mustafaozbag.org

113. Mesnevi Şerhi (750-754 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 1 Ocak 2021 · 1:09:00

Güneş bir burçtan bir burca gidip durduğundan pencereye vuran ziyası da evin etrafında döner dolaşır. Kimin bir yıldızla alâka ve merbuyeti varsa o kendi yıldızıyla döner dolaşır. O yıldızın tesiri altındadır. Talihli zühre ise şevki çalıp çağırmaya aşkı diler. Onlara adam akıllı meyli vardır. Kan dökücü huylu, mirrih ise yani merrih ise, merrihe mensup ise cenk, bühtam ve düşmanlık karar. Yıldızların arasında yıldızlar vardır ki onlarda ihtirak ve nahis olmaz. Yıldızlar insanlık tarihi boyunca gökyüzü insanların ilgisini çekmiş. Gökyüzü insanların ilgisini çektiği için yıldızların üzerinde insanlar yoğunlaşmaya çalışmışlar.
Yıldızların dünya üzerindeki etkilerini araştırmışlar. Yıldızların insanların üzerindeki etkilerini araştırmışlar. Bu konuda değişik ilim sahibi olmaya çalışmışlar. Ama bunların bir kısmı batıl olmuş, bir kısmı hakikat olmuş. Sonuçta yıldızlarla alakalı insanoğlu kendince hep bir şeylerle uğraşmış. Tabi bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gelinceye kadar da devam etmiş. Tabi bu yıldızlardan sihir ilmini çıkarmışlar. Örneğin bu sihir ilmiyle uğraşanlar bu yıldızların üzerinde daha da uğraşmışlar. Şimdi de bu yıldızların üzerinden işte insanlar değişik böyle ilimler çıkarmaya çalışıyorlar. İnsanların üzerinde sihir yapmaya, büyü yapmaya çalışıyorlar. Kimisi bu yıldızların üzerinden kendince sihirleri, büyüleri bozmaya çalışıyor.
Ta ki bu aslında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tarafından yasaklanmış. Ama ne yazık ki normalde bunun üzerinde insanlar küfür noktasında da olsa bunlara devam ediyor. İbni Abbas naklediyor. Resulullah aleyhissalatü vesselam buyurdular ki kim? Allah'ın zikrettiğinin gayrısı için yıldızlar ilminden bir bab iktibas ederse sihirden bir şube iktibas etmiş olur.
Müneccim kahindir. Kahin de sihirbazdır. Sihirbaz da kafirdir. Demek ki sihirbazlık mesleğini yerine getirenler, sihir yapanlar, sihirbazlar hadis-i şerif mucibince kafirdir. Yine hadis-i şerif Ebu Davud'dan kim yıldızlarla ilgili bir ilim iktibas etmişse sihirden bir şube iktibas etmiş demektir. Yıldız ilmi arttıkça sihir ilmi de artar.
Allah'a yemin olsun bu da hadis-i şerif. Allah hiç kimsenin ne yaşamasını ne ölmesini ne de rızkını herhangi bir yıldıza bağlanmıştır. Bunu söyleyenler Allah hakkında yalan düzüyorlar ve kendilerine bahaneler uydurup avunuyorlar. Bu hadis-i şerifler mucibince yıldızlardan hisse çıkarmak. İşte filanca yıldız filanca yıldızın yörüngesine girdi rızık bol olacak. Filanca yıldız filanca yıldızın arkasına geçti işte darlık olacak. Yok filanca yıldız filanca yıldız da şöyle eşleşti. O yüzden bu sene evlenenler böyle olacak. Bunların hepsi de küfür. Yıldıznameye bakmak, yıldızlardan hisse çıkarmak, yıldızlardan büyü yapmak, yıldızlardan sihir yapmak. Bunların hepsi de küfür. Kim böyle bir sihir ve büyü, böyle bir sihir, böyle bir yıldız ilminden insanların üzerinde gelecekle alakalı bir şeyler söyler, kahinlik yaparsa küfre düşmüş olur.
Nikahı düşer. Tecdi-i iman, tecdi-i nikah gerekli. Bir erkek böyle bir kahine, böyle bir yıldıznameciye inanırsa nikahı düşmüş olur. Böyle bir kadın böyle bir şeye inanırsa nikahı düşmüş olur. Doğacak olan çocuk veled-i zina olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden böyle sihirle, ne bileyim kahinlikle, ne bileyim böyle büyücülükle uğraşanlar küfür üzerine ölürler, tövbe etmezlerse.
Bir kimse bunlara inanırsa, bunlara inanırsa o da küfür üzerine ölür. Fala inanan, büyücülükle uğraşan, sihirle uğraşan, kahinlikle uğraşanlar Allah'ın lanetine uğramış insanlardır. Ve bunlar tövbe etmeden, tövbe edip geri dönerlerse ne âlâ. Tövbe etmezlerse küfür üzerine ölürler. Bunlara giden kimse de bunlara inanırsa tam olarak onlar da küfür üzerine ölürler.
Allah muhafaza eylesin. Bunlar Müslüman bir kimseyse, kimseyle evlenirlerse, tövbe etmezlerse nikahları düşmüş olur. Yıldızlarla alakalı böyle bir giriş yaptık. Evet, demek ki bizim sufilerin böyle yıldızlarla, yıldıznamelerle, kahinlerle, sihirbazlarla, büyücülerle işi olmaz. Sufiler ertesi günü rüyalarında görebilirler. Bir yıl sonrayı, üç yıl sonrayı, beş yıl sonrayı, on yıl sonrayı rüyalarında görebilirler. Bu ayrı bir ilimdir. Veya o esnada birisininle, biriyle alakalı bir rüya görebilir. Bu ayrı bir ilimdir. Bunun yıldıznameyle, kahinlikle, özel dualarla, özel kürlerle alakalı değildir. Bu o kimsenin dervişliğiyle alakalıdır.
O kimsenin sufiliğiyle alakalıdır. Ölçü de değildir bu. Görmeyebilir de iyi derviştir, görmüyordur. Görmez. Kiminin açılır, görür. O kimse de susar. Konuşmaz. Konuşmamalı. Rüyamda gördüm, sen yarın kaza yapacaksın. Bu konuşulmaz. Bu ancak üstada aittir burası. Sen rüyanda görmüş olabilirsin, sıkıntı olur. Üstadını ararsın. Dersin ki ya, böyle böyle ben bir rüya gördüm. Bu kadar. Bir kardeşinin hakkında görebilirsin. Eyvallah. Bu kadar. Bu konuşulmaz. Başkasına da anlatılmaz. Bizim çanta Cacı Mehmet vardı, Abdurrahim'in babası. Allah rahmet eylesin.
Biz böyle onunla iyi dostluk yaptık. Cenab-ı Hak cennetinde makamını arttırsın inşallah. Demirtaş'ta ilk bizim zikrullah yapılacak olan, evi tahsis eden kimsedir. Bak zikrullah yapacağımız evi tahsis eden kimsedir. Bir gün Nevşehir'e gideceğiz. O da yeni bir araba aldı. Rüyamda arabayı vuruyorum ben. Kaza yapıyoruz. Allah hayırlısını versin dedim kendi içimden. Sabah Demirtaşlı İsmail gelmemiştir. İdris'in babası vefat etti. Allah rahmet eylesin. Onunla mı ilgileniyor? İsmail telefonu açtı bana. Ha burada mı? Aradın beni hatırlıyor musun?
İsmail de Demirtaş sabah aradı beni. Selamun aleyküm aleyküm selam. Abi dedi ya yola çıkacağınız ama dedi yolda kaza yaptığınızı gördüm dedi. Öyle değil mi İsmail öyleydi değil mi? Ben öyle hatırlıyorum öyle mi dedim demedim. İsmail sus aman sakın konuşma dedim. Öyle mi dedi dedim sana. İsmail sus sakın konuşma dedim. Sufilik göz göre göre ölüme gitmektir. Bırak kazayı. Razı olacaksın ya. Hani raziyet makamı var. Ne diyor? Mutmeyin olan nefis. Sen Rabbinden razı.
Bak birinci derecede kul razı oluyor. Sen Rabbinden razı. Rabbin de senden razı. Olarak salih kullarımın içinde cennetime gir. Nefis mutmain olacak. Mutmain makamına gelecek. Mutmain makamına gelmek ne demek? Şeki şüphesi yok. Kalbi berraklaşmış onun. Kalbi ilham alıyor artık onun. Bir çıt üstüne sen Rabbinden razı. Ayet-i Kerime'nin bir çıt üstü. Hani Ayet-i Kerime'de razı ediyor ya. Sonra marziye diyor. Sen Rabbinden razı. Yani başına gelecek olan gelecek.
Susacaksın. Razısın çünkü. Razısın. Biz sabah çıktık yola. Bana verdi anahtarı. Abi al dedi. Ben bir müddet kullandım. Sonra verdim onu. Dedim al hacı abi devam et. Allah rahmet eylesin. Bir müddet götürdü. Geliyoruz. Ben kaza yapacağımız yere doğru geliyoruz biz şimdi. Durdurdu arabayı. Abi al dedi. Götürseydin biraz daha dedim ben. Ya abi ya al dedi. Sen götür. Ben dedi. Birden. Birden durdu. Birden verdi arabayı bana. İçimden dedim. Tamam. İçimden. Bindim gidiyorum ben şimdi. Ben halbuki hızlı kullanırım arabayı.
O zaman da Kartal Yenidağ onu. Ben normalde durmam yolda. Arabada herkes yarası gibi asılır. Allah ne verdiyse giderim ben. Gitmezse de Cevdet'e söylüyorum. Cevdet bunun kadranı 260 gösteriyor. Bu 225 gidiyor. Ne var bunda diyorum ben. Haydi Cevdet dalıyor arabaya. O gidecek o araba. Ben normal gidiyorum. Bir tane golf td'yi pışt geçti. Bu dedi. Nereye gidiyor bu ya? Abi dedi ya acaba ya. Bu gitmiyor mu dedi ya. Bu kim ya dedi. Dedi Mehmet abi dur rahat dur dedim. Yok be ya dedi. Vurdu torpidi. Gitmiyor mu bu dedi. La havla ben çaktım. Adama yumuldum arkadan.
Geçtim adamı. Kendimi attım sağa. Gene selamete indim. O bir daha arkamızdan geldi. Ulan geçtim artık. Bırak değil mi? Yok yanımızdan bir de baktı da geçti. Hacı abi gene durmuyor. Allah rahmet eylesi. Yürü be Hacı abi be dedi. Yürü be dedi. Bu kim oluyor be dedi. İyi. Tam orada askeriye var. Polat diye gelmezden önce. Sanayiden gelmezden önce. Aşağı doğru iniyor. Orayı da çok iyi biliyorum. Orayı neden çok iyi biliyorum. O da biliyor orayı. Biz bir haçtan geri döndük. Haçtan geri döndüğümüzde orada bir mola verdik. Orada bir namaz kıldık. Zikrullah yaptık.
O da biliyor orayı. Böyle virajlı orası. Ben adamı bir daha tokatladım. Geçtim. Gene kaldım. Adam geldi önümüze. O tekrar önümüze geldi. Bir bastı freni. Ben bastım. O bastı. Ben ona arkadan dokundum. Böze de arkadan birisi dokundu. Bir cayırdadı ortalık. Tamam mı? İyi. Ben çektim el frenini. Baktım. Önden bir tane mi iki tane mi fark etmiş. Tamam mı? Dedim Cenab-ı Hakk'a dedim. Yarabbi sana hamdolsun dedim. Ben dedim bu kadarla bitti. Ondan sonra. Ben çektim el freni. Hiçbir şey olmamış gibi aldım. Bir tane secdada yanıma. Orayı yeşilliğin üzerine. Allahu ekber namaza durdum. Annesi sağ.
Annesi diyor ki. Bir de namaza durdu diyor ya. Kaza yaptığı yetmiyor. Bir de namaza durdu diyor. Bir de namaza durdu. Ben hiç Allahu ekber namaz kılıyorum ben. Tabi işte millet geliyor. Yok tutanıklar tutuyorlar. Bilmem neler yapıyorlar. Ben Allah'a bekle. Namaz bitmiyor benim. Neyse bitti telaş. Bitti mi dedim ben bitti. Dedim Hacı abi çabuk sen arabayı al. Hemen Polatlı'nın içinde iki tane far taktırdı. İki tane. Bir tane ne far geçmiş gün şimdi. Farları taktırdı. Bulunmadı ilk önce böyle sıfır araba. farlar bulundu. Farlar takıldı. Bir sıkıntı kalmadı. Arkada bir problem yok. Biz gene akşam namazından sonra Nevşehir'e gidiyoruz Şeyh Efendi.
Biz yola çıktık ama şey ne o? Ben dedim al Hacı abi. Hacı Mehmet bir daha arabayı sen al demedi. Çünkü Hacı'sı arkada. Durmuyor o. Şimdi İsmail hiç unutmam. İsmail sabah aradı. Dedim sus. Sakın dedim hiç kimseye bir şey söylemez. Sufilik böyle bir şeydir. Görürsün rüyamda. Konuşmak yok. Ona müdahale etmek yok. Razı olmak bu. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sufiler görürler gelecekle alakalı bir şeyi. Eyvallah. Kendi başına gelecek olan bir başkasının başına gelecek olan görür birileri. Buna susur susar. Zaten imtihanın sırrı bu. Ona teslim olacak mı? Olmayacak mı? Burası böyle bile bile lades gibi bir şeydir bu.
Aldanacağının bile bile gidersin. Asıl zor olan aldanmak budur. Bilmeden aldanır herkes. Zor olan aldanmak bile bile aldanmaktır. Burası nefsi acı gelir. Burası insana sıkıntılı gelir. bunlar sufinin kendi hayatında olur. Ama bizim yıldıznameyle kahinlikle yok geleceği okumak böyle şeylerimiz yoktur bizim. Biz bunlar için uğraşmayız. Biz Allah'ın rızasını kazanmaya çalışırız. Biz Allah'ın rızasını kazanmaya çalışırız. Başka bir derdimiz olmaz. Güneş bir burçtan bir burca gidip durduğundan pencereye vuran ziyası da evin etrafında döner dolaşır.
Güneş malum dünyayı aydınlatan dünya ve etrafındaki samanyolunu aydınlatan bir gezegendir. Sufi literatüründe güneş hakikati Muhammediye'dir. Bu bir başkası başka bir şey ifade edebilir bunu. Burada Hz. Pir güneşi hakikati Muhammediye'ye evi de mümin kimsenin kalbi olarak tahayyül ettiğine inanıyorum. Böyle olunca güneş her daim aleme rahmet saçar.
Aleme mana olarak rahmet saçan da Hz. Muhammed Mustafa'dır. Enbiya ayet 107 seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri alemlere rahmet olarak gönderilmiş peygamberdir. Ve sen hangi hale geçersen geç hangi makama doğru yürürsen yürü her yürüdüğün yerde her yürüdüğün perdede hakikati Muhammediye'den esintiler alırsın.
Oradaki tecelliyat hakikati Muhammediye'ye aittir. Ve sufi yolunda her merhalede hakikati Muhammediye'nin tecelliyatı vardır. Çünkü zahir batın fiili veya kavli her ne var ise her şey hakikati Muhammediye'den doğar gelir sufiye. Hakikati Muhammediye'den doğar. O yüzden burada normalde hani şeyde de Ahzab suresi ayet 21 andolsun Allah'ın Resulü'nde sizin için Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. O zaman Allah'ı zikredenler için sufiler için her merhalede her nefis meratiminde her kalbi seyr-i sulukun perdesinde ister emmare levvame mülhüme mutmainne radiye mardiye safiye makamlarından geçerken ister kalbi tecelliyatlarda ilmel yakin aynel yakin hakkel yakin noktalarında sufiler için Hz. Muhammed Mustafa'dan sallallahu aleyhi ve sellem
hazretlerinden ilim ve örnekler vardır. Sufi ister kalbi tecelliyatlarda ister nefis mertebelerinde nerede olursa olsun onun batmayan güneşi bu noktada Hz. Muhammed Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini devreden çıkaranlara bakmayın siz. Onlar manadan uzak insanlar. Çünkü başka bir ayet-i kerimede de ki eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin günahlarınızı bağışlasın ayet-i kerime Ali İmran ayet 31 de ki Allah'ı seviyorsanız bana uyun uyun ki Allah sizi sevsin bağışlasın eğer Muhammed Mustafa'nın izini takip etmiyorsan sallallahu aleyhi ve sellemin eğer ona uymuyorsan eğer ona uymuyorsan Allah'ın seni sevmesini bekleme bağışlanmayı da bekleme ona uymuyorsan Allah'ın seni sevmesini bekleme bağışlanmayı da bekleme
Allah'ı sevmek soyut bir kavramdır bunun somuta indirgenmiş hali Hz. Muhammed Mustafa'ya uymaktır zaten Hz. Muhammed Mustafa'ya uymak delildir o delil olmamış olsa herkes Müslüman olacak herkes Sufi olacak zaten herkes bir mana padişahı olacak yürücek Muhammed Mustafa'ya uymaktan herkes perperişan sebep nefsiz zor geliyor Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izinden gitmek peşinden gitmek sünnetine uymak onun haliyle hallenmek nefislere zor geliyor nefislere acı
geliyor işte sen hangi hale bürünürsen bürün ama gün içerisinde ama hafta içerisinde ama aylar içerisinde ama ömrünce ne tarafa dönersen dön senin her döndüğün noktada güneş bir burçtan bir burca gidip pencereden ziyası sana vuracak buradan pencere ne pencere senin aklın pencere senin aklın pencere senin dergahın senin virdin senin iyi amellerin oradan ziyasını vuracak sana sen sen hangi hale bürünürsen bürün hangi noktaya
gidersen git aslında derler ya güneş şu burca girdi diye güneş bir burca girmez dünya o burca girer dünya o burca girer güneş orada durur dünya güneşin etrafında döner yıldızlar yıldızlar hepsi de güneşten alırlar alacaklarını güneşten alır yıldızlar tek başına bir şey değildir bu varlık aleminde bütün her şey Hz. Muhammed Mustafa'nın maneviyatından alır hakikat-ı Muhammed'e den alır her şeyi her şeyi o yüzden ne tarafa dönerse dönsün ne tarafa giderse gitsin hakikat-ı Muhammed'e
den alacaktır de ki eğer babalarınız oğullarınız kardeşleriniz eşleriniz aşiretiniz kazandığınız mallar kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan peygamberinden ve onun yolundan cihattan daha sevgili ise artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez demek ki bir kimsenin babasından oğlundan kardeşinden eşinden aşiretinden kazandığından kazanmayı düşündüğün ticaretinden beğendiği evlerinden her şeyden gözünün gördüğü her şeyden Allah
ve peygamberinden daha sevgili olmayacak dünyada gözünün gördüğü her şeyden Allah peygamberi ve onların yolunda cihad etmekten daha sevgili gelmeyecek eğer babası oğlu kardeşi eşi aşireti kazandı mal atı avradı silahı yok işte arabası evi barkı makamı mevkesi dünya içerisindeki durumu konumu neyi varsa neyi varsa Allah'tan Resulullah'tan sallallahu aleyhi ve sellemden ve onlar uğruna cihad etmekten daha sevgili
gelmeyecek bakın ayeti kerime enteresan ayeti kerime diyor ki Allah'tan peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise senin dersinden daha sevgili olmayacak senin Allah yolunda koşuşturmandan daha sevgili olmayacak senin annen baban çocuğun eşin malın mülkün Allah'tan Resulullah'tan ve onların yolunda cihad etmekten koşmaktan daha önde olmayacak eğer daha önde olursa Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin Allah fasık topluluğu doğulu yola erdirmez
böyle yapan bir kimse fasık oldu ve doğru yola ermeyecek buluşmayacak sıratı müstakimde olmayacak o sıratı müstakimde olmayacak o kimsenin sıratı müstakimde olması için annesi babası oğlu uşağı katı yatı arabası makamı mevkisi nesi var ise bu dünyada ve dünyanık olarak Allah'tan Resulullah'tan ve onların yolunda koşuşturmaktan önde olmayacak olursa o kimse asla doğru yola erdirilmez Allah muhafaza eylesin
ev bu manada müminlerin müminlerin en kemali yaşayan velilerdir hani sohbetin başında evide kalbe benzettik ya müminlerin en kemal noktası velilerdir insanların içerisinde mümin sıfatının en kemal noktasındaki tecelliyatı Hz. Muhammed Mustafa'nın üzerinde ondan sonra yaşayan velilerin üzerinde tecelli eder o zaman onların kalplerinde de hakikat-i Muhammediye açılan pencereler vardır o hakikat-i Muhammediye açılan pencereden hakikat-i
Muhammediye den sudur eden tecelliyatlar gelir Allah muhafaza eylesin Allah bizi o velilerin yolunda eylesin inşallah kimin bir yıldızla alaka ve merbuiyeti varsa o kendi yıldızıyla döner dolaşır o yıldızın tesiri altında kalır bu yıldız ashabım yıldızlar gibidir hangisine sarılırsanız beni bulursunuz bu işin zahir tarafıdır zahir tarafta ashab nedir Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gören ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin gördüğü kimselerdir bir de ashab vardır manevi bunlar da
kimlerdir sufiler bunu önemserler bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin gördüyse rüyasında halinde sufiler kendi içlerinden derler ki onu görene cehennem ateşi yakmayacak ateşi onu yakmayacağına göre sufiler de kendi kellerine derler ki biz de manada ashabız derler ve aynı zamanda da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendisinden sonra halifelerinin olduğunu bu velilerin de bu mürşidi kamillerin de birer peygamber varisi olduğu hadis de sabittir mesela zahir alim uleması da
alimler de peygamber varisleridir onlar da peygamber varisidir o zaman öyle bir şey oluyorsa yani normalde insanlar o yıldızların tesiri altına girmesi demek o velilerin tesirin altına girmesi demek o alimlerin tesiri altına girmesi demek Allah bizi o tesir altında olanlardan eylesin burada tabi insanların kendilerine aktap olarak kabul ettiği kimseler de vardır bir kimse kendisine birisine örnek kabul eder bir parti lideridir kendi örneği parti liderinin peşinde koşar kendince bir patrondur o kimse onun peşinde koşar
pro tipler vardır ya toplum içerisinde herkes o çok sevdi kiminin futbolcu mesela bayılıyor futbolcuya kimisinin bir artist kimisinin bir sanatçı adına sanatçı diyorlar ya iki şarkı ezberliyorlar adı sanatçı oluyor iki yürüyüş yapıyor adı sanatçı oluyor Türkiye öyle bir yer iki mendeburluk yapıyor adı sanatçı oluyor on üç günde beş günde bir sevgili değiştiriyor adı sanatçı oluyor bir ahlaksızlıkta yakalanıyor adı sanatçı oluyor uyuşturucu satarken uyuşturucudan içeri giriyor sanatçı olarak televizyonların baş köşesine
oturtuluyor Türkiye burası eşcinsel sanatçı olarak baş köşeye oturtuluyor fuhuş yaparken basılıyor sanatçı baş köşeye oturtuluyor uyuşturucu kullanırken yakalanıyor sanatçı baş köşeye oturtuluyor adı ne sanatçı onu kendine ahtap kabul ediyor onu seviyor onun yolundan gidiyor onunla haşrolacak yani yıldız illaki iyilik manada değil o yüzden Hz. Pir diyor ya talihli zühre ise şevki çalıp çağırmaya aşkı diler onları adam akıllı meyli artar yani o yıldız eğer işte böyle zühre yıldızıysa zühre yıldızı ne mitolojide edebiyatın
güzelliğin eğlencenin şehvani aşkın sembolü zühre yıldızı hani ne vardı ne vardı mitolojide normalde hani vardı ya zühre adında bir bayan çok güzeldi hoş sohbetti evinde erkeklere zevkü neşe oluştururdu namı her yere duyulmuştu namı her yere duyulmuştu harutla marut da neydi varlıklardan iki varlık onlar da dediler ki biz yeryüzünde olsaydık böyle fesada uğrayan böyle işte haramlara düşen böyle fitne çıkaran yeryüzünde kan dökenlerden olmazdık dediler Cenab-ı Hak da onları imtihan olarak gönderdi ayette sabit Babil
devleti zamanında olduğu söyleniyor mitolojik olarak bu Habil ve Kabil bu değişik bir ilme sahipler simyacı gibi bir şeye dua ediyorlar tak Cenab-ı Hak tecelli ettiriyor onu herkese yardımcı olmaya başladılar herkese şey yapıyorlar ama kendilerince de bir esmaları var akşam ezanı okunduğunda o esmayı söylüyorlar tekrar gökyüzüne çıkıyorlar bunlar kurtuluyorlar dünyadan bu böyle devam ederken Zühre'nin namını duyuyorlar Zühre'nin namını duyunca Zühre de bunların namını duyuyor bunlar Zühre'ye alışıyorlar her gün Zühre'nin
sohbetine gitmeye başlıyorlar tabiri caizse Zühre'ye karşı akıyor bunlar ekisi de hani halk dilinde yazılıyorlar Zühre'ye Zühre de bunları habire hoş muhabbet yapıyor hoş muhabbet yapıyor ama bunları kullanmak istiyor bu tip kadınların bir de kabadayıları vardır adı kabadayı gibidir onların ama aslında kabadayı demek kabadayılıya leke böyle çukur insanlar vardır haysiyetsiz şerefsiz insanlar vardır bu kadınların üzerinden geçinirler böyle bu kadınlara efelik yaparlar efeliğin adını kirletirler bunlar zırtabozun tekidir
bunlar o kadınların üzerinden geçinirler onların parasını yerler onları tehdit ederler böyle bir kimse var bu kadını rahatsız ediyor Zühre bunları anlatır bunu der ki beni bu adamdan kurtarırsanız ben der size kendimi sunarım yeter ki bunu öldürün bunlar ilk önce öldürmeyi kabul etmezler bir gün iki gün üç gün en sonunda bunlara tabiri caizse bugünkü dille uyuşturucu verir bunlar sarhoş olur kendilerinden geçerler az bir şey bu adam gelir bunlara bu adamı öldürtürür Zühre bunlar adamı öldürürler ve bunlar o gizli esmayı
Zühre'ye söylerler sarhoşlar ya Zühre o esmayı alınca esmayı söyler dünyadan kurtulur Zühre yıldızının bizdeki mitolojik hikayesi budur bir ismi de nedir Sirius'dur batılılar onu Sirius der Zühre yıldızı derler başka ne çoban yıldızı derler başka ne venüs yıldızı derler öyle değil mi bu meşhurdur işte talihli Zühre ise yani birisini aktap kabul ettiği kimse Zühre yıldızı ahlakındaysa çalıp çağırmayı Zühre ne yapıyordu eğlence düzenliyordu erkeklerin gönüllerini hoş ediyordu huşa sebebiyet
veriyordu bunlar bir kimse sen öyle bir kimseyi seversen kişi sevdiğine benzer ona benzersin ama yok sen kan dökücü merih mensub ise cenk mühtem ve düşmanlık ara bir eğer yıldız olarak kabul ettin aktap olarak kabul ettin bir kimse merih huylu ise merih huylu ne kaba yorgunluk zahmet hiddet hainlik alçaklık güç merihinde simgesi bu eğer sen kendine yıldız olarak böyle bir adamı seçtiysen sen o huyla huylanırsın o yolda yürürsün kan dökücü olursun Allah muhafaza eylesin yıldızların ardında yıldızlar vardır ki onlar da
ihtirak ve nahis olmaz ihtirak ve nahis yani yanmak sönmek uğursuzluk manasında demek ki o yıldızların ardında öyle yıldızlar vardır ki onlar asla sönmezler onlar asla kaybolup gitmezler onlar asla uğursuzluk simgesi değildir bunlar kimlerdir bunlar kimlerdir bunlar o batmayan güneşten her daim feyiz denen mürşidi kamillerdir o mürşidi kamillerde yanıp kaybolma uğursuzluk veyahut da işte ışığının gitmesi gibi sönmesi gibi şeyler ne olur olmaz zamanın bir üç beş yedi ve kırkları her daim bu noktada
sönme kayma yaşayan kimseler değillerdir Allah muhafaza eylesin o yüzden bunlar peygamber varisleri hükmündedir peygamber varisleri olanlar da hangisine uyarsanız uyun Hz. Muhammed Mustafa'nın yolundan gitmiş olursunuz o yüzden sohbetin başı neydi bir sorudan itibaren Allah'ım senin sevgini seni sevenin sevgisini seni sevdirenin sevgisini üç sevgi işte Allah ve Resulü'nü sevdirenin sevgisi batmaz bunlar manevi yıldız hükmündedir bunlara tabi olan Muhammed-i Mustafa'ya ulaşır onlar Muhammed-i Mustafa'nın her devirde
varisleri vardır her devirde ya bu zamanda var mı diyen kimse küfre düşer veli mi olur bu zamanda diyen kimse küfre düşer tecdid-i iman tecdid-i nikah gerekli bu zamanda da veli olur mu ya diyen kimsenin imanı gider eks kimsenin veliliğine inanmıyorum inanma kardeşim ayrı mesele gene de laf söyleme ola ki velidir hadisi kutsi var velilere savaş açarsa bana savaş açmış gibidir bana savaş açalım diyor yırtıcı aslanın avından intikamını aldığı gibi ondan intikam alırım diyor dikkat et ben derim ya Allah'ı zikredenle
uğraşma kardeşim geç sen kelin sahibi var uğraşma bak işine ama bu zamanda veli yok derse bir kimse tekrar söylüyorum küfre düşer tutturmuşlar tutturmuşlar şimdi bir velinin bir mürsidi kamilin dizinin dibinde durmak yolundan gitmek izinden gitmek nefsini onun emri altında teskiye etmek terbiye etmek zor geldiğinden ortalığa bir üveysilik çıktı şimdi bir yere gittim sohbete dediler ki bir üveysi şeyhi var sizinle görüşecek üveysi şeyhi de mi var dedim geldi adam benim şeyhimin adabıdır böyle bir şeyhim diyen gelirse
onu böyle koltuğa oturtturur ben şimdi onu böyle koltuğa oturtturdum ben yere diz çöktüm bir kabardı böyle Allah işte biz de şöyle yapıyoruz da böyle yapıyoruz da şöyle ediyoruz da ben dinliyorum böyle büyük bir dikkatle dedim efendim üveysi şeyhliği de var mı dedim en can alıcı nokta burası durdu ses yok yani sen şeyhsen üveysilik kalmadı yol oldu üveysilik ne demektir o kimse yalvarır yakarır ya rabbi bana bir üstad bana bir mürşidi kamil arar tarar arar tarar yakın yerlerde bulamamıştır reysel kararına hazretlerini
rüyasında görür ona ders verir o bir şeyhi buluncaya kadar o dersi çeker ulan bu memleket şeyhim diyenden geçilmiyor var mı var memlekette o kadar şeyh var sen hiçbirisini de beğenme hiçbirisini de beğenme bir şeyhi beğenmemek küstahlıktır ne olursa olsun bu millet gitmiş şeyh demiş intisap etmiş ona sen Allah mübarek etsin eyvallah ben intisap etmem eyvallah ölçüyü konuş memlekette o kadar
şeyh var sen hiçbirisini beğenme sen kimsin ya sen kimsin sen nesin sen nesin sen nesin ki ya arkadaş hiçbir şeyhin ben tanırım onları vay be Mustafa kardeş be bize bir nasip olmadı biz bulamadık birisi gibi bulamazsın abi sen neden ya bulamazsın abi sen sen her gittin şeyhin sarından tut cübbesine kadar bir şeyine bir bahane buluyorsun çok mübarek bir zat vardı ne kadar güzel zikrederdi ee abi ondan ders alaydın ya esnedi be abicim yanımızda ya esnemek şeytandan ya vay be abi dedim ya maşallah subhanallah ya sen bunu
düşün çorumlu acı Mustafa Efendi'ye gitmiş adam çorumlu acı Mustafa Efendi hazretlerinin normalde gitmiş sohbetine katılmış zikrularına katılmış dedim abi ondan da mı dersi almadın nasip değil dedi abi valla nasip değil sana dedim böyle baktı dedim çorumlu acı Mustafa Efendi'yi gördün de ondan da ders almadı sen valla sana nasip değil billah sana nasip değilmiş dedim böyle baktı asla da olmaz sana dedim Mustafa'cığım neden böyle söylüyorsun abi kibirlisin sen o zaman dedim kibirlisin sen dedim baktı böyle evet gönlünde
kibir olan bir kimse şeyh beğenmez kalbinde kibir olan bir kimse şeyh beğenmez kalbinde onun büyüklük var onun kalbi kararmış daha ileri onun kalbi mühürlenmiş kalbi mühürlenmiş onun bir kimsenin bu tip yollarla işi gücü yoktur yoktur ona bir şey söylenecek bir laf yoktur neden o kendince bir hani Cenab-ı Hak Müslümanları üçe bölüyor ya üçe ayırıyor ya onu geçen ders anlatmıştım ya size üçe öyle değil mi dur hemen bulacağım ayeti kerimeyi
size biz kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık onlardan kimi kendine zulmeder kimi orta yolu tutar kimi de Allah'ın izniyle hayırlı işlerde öne geçer kimisi ne yaparmış kendine zulmedermiş bu Ümmet-i Muhammed'i üç kısma ayırdı Cenab-ı Hak ne yapıyor bunlardan bazıları kendilerine zulmediyorlar bunlar günahı kebailere giriyorlar günahı segailere giriyorlar o günahtan o günaha o günahtan o günaha o günahtan o günaha onlar günah perdelerinde geziyorlar bunların namazda abdeste oruçta dinle diyanetle alakaları yok
Müslüman mı evet bunlar ne bunlar kendi nefislerine zulmeden kimseler bunlar Allah zulmetmiyor bunlar kendi nefislerine kendileri zulmediyorlar Müslüman mı Müslüman eyvallah biz bunlara kafir diyemeyiz ama bunlar ne nefislerine zulmedenler ikinci kategori kimi orta yolu tutar bunlar da ne bunlar da farzları işlerler haramlardan uzak dururlar eyvallah hayatı böyle geçirir orta yolu tutmuş ona neden orta yolda gidiyorsun diye sorgulanmaz eyvallah ama bazıları da var ki bunlar önde gidenlerden bunlar ne bunlar salihlikte
hayır hasenette Allah yolunda Allah yolunda cihad etmekte koşuşturmakta Allah'ı sevmede sevdirmekte önde gidenlerden sufiler bunlardandır sufinin hedefi önde gitmektir kardeş koşmaktır Allah yolunda sufinin hedefi sufi vasat bir müslümanlık yoktur sufilikte sufi yolu tercih ettin mi evet bir üstada gittin bağlandın mı evet bir yola girdin mi sen evet orada nefisle mücadele edeceksin sen o yola girdin mi evet o yolda koşacaksın sen o yolun kendi içerisinde vasatı vardır kendi içerisinde koşanı vardır o yolun içindedir
o dışarıdaki orta yolu tutandan buranın vasatı koşan kimsedir dışarıdaki kimse bakar ben size der yetişemem ben halbuki o burada vasattır burada vasattır o bizim kendi içimizde vasattır bizim kendi içimizde vasat sufi kimdir dersini çeker perşembe dersinde mahalle dersini takip eder o vasat sufidir sufi midir evet sıkıntı var mı yok ama o vasattır dersten derse koşacağım diye uğraşıyor bir işin ucundan tutacağım diye uğraşıyor vasatlıktan çıktı ortaya orta yolu takip etti vasatlıktan çıktı o
o mahalle dersi ana ders kendi dersleri bu üçkenden çıktı bu pazar nerede o gelibolu'da imişiz hüra gelibolu'ya fehim söyledi adam ne demiş bunlar mazot katili mi demiş ne demiş mazot katili mi bunlar demiş mazot katili fehim aktardı durmuyorlar demiş bir pazar evlerinde o dedi öyle mi oradan oraya mı gidiyormuşuz biz elhamdülillah durmayan o vasatın üstüne çıktı koşuşturuyor bir iş var yapılacak şuradaki kardeşler lokma da öteceğiz diye uğraşıyor vasatın üstüne çıktı bak ne diyorum ben burada oturduğum yerden üzerinizde elbise var
dikkatli olacaksınız üzerinde semazen kıyafeti var dikkatli olacaksın üzerinde görevli yazısı var dikkatli olacaksın o ortanın üstüne çıktı bir şeye hizmet etmeye çalışıyor koşuşturacağım diye uğraşıyor ne diyorum Ali dikkatli olacaksın diyorum yolda giderken bile dikkatli olacaksın sen vitrine bakıyorum zannedersin oradan bir kadın geçiyordur der ki bak ya koca semazen başı kadına bakıyor der Emir Sultan Hazretleri'nin karşısında Çay Hocağı'nın önünde oturuyorum Emir Sultan Hazretleri'ne karşı dertleşiyorum derdim büyük
oturdum oradan karşından böyle bakıyorum ona o bana bakıyor ben ona bakıyorum o bana bakıyor ağlıyor ben ona bakıyorum ağlıyorum bir de konuşuyorum caddenin karşısındayım böyle konuşmak istemem ama bizim geçenlerde vefat eden Burhan Türkoğlu'nun kardeşi var pazartesi gün dedik yakaladım seni dedi sabah nerede yakaladım dedi ne yakaladı Emir Sultan'ın önünde dedi kadınlara bakarken yakaladım seni dedi Allah'ım düşünüyorum aklıma geldi kalbime geldi Allah Allah dedim sen ne yaşıyorsun dedim adam ne görüyor seni dedim
içimden elim omuzuna vurdum haklısın dedim haklısın dedim benim derdim dünya ne alemden büyük adam diyor ki dikkat edeceksin dikkat edeceksin kendine neden adam seni parasız seyrediyor izliyor parasız izliyor seni senin ayakkabına bile bakıyor bende İzmir ayakkabısı var ya sivri burun onu giyiyorum ya ben şeyh efendinin zamanında da onu öyle giyerdim ben arada böyle birisi şeyh efendiyi demiş efendim külhan bey ayakkabısı giyiyor demiş Mustafa efendi külhan bey ayakkabısı giyiyormuşsun dedi efendim külhan bey ayakkabısı mı ne ayakkabısı değil ama bizim yörenin ayakkabısı mı dedi
merkez giyer bunu Mustafa efendi dedi oğlum insan dedi koyunu parayla güder insanı parasız güder dedi insan oğlu dedi koyunu parayla güder ama insanı dedi parasız güder insanı parasız güder insan o zaman ne yapacak dikkatli olacak neden sen önde gidenlerdensin ayet-i kerimete de öyle diyor hayırlı işlerde öne geçerler işte sufilik hayırlı işlerde öne geçmektir koşuşturmaktır feryat figan yürümektir koşmaktır e böyle olursa o zaman o kimsenin kutbu yıldızı o da koşuşturur o da koşar sevdiği çünkü öyle öyle işte ya bu zamanda da veli var mı var
ara bu yok dediğin anda küfre düştün de ki bulamadım ya rabbi bana bir veli kulunun yolunu nasip eyle onun elinden tutmayı nasip eyle onun gönlünü gönlüm etmeyi nasip eyle de yürü ama yok ne yapacak he biz üveysi olduk hoş geldin 23 Nisan onca memlekete şeyh var şahı nakşibendi hazretleri 300 kusur tane şeyh dolaşmış 300 kusur şeyhten ders almış bu arkadaşlar şeyh bulamamışlar doğrudur
bulamaz neden kalbi kararmış mühürlenmiş kalbin mühürlenmiş senin git bir kendine şeyh bul ona dua ettir kendine rüyanda bir şeyh bulamıyorsan göremiyorsan o yıldızların ardındaki sönmeyen bulanmayan bir yıldız bulamıyorsan yan derdine öyle işin kolayına hevasına nefsine gitme ya biz üveysi olduk veyahutta bu zamanda var mı bize nasip değmiş sen nasip değmiş dersen nasip olmaz sana demek var bir hatan var bir kusurun var bir yanlıştın var bir hainliğin bir hainliğin var senin maneviyata var yola var
o yaşayan şeyhe var var bir şey yapmışsın sen neden kapın kapanmış kapın kapanmış gidememişsin hiçbir yere Allah muhafaza eylesin e öyle olunca da diyorsun ki neymiş de bulamamış da yapamamış da edememiş de yokmuş da bu zamanda da zakirleri şehh etmişler zakirleri şehh etmişler çavuşları şehh etmişler sabahleyin erken kalan kalkan şeyh efendi bana da zakirlik verdi ben de zakirim ağla sağlığında verme dedi ha öldükten sonra rüyasında vermiş kadının birisi de çıkmış abdullah baba bana zakirlik verdi ne ne zaman verdi
bana soruyorlar eskiyim ya ben şimdi filanca kadın işte bir de şey filanca anne bir de anne Allah dedim şeyh efendinin nikahlı eşiymiş mi ki o dedim anne olmuş nasıl yani dergahta dedim bir tek şeyh efendinin nikahlı eşi anne denir ona başka kimse anne denmez ya işte dedim ya adab bu benim bildiğim kim bu kadın filanca aa ne olmuş rüyasında şeyh efendi ona vermiş aa dedim ona vermesine gerek yoktu o zaten dedim bekliyordu o çok dedim bana birkaç sefer salva yaptı ben onu zakir etmedim diye dedim kızıyordu zaten bana
aa tamam şeyh efendi öldü dedim kendi kendini zakir tayin etmiştir yol bu değil yol bu değil şeyhimin bana söylediği var mustah efendi beni iyi dinle buyurun efendim oğlum pir efendiler sana şeyhlik verirse sen şeyhlik yapma pir efendilerin şeyhlik verdiği dahi ayağı kayabilir abdullah gürbüz efendinin bana söylediği şey bu mustah efendi evladım pir efendiler senin şeyhliğine senin icazetini imzalasalar dahi şeyhlik yapma ben o oddullah gürbüz efendinin terbiyesinde yetişmiş bir kimseyim bana söylediği bu
ya nasıl biz rüyamızda bize verdi deyip zakirlik yapacaksınız nakiplik yapacaksınız nikabalık yapacaksınız hiç olmazsa gidin dergahın eski bir nakibini bulun ya bizi deyin buraya zakir tayin et deyin aslında şeyhi vefat etmiş şeyhi vefat etmiş hiçbir kimsenin nakipliği şeyhe aittir o şeyh onu nakip etmiş o şeyh vefat etmiş vefat ettiyse nakip nakip yeni bir şeyh onun nakipliğini kabul etmeyebilir nükabba nükabba yeni bir şeyh onun nükabbalığını kabul etmeyebilir bunları kendinize virt olarak ders olarak dinleyin ben de öleceğim gideceğim bu dünyada
bunları size anlatacak olan kimse kalmayabilir eski terbiyeyi alan insanlar kalmadı çünkü bozuluyorlar paraya bozuluyorlar makama bozuluyorlar mevkiye bozuluyorlar şak şaka bozuluyorlar altına bozuluyorlar evet yapamaz o kimse ben Abdullah Gürbüz Efendi'nin nakibi nükabba'sıydın nükabba'sıydın the end bitti ya ne yaptı Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri Hz. Ebubekir Efendimiz'in valilerini değiştirdi mi?
değiştirdi komutanı değiştirdi mi? değiştirdi Hz. Osman radıyallahu anh hazretleri halife oldu Hz. Ömer Efendimiz'in valilerini değiştirdi mi? değiştirdi komutanlarını değiştirdi mi? değiştirdi o valiler eksik miydi? o komutanlar eksik miydi? halifenin hakkı var buna değiştirir Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri halife oldu Hz. Osman Efendimiz'den kalan valileri değiştirdi mi?
değiştirdi genelkurmay başkanına varınca kadar değiştirdi mi? değiştirdi değiştirdi birisi diyebildi mi? ben Hz. Ebu Bekir Efendimiz'in valisiydim beni değiştiremezsin dedi mi? senin söylediğin sünnete uygun olacak sünnete uygun olanı yap bak benim gibi bir adamın birisi çıkar bunu söyler kalırsın böyle ee ben Şeyh Efendi zamanda Nakib-i Nükabba'ydım ee Şeyh Efendi'nin zamandaydım vefat ettik kardeşim öldü öldü sen bir şeyh buluncaya kadar bir şeyhe intisap edinceye kadar yeni bir şeyhe gidinceye kadar sen dersi yaptır
herkesi muhafaza et koru tamam ee sonra sonra bir sabah üveysi ol Allah Allah yavrum senin Şeyh'in üveysi miydi? değildi Abdullah Gürbüz Efendi Kadir'den Rufay'den Bedevi'den Duzuki'den Şazeli'den Şahı Nakşibendi'den Hz. Mevlana'dan bizatihi dersi bizatihi dersi Hacı Bayramı Veli Mahmud-i Dayi Hazretleri Emur Sultan Hazretleri Üftad Hazretleri'nden manen dualı destekli bunu dergahta herkes bilmez ders kağıtlarını Hacı Bayramı Veli'yi yazıttıran fakir bu dedim efendim yazalım ders kağıtlarını
Mustafa yazalım efendim dedim evet Hacı Bayramı Veli Hazretleri'ni ders kağıtlarını yazıttıran bu fakir kardeşim diyor efendim size evet yol bu benim yürüdüğüm yol buydu benim bildiğim yol bu o zaman sen bu manada sönmeyen değişmeyen o manevi yıldızı bul yıldızların ardında öyle diyor çünkü yıldızların ardında yıldızlar var ki onlarda yanmak
sönmek uğursuzluk onlarda herhangi bir yanlışlık olmaz olmaz bul isim yok bunda sen onu bul bul onu bulmakla mükellefsin onu bulmakla mükellefsin sufi yolunda gidiyorsan onu bulmakla mükellefsin ashabım yıldızlar gibidir o yıldızı bulmakla mükellefsin onu bulacaksın Allah bizi onlardan eylesin inşallah onlar bu meşhur yedi kat gökten başka diğer göklerde seyir ve hareket ederler inşallah buradan devam edeceğiz hakkınızı helal edin sürç ilisan ettiysek affola inşallah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi