mustafaozbag.org

12. Kimseyi inctimemek 4 kapı 40 Makam

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 16 Temmuz 2022 · 56:29

Euzû Billâhimüneşşeytan olanı ROCİM isminâhir Rahmânü Râhim. Eftali zikır fâlemânehu. Hak Muhammed'e Resûlullah Cemiyen The Biıyâhi Vel Mürselîn Velhamdülillâhi Rabbî l-Âlemîn. Selamun aleyküm.
Aleykümselâm. Allah gecenizi hayırlı eylesin sunuysa Allah. Amin. Cenab-ı Hak'k gündüzünüzü hayırlı eylesin. Amin. Dayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve bütün ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, gayret eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim bizleri ve cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve Sünnet-i Sene'yi sımsıkı yapışıp, yaşama ve yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin. Allah hepinizden de razı olsun inşallah. Yani dördüncü kapı, hakikat kapısının beşinci makamı. Bu bazı eserlerde, bazı yerlerde tüm insanları bir görmek ama Ahmet Yesevi de kimseyi incitmemek olarak geçer.
Yani normalde Ahmet Yesevi'nin dört kapı kırk makam isimlendirilirken, Anadolu'daki bektaşi tarikatı öğretisinde bazı farklılıklar var. İsim farklılıkları. O yüzden bir yerlerden okursunuz. Ya burada böyle geçiyor, şurada şöyle geçiyor diye aklınıza gelebilir. O yüzden bugün öyle kendi kendime düşündüm. Dedim böyle düşünebilirler. Hani nereden aldılar? Bu dört kapı kırk makamının isimlerine diye. Böyle yaklaşık bazı maddelerde değişiklik var. Bazen yer değişikliği var veyahut da maddelerde değişiklik var. Ama mana itibariyle çok aralarından bir fark yok. Tüm insanları bir görmek. Yani insan insandır.
Birinci derecede Allah'ın kuludur. Cenab-ı Hak kainatı sevmiş oldu. Bu varlığın yüzü sürmetine kainatı yaratmıştır. O yüzden insanın hepsi de insan olarak değerlidir, makbuldür. Bir sefer insan olarak bu makbuldür. Bu din, dil, ırk, renk hiçbir şey ayırmaksızın bütün insanlar insan değerinde makbuldür. Ehli Sufi bu meseleye özellikle üzerinde itina ile durur.
Ehli Sufi'de ırkçılık kesinlikle yoktur. Müslümanlar zaten ırkçı olmaları mümkün değil. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu manada hadis-i şerifi mevcut. Arap'ın acemi, acebin araba üstünlüğü yoktur. Beyazın siyaha, siyhan beyazda üstünlüğü yoktur diye. Sufiler buna daha ehemmiyetli bakarlar. Gerçek bir Sufi dergahında, tekkesinde ırkçılık yoktur. Veyahut da bir rengi üstün görmek, diğer rengi aşağılamak, veyahut da bir kavmi üstün görmek, diğer kavmi aşağılamak, bu bir Sufi dergahında hiç olmaması gereken bir şeydir. Hatta konuşmalara dikkat edilmeli. Orada başka bir kavimden insan olabilir. O başka bir kavimden bir kimseyi incitmektense, kırmaktansa, Allah muhafaza eylesin, o kelimeleri, o davranışları hiç kullanmamalı.
Ama bunu bir terbiye haline getirmeli. Terbiye haline getirerekten, vay işte burada Kürt kardeşler var, şimdi Kürtler hakkında konuşmayayım. Vay burada Arap kardeşler var, şimdi Araplar hakkında konuşmayayım. Vay burada işte Çerkezler var, bunlar hakkında konuşmayayım. Yok burada Boşnaklar var, Pomaklar var, şunlar var, bunlar var, bunlarla alakalı bir şey konuşmayayım. Hani olumsuz bir şey konuşmayayım. Yani orada duruma göre hareket etmek değil bu. Bunu bir ahlak haline getirip, ırkçılık yapmamak. Bunu bir ahlak haline getirip, ahlak haline getirip, hiçbir kavmi aşağılayıcı bir şekilde konuşmamak. Allah muhafaza eylesin. Hucurat ayet 13 Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.
Birbirlerinizle tanışasınız diye sizi kabilelere ve milletlere ayırdık. Allah katında en değerliniz, en müttaki olanınız, yani takva sahibi olanınız. Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır. O zaman Cenab-ı Hak bütün insanları bir erkek ve bir dişiden yarattı. Yani Adem'den ve Havva'dan geldik. Bizim bu konuda farklı bir duruşumuz yok. Hatta hani meşhur ya, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, Mekke'nin fetih günü. Mekke'nin fetih gününde konuşuyor. Ey insanlar, Allah sizden cahiliye kibrini ve atalarla övünmeyi kaldırmıştır. İnsanlar iki sınıftır.
Allah katında değerli takva sahibi iyi kişiler ve Allah katında değersiz, günahkar, kötü kişiler. Bütün insanlar Adem'in çocuklarıdır. Adem'i de Allah topraktan yaratmıştır. Tirmizi de geçiyor hadis-i şerif. O zaman normalde demek ki Araplarda bir cahiliye kültürü vardı. Onlar kendi soy soplarıyla övünürler. Soy soplarıyla bağıra bağıra soylarını soplarını anlatırlardı. Hani bir ayet-i kerime var, haçla alakıl ayet-i kerimelerde. Siz haç farizasını yerine getirdikten sonra, geçmişte atalarınızı andığınızdan daha şerid bir şekilde Allah'ı zikredin diye. Çünkü Araplarda böyle bir adet vardı. Araplarda haç yaparlar, Beytullah'a gelirler. Beytullah'a geldikten sonra Beytullah'ta kendi kavimlerini veyahut da kendi kabilelerini ve kendi kabilelerinin iyiliklerini, kahramanlıklarını yüksek sesle haykırarak insanlara ilan ederlerdi.
Cenab-ı Hak Arapları bundan men etti. Yani dedi ki, siz artık geçmişte atalarınızı andığınız gibi anmayın atalarınızı. Ya anacaksanız Allah'ı anın böyle cehri, yüksek bir sesle Allah'ı zikredin. Yüksek bir sesle Allah'ı anın dedi. Ve Lebbeyk Allahümme Lebbeyk diye o normalde haçtaki zikirler o yüzden yüksek sesle cehri olarak yapıldı.
Ve Müslümanlar haç yaparlarken iman etmemiş olan müşrikler de kendi atalarını anaraktan ses veriyorlardı. Ve Cenab-ı Hak onu bundan men etti. Yine veda haccında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Bakın burada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri veda haccında bazı sözlerinde Müslümanlara, müminlere seslenmiş, bazı sözlerinde bütün insanlığa seslenmiştir. Bütün insanlığa seslendiği sözlerden birisi Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız.
Adem'de topraktan yaratılmıştır. Burada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Ey insanlar Rabbiniz birdir deyince bütün insanları Allah'a davet ediyor. Hatta biz buradan şimdi Muhyiddin İbni Arabi'nin fisusundan, fituhatından girip çıkalım şimdi. Oradan böyle bir dalya yapalım. Hani Arabi'nin meşhur bir felsefesi vardır. Hani der ya, neye ibadet ederlerse etsinler. İbadet ettikleri şey, kendilerince Tanrı bilinci olduğundan, Allah bilinci olduğundan yine Allah'a ibadet etmişlerdir der. Bu aslında biraz yüksek bir seviyedir. Yani o kimse Buda'ya niçin ibadet ediyor, tapınıyor? Budayı Allah biliyor.
Dikkat edin buradaki anlayışa. Budayı Allah gördü o kimse. Veyahut da konfüçüsü Allah gördü. Veyahut da İsa Aleyhisselam'ı Allah'ın oğlu gördü. Allah'la alakalı ve onu öyle görerekten kendisini Allah'a yaklaştırıcı bir unsur olarak görüyor. Veyahut da müşrikler Lat, Uzza, Menat'a tapınıyorlardı. Onlara tapınırken Allah bizi sevsin, onları vesile ediyorlardı. Ve onlara tapınırken Allah bize daha yakın olsun, Allah bize daha fazla merhamet etsin, muhabbet etsin diye ibadet ediyorlardı. Ve yeryüzünde ibadet edenler, tapınanlar neye tapınırlarsa tapınsınlar bir Rab anlayışı olduğundan tapınırlar. Ve Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki Rabbiniz birdir.
Yani siz ata da tapsanız, puta da tapsanız tapınışın amacı Rabbedir. Bakın burada tapınış Rabbedir. Yani orada bir heykel var. Aslında heykele tapınmıyor o kimse. Heykeli Rab gördü. Heykeli Rab gördüğü için Rab adına ona tapındı. Buradan hareket eder Muhyiddin İbni Arabi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Rabbiniz bir, babanız da bir. Hepimiz Adem'in çocuklarıyız. O zaman Adem de topraktan yaratılmış. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba, kızıl tenlinin beyaz tenliğe, beyaz tenlinin kızıl tenliğe, takva dışında hiçbir üstünlüğü yoktur. Yani bu İslam'ın dünya üzerinde insanların arasına koyduğu en büyük eşitliklerden birisi.
Yaradılış itibariyle hepimiz insanız. Yaradılış itibariyle hiçbirimizin birbirimizden üstünlüğü yok. Yaradılış itibariyle sufiler bu manada insanları ayırt etmezler. Bu ayırt etmeme hem ayetle hem sünnetle sabittir. Ama tarih boyunca ırkçı zihniyetler, sufileri milliyetsizlikle, kavimsizlikle suçlamışlar.
Anlamamışlar burayı. Burayı anlamamışlar. Ve üstünlüğü Allah takvaya bağlamış. Renge, ırka, boya, soya, sopa değil. Takvaya bağlamış. Takvaca üstün olan Allah katında üstün. Biz kim takvaya ermiş? Bunun bizde takva metresi yok. Biz dışarıdan sadece o insanın iyi bir Müslüman olduğuna hükmederiz. Allah katında ne kadar değeri vardır, ne kadar değeri vardır? Bu bizim elimizde olan bir şey değildir. Biz bunu, bu bir öğreti olarak kafanızın bir kenarında dursun, rüyanızda bir kimseyi iyi veya kötü görebilirsiniz. Bunu susacaksınız, konuşmayacaksınız.
Bugün kötü gördüğünüz o akşam tövbe eder, ağlar, o akşam iyi olur. Bugün iyi gördüğünüz, ertesi gün nefsine uyar, ayağa kayar, kötü olur. Senin gördüğün rüya veya hal o esnada geçerli olur. Ve bunları kötü gördüğünüzde birisini veya bir şeyi kendi nefsinize atfedeceksiniz. Kendi nefsinize, ben bir hata yaptım ki, işte Erdoğan'ı ben kötü gördüm, bir hata yaptım.
Ben bir yanlışlık yaptım, bir eksiklik yaptım ki ben Erdoğan kardeşi rüyamda kötü bir şekilde gördüm. Hükmetme, kendi nefsine hükmet. Gördüğün rüyayı kendi kendine tevil etme, birini kötü gördüysen kendi nefsine vur. Veyahut da bir kardeşinizin, bir arkadaşınızın içeride dışarıda orada burada bir hatasını, kusurunuzu gördüğünüzde onu görmemezliğe gelin, tolerans gösterin, toleranslı davranın, örtün, onu deşelemeyin ve deyin ki bu benim nefsime lazımmış, benim nefsimde böyle hastalıklar var demek ki deyin.
İşte Allah indinde insanlar eş değerdeler, yaratılış olarak ama o kimse iman etti, salih ameller işledi, takvaya ulaştı, Allah katında üstün, üstün olan o, değerli olan o. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Bu manada biz insanları genel olarak bir görmeye, eşit görmeye çalışırız. Ve değişik ad-ı şerfler vardır. Bir insanın makamı için, bir insanın mevkisi için, parası pulu için, herhangi bir üzerinde bulunan bir şeyden dolayı ona özellik sağlanması insanın dininin yarısını götürür der. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Allah indinde herkes eşittir, Allah indinde herkes insandır. Hepsinde babası Adem'dir, herkes Adem'in çocukları gibidir.
Çocuklarıdır. O yüzden kimsenin kimseden bir üstünlüğü veya alçaklığı söz konusu değildir. Tekrar ediyorum. Üstünlüğü veya alçaklığı söz konusu değildir. Allah katında insan noktasında eş değere sahiptir herkes. Bazen sufilerin dilinde bunu görüyorum ben. İşte biz o kapının köpeği olamayız. Veyahut da ben onun köpeği olayım. Ben onun kıtmiri olayım. Veyahut da biz kimiz ki? Biz aşağılığın tekiyiz filan. Değil canım kardeşim. Biz insanız. Allah bizi insan olarak yarattı. Allah bizi insan olarak yarattı. Değer verdi. Kıymet verdi. İnsan olarak yarattı. Ben değerliyim. Ben insanım. Allah beni halife olarak yarattı. Ben köpek değilim.
Ben it değilim. Ben hayvan değilim. Ben insanım. Bakın ben insanım. Benim herhangi bir kimseden değersizliğim yok yaratılış olarak. Herhangi bir kimsenin üstünde de yaratılış olarak bir üstünlüğüm de yok. Varsa takvaca üstünlük vardır kimdeyse. Onu da Allah bilir. Biz Müslüman olarak gördüğümüzü Müslüman değerlendirmesinde yapar. Müslümanca hareket ederiz. Müslüman odur ki diğer insanlar onun dilinden emindirler. Mümin odur ki diğer insanlar onun elinden emindirler. O zaman ben insanları insan olarak görürüm. Elimden, dilimden hiç kimsenin zarar görmemesi için mücadele ederim. Doğru olan budur.
Ama takvaca kim üstünse Allah katında o kıymetlidir. O zaman takvaya ulaşmak nedir? İman edip Allah'ın farzlarını yerine getirmek. Haramlardan uzak durmak. Allah'ı sevmek. Takva benim bildiğim bu. Sen iman et, farzları yerine getir. Haramlardan uzak dur. Allah'ı çok sikret ve Allah'ı sev. Muhakkak ki takva ehlisin. Bakın bu zamanda, hele bu zamanda, insanların dinden hızla uzaklaştığı bir zamanda ve haramların serbest olduğu, herkesin rahat bir şekilde haramı yaşadığı bir zamanda genç yaşlığı önemli değil artık. Bir kimse iman edip, namazını kılıp, farzları yerine getirip haramlardan uzak duruyorsa, günün evliyası o.
Bu kim olursa olsun, genç yaşlı, önceden gençlere söylerdim bunu 25 yıl önce. Şimdi genç yaşlı herkese söylüyorum. Sebebi şu, artık harama girmenin yaşı kalmadı çünkü. Haram işlemenin yaşı yok. 10 yaşından 90 yaşına kadar haram işlemenin yaşı yok. O yüzden bugün için 10 yaşla 90 yaşlarız. Önceden insanlar 50 yaşına geldikten sonra böyle hayattan düşer, ne bileyim işte aktiflikten düşer, hani oturgunlaşırmış. Şimdi insanlar 50 yaşında genç, zıpkın gibi. Kadını erkeği. O yüzden yaş sınırı yok. Haramdan uzak durmak. Zor. Bugün gerçekten gencisi, yaşlısı, erkeği, kadını haramdan uzak durmak kadar zor bir şey yok.
Önceden belki de bu kadar değildi. Ama şimdi gerçekten daha bu iş sıkıntılı bir noktada. Çünkü haramlar otomatikman her şeyle serbest. Allah muhafaza eylesin. İşte biz insanları ayırt etmeden, insanı insan olarak bir görmeye gayret edeceğiz. Ve bir göreceğiz. Bunun başka bir alternatifi yok. Allah muhafaza eylesin. Sakın zanla yer vermeyin. Zan. Yani suizan. Yani kendi kendine oturup, Erdoğan bunu böyle yapıyor mudur acaba ya? Zan. Ya Lütfü Usta acaba böyle böyle mi yaptı ya? Zan. Hani o şahsın üzerinde kötü düşünme. O şahsın üzerinde onun istemediği, sevmediği bir şey düşünme. Ve bunun biraz daha ilerisi iftiraya götürüyor.
Gıybete götürüyor. Dedikoduya götürüyor. Bakın bunun biraz daha ilerisi. Sakın zanla yer vermeyin. Zira zan sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin. Haber koklamayın. Rekabet etmeyin. Hasetleşmeyin. Birbirinize buğuz etmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları. Allah'ın emreti şekilde kardeş olun. Bakın bu hadis-i şerif toplumun kendi içerisindeki sosyal ve insani hastalıklarını anlatıyor bize. Bir suizana düşme. Bir başkasının üzerinde zan besleme. Eee ondan sonra tecessüs etme. Haber koklama.
Araştırma yani. İnsanı bulgalama. İnsanları soruşturma. Nereye gittin? Ne yaptın? Ne ettin? Öyle mi yaptın? Böyle mi yaptın? Sana ne? Araştırma. Rekabet etme. Vay ya görüyor musun bak Erdoğan şu işi yaptı. Ondan sonra bak gördün mü şöyle para kazandı. Ben de aynı işi yapayım. Ben de para kazanayım. Bursa'da bu tekstilcilerde meşhur. Yani birisi bir iş yapıyor, bir kumaş yakalıyor. Veyahut da bir model yakalıyor. Bir şey yakalıyor. Hemen onu yapacak o daha. Rekabet edecek. O kaça satıyor? Örneğin 20 liraya. O yapacak hemen 18 liraya satacak. Ya bırak. O kendine bir yol bulmuş. Sen de bir yol bul. Allah'a yalvar yakal.
Bir iş yap. Yok. Rekabet edecek. Allah muhafaza eylesin. Bu her alanda var yalnız. Bu her alanda var. Sadece ticarette değil. Bu dini cemaatlerin içerisinde de var. Birisi kendisine bir yol tutturmuş. Ne yapıyor? İşte. Kur'an-ı Kerim öğretiyorlar. Orada 3-5 kişi toplanıyor. Hemen o da rekabet edecek ona. Ya bırak. Sen de fıkıhı öğret öbür tarafta. Sen de hadis öğret. Neden rekabet ediyorsun? Neden böyle bir şeye kalkışıyorsun? Yok. Rekabet edeceğiz illaki. Yani bizde böyle bir hastalık var. Bak kendimiz değiliz. Bakın kendimiz değiliz. Bu ticarette, bu aile hayatında, bu her yerde var bu. Bir kimse Allah, Cenab-ı Hak nasip ediyor.
Bir ev alıyor. O da alacak aynı evi. Ya bırak rekabet etme. Sen kendi haline göre yaşa. Birisi bir araba oluyor. Allah mübarek etsin de. Haset etme. Dua et ona. Allah yolunda hizmette kullanırsın de. Yok, o almış, o da alacak. Allah muhafaza eylesin. Haset arkasından geliyor. Koşturuyor haset. Bunlar sosyal facialar. İnsanların kardeşliklerini bozan şeyler. Haset ediyor. Hani onda var, bende de ondan fazla olması lazım. Ya bırak. Cenab-ı Hak onu öyle bahşetmiş. Cenab-ı Hak ona ikram etmiş, ihsan etmiş. Yürü, koş sen de. Allah yardımcın olsun. Nam-ı haset ediyorsun. Nam-ı illaki rekabete giriyorsun. Bırak.
Berber Ahmet'te iyi rahvan at var diye, bende de olacak diye bir kaydı yok. Her pazar pinipte adam paylaşıyor. Ne yapayım şimdi? Berber Ahmet rahvan ata biniyor diye. Ben de gidip rahvan atmalıyım. Yarışayım mı? Yok öyle bir şey. Seviyor. Bu çiftliği var. Müsait her şeyi. Pazar günleri ne güzel. Onun olsana. Yanında Hacı Erkan'ın eniştesi de var. İsmail seni görmüyor mu onlarda? Bu İsmail'i götürmezsen o ayaklarının atları kırılır bak. He. Ona göre. He. Ha onlar daha yeni biniyorlar. He.
Bu da çok manalı bir şey oldu. Evet. Şimdi yani insanlar hemen haset ediyor. Hemen rekabete giriyor. Allah Resul'ü uyarıyor. 1400 yılı öncesinden uyarıyor. İnsanları diyor ki kardeşliğinizi bozucu şeylerden uzak durun. Ve birbirlerinize buğz etmeyin. Buğz etme canım kardeşim. Buğz etme. Senin önce derviş kardeşin, sufi kardeşin, sonra Müslüman kardeşin, sonra insan, bakın sonra insan, yapma, buğz etme, Allah'ım hafaza eylesin.
Kin tutma, içinden hırslanma, barış, barış. İslam barışmaktır. Barış, kendi iç dünyanda, kendi önce, kendi üzerindeki bu yanlışlıklara at. Barış, alkışla insanlara. Dua et. Dua et. Namaz muğz ediyorsun. Namaz haset ediyorsun. Namaz bir başkasının işine, aşına, eşine, dergâhına karışıyorsun. Elini uzatıyorsun içine. E sonra öf, elim yandı. E yanacak. Elin yanmasıyla kalmaz. Kolun yanar. Kolunda kalmaz. Kafan yanar. Vücudun yanar. Yanar. Sebep, çünkü haset ediyorsun. Sebep, çünkü sen rekabet etmeye çalışıyorsun. Sebep, çünkü sen bir başkasının normalde tutturmuş olduğu yolu bozmaya çalışıyorsun.
Hasetçinin tekisin. Buğzcunun tekisin. Suizancının tekisin. Sen mümin kardeşliğinden uzaksın. Ne şeyhi, ne dervişi, ne sufisi. Sen önce Müslümanlıktan, müminlikten uzaksın. Allah muhafaza eylesin. Birbirlerinize sırt çevirmeyin. Bakın bunlar sosyal facia şu anda. İnsanlar, iki kardeş birbirine sırtını dönmüş. İki kardeş, anne, baba, çocuk sırtlarını dönmüşler. Akrabalar sırtlarını dönmüşler. Bir topluluk, bir derviş kardeşler toplanmışlar, sufiler birbirlerinin sırtlarını dönmüşler. Bu geçici dünyada neyini paylaşamadın? Toplandın aynı halakada Allah'ı zikrediyorsun. Rabbin bir, peygamberin bir, zikrin bir, şeyhin bir, yolun bir, yordamın bir, neyini sırtını döndün?
Neyini paylaşamadın? Müminler kardeştir, edebiyatta kalmasın, kardeş ol. Ama kardeş olma yolu, bakın suizandan uzak duracak, tecessüz etmeyecek, haber koklamayacak, rekabet etmeyecek, hasetleşmeyecek, buğz etmeyecek, sırt çevirmeyecek. O zaman kardeş olacak. Bunlar üzerinde olursa kardeş olur mu? Olmaz. O zaman bunları üzerinden atacak. Sufisin canım kardeşim. Sen hiç kimseye düşmanlık besleyemezsin. Sen Müslümanlara, müminlere düşmanlık besleyemezsin. Sen derviş kardeşlerine düşmanlık besleyemezsin. Buğz edemezsin. Suizan yapamazsın. Hasetleşemezsin.
Yapamazsın bunu. Sen içinde derviş kardeşlerine, sufu kardeşlerine karşı sen asla kin tutamazsın. Kardeşliğini tesis edeceksin. Ben bunun yürüyüşünü sevmiyorum. Ben bunun sesini sevmiyorum. Ben bunun şusunu sevmiyorum. Allah da seni sevmez. Allah'ı zikredenleri seveceksin canım kardeşim. Allah'ı zikredenleri seveceksin. Allah'ı zikredenleri seveceksin. Hatası var, kusuru var, yanlışlığı var, eksikliği var. Bana ne, sana ne? Bana ne, sana ne? Bizi ilgilendirmez. Sen bin sefer la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah dersin. İçinde kin, nefret, buğz, suizan varsa dilde kalır o. Dilde kalır.
O kalbe tecelli etmez. At içinden bunları. Kalbini tenvir et. Kalbini temizle. Bir bak böyle, o tutur kalbini karşısına, gönlüne koy. De ki kime buğz besliyorsun? Kim buğz ettiklerin kim? Evet, ciddi ciddi söylüyorum onu. Bu hesaplaşmayı yapmalısınız. Sufiler bu hesaplaşmayı yapmalı. Otur, kime suizan besledin de. Kalbini al içinden çıkar, karşına koy. Bu hesabı yap. Bu hesabı yap. Ve kalbinde hiç kimseye suizanı görmemezcesine. Yürü, kalbini suizandan temizle. Hiçbir sufiye, hiçbir mümine suizan besleme. Eşine, çocuklarına, arkadaşlarına, kardeşine, annene, babana, bacına, etrafına suizan besleme. Sufisin sen.
Seyr-i sülûk yapacaksın. Allah'a yakın olacaksın. Allah'a dost olacaksın. Arşalanın gölgesinde gölgeleneceksin. Hiçbir gölgenin bulunmadığı mahşerde, Allah'ın gölgesinde gölgeleneceksen, bu dediklerimi yapacaksın. Bunlar benim dediğim değil. Bunlar Hz. Muhammed Mustafa'nın tespitleri. Ben aktarıyorum sadece. Zanna yer verme. Bilsen dahi bilme. Görsen dahi görme. Zanna yer verme. Haber araştırma. Sorgulama, sorma hiç kimseye. Erdoğan'ı çözeceğim diye uğraşma. Uğraşma.
Bir işin varsa git Erdoğan'la işini gör. Traktör lazımsa git, adam traktör satıyor. Git otur. Traktörü bana satar mısın, satmaz mısın diye işini gör. Sorgulama, soruşturma. Allah muhafaza eylesin. Rekabet etme. Kalbini koy oraya. Kalbinde birisine karşı rekabet varsa sök at onu. Bakın sök at. Rekabet etme. Derviş kardeşinle de rekabet etme. O çavuş olmuş. Allah razı olsun ya, mübarek olsun. O zakir olmuş. Allah mübarek etsin ya. Tebrik ederiz canım kardeşim. Allah yolunu açık etsin. O nakip olmuş. Mükemmel. Allah razı olsun canım kardeşim ya. Sen Allah yolunda koştur. Rekabet etme. Dua et. Dua et ya.
Ona dua et. Dua. Haset etme. Kıskanma. Ona dua et. Bunlar kalbin hastalıkları. Sen birisine haset çıktı, hemen başta ona dua etme. Vay ya Demirtaşlı İsmail'e bak ya. İşte ona rekabet edecek. Onunla uğraşacak. Uğraşma. Ben Bursa'ya yeni geldiğimde İsmail benim yanındaydı. Uğraşma. Rekabet ederekten bir yere gelemezsin. Yapma. Bak yapma. Sebep yok canım kardeşim ya. Rekabet etmene gerek yok. Bu alan herkese yeter. Bu yol herkese yeter. Fazla bile gelir. Sana fazla gelir. Allah muhafaza eylesin.
Haset etme. Buğuz etme. Bunları temizle içinden. Bunları içinden temizle. Vay ya şunun evine bak ya. Benim de öyle olması lazım ya. Bırak ya. Bırak. Sana ne Cenab-ı Hak bahşettiyse onu lütuf bil, ikram bil. Başına tac et. Allah bizi affetsin. Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir. Ona ihanet etmez. Ona ihanet etmez. Sufi birbirine ihanet etmez. İhanet etme. İhanet büyük hastalıktır. İnsanın ne kardeşliğini bırakır, ne evlatlığını, ne anne babalığını bırakır. İhanet ağır bir vakadır. İhanet ağır bir vakadır.
O yüzden kardeşlerinize ihanet etmeyin. Onlara sırtınızı dönmeyin. Allah muhafaza eylesin. Ona zulmetmez. Sufi kardeşine zulmetme. Müslümanlara zulmetme. İnsanlara zulmetme. Allah muhafaza eylesin. Yapma. Bu senin yolunu engeller. Bu senin bütün her şeyini engeller. Allah sana merhamet etmez. Allah sana rahmet etmez. Allah sana yardım etmez. Sonra kendi kendine dersin ki ben neden böyle oluyorum? Kendine bak. Bu sıraladığım hastalıklardan senin üzerinde bulunmasın. sıraladığım hastalıklar senin üzerinde bulunursa Cenab-ı Hak sana merhamet etmez. Allah sana yardım etmez.
İnsanın yokuş yukarı çıkarken Allah ona yardım ederken sen düz yolda giderken ayağını taş alır senin. Kimseyi suçlama. Kimseyi suçlama. Kendine bak. Kimseyi suçlama. Kendine bak. Herkes kendi nefsine baksın. Herkes. Bu konuda kimsenin kimseye söyleyecek bir sözü yok. Herkes otursun. Kendine baksın. Allah muhafaza eylesin. Onu muahrum bırakmaz. Onu tahkir etmez. Mahrum bırakma. Ama birisine yardım edeceksin. O sende var. Mahrum etme. Var olanı paylaş. Ama fikir. Ama akıl. Ama tecrübe. Ama para. Ama çevre. Onu paylaş. Mahrum etme.
Birisi naçar kalmış. Elini uzat. Dilini uzat. Dua et. Yardımcı ol. Yanında dur. Yanında dur. Seni hissetsin. Seni hissetsin. Kardeşini hissetsin. Dervişini hissetsin. Sufilini hissetsin. Desin ki ya kardeşim var benim. Arkadaşım var benim. Dostum var benim. Eşim var benim. Çocuğum var benim. Hissetsin. Hissetsin. Erkekler evde eşleriniz sizi hissetsin. Babalar çocuklarınız sizi hissetsin. Çocuklar anne babalarınız sizi hissetsin. Siz onların yanında durun. Mahrum bırakmayın. Hiç kimseyi ve hiçbir şeyden.
Gücünüz nispetinde mahrum etmeyin. Bakın mahrum etmeyin. Kapınızı kapatmayın. Gönül kapınızı kapatmayın. Yapmayın. Ben şununla görüşmem. Ben bununla görüşmem. Ben şununla şöyle yaparım. Ben bunu böyle yaparım. Geç. O beni incitti. İncinme. O beni kırdı. Kırılma. De ki o bilmiyordu. De ki o hatasını görmedi. Git nasihat et. Git bir daha söyle. Git bir daha söyle. Mahrum etme onu. Ve tahkir etme onu. Nama tahkir ediyorsun. Erdoğan sen böyle böyle yaptıydın ama biliyor musun? Nama tahkir ediyorsun canım kardeşim. Sen onun Rabbi misin? Tahkir etme. Tahkir etme.
Onun hatasını yüzüne vurma. Onun kusurunu yüzüne vurma. Onun yanlışlığını yüzüne vurma. Onun eksikliğini yüzüne vurma. Tahkir etme onu. Hazreti Muhammed'in Mustafa zina eden cariyeyi dahi tahkir ettirmedi. İçki içen sahabeyi dahi tahkir ettirmedi. Tahkir etme. Sen hiç kimseyi tahkir etme. Ört. Rabbim affetsin. Dua et ona. Dua et. Bu zamanda hele Müslümanların sahibi yok. Müminlerin sahibi yok. Hem Ümmet-i Muhammed olarak sahibimiz yok. Hem fert olarak sahibimiz yok. Hem de topluluklar olarak sahibimiz yok. Biz birbirimize destek çıkacağız.
Düşünebiliyor musunuz? Dünya üzerinde bütün yeni silahlar ve bombalar Müslümanların üzerinde deneniyor. Müslümanların sahibi yok. Irak'a, Suriye'ye, Afganistan'a tonlarca bombalar atıldı. Müslümanların sahibi yok. Bir sabah uyandık Libya bombalandı. Müslümanların sahibi yok. Sahipsiz. Daha dün Afganistan'da 40 tane yine İngilizler, Müslümanları katlettiler. Hep yanlışlıkla Müslümanlar ölüyor. Ege denizinde gemilerimiz batırıldı. NATO tatbikatında batırıldı bir de. Yanlışlıkla batırıldı hesapta. Müslümanlar olan Müslümanlar oluyor.
Müslümanlar birlik ve beraberliğini kaybetmişler. Bugün sıraladım bir baktım böyle dedim İslam dünyası nerede Müslümanım diyen varsa orada zulüm var. Kanı akıtılıyor. Doğu Türkistan, Çin'den itibaren gelin Rusya'daki Müslümanlar, gelin Irak, Suriye, aşağı doğru inin Yemen, Mısır, Afrika ülkelerindeki Müslümanlar, Avrupa'daki Müslümanlar. Hiçbir yerde rahat yok Müslümanlar. Bu böyleyken bir de Müslümanlar birbirleriyle didişiyorlar. Müslümanlar bir de birbirleriyle didişiyor. Yetmiyor aynı dergahın içerisindeki dervişler birbirleriyle didişiyor. Aileler birbirleriyle didişiyor. Kendi evladıyla anne baba didişiyor.
İki eş birbiriyle didişiyor. Tahkir ediyor herkes birbirini. Sen daha önce böyle yaptıydın ama. Bana en fazla söylenen söz bu. Sen gençken böyle yapıyordun ama. Sen de mi yapacaksın ben gençken yaptım, hata yaptım, işledim diye? Tahkir. Sen ama daha önce de böyle yaptıydın. Tahkir. Yapma, incitme Allah muhafaza eylesin. Kişiye şer olarak Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her Müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer Müslümana haramdır. Müslümanın malı, kanı, ırzı kutsal. Yok bunlar şu tarikattandı, o yüzden bunların eşlerini cariye etmek lazım. Yok bunlar şucuydu, yok bunlar bucuydu.
Şimdi Orta Doğu'da bu var. Bu Müslümanların içerisine atılmış bir el bombası. Bu Selefi Vahabi düşüncesindeki olanların İslam dünyasının içine atmış olduğu el bombası. Eğer o kimse Selefi Vahabi değilse hemen onu küfür noktasına koydu. Onun malını, ırzını hemen el koyacak. Hanımını, kızını cariye edecek, malını da ganimet yapacak. Böyle bir ahlaksızlığa doğru yol gidiyoruz. Ve bu Selefi Vahabiler ülkenin içerisinde, artık ülkemizin içindeler. Bu Selefi Vahabi tehlikesi büyüyor. Bütün dünya üzerinde büyüyor. Bunun arkasında CIA var, Mossad var. Bunun arkasında M16 var asıl. Vahabiliği kuran İngilizlerdir.
Bunları açık açık da konuşamıyor hiç kimse. Korkuyor, çekiniyor. İslam dünyasının içerisinde kardeşliği yok ediyor bunlar. Müslümanları birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Bu topraklarda iç savaşın, iç savaşın tohumlarını atıyorlar. Bu topraklarda iç savaşın, din üzerine, mezhep üzerine iç savaşın tohumları atılıyor. Devlet yetkilileri, siyasiler, bürokratlar asıl bununla ilgilenmesi lazım. Yanlış yerlerde top koşturuyorlar. Bu Selefi Vahabiler diyanete girdiler. Bu Selefi Vahabiler ilahiyata girdiler. Bu Selefi Vahabiler her tarafa girdiler. Önlerine gelene küfür fetvası veriyorlar. İslam kardeşliğini yok ediyorlar.
Ülkemizdeki en büyük tehlikelerden birisi bu. Kardeşliğimizi yok ediyorlar. Kardeşliğimizin içine dinamit koyuyorlar. Ve bu Selefi Vahabiler fitursuz. Önlerine geleni tehdit ediyorlar. Bu gücü kimden alıyorlar? Hangi siyasilerden alıyorlar? Hangi bürokratlardan alıyorlar? Hangi gizli servislerden bu cesareti alıp da ehl-i sünneti ehl-i sünneti tehdit ediyorlar. Evet. PKK'nın tehditleri biterken kendilerini Selefi Vahabi diyenlerin tehditleri başladı ülkede. Ve Müslümanlar ve Müminler farkında değiller.
Ve ehl-i sünnet ne yazık ki uykuda. Yarın öbür gün bu memleketin başına bela olacak olan gruplardan birisi bunlar. Bunlar İngiliz beslemesi. Bunlar Mossad beslemesi. Bunlar CIA soytarısı. Bir canım var benim. Başka bir şeyim yok. Korkum da yok Allah'tan başka. La ila illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseye sen kafir damgasını vuruyorsan, kafir damgasını vuruyorsan, be ahlaksız, be südü bozuk, o Müslüman'ın sen ırzına mı göz diktin, malına mı göz diktin, neyine göz diktin onun da sen ona kafir damgası vurdun. Sen onun eşini mi cariye edeceksin, onun kızını mı cariye edeceksin, onun malına çökçek misin de sen ona kafir damgası vurdun.
Tehlike büyük. Her Kur'an, sünnet diyen topluluğa kafir damgası vuruyor. Tehlike büyük. Siz zikrullah alakasında durduğunuz halde size kafir diyorsa bir kimse, bakın kafirin darül harpte, kafirin darül harpte, malı, canı, ırzı emniyette değildir. Tekrar bunun altını çiziyorum. Darül harpte kafirin malı, canı, ırzı emniyette değildir. Yani harbi onun malına, canına, ırzına zarar verebilir. Onların Kısadon'la dolaştığı yerde biz Feteva-i Hindi'ye okuyorduk. Onun arkasından ne geldiğini biliyorum ben.
Ülkede kaos çıkarmak istiyorlar bunlar. Bu ne demek biliyor musunuz? Aynı Suriye'deki gibi, aynı Irak'taki gibi. Bunlar kafir, karılarına el koy. Bunlar kafir, bunların kızlarına el koy. Bunlar kafir, bunların mallarına el koy. Bunlar kafir, bunların evlerine, malına, mülküne el koy. Bu sadece kafir demekle kalmaz çünkü. Arkasındaki kocaman bir hukuk var. Ama insanlar hukuk bilmiyor şimdi, fıkıh bilmiyor. Kahrolsun şeriat, kahrolsun şeriat. Millet İslam'ın hukukunu bıraktı. Okumadı ki. Okunmasını da istemiyorlar zaten. Okunmasını da istemiyorlar. Diyanette İslam hukuku yok, ilahiyette İslam hukuku yok. Dergahlarda yok, tarikatlarda yok, cemaatlerde yok.
Hiçbir yerde İslam hukuku yok. Namaz, abdest, oruç, tamam bitti. Para toplayacakları zaman zekat. Para toplayacakları zaman kurban. Para toplayacakları zaman sadaka. Ama iş İslam hukukuna gelince yok. Yok. Ver parayı boyuna. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bakın tekrar söylüyorum bunu. Her Müslümanın malı, kanı ve ırzı Müslümanlara haramdır.
Siz ona kafir deyip onun malına el koyamazsınız. Ona kafir deyip onun eşini cari edemezsin sen. Ahlaksız adam. Ahlaksız. Arkasında koskocaman bir, büyük bir oyun yatıyor bunun. Allah muhafaza eylesin. Allah sizin suretlerinize ve kalplerinize, kalıplarınıza bakmaz. Allah senin suretine ve kalıbına bakmaz. Fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Allah'ın baktığı senin kalbin ve amelindir. Buradaki kalp niyetin senin. Buradaki kalpten kasıt niyet. Allah senin niyetine bakar. Allah senin bir de ameline bakar. Allah senin kalıbına bakmaz. Allah senin rengine bakmaz. Rabbim muhafaza eylesin. Ve eliyle işaret etti. Göğsüne takva şuradadır dedi.
Göğüs boşluğuna işaret etti. Takva şuradadır dedi. O zaman herkesin takvası kendi içinde. Rabbim cümlemizi takvalı eylesin. Sakın ha birbirinizin satışı üzerine satış yapmayın. Allah'ın kulları dikkat edin. Allah'ın kulları kardeş olun. Bir Müslümanın kardeşine 3 günden fazla küsmesi helal olmaz. Buhar, Müslüm, Ebu Davud, Tirmizi. Kütübüsü'de de var bu hadis. Oradan da bakabilirsiniz. O yüzden 3 günden fazla küs durmayacaksınız. 3 günü bıraktım. Sufi kardeşler hiç kimseye küsmeyecekler. Eş, çocuk, arkadaş, herkes dahil buna. Sufi hiç kimseye küsmeyecek.
Kendine de küsmeyecek. Küsmek yok. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu kardeşliği tesis edeceğiz ve insanları bir göreceğiz. Ama biz de ne yapacağız? Bu disturlarla kendimizi, hedef ve terbiyemizi muhafaza edeceğiz, koruyacağız. Şu normalde hani biz kayıtsız, şartsız, ondan sonra insan sevgisiyle böyle zirveye çıkmışız. Her insanı severiz. Böyle bir şey yok canım kardeşim. Böyle bir şey yok. Biz insanı insan olarak görürüz. Ama biz müminleri severiz. Biz sufi kardeşlerimizi severiz. Biz Allah'ı severiz, Resul'ünü severiz, üstadımızı severiz. Müminleri severiz biz.
Evet. Ben münafığı sevmek zorunda değilim. Ben insan olarak değer veririm. Kafiri sevmek zorunda değilim. Allah muhafaza eylesin. Rabbim korusun inşallah. Bir de neydi YSV'deki bu beşinci şey? Kimseyi incitmemek. Zaten bunu da ne yapmış olduk? İşlemiş olduk aynı zamanda. Arkadaşlar, kardeşler hiç kimseyi incitmeyecekler. Ve bu akşam da hakikat kapısının beşinci makamını sohbet etmiş olduk. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşallah. El Fatiha. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi