mustafaozbag.org

117. Mesnevi Şerhi (760-761 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 1 Ocak 2021 · 19:47

Devletliler onunla eteklerini doldurmuşlardır. Bir önceki beyt neydi? O nuru canlara hak saçtı. Yani Cenab-ı Hak kendi nurunu ne yaptı? Saçtı. Kendi nurunu saçınca da ne yaptı? Devletliler onunla eteklerini doldurmuşlardır. O nur saçıcısını bulan yüzünü Allah'ın gayrısından çevirmiştir. Cenab-ı Hak âlem-i berzahta ruhları yarattı. Ruhları yarattıktan sonra ben sizin Rabbiniz değil miyim diye sordu. Ben sizin Rabbiniz değil miyim deyince bütün ruhlar bela, evet. Sen bizim Rabbimizsiniz dediler. Ve Cenab-ı Hak onlara secde emri verdi. Birinci secdeye herkes gitti. Malum bu hadisi biliyorsunuz. İkinci secde emri bir kısmı gitti, bir kısmı gitmedi. Üçüncü secde emri ikiye gidenlerin bir kısmı üçe gitti. İkiye gitmeyenlerin bir kısmı üçe gitmedi. İkiye gitmeyenlerin bir kısmı üçe gitti.
Filan işte uzun mesele. Ve Cenab-ı Hak ruhlar aleminde nurunu saçtı. Bunu Muhyiddin İbni Arap Hazretleri buraya biraz hani ayağını sabit olarak nitelendirir ya, ayağını sabit ede ruhlar kendi istidatlarınca o nurdan aldılar. İstidatlarınca aldılar. Ne kadar istidatları var ise o kadarını aldılar.
Ama orada nurunu Cenab-ı Hak bütün ruhların üzerine saçtı. O nuru saçınca Hazreti Pir diyor ki, devletliler, yani burada devletliler dedi, yüce kimliğe, kişiliğe sahip olanlar, peygamberler, veliler, müminler, mürşitler, dervişler, sufiler, bunlar eteklerini doldurdular. Kimisi ne yaptı? Eteğini açtı tabiri caizse. Hani bir şey çok olur, çok almak isteyen kimse avucuyla almaz. Ne yapar? Eteğini açar, daha fazla alır. Doldurur. Diyelim ki bir meyve dolduracak, eteğini kaldırır, doldurur. Veya yiyecek, içecek bir şey var, eteğini kaldırır, doldurur, çok almak ister. Bunlar istidatları geniş olanlar. Bu daha da daha, daha da daha diyenler. Bunlar bir maneviyat noktasında doymak bilmeyenler. Bunlar için ne yaparsan yap, hep daha da diyecekler.
Ve sen hep daha da'nın yolunu aracaksın. O kimse de çünkü hep daha da'nın yolunu arar. Bunlar eteklerini doldurmak isteyenler. Bir kimse gönlünü, gözünü, eteğini, kalbini, her şeyini doldurmak istiyor. O kimseye hep daha da'sı lazımdır. Sufiler, mana noktasında hep daha da'sını arayan kimliklerdir. Sufi, dünyada azla yetinebilir belki de. Ben onu da kabul etmiyorum da. Bir kimse şunu diyebilir. Ya ne olacak, işte az bir şey burada yiyelim, içelim. Ben onu da kabul etmiyorum. Benim sufilik anlayışım öyle değil. Biz dünyaya da, ahirette de, daha da deriz. Yalnız dünyaya daha da derken, dünyaya aşıklık noktasında, dünyaya sevdayla yaklaşma noktasında değildir.
Dünyaya daha da değişimiz. Biz daha fazla insanlara el uzatalım, daha fazla veren el olalım. Biz daha fazla hayrı hasenete koşalım. Biz daha fazla bizden faydalanan insanlar olsun. Bizim dünyaya daha da değişimiz odur. Öyle miskinlik köşede oturmuş, miskinlik yapan, ben böyle bir sufilik tanımlamasını kabul etmiyorum. Sufi bu manada da veren el olması için mücadele eder. Onlar zekatlarını bir tamam verirler. Bak onlar dediği velileri tarif ediyor, evliyaları tarif ediyor, müminleri tarif ediyor Cenab-ı Hak. Ne diyor? Onlar iman ederler. Namazlarını dosdoğru kılarlar, zekatlarını verirler. İman edenleri tarif ederken Cenab-ı Hak hepsinin sonunda zekatlarını verirler diyor.
Zekatlarını verirler demek, o iman eden kimse zekat verme noktasında olacak. Zekat verme noktasında kimdir? Nisap miktarı paraya, mala sahip olan kimse. O zaman o kimse tembel değildir. O kimse hımbıl değildir. O kimse annesinin, babasının malını yemez. O kimse bir başkasının kazancına bakmaz. O kimse benim çocuklarıma kim bakacak ya göndereyim de kayınvalide baksın bunlara. Göndereyim kayınpeder baksın. Göndereyim ben bunu kayınpederin evinde otursun. Ya biraz onlar yardım etsin. Git lan annenden babandan ne alacaksan al gel. Bunlar adamın müsveddesi. Adamın müsveddesi bunlar. Bu böyle değildir. Sufi zekat verecek.
Zekat verme noktasına getirecek kendisini. Çalışacak, çabalacak, yürüyecek, koşacak. Maddeden de, manen de koşacak. Aa ben şeyhimi rüyamda gördüm yeter ya. Yetmez. Her gün göreceksin. Yetmez. Her an göreceksin. Yetmez. Baktığın yerde göreceksin. Yürü. Tembellik yapma. Yetmez. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini göreceksin. Yetmez. Konuşacaksın onunla. Bu bir şizofreni değil. Bu sufilik yolu. Yetmez. Yeter diyen yolda kalır. Sen dolduracaksın her şeyini.
Senin beyninin bir tarafı dünyaya çalışacak, bir tarafı ahirete çalışacak. Sen ikisini beraber koşturtacaksın. İkisini beraber koşturtacaksın. Yeter diyen kimse sufilikte yolu yoktur. Yeter diyen bir kimsenin sufilikte yolu yoktur. Yürü. Cenab-ı Hakk'ın nurunla doldur her tarafını. Koş. Ciğerin patlayıncaya kadar koş. Kalbin yarılıncaya kadar koş. Usanma. Ne güzel söylemiş sevmekten kim usanır diye. Usanma. Yıkıldığın yerden kalk.
Koştur. Tökezlendiğin yerde kalk, koştur. Kimseye kabahat bulma. Kabahat da senin, suç da senin, günah da senin. Ne dedi koskoca peygamber? Ben nefsimi temize çıkaranlardan olmam dedi. Nefsini temize çıkarma. Ne dedi koskoca peygamber? Ben nefsime zulmedenlerden oldum dedi. Sen nefsine zulmedenlerden olma. Kaç. Yürü. Kendi kendini temize çıkarma. Kendi kendine haklılığa çıkarma. O şeytanın yolu. O zaman sen o eteklerini dolduranlardan ol. Sen yüreğini o nurla dolduranlardan ol. Senin gözün, gönlün, kalbin, kulağın, elin, ayağın o nurla nurlansın. Gönlünde her daim zikrullah gümbür gümbür devam etsin.
Senin bakışın nur, duyuşun nur, tutuşun nur olsun. Konuşman nur olsun. Senin dünyaya bakışın, ahirete bakışın, kardeşliğe bakışın, insanlara bakışın nur olsun. Kendini ona göre dizayn et. O nur saçıcısını bulan yüzünü Allah'ın gayrısından çevirmiştir. O nurun saçıcısı, o nurun dağıtıcısı, o nurun sahibi kim? Hz. Allah Celle Celaluhu. Onu bulan, onunla hemhal olan, onun yoluna giren yüzünü başka bir yere çevirmez. En'am suresi ayet 79. İbrahim aleyhisselam söylüyor. Ben yüzümü tamamen gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim. Ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim. Sen o nur saçıcısı olan Allah'a yüzünü dön.
Ve ondan başkasına yüz çevirme. Bize üç sevgi lazımdı. Üç sevgiden sorgu sual sorulmaz. Allah'ın sevgisi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisi ve bizi bunları tanıştıran, bu sevgiyle ulaştıran, bunlarla görüştiren üstadımızın sevgisi. Dua muhteşem ya Rabbi senin sevgini, senin sevenin sevgisini, seni sevdirenin sevgisini.
Çölde susuz kalmış kimseye soğuk şerbeti sevgili kıldığın gibi bize de sevgili kıl. Amin. Biz bu üç sevgiyle yoğruluruz. Aslında bu üç sevgi değildir. Bunu anlatırken üç sevgi olarak anlatırız biz. Hadis-i Şerif mucibince. Bu üç sevginin arasında renk farklılığı yoktur. Derece farklılığı vardır. Yoksa bu üç sevgiyle sevgilenen, herhangi bir sevgisiyle sevgilenen kimse, onun boyasıyla boyanmıştır. Biz üstadımızı Allah için severiz. Biz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Allah onu peygamber kılmış, o Allah'ın Resulü olduğu için severiz. Biz Allah'ı da Allah olduğu için severiz.
O yüzden bu üç sevginin arasında bir fark yoktur aslında. Ama biz bu noktada hataya düşmemek için şeyhimizi Allah'ı sever gibi sevmeyiz. Bizde böyle bir şey yoktur. Biz sevgimizi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sever gibi sevmeyiz. Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini Allah'ı sever gibi de sevmeyiz. Allah'ın sevgisi uçsuz bucaksıdır. Bucaksızdır. O bütün sevgilerin üstündedir. Bütün sevgilerin üstünde. Ha şöyle düşünülmesin biz örneğin eşimizi dostumuzu da severiz. Onları da Allah için severiz yalnız. Biz eşimizi de severiz Allah için.
Çocuklarımız da severiz Allah için. Arkadaşlarımızı kardeşlerimiz de Allah için severiz. Allah için severiz. Sınırlar bellidir Allah için sevgide. Harika ben o kardeşi Allah için seviyorum. Tamam Allah için seviyorsam ben onun sınırı belli. Ben o kadını Allah için seviyorum. Sınırı belli. Ben o erkeği Allah için seviyorum. Sınırı belli. Onun kocası Allah için seviyor. Sınırı belli. Onun karısı Allah için seviyor. Sınırı belli. Onun kardeşi Allah için seviyor. Sınırı belli. Allah için olan sevgilerin hepsinin de sınırı bellidir. Hukuku bellidir. Allah için seviyorum diyen bir kimse hukuksuz değildir. Bakın hukuksuz değildir.
Sınırı bellidir. Ya ben seni Allah için seviyorum. Hadi gidelim nereye gidiyorsun ya? Nikah lazım, hukuk lazım, bir şey lazım. Var mı öyle bir şey? Allah için seviyorum. Heva ve hevesten olan sevgiler sınırsızmış gibi gelir insana. Heva hevesten. Yok. O şeytani o. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni sevmenin dahi sınırı var. O Allah değil. O Allah değil. Bakın sınırı var. Şeyhi sevmenin sınırı var. O peygamber değil. O Allah hiç değil. Ve ardır ya böyle sevgisini göstermek isterler. Şeyhim bana öl dese ölürüm.
Ya oğlum ne alakası var? Zaten sana öl diyorsa o şeyh değil. Neden? Nefsine uymuş. Ne alakası var? Birisi öyle dedi. İşte ben şimdi onun şeyhini tabirini söylesem hangi dergaha bağlı olduğu meydana çıkacak böyle. Cigarası da böyle ateşe, cigaranın üzerine de parmağını böyle oynatıyor. Bu ne dedim ben? Devamlı cehennem ateşini dedi. Bununla dedi. Biz dedi şey yapıyoruz. Ne o? Aklından çıkarmıyormuş. Böyle cigaranın üzerinde böyle cahillikler var bizde. Bu cehaletin ta kendisi. Bunlar böyle sufilik, şeyhlik, dervişlik değil bunlar. Bunlar cahil insanlar.
Din bilmez, diyanet bilmez. Cahil, cühela insanlar. Sigaradan cehennem ateşi arkadaş şey yapıyor. Cehennem ateşini devamlı hatırında tutuyor. Allah muhafaza eylesin. O bana öyle demişti. Böyle bir de bu böyle bir yerin zakiri dedi ki bize dedi bana işte haram bir şey söyledi. Şunu yap dese yaparım dedi. Dedim kardeş sen teccid-i iman getirsin. Kızdı bana. Sana dedi üstadın haram bir şey söylesi yapmaz mısın? Hayır dedim. Bizde yok öyle. Benim üstadım bana haram bir şey emrederse ben yerine getirmem dedim. Bizim üstadımıza olan bağlılığımız Kur'an ve sünnet dairesinde.
Sonra hadis-i şerifi söyledi bana. Meşhur ya seriyeye gönderiyor on kişi. Başlarında bir tane de komutan. Canları sıkılıyor. Komutanla seriyeye giden askerlerin arasında anlaşmalısı çıkıyor. Komutan diyor odun toplayın topluyorlar. Çalı toplayın topluyorlar. Yakın ateşi yakıyorlar. Emrediyorum ben sizin komutanınızım. Atın kendinizi ateşe diyorlar. Sahabeler atmıyorlar kendilerini ateşe. Medine-i Münevvere dönülünce bu meseleyi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve selam Hazretleri'ne söylüyorlar. Diyor ki eğer ateşe atsaydınız kendinizi ebedi yen cehennemde kalacaktınız diyor. Sonra meşhur o sözü söylüyor. Maruf yani itaat maruftadır.
İtaat maruftadır. İtaat maruftadır. Yani itaat iyiliktedir. İyiliğe itaat edilir. Harama itaat edilmez. kötülüğe itaat edilmez. Bir erkek eşinden haram bir şey istese kadın itaat etmez ona. Bir çocuk anne babası ondan haram bir şey istese itaat etmez ona. Haramda itaat yoktur. Harama itaat edilmez. Kur'an'la sünnetle imamların iştadıyla sabit bir harama itaat edilmez. Bakın harama itaat edilmez asla. Bir şeyh efendi sana git hırsızlık yap dese demez gerçek bir mürşid. Dediyse mürşid değildir zaten.
O zaman terk et onu. Onu terk etmek vefasızlık değildir. Allah muhafaza eylesin. Doğu da Allah'ın batı da Allah'ındır. Artık nereye dönerseniz dönün orası Allah'a çıkar. Şüphe yok ki Allah'ın rahmeti geniştir. O her şeyi bilendir. Bakara 115. Cenab-ı Hakk'ın nuru her yeri sarmıştır. sen ne tarafa dönersen dön ne tarafa yönelirsen yönel Allah'ın veçi Allah'ın yüzü o yöndedir.
Ha Cenab-ı Hak bize kıbleyi şart kılmış biz kıbleyi bildiğimiz anda kıbleye yöneliriz. Bilemezsek ne tarafa yönelirsenek yönelenim Allah'ın veçi onun üzerindedir. Mesneviden beyt ve bitiyor. Eğer sen kendinde ön art olduğunu sanıyorsan cisme bağlısın. Candan mahrumsun. Alt üst ön art cismin vasfıdır. Nurani olan can ise bunlardan münezzeh ve cihetsizdir. Yani yönsüzdür. Kısa görüşürler gibi zanna düşmemek için gözünü kapa padişahın nuruyla aç. Allah bize bizi onlardan eylesin.
İnşallah. Geceniz hayır olsun. Selamun Aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi