mustafaozbag.org

111. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 10 Eylül 2011 · 1:28:18

Allah gecenizi hayır etsin, inşallah, Cenâb-ı Hakkû. Bir kitapta, ilk adil 40'i kitap, günlerinin her aşamasında, bir gün, bir gecede ise, üç bin hatim indirmiş. Öğrencisi, Şerani hocasına soruyor, Kur'an-ı Hakk'ın hissesini okuyor, okuyor, okuyor, …
İnsan manevi boyutta yol aldığında, zaman ve şururları ve insan asab-ı terkini mağaradan çıkarmaktır. Bu iki örneğindeki zamanlar, kasıtları ikisi de ayrı anlatıyor, bu ne anlatılmak istenmiştir. Bunlar, Seyir-i Sûrük'te yaşanan hallerle alakalıdır. Seyir-i Sûrük'te yaşanan böyle harikulade hallerin, dervişlerin arasında konuşulması, muhabbet edilmesi çok hoş bir şey değildir. Çünkü, bu meseleden anlamayan birisi, Kur'an'ın en az bir hatminin, en az kısa gününün üç gün olduğunu söyler. Böylece yapılan şeyin, sünnete Resulullah'a olan aykırılığını öne süre, sünnete Resulullah'a olan aykırılığından dolayı, insanın içine sıkıntı olabilir, yolda sıkıntı olabilir. Evet, normalde bu tip harikulade haller yaşanır, ama tervişlerin arasında, ama Seyir-i Sûrük'te o kimsenin bunu söylememesi, bunu dile getirmemesi gerekir.
Bu söylendilecek, dile getirecek şeyler değildir. Çünkü zahiri, bunun Kur'an'a uygun değildir. Zahiri, Kur'an ve sünnete, hıkıma uygun değildir. Bir şeyin yol olabilmesi için, edeb olabilmesi için, sünnet-i Resulullah'tan geçmesi gerekir. Bu noktada okunan, yazılan eserlerdeki olan şeyleri reddetme derdimiz değil. Allah bizi muhafaza eylesin.
Ama eğer ki dinin fıkıntına uymaz, zahiri manada, çerçeve noktasında uymaz ise, burdan sıkıntı da Allah muhafaza eylesin. Olur. Cenab-ı Hak, hani meşhurdur ya, Evliya meylesinde, İsmail Hakkı Muse Hazretleri birbirine eşi odadan içeri girmiş, odadan içeri girince bakmış ki, 70 tane İsmail Hakkı Musevi Kur'an-ı Kerim'in tefsirini yazıyor. Ve her birisi ayrı bir Ayet-i Kerime'yi tefsir yazıyor.
Yani 70'i de aynı Ayet-i Kerime değil, aynısı değil. Bunu şimdi biz insanlara din olarak anlatırsak, ayağımıza yere basmaz. Buna inanmadığımızdan dolayı değil. Ama bu din değil. Keramet haktır. Cenab-ı Hak velilerin üzerinden keramet mühurettir. Ama insanlar dinlerini keramet üzerinden öğrenip, keramet üzerinden anlatamazlar. Dinin anlatılma noktası, tavsiye edilme noktası, dinin tebliğ edilme noktası, Kur'an-ı Sünnet'tir. Ve her zamanın kendi içerisindeki seyir-i sülükü vardır. Her zaman aynı seyir-i sülük yaşanmaz.
An gelmişler, ehl-i tasavvuf, kendi milletlerini aylarca, günlerce, haftalarca bir dehmize, bir hücreye, bir küçük odaya katmışlar, oradan dışarı çıkarmamışlar. Orada kırk gün durmuş, kimisi yüz yirmi gün durmuş, kimisi yüz yirmiyi bitirmiş, üzerine bir yüz yirmi daha çıkarmış. Bunu kitaplarda okumanız mümkün. Veyahut da işte değişik haller yaşamışlar. Bunları kitaplarda okumanız mümkün. Bunu seyir-i sülük noktasında algılanacaksa, seyir-i sülük noktasında böyle bir şeyin algılanması boş bir şey değil. Yol, bu benim kendi şahsi kanatım, şahsi duruşum. Adına her ne dersek diyelim, Kur'an ve sünnete uyması gerekir. Muhammed-i Mustafa'nın izine basılmayan bir yol, yol değildir. Hedef, adab, adilâf, irfan, hikmet, ibadet, anlayış, tefekkür, tecelliyar, muhalefet, muhalefetullah, hepsi de Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu vesellem adetlerinin izine uyması gerekir.
Uymuyorsa biz onu reddetmeyiz ama velâkin alıp kabul etmeyiz. Allah bize afiyet olsun. Evet, meşhur bir sözler, damdan düşenin parçası bulunur, tarikattan düşenin parçası bulunmaz. Böyle söylemişler büyükler. İşte damdan düşenin parçası bulunur, tarikattan düşenin parçası bulunmaz diye. Tabi normalde bunu söylerlerken insanları bir edebe, bir erkanı, bir vefaya, bir bağlılığa, bir sıbriyete sevk etmek için söylemişlerdir. Eğer tarikattan kastımız insanın Kur'an ve sünnet tarihesindeki yaşantısıysa, bu yaşantının dışına çıkıldığında, evet o kimse ya çıktığı noktaya göre küfre veya şirke düşmüştü ya da günah-ı kebale düşmüştü. Ama şunu unutmayın, böyle diyerekten insanları tarikattan sorutma, böyle diyerekten insanları hizmetten sorutma, böyle diyerekten insanları böyle hizmet edemez, hareket edilemez hale getiremez, böyle diyerekten insanları tarikattan sorutma, böyle diyerekten insanları hizmetten sorutma, böyle diyerekten insanları böyle hizmet edemez, hareket edilemez hale getiremez,
böyle diyerekten tarikattan umacı gibi göstermek, korkulan bir şeymiş gibi göstermek, böyle diyerekten eğer yapamazsam ben işte benim parçam bulunmaz, eğer bir hata yaparsam ben perişan olurum noktasında insanları tutaraktan yol gidilmez. Tarikattan düşenin parçası bulunmaz, tövbe kapısını ne yapacağız? Tarikattan düşenin parçası bulunmaz, Allah'ın aklını nereye koyacağız?
Tarikattan düşenin parçası bulunmaz, Allah zalim mi? Tarikattan düşenin parçası bulunmaz, insanlar hata yapamayacaklar mı? Tarikattan düşenin parçası bulunmaz, günah kebair işlemek insan icra için açık bir kapı değil mi? Hani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri demişti ya bize, tövbe eder hiç günah işlememiş gibidir diye, bu söz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözünün önüne geçmedi mi şimdi?
Hani Allah Peygamberden için bize bahsederken demişti ya ayet-i kerimede, ey hafibim eğer sana gelecek olsalardı müşriklerden bahsediyor. Kendileri için tövbe eden bir Peygamber bulurlardı. Hani şefaati Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ümmetinin büyük günahkarları içindi? Yok. Anlatmak için kullanılmış bir sözdür.
O noktada insanları disiplin etme, insanları o noktada daha ciddiyete sevk etme noktasında söylenmiş bir sözdür. Ama Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin öğretisinin geçmemesi gerekir. Hani geçen hafta derste anlatmıştım ya, yani birisi hafire içki içiyordu, namaz da kılıyordu. Veyahut da işte içki içiyordu demeyeyim de böyle işte yanlışlıklar, eksiklikler yapıyordu, hatalar, kusurlar işliyordu, günahlar işliyordu. Her seferinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gelip şikayet ettiklerinde Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dedi ki namaz kılıyor mu? Evet ya Resulallah.
Namaz onu kötülüklerden alıp or dedi. Gene geldiler şikayet ettiler. Allah Resulü dedi ki namaz onu kötülüklerden alıp or. Yine gelip gelip şikayet ettiler. Allah Resulü yine dedi ki onu namaz kötülüklerden alıp or. Yol uzundur. İnsanlar iniş ve çıkış yaşarlar, hata yaparlar, gaflet işlerler, günah işlerler. Evet. Allah muhafaza eylesin. Amin. Bunun belki de bu söze böyle akılıkta bulunma bu sözü böyle rendetme olmasın da yumuşatayım. Belki de bu şöyle bir şey demiş olabilir. Yani Allah'ın bir velisin, Allah'ın bir dostuna savaş açma. Allah'ın sevdiklerine savaş açma. Böyle bir şey yaparsan evet senin parçan bulunmaz. Eyvallah. Ama bu vefasızlıkla alakalıdır, nankörlükle alakalıdır.
Lokman aleyhisselam oğluna hitap ederken der ki nankörlerden olma. Bu farklı bir şeydir. Ama yani tarikattan düşmek derken bir kimsenin tarikatın içerisinde dururken günah kebahar işlemesi ise bunu tarikattan düşman olarak yorulamıyor. Bir kim bu sizi günahkar olmaya, günahlara sevk etmeye, gevşetmeye yaramasın. Ama öğreti Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin öğretisine uygun olması gerekir.
Evet, normalde insanlar kendi bulundukları noktayı inkar ederler. Kendi bulundukları noktaya vefasızlık ederler. Kendi bulundukları noktaya nankörlük ederler, ihanet ederler, hainlik ederler. Bu farklı bir şeydir. Bakın bu farklı bir şeydir. Ama tarikattan düşmek, günah kebahar işlemek, işte ne bileyim değişik günahlardan birisini işleyip işte bu tarikattan düştü, bunun parçası bulunmaz, bu perişan oldu, bu gitti cehennemini kovdu demiyorsa Allah o avaz eylesin, bu biraz tehlikeli bir şeydir.
Ve ehli tasavvufa ve tarikata yakışmayacak bir söz. Ehli tasavvuf ki insanların affolması için, insanların Allah'ını sevmesi için, insanların cennete girmesi için ve insanların cehennemden kurtulması için mücadele etmesi, savaşması, bu noktada cihad etmesi gerekirken ve nefsin ve şeytanın pençesine düşmüş. Nefsin ve şeytanın pençesinde inim inim indeyen insanları onların pençesinden kurtarıp Allah'a ve Resulullah'a götürmek için uğraş verirken kendi mensupları bir hata bir kusur işledi diye eğer tepetastak onları atıp, tepetastak onları satıp,
heder edip, onları yolun dışına atmak veya onları dergâhtan uzaklaştırmaksa Allah muhafaza eylesin, ben öyle bir yol tanımıyorum. Kardeşlerinizi bununla korkutmayın. Kardeşlerinizi bunlarla incitmeyin. Kardeşlerinizin önüne bunları koymayın. Yolumuz bu değil. Sevgilerini nefret ettirmeyiniz. Yolumuz bu. Olaylaştırınız, zorlaştırmayın. Yolumuz bu. Yolumuz Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayak izlerini takip etmek. Yolumuz Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin nefesini hissetmek ve takip etmek. Hiçbir kimseye düşmez. Bu tarikattan düştü, bu heder oldu, bu kalktı, bu yattı, bu yadan yattı, bu camura alattı, bu nefsini yordu, bu gitti, bu battı.
Bu önceki, çok affedersiniz, çok özür dilerim. Sünnet-i Resulullah'ı bilmeyen, okumayan, Kur'an'ı bilmeyen, okumayan, kulaktan dolma, kulaktan dolma, sokak menkıbeleriyle, şehir efsaneleriyle, ondan ona devşirilmiş, uydurulmuş menkıbe dahi onu tartışılır. Bu sözlerle, tarikat eğitimi almış kimselerin sözü. Tarikat, düşürdüğü zaman parçası bulunmayacak bir oldu değildir.
Ben neden gireyim kozadan tarikata, buradan düşersem parçası bulunmayacaksa, ben hiç girmeyeyim, düşmeyecek bir yerde durayım. Bir yerden düşmek demek, bir şeye yükseklik idafi etmek demek. Bir şey yüksek oradan düştü. Nedir bu yükseklik olan? Tarikat, neden yüksek değil? Neden yüksek? Bir kimsenin düşmesi için çıkması lazım. Bir kimse çıktım diyorsa nefsine uydu. Hani tevazu nereden? Bir şeyden düşmek için o şeyin yüksek olması lazım. Tarikat bir yükseklik alameti mi? Tarikatı bir yükseklik alameti olarak görmüyorum. Tarikatı bir tevazu alameti olarak görüyorum.
Alçak gönüllülük alameti olarak görüyorum. Kibirden uzak, dövürlenmekten uzak, umurlanmaktan uzak bir yol olarak görmek istiyorum. Tarikat Muhammed Mustafa'nın izinde yürümek olarak görüyorum. Düştüysek, Muhammed Mustafa'nın izinden düşmüşüzdür. Tövbe ederiz, aynı ize gideriz. Kul günah işledi ve Rabbisini hatırladı. Dedi ki, Ya Rabbi beni affeyle. Allah dedi ki, kul günah işledi ama kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Ve Allah onu affetti. Kul yine günah işledi. Hadis-i Kudsi bu. Günah işledi. Yine kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Allah onu affetti. Kul yine günah işledi. Allah beni affeyle dedi. Allah kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı diye o kulu yine affetti.
Hadis-i Kudsi. Affedici bir Allah var iken ve tövbe ettiğinde hiç günah işlememiş noktasına getirecek o kudreti kuvveti elinde tutan zat mutlak hakim kendisini böyle beyan etmişken tarikat adına düşenin parçasının bulunmayacağını söylemek benim işim değil. Allah bizi affetse. Biz kardeşlerimize aff ile yaklaşılmasın. Kardeşlerimize bu noktada tövbe etmeyi tavsiye etmeyi. Ve her ne günah işlerseniz işleyin. Tövbe ve zikirle ve devamlı namazla Allah'ın huzuruna çıktığınızda aff olacağınıza inanıyorum. Ve Kemal Ercan yolda bir sücmeleri olacaktır. Hani Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazreti Hudevi anlaşmasını yaptı.
Hazreti Ömer Efendimiz gitti dedi ki bu anlaşma vahiy mi değil. Müslümanların aleyhine nasıl imza attı ya Resulallah? Küstahdından mı dedi? Edepsizliğinden mi dedi? Haşa hayasızlığından mı dedi? Haşa o düştü mü şimdi? Parçası bulunmadı mı? Ve şer koyduğu kimse Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriydi.
Hiçbir şey, hiçbir üstad, hiçbir veli, hiçbir hoca, hiçbir alim, hiçbir lider, hiçbir müfessir, müderris adına ne dersiniz? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üstünde bir kimse değildi. Hiç kimse hatasız, kusursuz, günahsız değildi. Ve bu Hz. Ömer Efendimiz bunu söyledi mi burada durmadı ki. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin son döneminde hastalığında tayin ettiği komutana da dedi gitti şart düştü. Dedi ki ya Resulallah başka birini tayin etseydiniz bu gencecik oğla da tayin ettiniz. Düştü mü? Yolumuz Kur'an ve sünnete dayanacak. Kusur işleriz, eşleriz.
Yanlışlık yaparız, yaparız. Tövbe ise otururuz tövbe kapısınlar ki. Allah'tan hak dileriz. Allah muhafaza edersin. Yola hainlik yaparsa o kimse, yola hainlik yaparsa, ve o yola ihanet içerisindeyken biz deriz ki kardeş sen ihanet içindesin. Yola hainlik yaparsın. Kendine dikkat et. Senin bunu yapmaya hakkın yok. İkaz ederiz. Evet. Bu noktada onu inşaat etmeye çalışıyoruz. Evet. Ama o tarikattan düştü demeyiz. Ben demem. Allah bize affetsin. Amin. Diyenlerden değiliz. Ve hiçbir kardeşin, hiçbir kardeşe sen düştün. Sen helal olun. Sen bitti. Sen yerlerde sürmüyorsun. Demeye hakkı yok.
Hiçbir kardeşin. Hiçbir kardeşin. Bu noktada birisi birine böyle söylerse onunla helalı kalması lazım. Allah bize affetsin. Karşılaştığı din kardeşleriyle selamlaşmayı kaç tane ünvan edin? Mesuniyeti nedir? Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini yaşayanlardan olacağız. Kasten bir kardeşinizi gördüğünde selamlaşmayı kesmeyin. Karınızdaki bir sıkıntı olabilir, bir problem olabilir. Selamlaşmayı kesmek sünnete Resulullah'a uygun değil. Ancak bir üstad, bir ilim erbabı alim, bir devlet erkanından bir kimse, umutan, imam, böyle bir şey söylerse sünnete uygun olur bununla selamlaşmayı kesin diye.
O zaman o sünnete uygun olur. Ama öbür türlü bir şey yoksa hepsinizden öbürünüzde selamlaşmayı kesmeyin. Bu tarikat öğretisine, adabına, erkanına uygun bir şey değil. Selamını yayınız, hadis-i şerif. Selamı yaymak için mümkün olduğunca selamlaşmaya gayret edin. Birisi selamı vermediyse size, siz selam verin. Onun gaflettedir kardeş, kafası yerine değindirdir. Bir şeye takılmıştır, sizi fark etmemiştir, görmemiştir. Niyetli davranı siz selam verin. Dabbetül Arz ve Harut ve Marut hakkında büyük bir rica edildi. Dabbetül Arz, kıyamet elametlerinden bir elamet. Kıyamete yakın bir zamanda toprahtan çıkacak olan bir varlık. Öyle diyelim. Harut ve Marut. Bu uzun bir hikaye.
İşte bazıları Mehmet olduğu söyledi. Ve yeryüzüne inip büyüğü yaydıkları söyledikleri söyledi. Ve hikayesi ta Babil hikayelerine kadar beğenmiş. Eski tarihçesi vardı. Değişik rivayetlerden değişik şekilde almış. Kesin bu noktada katli bir bilgiye sahip değil hiç kimse. Her türlü rivayetlerin bir ucundan almış. Sigara seriyakesi olan Müslüman tarikat evli olduğunu söyleyebilir. Söyleyebilir. Bu noktada bir kimse sigara kullanıyorsa kendi kendisine de ben tarikat evliyim diyorsa biz ona sen hayır tarikat evli değilsin deme noktasında değiliz. Birisi ben şuradanım diyorsa kim ona sen buradan değilsin diyecek. Neresi ben Müslümanım diyor. Sizin onunla sen Müslüman değilsin deme aklınız var mı? Birisi ben Muhammed'iyim diyor.
Sen hayır değilsin diyebilir misiniz? Birisi ben ehli tarikatım diyor. Siz ona hayır değilsin diyebilir misiniz? Adam sigara de içer. Hatta içki de içer. Her türlü böyle günah kebale içliyordur. Ben ehli tarikatım kardeşimden. Gönlüm orada seviyorum ben orayı da. Siz ona hayır değilsiniz diyebilir misiniz? Hatta belki de o sevgisiyle, o muhabbetiyle, ihlasıyla sanılmıyse Cenab-ı Hakk'a kurtuluş verecek. Cenab-ı Hakk'a belki de affedecek sevgisinden dolayı. Gönlü orada. Hani diyor ya bir kimse bir yerde bulunamaz, o amelde işleyemez. Ama kalbi, gönlü onlarladır. Sever onları. Cenab-ı Hakk'ın onları sevdiği için onlarla beraber halk eder onu. Onlarla beraber eyler. Hatta oradaki yapılan ibadete onu ortak eder diyor. Orada bulunamasın da.
Hadis-i şerif. Hani bir hadis-i şerif daha var ya, öyle bir zaman gelecek ki insanlar diyecekler ki Benim dedesinin dedesi, Muhammed ümmetindendermiş. Yani ben doğrudanım gibisinden. Benim şefaatim ona vacip olurdu ya hadis-i şeriften. Genişletelim, daraltmayalım. Yani birisi iç geçiyormuş, tarikat ehliyim diyormuş. Allah razı olsun kardeşim. Devam etsen, bir gün gelir o sigarayı da bırakıp parmağına, o sigara açıyormuş. Bir gün gelir o sigarayı da bırakır. Birisi iç geçiyormuş. Diyor ki ben tarikat ehliyim dedim. Devam et kardeşim sen. Keşke şurası hep içki içenlerle doza. Bu benim meşhur tezim ya, canı sıkılır ya insanların biraz.
Evet. İsterdim ki Türkiye'de ne kadar sarhoş var, meyhaneye giden. Hepsi de bizim kardeşimiz ve arkadaşımız olsun. Yürekten, gönülden isterdim. Diyeceksiniz ki ya, yani nereden sonra? Cömert olurlar hepsine. Cesaretli olurlar hepsine. Yürekli olurlar. Sevdikleri zaman tam severler. Hepsi biraz arvest olurlar, gencevay misali. Bir görüşte aşık olurlar. Yürür giderler, akar giderler. Döv dersin döver, vur dersin vurur. İndir yere indirir, kaldır kaldırır. Koş koşarak. Eli titremez, yüreğe titremez, gözü titremez.
Tuhaf gelebilir. Veyahut da şöyle düşünebilirsiniz. Ya kendi oradan gelmişse o izahmet ediyor. Pasaport alacağım dediler ki Bayındır da burada pasaportun başında dediler. İmam Hatip'li birisi var, o yani hiç pasaporta almama engel teşkil edecek hiçbir şey yok. Buradan Bayındır'a gittim ben tanıyor mu polis beni? Pasaporttaki kimse. Gittim uzattım böyle baktı, hep deyip tanıyor ya beni. Bursa'ya da telefon aç. Bursa'da pasaport verme işlerinin sebebi. Gittim yurt dışı yasam kalktı, nasıl kalktı diye bakıyorlar. Hacca gideceğim ne zaman? Pasaport abi dedi ki, sen Mustafa Özbağ olduğunu bana kanıtlaman lazım dedi. Dedim ya nasıl bir şey bu?
Mahkeme kararı getirmeyen Mustafa Özbağ olduğuna dair sana pasaport vereyim dedi. Ya benim kanuni hakkım. Pasaport almaya vermiyor bana ki pasaport. Yurt dışı çıkış yasam kalkmış, nasıl kalktı diyor bana. Biliyor yani yurt dışı çıkış yasağının kalktığını. Nasıl kalktı diyor. En sonunda dedi ki, bana Mustafa Özbağ olduğunu kanıtlayacaksın. Yandı için diyor ki yani tabiri caizse, ben sana pasaport vermeyeceğim. Bir yerden bir telefon geldi bana, bir emir geldi. Dediler ki Bayındır'da bir arkadaş var, seni de tanıyor, gel buradan alalım. Gittik. Sisteme girdi, Mustafa Özbağ çıktı. Pasaport almamaya engel teşkiletecek hiçbir şey yok. Girdi içeride, bir telefon görüşmeleri falan yaptı.
Geldi ben pasaport vermem size dedim. Dedim ya bu benim hakkım mı? Hakkın ama Bursa size vermemiş. Gidin Bursa'dan alın dedim. Çıktık. Nuri dedi ki gel ya dedi. Tire dedi, bir arkadaş var dedi. Benim oğlanım dedi, sınıf arkadaşının babası. Şimdi yanlış anlaşılmasın böyle başbakan ağırlıkta bulunuyormuş gibi olmasın. Kasımpaşalı dedi. Gittik. Oradaki o polis memuru, o imam hatikli olan arkamızdan oraya telefon açmış. Demiş muhtemelen sana gelecekler. Kapının önünde konuşuyorlardı. Ben vermedim demiş. Sen de verdin. Gittik. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Ben uzattım kimliğimi, pasaport sistemi dedi. Girdi sisteme bir şey dedi.
Yirmi dakika sonra gelinler. Pasaportları verdik biz. Yirmi dakika bile geçmedi. Orada biz gittik keçecilere, mevlebi sivkesi falan bakıyoruz. Telefon açtı, telefonumuz aldıydı. Gelin pasaportumuz hazır dedi. Lan inanamadık şaka mı oluyor dedi. Bastım imzaları, pasaportu aldım. Pasaportu verdim ona. Bana dedi ki, hacı kardeş dedi. Seni tanımıyorum ama senin hakkında sen buraya geldiğinden beri dedi. Altı yet tane telefon geldi dedi. Baktım dedi. Sisteme pasaport vermeye engel bir torunun yok dedi. Böyle yaptı. Beni dedi kazıma al dedi. Bilmem kim amirmiş dedi. Bilmem kim dedi. Bilmem neymiş dedi. Ben bakarım sisteme dedi. Vatandaşın hakkı mı değil mi dedi.
Vatandaşın hakkı ise veririm dedi. O dedi payınlardaki dedi imam atipli olacak dedi. Bilmem ne oğlanı dedi. Kapış bana telefon açıyor dedi. Vermedi elini. Nereye gidecekler dedi. Hacca gidecek vermiş dedi. Utanmıyor musun sen demiş. Hacca gidecek bir adama böyle demel demiş. Bu kim? Vermeyen. İmam atipleri kötü demek için söyledi. Müslümanlar, dünya üzerindeki Müslümanlar, dünya üzerindeki Müslümanlar. Sarhoşlar kadar cesaretli ve cömert olsalar. İslam hakim olur kaleye. Adam verdi pasaportu bana. Dedim ki. Yani yapacağım dedi. Sana söylemek istemezdim. Senin için Müslümanlar yapacağım dedi. Allah razı olsun. Bu yeter haciz bana.
Allah yoluna çık etsin. Git. Allah mübarek etsin. Şimdi. Allah muhafaza eylesin. Yani. İnsanların üzerinde hükmet verin. O işte sigara içiyormuş. O içki içiyormuş. O şunu yapıyormuş. O bunu yapıyormuş. Ve onun üzerinde bu eksiklik var. Bunlar normal makul şeyler değil. Bunlar ehli tasavvufun göreceği şeyler değil. Etrafınızdaki insanların, yanınızdaki arkadaşlarınızın eksik ve kusurlarını görmeyin.
Onların yanlışlıklarını görmeyin. Bu sizi kibire götürmüştür. Bu sizi büyüklenmeye götürmüştür. Allah bizi muhafaza eylesin. Çene sakalı bırakanların dinen ve fuken sorunu muhtelece sakınıza vermişsinizdir. Yani. Evet. Sünnet-i Resulullah'ta öyle bir sakal yok. Eyvallah. Sünnet-i Resulullah'ta komple kesmektir. İşte çene sakalını bırakanlar neye benziyor? E, sakalını komple kesenler neye benziyor? İnsan tutmuş. Evet. Biz sünnet-i eksik alır. Niye onun üzerine bina ediyorsunuz ki?
Etmeyin. İnsanların eksikliklerin üzerine bir şey bina etmeyin. Allah bizi affetsin. Bakın. Bunların hepsi de sizi geri götürecek şeylerdir. Ehli tasavvuf etrafındaki insanların eksiklikleriyle uğraşmaz. Ehli tasavvuf onları iyiliğe emreder. Kötülüklerden nehyettirmeye çalışır. Ama bu nasihat noktasındadır. Allah bizi affetsin. Ölüm korkusu iman zayıfından mıdır? Zikir ehli kişinin son nefesine şeytan imanını çalar mı? Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle diriltirirsiniz. Zikir ehli neden imanını çaldırsın ki şeytana? Veya zikir ehli neden önünden korksun ki? Allah bizi muhafaza edersin. Bir erkeğin bir bayana namaz kılmayı öğretmesi caiz mi?
Yani öğreten muhakkak olacak. Eğer hiç kimse öğretmiyorsa, orada bir erkek varsa, ona da birisi bana soruyorsa, ona namazı neden öğretmesin ki? Nefise uyumak şeytandan mıdır? Evet. İnsan nefsine uyumayı şeytanın vesvesesi olarak gördü. Livata adetlerinden olan saç üzerine saç bağlamak, kuş oynatmak, hafif tutmak, parmak çırtlatmak maddelerini açıklar mısın? Evet bunları normalde hem sahabenin sözleridir bunlar. Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin saç üzerine saç bağlatmanın haram olduğunu, işte kuş uturmak var ya hani güvercin müvercin besleyip uçukturuyorlar ya, onların caiz olmadığını, alkış tutmanın caiz olmadığını, parmak çırtlatmanın da caiz olmadığına dair hadis-i şeritler var ama livatayla alakalı, livatalık adetlerinden diye bunları toplamışlar.
Bunların hepsi de livatalık adetlerinden olduğuna dair sahabenin söylediği şeyler. O kadınsı erkeklerin kadınlar gibi oynadığı, oynaması, orada parmak çırtmaktan kastı o, hani o kadınsı erkeklerin kadınlar gibi kırıtması, kadınlar gibi oynaması, işte var ya Türkiye'de sanatçı adasında çıkıyorlar ya meydanlara, bunun gibi, adam mavaza emesi, kadınsı elbiseler giyinmesi, kadınsı böyle işte kıyafetten tercih edilmesi, kadınsı makyaj, kadınsı kremlenme, kadınsı bakım, şimdi yani bundan bin yıl önce o kadınsı yaşayanlar ellerini kınalarlardı,
şimdi mesela biz desek ki biz, kadınların, erkeklerin ellerini kınalaması, livatay hareketidir, şimdi bizde erkekler evlenirken kına yakıyorlar, askere giderken kına yakıyorlar, orada kına yakması askere giderken kurban ettik, Allah'a vatana, millete manasında, ama şimdiki gelenek o, ama bundan bin dört yüz yıl önce erkeksi, yani kadınsı erkeklerin ellerini kınalarlardı onlar, bu konuda hadis şerif de var, ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazreti onları Medine'nin dışına sürdü, ve yolda kırıta kırıta giderlerdi, onlar kadın gibi saçlarına saç eklerlerdi,
kadınların da saçlarına saç eklemesi cahil değildir, kadınların da peruk takmaları cahil değildir, erkeklerin de peruk takmaları, saçlarına saç eklemeleri cahil değildir, ama hadis şerifte de işte erkeklerin böyle saçlarına saç eklemeyi, eklemeyi livatalık hükmünden görmüşler, bu hadis şerif derken sahabelerin sözü bu, şimdi bugün için livatalık hareketleri değişti, şimdi hiç kimse ellerine kına yakmıyor, şimdi hiç kimse saçına saç tekleniyor livatalar, şimdi onlar daha değişik davranış ve hareketler içerisinde bulunuyorlar,
bu daha da değişebilir, bundan yüz yıl sonra daha da değişebilir, her türlü kadınsı hareket, her türlü kadınsı davranış, her türlü kadına benzeme, livatalık hareketleri içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Yani şimdi birisi elini çıplattı diye livatasın diyemezsin adama, o kalkmış şu anda, veya birisi eline kına yaktı diye sende livatalık hareketi var diyemezsiniz ona şimdi, neden kalkmış o şu anda, öyle bir şey kalmamış, ve ama birisi örneğin işte kadınlar gibi etek giyiyorsa, işte kadınlar gibi süslenip boyalanıyorsa,
kadınlar gibi kendisine patikür menikür el ayak bakımları yüz bakımları yaptırıyorsa, saçını kaşını gözünü aldırıyorsa, sakal çıkmasın diye hormon tedavisi uyguluyorsa, hormon tedavisi uyguluyorlar sakalımız çıkmasın diye, hormon tedavisi uyguluyorlar işte vücutlarında göğüslerinde kıl tüy çıkmasın diye, erkekler yapıyor bunu, erkekler göğüslerini ağda yapıyorlar şimdi, bunlara açık açık konuşuyor ki, birisi erkek göğsünü ağda yaptırıyor, tertemiz yapıyor, valla erkek adam göğsünü ağda mı yaptırır, bir de açıyor ya düğmelerini buradan önüne kadar,
adi şerifte hiçbir sahabe sözünde bulmanız mümkün değil, yani göğüs kıllarını erkeğin aldırmasını, yivata, yani şimdi bakacağım, adam göğsünün düğmelerini açmış, böyle pati gibi bir tane de daracık bir gömlek giymiş, göğsünü de açmış, birazcık kırıtıyorsa, Tarkan gibi yürüyorsa tamam, şimdi böyle işini zikrediyorum, gıybet değil, neden?
adam televizyona çıktı, senin dedi, Amerika'da hangi eşcinsel yerlere gittiğini ispat eder, öldü ya, neydi MHP milletvekili Mehmet neydi o? Mehmet Gül, seni dedi, bir de doktora gitmek zorunda kalırsın dedi, bir de doktora götürürüm seni, ondan sonra sustu, dedi ki, ben tartışmak istemiyorum, çatışmayı yürütmek istemiyorum, pes etti, deseydi ki, yok öyle bir şey, ben istedim, doktora da kendimi gösteririm, evet, demedi, insanın o öyle bir şey varsa, diyecek, şimdi öyleyse, o zaman bakın, sistem değişti, yani, rivata bakmak için kuş oynatacak,
ondan sonra parmak çıtlatacak, yok işte, kına yakacak, yok kalmadı, şimdi onlar kuşla böyle oynatmıyorlar, kuş mu uçuracak şimdi, hangileri, hangi homoseksiyel kuş uçuruyor ki, şimdi kuş uçuranlara desek ki, sizde rivatalık var, adam vurur bizi, şimdi kuş uçuranların yüzde sekseni yandan çarptı, ki lan bey, bizim orda öyle ilmiyorsun, bizim ordakınları tanıyon ben, adam kuş için, adam bıçaklar, vay lan benim kuşumu, senin kuş indirmiş ha, ver benim kuşumu, olsa vermez, para ister, hadi bir bakmışım, bıçaklanmış adam,
kuş yüzünden, mahalle kavgaları çıkmış, taşı sopayı alan çıkmış diyor, bu tarafa, adamın kümesini dağıdın yani, yani, nerede şimdi, hangi rivata kuş uçuracak ki şimdi, kalmamış, demek ki onu böyle, klişeleştirmek yanlış, bundan yüz yıl sonra, belki de, daha farklı şey çıkacaklar, burada, adam bıyıklarını, pahalı büyük, adam bıyığını vuruyor, çıkmış, en twitte, ben de o yüz diyor, bizim gençliğimizde, rivatalar, bıyık filan, kırılmazdır, şimdi rivatanın, rivata yapalım, yani, kesesi geliyor, post bıyık, ulan, demek ki bunlar,
post bıyık doluyor, yandı post bıyık doluyor, bir tane Erzurum'u vardı ya, kıvılıyordu böyle, Allah bizi affetsin, o ölçüler değişiyor, zamana göre, 16 ZT 418 Kartal, 16 BTO 03 Şahin, 16 R29 10 Kango, üzerine deve çökecek, nasıl çıkardık, öyle mi desem yani, deve güvençlerine gittiğimde, adama diyorlar ki, işte, filan de filan kılı araba, arabanı deve çökmüş, bunu sormuşlar ama, bunu ikide bir de soruyorlar, Ömer'in hayyan, bir şair, bir sürü üzerinde rivayet var, o rivayetleri bırakacak olursak,
bizi bibete düşürebilir, o yüzden, şiir yazmış, artık oradaki şiirlerindeki, sarhoşluktan kasıt, meyhaneden kasıt, meşkten, haçtan kasıtlı ne, kendisi biliyor, Hz Mevlana hakkında deseniz, onun namaz kıldığına, oruç tuttuğuna, bir veli olduğuna dair, evet şehadet edeceğiz, ama Ömer Hayyan için, şehadet edebileceğiz, Şemsi Tebzi'nin, kut kuralına, yirmi ikinci kural, hakiki Allah'a aşığı, bir meyhaneye girdim, orası namazgah olur, ama Bekri, aynı namazgaha girdim, orası ona meyhane olur, şu hayatta ne yapsak, yapanın niyetimizdir,
farkı yaratan, suret ile yahtalar değil, ya bunlar sözler, böyle çok güzel, çok hoşlar, çok tatlılar, bize lazım olan, Kur'an versinler, Ömer Hayyan'ın ne dediği önemli, ne yaptığı önemli değil, beni ilgilendirin, oturacak insanlar Ömer Hayyan'ı tartışacaklar, tartışsınlar, bize veren, Ömer Hayyan neymiş, sunuyor, masiyeti, Kur'an-ı Kerim'den, Ey oğlum, işlediğin amel, bir hardal tanesi kadar, olsa da, bir kasım içinde bulunsan, yahut semalarda olsan, yahut arzda bilinmedik bir yerde olsan, Allah onu getirir,
mizana koy, hakikaten Allah latiftir, haberdardır, haberdardır, kıl, mülkerden nehyet, ve sana isabet edecek kötülüğe sabret, cidden bunların hepsi azmedilecek işlemendir, yerde, hakikaten Allah, övünen, gururlu kimseyi sevmez, sesini yükseltme, çünkü seslerin en çirkini, en hoşa gitmeyeni, eşeklerin sesidir, annesine babanın hürmet ve hizmet tekmesini tavsiye ediyor,
ve ardından diyor ki, bir iyilik veya kötülük deyişlesen, ve bunu hiç kimsenin görmeyeceği yerde yaptığını zannetse, Allah latif ve habirdir, onu görür ve bilir, haberdar ol, rivayet edilir ki, bunları, Hz. Lokman oğluna masiyet ederken, oğlu diyor ki, babacığım, kimsenin görmediği bir yerde, hiç kimsenin olmadığı bir yerde bir amel işlesen, Allah'ım bundan haber olur mu?
Cenab-ı Hak, bunun üzerine, Hz. Lokman'a bunu söyletiyor, sen semaya çıksan, gökyüzünde herhangi bir yer tutsan, ve gökyüzünde herhangi bir yaratık, herhangi bir varlık, orada bir kötülük işlesen, veya orada bir iyilik işlesen, veya yeryüzünün en bulunmaz, en ücra köşesinde, denizin dibinde, kayalıkların içerisinde, mağaralarda, evin içinde, evin dışında, geçede, gündüzde, nerede olursa olsun, birisi bir amel işlesen, Allah latif değil, onun üzerinde hükmü vardır, onu görür ve bilir, habir, haberdar ol, latiftir, her şeyin üzerinde tecelli eder,
her şeyi bilir, her şeyden haber olur, sen bir iyilik işlesen de, Allah ondan haberdardır, hiç kimse görmese dahi, mizanda senin önüne getirir, hiç kimsenin görmediği ameli, habirdir ve latiftir, hiç kimsenin, hiç kimsenin görmediği, bilmediği, bir günah işlesen, mizanda Cenab-ı Hak getirir, senin önüne tövbe etmezsen, ve affetmezse seni, o zaman, burada, türbinler, bilhassa ehli tasavvuf, şuna dikkat edecek, Allah, habirdir, her şeyden haberdardır, Allah latiftir, her şeyin içerisinde tecelliyatı vardır, ve bütün günahlardan da,
hayırlardan da, Cenab-ı Hakk'ın tecelliyatı vardır, ondan haberdardır, onu Allah'tan sevmezsiniz, onu Allah'tan gizleyemezsiniz, onu Allah'tan habersiz işleyemezsiniz, onu Allah'tan izinsiz de işleyemezsiniz, o muhakkak ki ondan haberdardır, bu noktada eğer hafife düşersiniz, bu noktada eğer Allah bilmez diye düşünüyorsan, şirke düşersiniz, şirke ise, en büyük küfürdür, en büyük hatadır, en büyük günahtır, affedilmesi mümkün değildir, o zaman sen hangi kapalı dehrizlerde ne konuşursan konuş, sen hangi karanlık noktalarda ne yaparsan yap,
dağın tepesine, hangi ovanın odasına, hangi denizin kıyısında, hangi denizin dibinde ne yaparsan yap, haberdardır, bundan senin saklanacak, gizlenecek bir şeyin yoktur, o yüzden tez tövbe işlediğin günahlara, ve şunu unutma, Allah senin her halin hakıftır, ve her halinde tecelliyatı vardır senin, ve senin her şeyini bilir, senin halde gördüğünü, yaşadığını bilir, senin halde verdiğin cevabı bilir, senin rüyada gördüğün halde, rüyada gördüğünden haberdardır, rüyada yaptığından da haberdardır, rüyadan ben zorunlu değilim deme,
rüya senin aksindir, aksinin amelindir, ve sözüne dökülen, ve diline dökülen, deme, benim haberim yoktu, ben bilmeden ağzımdan çıktı, içindekinin eseridir, elinde o vardır, kalbinde ne varsa gözünde o vardır, kalbinde ne varsa kulağında o vardır, bir şeyi saklamak, gizlemek, örtmek, bir şeyi, evet biz iyiliklerimizi saklarız, iyiliklerimizi örtmeye çalışırız, kusurlarımızı, hatalarımızı ise, vatanı üzüldüler, affederiz ama, onları örtmeye çalışmayız, sanki iyiymiş gibi görünmeyelim diye, bir kimse iyi görülmek için uğraşır,
sallam muhafaza, tasavvuf açısından bizim için sakıncalıdır, biz iyi görülmeye çalışmayız, kardeşler sakın kendinizi iyi göstermeye çalışmayın, sakın kendinizi yüksek derde, yukarılarda göstermeye çalışmayın, sakın dervişlik çalımı atmayın, sakın ben oldum bittim noktasında, kendinizi tutmayın Allah muhafaza erecek, ve devam et, oğlum namazı devamı üzerine kıl, çünkü namaz seni kemale erdirecek, çünkü namaz seni kötülüklerden alıkoyacak, çünkü namaz seni Allah'a yaklaştıracak, çünkü namaz seni eğitecek, çünkü namaz seni olgunlaştıracak,
çünkü namaz seni Allah'a kul olduğunu her daim hatırlatacak, namazı devamlı kıl, beş vakit namazı devamlı kılacaksın dahili, namaz kılmak Allah'ın huzurunda durmak demektir, Allah'ın namazgahına çıkmaktır, namaz kılmak demek Allah'la alışveriştir, onu hatırlamak, devamlı namazı kıl, o zaman sen beş vakit namazını, fari namazını kıl, ve sünnetlerini kıl, ve kendini devamlı namazda tutma, yani devamlı namazgahta, devamlı huzurulluhta olduğunu görüyor, Allah latin senin her haline tecelli ediyor, ve sen namazını attır,
ve sen namazını birbirine ekler, ve sen namazını devamlı tutmaya çalış, ve bir namazdan bir kendini odakla, bir namazdan bir namaza kendini odaklar ve niyetlersen, ikisinin arasında namaz kılmış, sevaba gireceksin, ve ikisinin arasında yaptığın küçük hatalar da Allah'ın namazını devamlı olmaya çalıştır, ehli tasavvuf, şu vakit namazı kılar, ve abdesti dolaşır, gün içerisinde, abdesti evden çıkar, ve namazdan namazlı durur, abdesti konulduğunda tekrar abdest alır, abdesti konulduğunda abdest alır, kendini terbiye eder,
derviş, abdesti ölen kimse şehit ökündedir, neden? abdestini almış, namaza niyet etmiş, abdestini almış, devamlı namazda gördüğü, abdestini almış, devamlı gördüğü, mahta, ya ben çok, yerlenmezsin, odayıp gurudama, derviş odayıp gurudamaz, dervişi çöğün yemek yemez, terbiye edeceksin,
sıkışık namaz alacaksın, hayır, ağac yiyeceksin, abdestini sıkıştırmayacak seni, çok yemeyeceksin, ikide bir de tuvalete giden birisi olursa, şey hemen derdik, oğlum bu çok iyi yaradı, ikide bir de tuvalete gidiyor, mübarek onu dahi dikkat ederdi, oğlum şurada namazı kılalım dediğimde, abdest almaya koşmayacağım onun yanında, abdesti olacak, ikide bir de dedi ki, oğlum benim arkamda dolaşıp durmasın, birisinden içeri, haç değil, kaldım ben, neden diyemedim, oğlum ne zaman böyle baksam dedi, bu ay kola içiyor, razı tutuyor,
fazla içiyor dedi, derduş adam dedi, yolda giderken böyle şeyler içer mi onun dedi, yolda dedi, meydullahtayız, yanıyor ortalık, hak zamanı, demek ki, yanında, etrafında giderken, ayakta yenilip, içilmeyecek demek ki, o arkadaşa dedi, sen biraz böyle, uzak durduğumuzda, canı sıkın, iyice uzak durduğun, hayır, 92'de hacca gittiğimizde, Allah rahmet eylesi, o böyle, ee gide burada, panta içeceksin, koruyacaksın, yavuz içeceksin, öyle çok makbul değil, yolda giderken böyle, o normalde işte, bir ara prostatı vardı, çok sık tuvalete giderdi,
veya o tuvalete gidinceye kadar, senin abdestin yoksa, o tuvaletten çıkıncaya kadar, sen abdestini alacaksın, hazır olacaksın, ikinci seyahatta eğlenirsin, eder, ağzı çek, ve der, diş abdesti olacaksın, neden? devamlı namazda olacaksın, gözü devamlı namazda, gözü devamlı namazda, bunun batini olarak, bunun kalbi olarak, içsellik olarak, arttırın arttırıcı yere kadar, ama şu değil, düşüncemiz, hani bazı böyle, kendisine ehlinte, soğuk gösteren, değişik, melamin diyenler var, biz, hani bu ayet-i kerim örnek gösterirsen,
biz devamlı namazda ittirip, zahiren namazı terk edenler var, bu ayet-i kerim o değil, Allah bizi affetsin, kimsenin namazını ne yapacak, beş yakın namazını kılacak, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in, kıldığı gibi, bakın, namazı kıl, ardından diyor ki, mağrufayı emret, doğruyu anlat insanlara, namaz seni kemale erdirecek, bu kemale erdirmesiyle böyle durma sen, kemale erdin, kenarda durma, senin namaz, bu iyi ahlak, iman, güzel nokta, senin bir yere getirecek, senin kenarda durmaya hakkın yok, senin kenara çekilmeye hakkın yok,
sen insanlara iyiliği emredeceksin, sen insanlara iyiliği nasihat edeceksin, sen insanlara iyi olmayı, ahlaklı olmayı, imanı, namazı, abdesti, orucu, sünneti, anlatacaksın, bu emir, kadınlar, erkek ışık yıkamak değil, hikmeti öğrendi vardı kendisinden, hikmetli insanıydı, ve habeşti kendisi, köle köle,
bir kısa anlatıvereyim, kafadayım, ve sahibi çok zengindi, sürüleri vardı, dedi ki, bana bir koyun kes, bir hayvan kes, koyun kes, ve onun en güzel tarafını getir bana, Hz. Lokman Aleyhisselam gitti, bir koyunu kesti, koyunun kalbiyle dilini aldı, getirdi önüne koydu, baktı onun sahibi patronu, dedi ki, koyunun en kıymetli ev bu mu?
Evet dedi, dedi ki, bir koyun daha kes bana, en kötü tarafını getir, o bir koyun daha kesti, kesti koyunun kalbiyle dilini getirdiği masalının üzerine koydu, dedi ki, en kötü tarafını da bu, hikmet ehli bakın, hikmet, bu tip hikmetler anlatılır, peygamberlerin üzerinden hikmet fışkırmıştır, peygamber kıssaları anlatılır, bu ayet-i kerime ile sabittir, hani diyor ya, sen geçmiş peygamberlerin başından gelenleri anlat, peygamber ne diyor, emir, bunlarda hikmet vardır çünkü, ama öbür gün bir gecede, üç bin tane hatim okunuyor,
değil, hikmet, insanları ahlaka yöneliyor, insanları Resulullah'ın yoluna ediyor, insanları Allah'ı sevdirmeye yöneliyor, demiş ki, bu ne ikisinde da aynı uzunları getirdin, hikmete bak, cevaba bak, diyor ki, efendi, eğer bu iki uzun güzel olursa, iyi olursa, bütün vücut güzel olur, eğer bu iki uzun güzel olmazsa, bütün vücut kötüdür, iyi de budur, kötü de budur, hasret-i lokmanın hikmeti, tavsiyesine bakın, kalp ve ve din, eğer kalbinde iyilik varsa, dilinde de iyilik olacak, ve kalbinde ki, iyilik dilini akseder senin,
kulağını akseder senin, gözünü akseder, elini akseder, ayağını akseder, eğer kalbinde, diline eline ayağına katılık aksedecektir, kalbinde katılık varsa, diline katılık, eline ayağına katılık aksedecek, kalbinde karantılık varsa, bunları aksedecek senin, her şeyin yeri, güzelliğin, çirkinliğin, iyiliğin, kötülüğün, doğruluğun, yanlışlığın, edebin, adabın, edepsizliğin, hayatsızlığın yeri, kalp, Allah bizi affetsin, kemal ehlisin, sen hikmet ehlisin, sen müminsin, sen ehli tasavvufsun, namazı doktoru kıl, ve namazı devamlı kıl,
insanları kötü, insanları iyiliğe emret, nasihat et, iyiliklere emretmeye, kötülükten de nehli etmeye başladığında, insanlar sana hesap edecek, insanlar sana sıkıntı verecek, insanlar senin yolunu engellemeye çalışacak, insanlar seni engellemeye çalışacak, seni anlamayacaklar, seni kavramayacaklar, senden usanacaklar, senden bıkacaklar, seni istemeyecekler, olur geleceksin, zor geleceksin, o sünnet diyeceksin, bu hadis-i şerif diyeceksin, bu haram diyeceksin, bu helal diyeceksin, ve insanlar sana sıkıntı verecek, annem seni eskisi gibi sarıp sarmalamayacak,
baban seni eskisi gibi sarıp sarmalamayacak, sen o haramdan uzak durmaya çalıştıkça, sen helal'a yöne başladıkça, eşin sana eskisi gibi davranmayacak, sen başını örtmeye çalışacaksın, annem baban sana düşman olacak, sen namaz kılmaya çalışacaksın, annem baban düşman olacak, sen namaz kılmaya gelse gitmeye başlayacaksın, ailen sana düşman olacak, ve bu sıkıntılara, sen sabredeceksin, sabredeceksin, isyan yok, evet ağır geleceksin, eşin bağıracaksa, çocuğun bağıracaksa, ameliyi ve alakayı kesecek, selamı sabahı kesecek,
sen bir topluluk, bir düğün dernek yapmayan, kalkacaksın hiç kimse gelmeyecek, sofusun diyecekler, çağırmayacaklar, dervişsin diyecekler, çağırmayacaklar, annem baban diyecek ki, sen işte şeyhini daha fazla seviyorsun, git sen onun yanına, eşin diyecek ki, sana sen eşini daha fazla seviyorsun, git ondan yat diyecekler, o noktaya getirecekler seni, ama diyecekler ki, git şeyhin kurtarsın, usta efendi kurtarsın, batsan diyecekler ki, usta efendi batırdı, çıksan diyecekler ki, usta efendi para verdi sana, bu tarikatı ittifaklı,
bir çıktı, geldin tarikata gelince böyle oldu, sen önceden daha iyiydin, düğünde dernakta oynuyordun, zıplıyordun, içiyordun, ya şimdi böyle oldun ya, böyle iyi oynadın, burnuna saldıracaksın, ve acı taraftan, en sevdiğin insanlar, en merhamet ettiğin, hiç üzmek istemediğin, en üstünde tuttuğun, etrafındaki insanlar, seni üzecekler, seni hançerleyecekler, seni parçalayacaklar, gamılamak derim ben, gamılamak budur, böyle bir şey, böyle gamılarsın, bunu gamıladı derler, böyle adam buktak, böyle çeker, gamıladı onu, vahşi bir şekilde,
evet insanlar, vahşi bir şekilde, seni gamılacaklar, yapacaklar, yüreğini, kalbini, gönlünü, parçalanacaklar, ellerindeki kanı görmeyecekler, ağızlarındaki, dişlerindeki kanı görmeyecekler, kanını içecekler seni, evet, bu muharca, katletecekler seni, maddi ve manevi, en yakınından, en yanı başından, alır geleceksin, veya hatta çekilmez geleceksin, bağırılacaksın, çağırılacaksın, hakarete uğrayacaksın, ikinci sınıf vatandaş muamelesi göreceksin, bunlara sabredeceksin, bunlara sabredeceksin, ve kemali ne yapacak senin,
olgunluğun ne yapacak, ve devam ediyor, sakın ha, sen bunlara ulaştığında, bakın enteresan noktası, sen kemale yargı, ve bu noktaya geldiğinde, ve bunlara şükrederken, sakın ha, birbirlenme, devam ediyor, ne diyor, bakın, azmedilecek şeyler, bunlar böyle, azmedilecek şeyler ne, mücadele edeceksin, bunlara sabredeceksin, bu akılla alakalı, şunu demeyeceksin, Allah nasip ederse olur, sen buna azmet, buna yürü, buna sabret, buna şükret, bunun mücadelesini ver, bunun mücahitliğini yap, bunun cihazını yap, vermek zorundasın,
azmetmek, kararlı olmak, sikminli olmak, mücadele etmek, binik durmak, yıkılmamak, geri alım atmamak, gevşememek, bozulmamak, azmet, gevşeme, bozulma, etrafındakiler ne yap olursa olsun, herkes yıkılır, sen yıkılmazsın de, herkes bozulursan bozulmazsın de, herkes de olur, sen yıkılmazsın de, hiç kimse kalmasa, sen kalacaksın ayakta de, kimse iman etmedi, Hz. Ali Efendimiz'in müstesna, yıkılırsın, sülalende, sokağında, yıkılırsın, gurbet,
bu dünyada sen gurbet, gurbettesin unutmayın, ve sürgündesin, gurbet demek sürgün demektir, o yüzden azmedeceksin, azmedeceksin, mücadele edeceksin, yürüceksin, ve korkulacak şeyler, ve dikkat edilmesi gereken şeyler, devam ediyor, namusa surat asma, insanlara surat asma, insanların yüzüne çıkma, insanlara tepeden bakma, insanlara kibirli bakma, insanlara böyle beğenmemezlik etme, surat asma insanlara, sen bunları piştikten sonra, bu yolu geçtikten sonra, birisi içki içiyor diyor, ona surat asma,
birisi sigara içiyor diyor, ona surat asma, birisi sana bir şey sormaya geldiğinde, ona surat asma, surat asma, birisi sana elini uzattığında, sen ona elini uzatmamazsın, surat asma, kibirlenme, yapma, yapma, helak etme kendiniz, perişan etme kendiniz, o devamlı namazda olan halini koru, ve birisi sana gelmiş, sana ona surat yapma, birisi sana selam vermiş, sana ona selam vermemezlik etme, birisi sana tebessüm etmiş, sen ona tebessüm etmemezlik etme, surat asma, surat asma kimseye, derviş tebessümlü, tebessüm eden sadaka vermiş gibidir,
devamlı sadaka ver, tebessüm et, devamlı etrafına tebessüm et, de ki bunun sağında ve solunda melekler var, Ya Rabbi, bunu insan olarak yaratmışsın, ne kadar günahkar olursa olsun, sen bu günahkar kuruna dahi melekler verdin, günahkar kuruna dahi, bu isyankar kuruna dahi melek verdin, hürmet ettin ona, hürmet ettin, surat asma, onun üzerinde bir kötülük olabilir, ondan sana bir kötülük gelebilir, onun üzerinde bir eksiklik, yanlışlık olabilir, ve sana ondan bir eksiklik, yanlışlık, bulaşmış olabilir, surat asma ona,
bunu yapmaya hakkın yok, tepeden bakma, hani dedin ya peygamberine, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, sen Allah'a edin, ekşiktir, sen ekşiktir, ne büyük, ne büyük ikaz, bakın kardeşler, dervişliğiniz, sizin alimliğiniz, çavuşturunuz, nakibliğiniz, lükkan pahalığınız, abiliğiniz, sizin derdağın içinde bulunmanız, bir makamda, bir mevkide bulunmanız, veyahut da bulunmamanız, siz sakın, surat asmaya hiç kimseye hakkınız yok, param varmış, polum varmış, mevkim varmış, surat atma, yanına gelen işçiymiş, yanına gelen çalışanmış,
orada elemanmış, surat atma, eşine, surat atma, çocuğuna, surat atma, kibirliğine kelam edin, Allah muhafaza eylesin, devam ediyor, yerde kasılaraktan yürüme, kasılma, yolda yürürken kasılma, hani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadrette diyor ya, tevazu, hani diyor ya, çok çabuk yürüme, koşuşturma, hızlı yürüme, o seni hafif eder ya adi şeriften, ağırda yürüme, o da seni kibirli eder, yürüyüşün orta haline olsun, adi şerif, orta haline yürü, ne çabuk, ne çok azı, gevşek yürüme, sakın, Allah muhafaza, yürüyüşüne dikkat et,
çok hızlı pıtı pıtı pıtı … bir yerlere gidebilir ya insanlar, hafif insanlardır onlar, hafiflik yapma, yoksa bakarını koru, kimsenin evine bakma, kimsenin penceresine bakma, kimsenin bahçesine bakma, kimsenin dükkanına bakma, alışverişine bakma, müşterisine bakma, kimsenin arabasına bakma, arabasının içine bakma, kimsenin evinin içine bakma, kimin dairesinden kim çıkıyor bakma, kimin dairesine kim giriyor bakma, kimin dairesine kim giriyor bakma, vakarlı ol, vakarlı ol, bu senin Allah'tan, jandarmalık, sokakta kim kimin evine giriyor,
kim kimin evinden çıkıyor, kim kimin abartanına girmiş, kim nerede şu anda, seni ilgilendirmez, bakma, demek ki sen avana kavana, demek ki sen embesiller gibi böyle seyrede seyrede, sünneti Resulullah, o değil sünneti Resulullah, önüne bakacaksın diyor, önüne bak, arkamdan gidiyormuş, görmüyorum ben, sokağın öbürü, çatların öbür taraftan gidiyor,
bundan yaklaşık, 8-9 yıl önce, fişt fişt yapıyor birisi, ben gürüyorum, fişt yapıyor gene birisi, ben içimden diyorum ki, Kime sesleniyorsa diyor ben. Ne hakaret edici bir şey diyorum içimden. Bak kalbe bak işte. Düşünme değil mi öyle? Adam önüme geldi. Sana sesleniyorum, hep durmadım dedim ben. Baktı şimdi, kalbime geldim. Pişt pişt diye vurmamış demek yani.
Bunu söyledim. İşte hain abi dedim. Pişt pişt yapan sen miydin dedim ben. O kaldı şimdi. Bana mı dedin pişt pişt yapıyordun dedim ben. Bu kaldı şimdi. Geldi de gelmiş de pişman oldu. Çöktü şimdi önümde. Böyle ben kaldım, ben baktım, o baktım. Dedim kaç yıldır sohbetlere geliyorum. Sustum. Allah seni de beni de affetsin. Sen öyle bir tablaya işin ama durdun.
Ben biraz bakar körüm dedim. Olmuyor. Dost doğru yürü. Elinde dost durdur. Sokağa kim dost durdur. Apartmanda kim kime giriyormuş lan? Sana ne? Bakma. Adam oturmuş en alt kattaki Ramazan'da bize kaç kişi geldiğini saymış. Bana diyor ki, Hacı abi Ramazan'da kaç kişi geldi biliyor musun diyor bayramda? Böyle kaldım dedim ben. Beş yüz kişiyi geçti dedi. Saydın o zaman dedim ben. Öyle aşağı yukarı dedi. Allah Allah. Adam Ramazan'ın birinci yüzüne oturmuş kaç kişi geldiğini saymış. Kim kime gelmiş bakmamış şimdi. Allah muhafaza eylesin. Bakar mı koru. İnsanlara tepeden bakma. İnsanlara tevazulu davran. Ama insanların boynunu bülme.
İnsanlara. Yok. İnsanlardan bir şey isteme. İnsanlara el açma. İnsanlara uç açma. İnsanlara yanağını usatma. Bu yok İslam'da. Bir de öyle diyorlar. İşte yanağını uzatacaksın gelip geçen vuracak sana. Yok böyle bir İslam'ın terbiye. Müslüman vakarlı. Vakarlı kimliksiz kişiliksiz şahsiyetsiz değil. Tevazı ehliyse şahsiyetsiz değil. Tevazı ehliyse kimliksiz değil. Tevazı ehliyse dinlenen bir insan değil. İsa hakkında söylerler. İşte bir tokat bir yanağına vurduğunda bir yanağına çevir. Hayır. Biz iyi sevin değiliz. Biz iyi sevin değiliz. Biz bütün kardeşlerimize karşı tevazulu, şefkatli ve merhametliyiz. Kafirlere karşı şediniz. Müşriklere karşı şediniz.
Öyle bir şey yok. Yok böyle bir şey. Gelen kitaplar bize ne edecek, suyumuzu çıkartacak. Yok öyle bir şey. Savaşmak faz. Allah bizi affetsin. Hayır yok. Bizim hakkımızı kimse gasp edemez. Biz kendimizi yediririz herkese. Ayrı mesele. Bizi kimse kafamıza silahı da yap, hakkını helal et deyemez, dedirtemez bize. Biz kendilerimizden hakkımızı helal edeceğiz. O öyle bir şey. Vakarı korumak. Vakarı koruyacak. Müslüman vakarlı olacak. Dilermeyecek, istemeyecek, ele uçaşmayacak. Yanağını uzakmayacak. Vakarlı, çalışkan olacak, disiplinli olacak, mücadele edecek, azm edecek.
Ama felazı etmeyecek. Birisi gelmiş, ona surat asmayacak, ona surat yapmayacak. Onunla konuşmamazlık etmeyecek. Ona el uçasmamazlık etmeyecek. Bu en günahkar insan olsa dahi. Ve yürümüşümüze dikkat edeceğiz. Aman yollardaki davranışlarınıza dikkat edin. Evlerinize girerken çıkarken dikkat edin. Ahlakınıza dikkat edin. Şunu hiç kimse sizden duymasın. Ah filanca yapıyor ya. Aynı yukarı sana ne? İnsanların özel hayatı. Çarşıya çıkar, yola çıkar, bacaya çıkar, dayısı gelir, emrisi gelir, halası gelir. Özel hayatı. Projekler altına alma. Adam termistle hayatını satın almadın ya. Adam aynı tarikatta onun hayatını satın almadın ya.
Bugün sana kim gelecek? Sana ne ya? Nereye gidiyoruz? Sana ne? Ya seni götürmek zorunda mı herkes? Sana ne? Orada suhabbet varmış. Orada yemek varmış. Oraya bir davet varmış. Neden götürmek zorunda var seni de? Terlişlik. Yok böyle bir şeyler. Allah bizi affetsin. İyi ahlaklı olmak, güzel akartma olmak. Allah muhafaza eylesin. Övünen gururlu kimseyi Allah sevmez. Övünme. Şunu ben yaptım, evi ben yaptım. Bu arabayı ben aldım. Nasıl aldım ama? Bu benim araba gibi araba yok. Benim ev gibi evim yok. Övünme. Ben dervişim. Övünme. Övünme. Gururlanma. Kibirlenme. Canım satma. Ben şöyle bir insanım. Ben böyle bir insanım. Şöyle iyiyim.
Böyle iyiyim. Böyle cömertim. Şöyle güzelim. En güzel şartıyı sen çaldın. Yok. Bu böyle bir şey. Övünmek. Övünmek. Gururlanmak. Kibirlenmek. İnsanlardan kendini üstün görmek. Allah muhafaza eylesin. Ahlaki sakatlık. Bunlardan uzak duracak ehliler. Yürüyüşünde orta yürüyüştür yürü. Sesini yükseltme. Çünkü seslerin en çirkini, en hoşa gitmeyenin eşeklerin sesidir. Sesini yükseltenlere eşeklerin sesiyle eşlerce tuttu Allah. Bağırıp çağırma. Fevran etme. Eşine, dostuna, çocuklarına çın çın gibi bağırma. Kadınlar çocuklarınıza bağırıp durmayın. Adamlar eşlerinize bağırıp durmayın.
Kadınlar kocalarınıza bağırıp durma. Eşekle eşlerce tuttu sesinizi. Sesini yükseltenler. Ben şimdi sesimi yükseltiyorum. Arkadakiler duysun diye. Birine hakaret etmek için, çizmek için değil. Sonradan bana da yazıyorlar. Hocam senin için başka türlü diyorlar ama çok işte böyle yüksek. Ya yüksek sesle konuşuyorum. Sesini duyulsun diye diyor. Biz öyle çok zengin değiliz ki. İyi ses tertibatları kralı fısıldarımız oradan çıksın ekolu ekolu. Olayı yaşıyoruz. Ama insanlar birbirlerine bağırıyorlar, çağırıyorlar. Seslerini yükseltiyorlar. Kadınlar çocuklarına yükseltiyor. Eşlerine yükseltiyor. Erkekler eşlerine seslerini yükseltiyorlar. Eşeklerin sesiyle eş değerde sesini yükseltenler.
Sen eşek değilsin. Sesini yükseltme. Karşındakiler de değil. Sesini yükseltme. Güzel güzel anlat. Tatlı tatlı anlat. Yumuşak yumuşak konuş. Sert konuşma. Tepeden konuşma. Bağırarak konuşma. Ahlaklı ol. Edepli ol. Terbiyeli ol. Hayalı ol. Vakarlı ol. Yanında çalışan işçiye bağırıp çağırma. Ne sesini yükseltiyorsun adama? Hayatını satın aldın adamı. Yanında çalışan bayana sesini yükseltiyorsun. Hayatını mı satın aldın? Ne altındaki elemana sesini yükseltiyorsun. Bağırıyorsun, çağırıyorsun, hakaret ediyor. Hayatını mı satın aldın onun? Ne derviş kardeşine bağırıp çağırıyorsun. Hayatını mı satın aldın? Ne kocana bağırıp çağırıyorsun. Ne kocana bağırıp çağırıyorsun.
Adamın hayatını mı satın aldın? Ne hanımına bağırıp satın aldın? Çocuğunun hayatını aldın. Bağır, çağırsın. Derler ki şimdi ya bizi kattın eşekten eşlerde tutun. Kardeşim benim sözüm değil. Allah'ın sözü. En kötü ses diyor. Eşeklerin ses diyor. Neden biliyor musunuz? Bir hadis-i şeritte var ya. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'a zettir diyor ki Bütün hayvanlar Allah'ı tesbih ederler. Kendi nizanlarıyla. Hani ötmeni. Kuşun ötmesi Allah'ı zikret eder. Hani hümbül oturun çik çik çik çik öter. Allah'ın zikirdir o. İşte sertçe öter Allah'ın zikirdir.
Kumru öter Allah'ın zikirdir. Böcekler, guman, kıyam hepsi de öter Allah'ın zikridir. Veya boğrular seslenirler Allah'ın zikridir. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki Eşek müstesna. Allah Allah Allah. İşe bak. Diyor ki o şeytanı gördüğünde bağırır, çağırır. Tabiri caizse anırır. Eşek anırır çünkü. Şeytanı görürse eşek anırmaya başlar. Bizim orada eşeğin bağırmasını bağırdı demezler. Bağıran insandır ya. Eşek anırdı derler. Ama böyle çok bağıran çağırmadı ya anırıyor derler eşek gibi. Neden? Bunun ahlaki onunla eş değerli oldu. Yani bir adam bağırdı, çağırdı önüne gelene sinirli, yüksek sesle bağırıyor, çağırıyor, hakaret ediyor insanlara.
Bağır konuşurken bir şey söylerken bağıraraktan, çağıraraktan söylüyor. Eşek sıfatlı. O esnadaki hali. Ağır gelir bu şimdi. Kafalarınızı eğmeyin, tövbe et. Allah cümlemizi affetsin. Cümlemiz. Bakın çok ağır bir şey. Cenab-ı Hak ayeti kerimenin sonuna eklemiş bu. Demiş eşek sesi seslerin en kötüsüydü. İnsanlara bağırıp çağırmayın. İnsanlara bağırıp çağırın hakaret edilmez. Onlara tepeden davranılmaz. Onlara sert davranılmaz. Mümin ise onlara sert davranmak, tepeden davranmak. Onlara böyle kibirli davranmak, onlara karşı bağırmak, çağırmak yok.
Çocuklarınıza, eşlerinize, annelerinize, babalarınıza, kardeşlerinize, arkadaşlarınıza, derviç kardeşlerinize. Yanınızda çalışanlara bağırıp çağırmak, hakaret etmek, tepeden davranmak yok. Eşek sesine eşliğe tutmuş. Bu ne demek? Sen bağırıp çağırmaya başladığında şeytan seni bağırıp çağırdı. Sen eşekler gibi şeytanı gördün bağırıyorsun. O zikir değil ya. Kuşlar, kuşlar cik cik cik öptü zikir. Güvercin geldi pencerede öptü zikir. Sertçe geldi pencerede öptü zikir. Horoz öptü zikir. Tavuk öptü zikir. Ördek öptü zikir. Böcekti kurttu kuştu her ne ses çıkardı zikir. Eşek bağırırsa şeytanı gördün. Zikir değil. Allah bize affeder.
Evde bağırıp çağıranlar, çocuklarına bağırıp çağıranlar, sokakta bağırıp çağıranlar, zerviş ahlakı değil. Adam geçer gün hanımına bağırıyor yolda. Derviş yolda. Hanımına bağırmaya hakkın yok yolda. Dervişlik o değil. Ne diyor ayet-i kerimede? Allah senin görür nerede ne yaptığını. Allah evinin içerisinde gizlediğini de görür, sokakta yaptığını da görür. Gecenin yarısında yaptığını da görür. Allah seni görür. Seni görür durdiler, attılar. Allah cümlemizi affetsin inşallah. Haklarınızı helal edelim. Alemen la hu. Fatiha.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi