi var? Kalbinde şöhret sevgisi mi var? Şam sevgisi mi var? Kalbinde neyin sevgisi mi var? Niçin var? Onu dinle. Bir bak aklına uymuş. Aklın kalbi kenara. Hiçbir işe yaramaz Mustafa Özma. Hiçbir işe yaramaz. Geriintisi. Ardın sessizliği. Kimsesizlerin kimsesizliği. Hücudası. Hücudası. Geden yüreğimize.
Kuş misali cik cik diye öter miydin? Kendiliği sanırdın ki. Deniz Allah. Hücudası. Kuş misali. Onu mu seyrederdin? Onu mu dinlerdin? Ah! Gecelerin karanlık isyanı. Temelli karanlık savuru. Neredesin? Paramparça. Kimisi sevgisizlik bombalarının altında yürekler paramparça. Kimisi haramın çukuruna düşmüş. Kirlilik yüreğinde yürekler paramparça. Neredesin? Sikredin Allah'ı sevin.
Ölecekmişsiniz gibi Allah'ı sevin. Bir adım sonra ölecekmişsiniz gibi sevdiklerinizi sevin. Bir nefes sonra gidecekmişsiniz gibi yaşayın bu dünyayı. Zalimlerden olmayın. Gönlünüzle zulmetmeyin. Etrafınızla zulmetmeyin. Gönlünüzle zulmetmeyin. Sevdiklerinizle zulmetmeyin. Hayatınızla zulmetmeyin. İçinizde ölün.
Vallahi dirilemezsiniz. Günah işlemezler. Günah etmezler. Sizin içinizde yaşayan ölüler. Sizin içinizde duran ölüler. Kaçamaya çalışan ölüler. Sizinle beraber. Onlar kederlidirler.
Ne yazık ki. Kendisi kalbinizin o sonsuz derinliğine ve uçsuz bucaksın deryasına atın. Bakın içinde ne göreceksiniz. Bakın içinde neler göreceksiniz. Dünyanın insanlığını unuttuuz. Dünya insanlığının çukurlara gömüldüğü. Dünya insanlığının bir avuç insanın ölümünü. Çocuklarının ölümünü. Derken içinize bakın. Ve tefekkür edin. Allah'la ve Allah'la alışveriş etmeye gayret edin. Üç ihlas bir fatiha şerifler. Allah'la ve Allah'la alışveriş etmeye gayret edin. Allah'la ve Allah'la alışveriş etmeye gayret edin.
Allah'la ve Allah'la ve Allah'la alışveriş etmeye gayret edin. Allah'la ve Allah'la alışveriş etmeye gayret edin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.