Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 1 Ocak 2021 · 28:17
Bu en son burada anlatırken iyilik ve kötülüğü anlatıyormuşuz. Burada kalınmıştı demişim ben. Demek ki bu hadis-i şerifi önemsemişim. Bir önceki beyt kıyamete kadar kötülerin cinsinden kim vücuda gelse yüzü o kötülüğedir. Ondan sonra bugün okuyacak olduğumuz beyt de bu tatlı suyla tuzlu su damar damardır. Halk arasında sur üfürülünceye dek birbirine karışmadan böyle gider, durur. Ondan önce burada yarım bırakmışız. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine iyilik ve kötülük hakkında soru sormayı içimden geçirmiştim. Vebisa radiyallahu anh hazretleri anlatıyor. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sordu. Sen mi söyleyeceksin yoksa ben mi sana haber vereyim? Bunlar peygamberlerin mucizeleridir.
Peygamberler ve peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri karşılarına gelen, etraflarına gelen insanların içlerinden geçen sorulardan haberdar olurlardı Allah'ın izniyle. Kalplerine böyle bir ilham gelir. Veyahata Cebrail aleyhisselam bunları bildirirdi. Aynı şey peygamber varisi olan mürşidi kamillerin de üzerinde tecelli eder. Bir keramet olarak. Onların da zaman zaman böyle müritlerin içinden kalbinden geçen soruları onlar sohbet arasında cevaplandıttırır. Cenab-ı Hakk'ın izni keremiyle. Onu çünkü Allah üzerine alır. Allah onun üzerine aldığından dolayı o kimse o mazuratını, o müşkülatını ne yapar? Oraya sohbete gittiğinde sohbeti can kulağıyla dinlerse, can kulağıyla dinlerse kendisine lazım olan bilgiyi alır.
Kendisine lazım olan dersi alır. Bu peygamber varislerinde sudur eden bir şeydir. Bir şeyde peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde ölçüsü var ise, onun hadis-i şerhlerinde var ise, ashabında yaşandı ise, ümmet-i muhammette de yaşanır. Bu böyle uçuk muhabbet değildir. Hani böyle alay ederler ya siz uçuk muhabbet ediyorsunuz. Kardeş, bu manevi bir yol. Bu yolda manevi olarak yaşanır bunlar. Bunu inkar etmekle örtemezsin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin huzuruna gelen bir sahabe, yolda niyetleniyor. Bunu sorayım diyor. Huzuruna geldiğinde, Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, diyor ki, sen mi söyleyeceksin yoksa ben mi sana haber vereyim?
Sahabe diyor ki, sen bana haber ver. Yani ben söyleyeyim demiyor. Sahabe diyor ki, sen bana haber ver. O da diyor ki, sen bana iyilik ve kötülüğün ne olduğunu sormak için geldin, değil mi? Adam dedi ki, diyor, evet. Yolda niyetlenmiş iyilik ve kötülük nedir diye soracak. Huzura gelince diyor ki, sen mi söyleyeceksin ben mi söyleyeyim? O da diyor ki, sen söyle. Tabiri caizse imtihanı ağırlaştırıyor. Bunun üzerine, üç parmağını bir araya toplayıp göğsüme koydu ve buyurdu ki, üç parmağını böyle topladı, dört topladı mı? Üç parmağını topladı, göğsüne vurdu. Göğsüne gösterdi. Üç, ilme lekin, aynel lekin, hakkel lekin.
Üç, şeriat, tarikat, hakikat. Üç, Allah sevgisi, peygamber sevgisi, veli sevgisi. Üçlü testis inancına gitmesin kafanız yalnız. Evet ve abisa, kendi nefsine sor. Kendi nefsine sor. Üç sefer. Kendi nefsine sor. İyiliğin ve kötülüğü, kendi nefsine sor. Kendi nefsine sor. Kendi nefsine sor. İyilik, ruhunun yatıştığı, mutmain olduğu şeydir. Kötülük ise, insanlar sana fetva verseler de, içini kazıyan, göğsünde tereddüt duyduğun şeydir. O zaman iyilik neymiş? O kimsenin kalbini mutmain ettiği şey.
Kötülük ne? İnsanlar sana fetva verseler de, senin kalbini acıtan, inciten şey. Ama bu kalbin, bilgi sahibi olması lazım. Bu kalpte bilgi yok ise, o zaman o kimse, heva ve hevesini doğru olarak kabul eder. eğer o kimse iyilik ve kötülük bilgisi yok ise, neyin haram, neyin helal olduğunu bilmiyorsa, haramlarla alakalı bir bilgi birikimi yok ise o kimsenin, o kimse işlediği haramı kendince iyilik olarak görür.
Burada yine bilgi söz konusu oldu. Allah bizi iyilerden eylesin. Ali İmran ayet 135, onlar bir hayasızlık yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı zikrederler. ve hemen günahlarının bağışlamasını isterler. Yani tövbe ederler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Yaptıkları kötülük de bile, bile ısrar etmezler. Demek ki o mümin kimseler, o iyi insanlar, bir hayasızlık yaparlarsa, bir edepsizlik yaparlarsa, nefislerine zulmederlerse, hemen Allah'ı zikrederler. Bir kötülük yaptın, bir yanlışlık yaptın, bir eksiklik yaptın.
Onun karşılığı hemen Allah'ı zikirdir. Üstüne, o kötülükten geri dönüp, nedamet gösterip, tövbe etmektir. Bir kötülük yaptı. Bir kötülük yaptığında o kimse, hemen Allah'ı zikredecek. Ağzından, dilinden, gözünden, elinden, ayağından, kulağından, bir yerden kötülük çıktı onun. Bir günah işledi. Biz, günahsızlığa koşan bir ümmet değiliz. Bizim böyle bir iddiamız yok. Biz günah işleriz. Mümkün olduğunca, bunu, aza indirmeye gayret ederiz. şu hadis-i şerifi hiç unutmayın. Ve insanları etrafınıza bakarken, bu hadis-i şerif size ışık versin.
Hiçbir kimse yoktur ki, bir günahın pençesinin altına girmemiş olsun. bu şeyhi de, velisi de, mürşidi kamili de, dervişi de, zakiri de, çavuşu da, nakibi de, nükabbası da, hepsi de bu hadis-i şeriften payını alır. Sen şeyhini, hiç günah işlemeyen bir kimse olarak görme.
Öyle de anlatma. Yola taş getirme. Sen bizim şeyhimiz işte şöyle uçar, böyle gider, şöyle yapar. O hiç günah işlemez. Deme. Bu hadis-i şerifi bile bile inkar etmiş olursun. Hadis-i şerifi inkar eden küfre düşer. Küfre düşen kimseye, tecdid-i iman, tecdid-i nikah gerekli. Küfre düşen kimseye, tecdid-i iman, tecdid-i nikah gerekli. Bir kimse şunu diyebilir, hakkıdır. Benim şeyhim ehl-i zikir. O yüzden muhakkak günahları vardır. Allah onun tövbesini de her gün kabul ediyordur. Ben onun günahlarının affolduğuna inanıyorum. Eyvallah. Ben onun günahına hiç denk gelmedim.
Birisi denk gelmiştir ama, beni ilgilendirmez. Eyvallah. Ama hiç günah işlemez dersen, onu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle yarıştırmış olursun. hiç günah işlemeyen, bir tek Hz. Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. İşte bizler, günah işleriz, hata yaparız, kusur işleriz, eksiklik ve yanlışlık yaparız. Eğer bu bizim sadece kendi nefsimizi ilgilendiriyorsa, hızla Allah'ı zikreder, tövbe ederiz. Bu bizim kendi nefsimizi ilgilendirmekle beraber bir başkasını da ilgilendiriyorsa, ondan helallık alır, yine zikreder, yine tövbe ederiz. Ama o kimseden helallık alırız. O kimseden helallık almakla mükellefiz. Helallık almazsak, onun hesabını ödemekle mükellefiz.
Helallık almazsak, onun hesabını ödemekle mükellefiz. İşte onlar dedi, müminler, bunu genelde ehli tasavvuf, bunu kendisine atfeder. Ayet-i Kerim'i, sufi grubu söyler. Onlar çünkü Allah'ı zikri çokça yapmaya çalışırlar. Çokça tövbe ederler. Her gün vürtleri vardır. Hem Allah'ı zikrederler, hem tövbe ederler. O yüzden onlar ne yaparlarmış? Bir hata, bir günah işlediklerinde bir, hemen Allah'ı zikrederler, hemen tövbe ederler ve yaptıkları yanlışlıkta, kötülükte inat etmezler, devam etmezler. İnatla günaha devam etmezler. Allah bizi onlardan eylesin.
Anköbüt ayet 27, kim bir iyilik ortaya koyarsa, ona o iyiliğin on katı vardır. Kim de bir kötülük işlerse, sadece o kötülüğü misliyle cezalandırır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar. Anköbüt ayet 27, kim bir iyilik yaparsa, en az ona on kat verilir. Hadis-i şefde Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, on kattan yedi yüz kata kadar, ona Cenab-ı Hak lütfeder, ikram eder der.
Hani, Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri de der ki, burada keyfiyet girer, kemmiyet girmez der. Bir kimse iyilik yaparsa, iyiliğin karşılığı Allah tarafından, keyfiyete bağlıdır. En azı kaçtır? Ondur. Allah en az bire on verir. Allah bire yüz verir, bire yedi yüz de verir. Bire sayısız da verir. Burada keyfiyet girer. Günah işlemekte ise, kemmiyet vardır. Bire birdir. Bir günah işlediğinde, Cenab-ı Hak sana ne yapar? Bir günah olarak yazar. Sana on günah olarak yazmaz. Bu Allah'ın adaletidir. Cenab-ı Hak bizi de adaletli olanlardan eylesin. Şura ayet otuz. Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük de gelirse, senin kendi nefsindendir.
O zaman bir kötülük bize bulaştıysa, bilin ki nefsimizdendir. Kötülük ekmişizdir. Kötülük biçiyoruzdur. Yeni ahitte geçiyor olması lazım. İncil'de. Kor eken, ateş biçer der. Siz kor ekerseniz, ateş biçersiniz. İyilik ekerseniz, iyilik biçersiniz. Buğday eken, arpa biçmez. Arpa eken, buğday biçmez. Arpa ekmişsin, arpa toplarsın. İyilik ektin, iyilik toplarsın. Kötülük ektin, kötülük toplarsın. Kim bir iyiliğe yol açarsa, kaç kişi oradan geçerse, ondan sevabını alır.
Kim de kötülüğe bir kapı aralarsa, kaç kişi oradan geçerse, ondan kötülük olarak nasibini alır. O zaman sen, iyi bir insan olmaya gayret et. Dünya, iyilerin dünyası olsun. Kötülerin değil. İyiliğin artması için uğraş. Kötülüğün artması için değil. Haramların azalması için gayret et. Haramların çoğalması için değil. Evinde haramı azalt. İş yerinde haramı azalt. Nefsinde haramı azalt. kendin tavır ve davranışlarında, haramı azaltaraktan yaşamaya gayret et. Her gün bir haramı terk etmeye gayret et. Senden büyük mücahit yok. Her gün bir haramı terk eden bir kimse kadar, büyük bir mücahit yoktur.
Hicret kapısı kapanmıştır. Hadis-i Şerif, Hicret, kötülükten iyiliğedir. Hicret, haramdan helalıdır. O zaman biz, iyi olmaya gayret edeceğiz. İbni Mesud radıyallahu an, naklediyor. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu. Allah Azze ve Celle, rızıklarınızı taksim ettiği gibi, ahlaklarınızı da taksim etmiştir. Allah dünyayı sevdiğine de, sevmediğine de verir. Ama dini, ancak sevdiğine verir. Kime dini vermişse, onu sevmiştir. Nefsim elinde olan Allah'a, yemin ederim ki, kalbi ve dili Müslüman olmadıkça, bir kul Müslüman olamaz. Komşusu kötülüklerinden emin olmadıkça, kişi tam mümin olamaz. Demek ki bir kimsenin hem dili, hem kalbi Müslüman olacak.
Müslümanlığı dilinde olmayacak. İman neydi? Kalp ile tasdik, dil ile ikrar. O zaman bizim Müslümanlığımız, dilimizde, kalbimizde, vücudumuzda, ahzalarımızda tecelli edecek. Hayatımıza tecelli edecek. Böyle mi olmalı bu Müslüman? Demeyecekler. Devam ediyor. Komşusu kötülüklerinden emin olmadıkça, kişi tam mümin olamaz. Komşunuz komşunuz, komşunuz sizin kötülüğünüzden emin olacak. Diyecek ki, bu kötülük gelmez bundan. Önce evde eşlerimiz bizim kötülüğümüzden emin olacak. Erkek kadın, sadece erkeklere değil din, sadece kadınlara da değil.
Bir erkek, birinci derecede eşinin kötülüğünden emin olacak. Diyecek ki, benim eşim bana kötülük yapmaz. Bana zulmetmez. Bir kadın diyecek ki, benim kocam bana zulmetmez. Bana kötülük yapmaz. Bir kadın şunu diyecek, benim kocam bana kötülük yapmaz. Benim anneme kötülük yapmaz. Benim babama kötülük yapmaz. Benim kardeşlerime kötülük yapmaz. Bir kadın, bir adam şunu düşünecek, benim eşim bana kötülük yapmaz. Benim anneme, benim babama, benim etrafıma kötülük yapmaz. Emin olacak insanlar. Ahlaklarını, ince ahlak üzerine kuracaklar. Din, güzel ahlaktır.
Hadis-i Şerif, Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri diyor ki, ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Eğer ahlakınız düzgün değilse, ne orucunuz, ne namazınız, ne de zikriniz, sizi kurtarmaz. O namazı, orucu, zikri, güzel ahlakla, harika bir hale getirir. O yüzden, insanın, ilk önce, evinin içi emin olacak. Emin. Evinin içi emin olacak. O evden, eminlik fışkıracak. Herkes, o eve hayranlıkla bakacak. Herkes, o kadının gözlerinden mutluluk fışkıracak. O çocukların gözünden mutluluk fışkıracak.
o erkeğin gözünden mutluluk fışkıracak. Evden mutluluk fışkıracak. Mümin evi, mutlu evdir. Mümin evi, neşeli ve mutlu bir evdir. Bakın, neşeli ve mutlu bir evdir. Mümin evinde, patırtı, kütürtü, bağırış, çağırış, mahkeme duvarı gibi insanların yüzü, konuşmuyor. Bir küçücük bir meseleyi diye, bağırış, çağırış, kavgayla, halletmeye çalışıyor. Bu mümin evi değildir. Orada şeytan kol dolaşıyor. Orası mümin evi değildir. Siz, batılıların öğretisini almayın. Kavga etmek de anlaşmak demekmiş. Bizim inancımız bu değil. Kavga etmek bir anlaşma aracı değildir.
Öfke şeytandandır. Mümin kardeşine, eşine, çoluğuna, çocuğuna, kardeşlerine öfkeleniyorsan, şeytandandır bu. Öfkeleneceksen harama öfkelen. Öfkeleneceksen gavura öfkelen. Hangi gavura? Sana zarar veren gavura öfkelen. Adam işine gücüne gidiyor, bakmış işine. Ne işin var ondan senin? Sizi yurdunuzdan etmeye çalışanlarla, savaşmanız emrolundu. Sizinle savaşmayanla, savaşmakla emrolunmadınız. O zaman öfkeniz, sizi yurdunuzdan etmeye, sizi sömürmeye çalışan, emperyalistleri olsun. Turist gelmiş, ona öfkeleneceğim diye uğraşma.
Yanlış. O yüzden batı öğretisi, kavga etmek de bir iletişimdir. Hayır ya. Kavga etmemek varken neden kavga edelim? Allah muhafaza eylesin. Önce evlerimiz neşeli ve mutlu olacak. Sonra bu neşe ve mutluluk komşularımıza aksedecek. Komşumuz diyecek ki bizim için, emin insanlardır. Ben çoluğumu çocuğumu ona teslim ederim. Emin insanlardır. Etrafınızda emin insanlar seçin. Kendiniz de emin olun. İnsanlar eşlerini, çoluğunu, çocuğunu, malını, mülkünü sana emanet edebilmeli. Emin olmalısınız. Emin olmalısınız. Müslüman emin insandır.
Mümin emin insandır. Sufi emin insandır. Namusa emindir. Mala mülke emindir. Kardeşliğine emindir. Arkadaşlığına emindir. Emin insandır mümin. Mümin güvene dayalı yaşar. Güvene dayalı. Güvensizliğe dayalı yaşamaz. Güvene dayalı yaşarsın. Denizli'de gördüm ben bunu. Denizli'de öyle esnaflar var. Bir kağıdın arkasına yazıyor. Beş bin lira şu tarihte ödenecek. Altına imzasını atıyor. Bildiğiniz kağıt küçücük bir kağıt. Adam bir yere ödeme götüreceği zaman o insanın kim bu? İşte emin bir insan. Hangi tüccar? İşte x tüccar. Bu kadarcık bir kağıt.
Şu kadarcık bir kağıt. Bu kağıdı çek, senet gibi kullanıyor. Para gibi kullanıyor. Alıyor bunu götürüyor. Ödeme yapacak kimse. Selamun aleyküm aleyküm selam. Abi sana beş lira borcun vardı ya evet. Aha bu diyor filancanın abi. Adam onu alıyor kasaya koyuyor para gibi. Emin tüccar. Dedim ya bunu böyle alıyor musunuz? Ya hacı abi dediler. Herkesinkini almayız. Ama sen yazsan alırız seninkini dediler. Çeke senede gerek yok. Evet. Çeke senede gerek yok. Eminlik bu kadar bakın. Bunu şimdi her yerde uygulayabilir misiniz? Hayır. Herkesle uygulayabilir misiniz? Hayır. Ama öyle esnaflar vardır.
Ağızlarından çıkar. Cumartesi gün gel paranı al. Adam cumartesi gün parayı zarfa koymuş. Orada duruyor. Gidiyorsun selamun aleyküm aleyküm selam. Zarfı alıp gidiyorsun. Emin insan. Bir toplum eminliğini kaybederse dini ne olursa olsun batmaya mahkûmdür. Dinin nehemiyeti yok orada. Bir toplumda eminlik kalktıysa ortadan o toplum batmaya mahkûmdür. Allah muhafaza eylesin. Komşusu kötülüklerinden emin olmadıkça kişi tam mümin olamaz. Dedim ki ey Allah'ın Resulü kötülükleri nedir? Hani komşunun kötülüğü nedir? İnsanın kötülüğü nedir? Şöyle buyurdu. Zulüm ve haksızlıktır. Kötülük neymiş?
Zulüm ve haksızlık. Bir, kimseye eziyet etme. Kimseye zulmetme. İki, adaletli ol. Haksızlık yapma. Bir toplumda adalet yoksa batmaya mahkûmdür. Bir evde adalet yoksa batmaya mahkûmdür ev. Dağılmaya mahkûmdür. Bir yerde zulüm var ise orası eninde sonunda batar. Bu ister cemaat, ister tarikat, ister aile, ister devlet.
Değişmez bize. İsterse birey. Zulüm ve haksızlık birleştiyse batarsın. Allah muhafaza eylesin. Haramdan kazandığı parayı infak ettiğinde asla bereket olmaz. Haram paranın infakı olmaz. Faizden kazandığın parayla infak edemezsin. Zulümle, haksızlıkla, Gasp'la ele geçirdiğin bir paradan sen asla hayır bekleme.
Asla hayır bekleme. Allah muhafaza eylesin. Sadaka olarak verirse kesinlikle kabul olunmaz. Dünyada bıraktığı takdirde onu ateşe daha da yaklaştırır. Çünkü Allah kötüyü kötü ile silmez. Kötüyü iyi ile siler. Zira pislik, pisliği temizlemez. İmam Ahmet. Ne yapalım? Pislik, pislikle temizlenmez. Kötü, kötülükle temizlenmez. Kötü ancak iyilikle temizlenir. Pislik ancak temizlikle temizlenir. Bir şey, necaset olur. Ne yaparsın? Suyla yıkarsın. Necaseti necasetle temizlemeye kalkmazsın. Bu aptallık olur. Allah bizi iyilerden eylesin. Kötülük yaptığında kötülükten dönüp Tövbe edenlerden eylesin.
İnşallah. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Selamun aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.