Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:05:06
Cumadan önce başlanırsa cuma günü oruç tutulur. Cuma günü tek gün oruç tutulmaz. Merşem ve cuma tutulur. Cuma günü tek gün tutulmaz. O caiz değildir. Kurban bayramının birincisi günü, Ramazan bayramının birincisi günü oruç tutulmaz. Büyükbaş hayvanın kurbanında net çıkan ete göre kurban parası ödeme. Ya normalde bir kimse kurbanını satın alırken, kurbanını satın alırken et parasını satın almaz ki, kurban da kalıyor.
Normalde keser, etinden ne kadar çıkarsa o kadar ödersin, bu çok şey değil, mahful bir şey değil. Şu an öyle alır. Onda bir şey olmaz. O olur, bir şey olmaz. Olur, olur. Canlı hayvan kiloyla, tatil ile satın alır. Bir kimse kurbanı keserken, kurbanın kendisinin manasını satın alır. Ama borç kaldı. Kaça aldığını biliyor.
Sarığın anlamı, sarık sünnet. Namazdaki anlamı, evet bazı rivayetler var. Sarıkla kılınan namazın daha evlâ olduğuna dair. İşte 33 derece daha üstünde, üzerinde tartışmalar var. Biz girmiyoruz, bizi ilgilendirmiyor. Burada kadın ve erkek bir arada zikir yapmasının doğru mu demiş. Burada kadın ve erkek bir arada zikrlar yapılmıyor.
Kadınlar başka bir yerde, giriş kapıları ayrı, çıkış kapıları ayrı, seslerini duymuyorsunuz. Duyuyor musunuz? Zikrullah da sesler. Aynen. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin zamanında mescidin arkasında kadınlar saf tutarlardı. Hemen. Erkeklerin arkasında erkek. Böyle paravanın arkasında filan değillerdi. Tekrar söylüyoruz. Paravanın arkasında değillerdi. Erkeklerin hemen arkasındaydı. Peygamberimizin zamanında böyle bir şey olmuş mu? Yani sonuçta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleriyle berafet namaz kıldılar. Sessiz zikrin Kur'an'daki yeri varsa önce Arapça sonra Türkçe tercüme eder misiniz? Çok güzel.
Sessiz zikrin Kur'an'da olmadığına dair bize bir şey getirsinler. İstanbul'da olmadığına göre. Bakın, bunu normalde cevaplayıp cevapla bulmakla alakalı değildir. Dinde haramlar bellidir. Kur'an'da namaz vakitleri belli değil. Hadi çıkın işin içinden. Kur'an'da zekat miktarı belli değil. Hadi çıkın işin içinden. Bunun nasıl kılıncağına dair bir şey yok. Hadi çıkın içinden. Sessiz zikirle alakalı çok ayet-i kerime var. Siz haç farizalarının yerini getirdikten hemen sonra geçmişte atalarınızı aklınızdan daha şeris bir şekilde Allah'ı anın. Aklıma gelen hemen. Hac suresi.
Bununla alakalı yaklaşık 40'ın üzerinde hadis-i şerif var. Sessiz zikrinin yapıldığına dair ve yaptırıldığına dair ve yapıldığına dair. Hala da Müslümanlar, hala da Ehl-i Tarikat, 1300 yıldan beri, 1400 yıldan beri yapılan bir şeyi ve toplulukla yapılan bir şeyi hala da var mı yok mu diye tartışması kadar cahilliği var. Bunun tartışması kadar cahilliği olmaz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında yapılırmış Hazreti Abbas'ın oğlu Abdullah diyor ki biz namazın bittiğini, namazın bittiğini sahabenin namazdan sonra Allah'ı zikretmesinden, sessiz zikretmesinden, zikrini duyduk mu gördük ki namazı kılmışlar.
Sessiz zikrinden anlıyorlarmış dışarıda namazın bittiğini. O yüzden öğrenmek için sorduysa kardeş ki söyleyecek bir yapım yok. Ama bunu böyle tartışma konusu yapılıyorsa hala da yazın, kıymete yazın. Verdiğiniz derslerin anlamını, önemini söyler misiniz? Buraya gelen insan ders almasa da olur mu? Ne olur? Ne olur demiş. Hiçbir şey olmaz. Tarikat hayatım boyunca hiç kimseye ders vermek için uğraşmanın, koşturmadın. Anlattım, söyledim. Ders zikir demektedir. Verdiğiniz derslerin hepsi de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin tavsiyesine uyarak da yapıyoruz. Buraya gelen insan ders almazsa da olur mu? Hiçbir şey olmaz. İlla ki de buraya gelen kardeşler ders alacak diye bir kaide yok.
Hiç kimseye böyle bir kaide yok. Ders alanlarını da almalarını devam ettirecek bir kaide de yok. Buraya getirmek istediğim çok insan var. Onları ikna edemiyorum. Bana yardımcı olur mu? Hakkınızı helal edin. İkna etmek için uğraşmayın. İkna etmek için uğraşmayın. Allah için tebliğ edin. Önce nefsinize. Allah için tebliğ edin. Önce ailenize.
Allah için tebliğ edin. Önce çocuğunuza, etrafınıza. Allah için tebliğ edin. Arkadaşlarımıza, komşularımıza. İkna yok. Tebliğ etmek var. İslam'da ikna etmek yok. Biz bir şeyi tebliğ ederiz Allah için. Tebliğ ederiz. Biz ona dilimizin döndüğünce anlatırız. Biz ona kalbimizin el verdiği müddetçe aktarmaya çalışırız. İkna etmek yok. Yanılırsınız.
Ey Habibim sen hidayet edici neyisin? Hidayet edici Allah'tır. İkna etmek bize ait bir şey değil. Allah muhafaza eylesin. Allah ikna edecek bir insanın bir şey. Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretleri Ebu Cehil'e, Ebu Cehil dedi ki bu ayı ikiye bölersen sana inanacağım. Önce dedi ki beni buradan kuyudan çıkaracak olan ancak Muhammed'dir. Çağırın haberi. Haber verdiler geldi Allah resulü sallallahu aleyhi ve selam hazretleri.
Mekke'nin etrafında ne kadar ip, urgan, merdiven varsa kuyuya saldılar çıkaramadılar. Seslendi yukarıdan. Seni buradan çıkarsam dedi Allah'ın var ve bir olduğuna, benim de peygamber olduğuma iman eder misin? Evet ya Muhammed dedi. Allah resulü iki rekat namaz kıldı, kalktı, uzat elini dedi, uzattı o elini. İbli urganla değil, Bismillahirrahmanirrahim dedi, kuyudan çıkardı. Dedi ki bu yaptığının sihir olmadığına inanmam için ayı gördü böyle karanlık yağdı. Şu ayı da ikiye böl dedi, o zaman inanacağım sana dedi. Allah resulü iki rekat daha namaz kıldı. Bismillahüallahu ekber dedi, ay ikiye bölündü. İşte şimdi senin bir sihirbaz olduğun tasdikler dedi. İşte şimdi senin sihirbaz olduğun tasdikler dedi.
Bir ikna ediyorsunuz. İkna ve tebliğ var. Biz o üniversitelerde ikna odaları kuranlardan değiliz. Başörtelerini açsınlar diye ikna odaları kurmuşlar ya, meşhur olmuştu ya. Hayır. Biz ikna etmek için uğraşmayız. Biz tebliğ ederiz. Hidayet Allah'tan. Hidayet Allah'tan. Eğer öyle bir ikna yeteneğimiz olmuş olsa, yani ne uğraşacağız ki?
Gider Cumhurbaşkanı'nı ikna ederiz. Gider Başbakanı'nı ikna ederiz. Gider Genelkurme Başkanı'nı ikna ederiz. Gider Anayasa Mahkemesi'nin bütün kurulunu toplayıp ikna ederiz onları. Öyle bir şey yok. Tebliğ var. Gideriz en şedit kafir kim? Gider onu tebliğ, ikna ederiz. Böyle bir şey yok. Ya tebliğ, tebliğ. Allah bizi tebliğ ile hükümlendirmiş. Neyi? Bildiklerimizi. Neyi? Yaşadığımızı. Yapmadıklarımızı da değil. Ya yaptıklarımızı. Yaptığımızı. Ey hafif bir sakın ha yapmadıklarını tavsiye edicilerden olma. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Ya yaptığımızı, yaşadığımızı, bildiğimizi tebliğ edeceğiz. Allah bizi affetsin. İçlerin dolayısıyla buraya ayda bir defa gelebilirim. Bu konuda önceden ayda üç defa geliyordum. Kalbim kötülüklere yöneliyor.
Zikrullah kim terk ederse cemaatı, zikrullah cemaatını, onun kalbinde şeytan eşelenir. Bütün herkes için geçerlidir bu. Kim zikrullahı az yaptı, kalbi onun şeytan çöplüğü olur. Kim zikrullahı terk etti, kim cemaatı terk etti, kim cemiyeti terk etti, kim Allah ve Resulü'nün yolunu terk etti, onun kalbi şeytan çöplüğü olur.
Kalbi şeytan çöplüğü olur. Haftanın dört günü zikrullah yapmayan bir kimse, yapan bir kimse, üç gün zikrullah yapsın halinde düşüş olur. Dört gün cehri zikrullah'a, böyle cemaate katılan bir kimse, üç gün katılsın halinde düşüş olur. Üç gün, üç gün. Her gün dersini çeken bir kimse, bir gün çekmesin halinde düşüş olur. İki derse, üç derse gelmeyecek şeytan onun parmağında oynatır. Şeytan onun parmağında oynatır.
Şeytanı görmüş olsanız, buraya gelirken ne kadar kahrediyor, ne kadar üzülüyor, ne kadar patinaş çekiyor siz buraya gelinceye kadar. Bütün yavrularını, evlatlarını, askerlerini topluyor, her buraya gelinin başına bin bir türlü gayle çıkarıyor. Ne oyunlar oynuyor. Hiç kimse buraya elini kolunu sallaya sallaya gelemez. Hiçbir kimse, buraya adam fitne çıkarmaya gelse de şeytan onu buraya getirtirmek istemez.
Adam fitne çıkartacak demek, gideyim oranı düzeyde yollayayım düzeyde değil mi? Şeytan der ki gitme. Neden? Burada gelir Allah derse affolacak çünkü. İki derse gelmezse insan muhakkak, bak tekrar çok ağır bir laf bu. Kalbi şeytanın çöplüğü olur. Kalbi şeytanın çöplüğü olur. Çünkü şeytanın sarayı çöplüktür. Gelir çöplüğünü yerleştirir, yıkar oraya.
Yıkar, eşelenmeye başlar. Çoluk, çocuk, çombalak, encek ne varsa toparlar oraya. Cirit atarlar içinde. Bir de işin en en tarafı ne biliyor musun? Oradan da karşıdan sana güler. Biri derse gelmez, o oradan bana güler. Mücadeledir bu çünkü. Siz zannedersiniz sadece sizden mücadele ediyor.
Oradan güler, Peygamber Efendimiz'e güler sallallahu aleyhi ve sellem maddi efendiler. Piranlara güler. Üstad'e güler. Galibim gibisinden. Allah muhafaza eylesin. Hangi zikrullah halakasına tabi olursanız olun. Hiç önemli değil. Hakikaki halakayı zikrlığa katılın. En az haftada bir sefer, en az. Allah'a yakın olmak istiyor musunuz? Allah'a yakın mı olmak istiyorsunuz?
Onunla dostluk mu kurmak istiyorsunuz? Bir yerde halakayı zikir var da siz evde oturuyorsanız uzaksınız dostluktan. Allah'ın zikrinden, halakayı zikirden sizi hiç bir şalık koymasın. Maç oluyor, cemaatın adeti düşüyor mu? Düşüyor. Yok böyle işte herhangi bir şey oluyor, cemaatın adeti düşüyor mu? Düşüyor. Ağlatıyor, oynatıyor sizi şeytan. Kandırıyor.
Şimdi bayram ya, işte esnafların işi var değil mi? Tüccarların işi var. Çalışacaklar çok mal satacaklar. Hak veriyor herkese. İşi var adamın. Allah'ın zikrinden hiçbir şey size alıkoymasın. Ya her hafta gidiyoruz, bu haftada gitmiyorlar. Allah bizi affetsin. Peygamber Efendimiz sema yapmış mı? Peygamber Efendimiz arabaya bindi mi? Enteresan bir şey değil mi?
Sema yapmış mı diye soranlara soruyorum. Hz. Ali Efendimiz etrafında yapmış, bir şey dememiş. Hz. Cafer yapmış, etrafında da dönmüş, ona da bir şey dememiş. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç kudümü alıp da elinde vurmamış. Ama kadınlar vurmuş orada, kına gecesi yapmışlar, seslenmemiş. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç oynamamış. Hiçbir halk oyununu oynamamış. Ama Hz. Aişe'yi omuzuna almış, seyrettirmiş. Mescidin içerisinde de şeyin içerisine almış, cübbesinin içine seyrettirmiş. Var sorunu sorarken dikkatli sorun. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bir kabilenin halk oyunlarını mescidin içinde Hz. Aişe Validemiz kendi cübbesinin altında seyrettirdi.
Hadi yaptı, gidin Ulu Cami'de yapın hadi. Hadi Ulu Cami'de bayram sabahı kılıç kalkan ekibini getirin, Ulu Cami'de bayram namazından sonra kılıç kalkan oynatın orada. Resul'un zamanı olmuş mu? Bunu men etmiş mi? Hayır. Bir de daha teşvik etmiş, ha güzel oynayın ha demiş onlara. Kendi oynamış mı? Hayır. Evet, bir kimse bunu ne zaman araştırır biliyor musunuz? Kendince söylüyorum.
Her hal ve hareketi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bastığı yere adımını basıyordur, o bunu araştıracak. Bir şeyin haram olup olmadığı, daha doğrusu bu haram mı diye de sorgulanmaz. Haramlar bellidir. Demek ki ashabtan yapanlar vardı ki Sema, Cüneyd-i Bağdat Hazretleri, Tabi'nin İmamı, Sema hakkında Risale yazdı. Kim Cüneyd-i Bağdat'ın? Tabi'nin İmamı. O durmuş Sema hakkında Risale yazmış.
Yani ashabın terbiyesinden geçen kimse. Demek ki o gün için Sema edenler varmış ki, Sema hakkında Risale yazmış. Allah bizi affetsin. Sema sünnete uygun mu demişler de, bir de üstüne. Bizce sünnete uygun. Allah rızası için kardeşler ya. Sakalı bir tutam yok, bir tutam olan yok içinizde. İçinizde bir tutam sakalı olan yok.
Bir anlatırım şimdi size. Hepiniz kendinizden nefret edersiniz. Bugün içinizde yalan söylemeyen var mı dediğimde kim elini kaldırsak? Bugün hasta ziyareti yapan kaç kişi dedim de kim elini kaldırsak? Bugün bir tane yetimi sevindiren var mı dedim de kim elini kaldırsak?
Bugün bir iki tane aç kimseyi doyuran var mı dedim de kim elini kaldırsak? Eşine bir tane tokat atmayan elini kaldırsın dedim de kim elini kaldırsak? Küfür etmeyen, küfür etmeyen desen kim elini kaldırsak? Yıl boyunca pazartesi, perşembe oruçlu geçiren kim var dedim de kim elini kaldırsak?
Gelin sünnete bağlılığınızı gösterin. Gelin Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretin ahlakıyla ahlaklanın. Birisi hiç yalan söylememiş olsa veyahut da birisi kalksa şimdi dışarıda kılıç kalkan ekip oynasa harammıştır demiştim ocak şimdi. Gelin ahlakınızı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretin ahlakına benzetmeye çalışın. Gelin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin gerçekten bastığı yere basmaya çalışın. Muhakkak ki insanların içine hep fitne atmışlardır tarih boyunca. Cehri zikrullah muhabbi yoktu diye.
Tarih boyunca insanlar ben bunu neye benzetiyorum biliyor musunuz? Fatih Sultan Mehmet Han hazretleri İstanbul'u fethetmek için surlara dayanmış. Bizans'taki papazların tartışması şuymuş. Melekler erkek mi kadın mı? Cenab-ı Hak ayeti kerimede beni zikredin demiş.
O münafıklar var ya onlar az zikrederler demiş. Hadislerinde Allah Resul'u kim zikrullahı bıraktı şeytanın kalbına hakim olur demiş. Biz oturmuşuz cehri zikrullah var mı yok mu diye birileri kalkmış atmış orta yere bir laf. Onun üzerine bina ediyorlar insanlar. Demek ki bütün cehri zikrullah silsilesinin kafası çalışmıyormuş. Geri zekalıymış her birisi de. İçlerindeki imamlar da imam değilmiş. Bir de eski kitapları araştırıyorum. Oturmuş insanlar bütün cehri zikrullahın caiz olduğuna dair bir de fetva vermek zorunda kalmışlar. Din bununla uğraşacak.
Yani oturmuş koca koca imamlar cehri zikrullahın var olduğuna dair ve caiz olduğuna dair ayetlerle hadislerle risale yazmışlar. Bir de fetva vermişler. Neden kaynaklanıyor biliyor musunuz? O anlayıştan kaynaklanıyor. Oturuyor insanlar boş ya. Birisi orada Allah rızası için bir şey yapıyor. Bir sünneti işliyor. Bir Allah'ın emrini işlemeye çalışıyor. Ona caiz mi değil mi diye biz soruyoruz. Bu meselenin özüne bakmadan sırf laf söylemek için. Bu soruları soran kardeş için söylemiyorum bunları ha. Yani muhakkak onu dışarıdan soruyorlardır. Muhakkak size de söylüyorlardır dışarıdan. Ve hatta beni küfürle itham eden oldu ya cehri zikrullah yapıyoruz diye.
Sema yapıyoruz diye beni küfürle itham eden oldu. Elhamdülillah. Elhamdülillah. İnsanlar Kur'an ve sünnet mücadelesi vermek. Bu noktada insanları tebliğ etmek. Bu noktada insanlara bir şey anlatmak. Bir kısmına zor geldiği için oturdukları yerden eleştirirler. Bir kısmı da birisi bir yol bulmuştur. Kendini düzeltmeye çalışıyordur. Onun gittiği yoldan gitmiyordur. O yüzden eleştirir. Bir kısmı da kendince yolda yürümek zor gelir. Kendisi eleştirir. Ve dışarıdan muhakkak insanlara taş atarlar.
Gül atacak değiller ya. Ama işte yılların birikimi olunca on dokuz yıldan beri yirmi yıldan beri aynı soruları aynı şeylerle karşılaşınca insan doluyor. Ve diyorsun ki yirmi yıl boyunca aynı şeyleri hep tereddüm ettik. Yirmi yıldan beri biz insanlara Kur'an ve sünnet noktasında bir şeyler anlatmaya çalışırken, uyarmaya çalışırken, bu noktada bir uğraş verirken onlar oturdular kenarda.
Cehri zikrullah yoktur dediler Allah'ı affetsin kimisi. Kimisi kim Cehri zikrullah yaparsa kıbır ehlidir dedi. Onların da başı Mustafa Özban'dır dedi burdana. Herkes bir şeye bir laf söylemeye çalıştı. Allah'ı zikredin. Cehri zikrullah ayetle, hadisle, sahabenin yapmasıyla, imamların iştahatıyla ve bugüne kadar alimlerin iştahatıyla caizdir, doğrudur.
Olmazsa bu noktada bayramdan sonra bir daha ders yapayım bari. Olmaz mı? Olur. Ben de size ders olarak kalsın inşallah etrafınızı, arkadaşlarınızı anlatırsınız. Sema sadece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında olan bir şey değildir. Kün lafzı başladığından beri vardır. Kün lafzı başladığından beri sema vardır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında da hem hazret Ali Efendimiz yapmıştır. Senin kanın benim kanındandır, senin ruhun benim ruhundan, senin canım benim canındandır deyince hicrette Hazret Ali Efendimiz hem kendi etrafında sema etmiş hem onun etrafında dönmüş. Arap toplamında sema, sema sevincin üst noktasıdır. Geç halidir. Çok sevincinden kendinden geçer, dönerler. Onlar şu anda kendi halk oyunlarında dahi vardır sema. Kendi halk oyunlarında oynarlarken bazen televizyonlarda izliyorum ben, bakıyorum onlar dönüyorlar. Arap toplumunun kendi içerisinde şeyidir bu. Bir geleneği gibi bir şeydir. Sevinçlerini öyle gösterirler.
Bu noktada işin enteresan noktası, Türkiye'deki İslami uyanış ve diriliş gerçekleştikçe, İslami diriliş ve uyanışı gerçekleştiren topluluklara, cemaatlere, tarikatlara hep böyle bir fitne atıyorlar ortaya. Bu dinde var mı? Bu sünnette var mı? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle yaptı mı? Bunu soranlar, sorgulayanlar keşke Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yaptıklarına, ettiklerine, Kur'an'a ve sünnette uygun olsa var.
Sözüm cemaattan dışarı, soru sorandan dışarı, üzerine alınmasın. Yani muhakkak ki insan dinini öğrenecek, muhakkak dinini öğrenecek. Ama birisi dinini yaşıyorsa bırak kardeşim o da yaşasın ya, öğreniyorsa bir yerden bırak öğrensin. O yanlış öğrense dair doğruyu bulur o merak etme. Hani birisi gitmiş ya, Hazreti Ali Efendimiz'e demiş ki, ya Esra'a bilmenin, bak kerahat vaktinde filanca kimse namaz kılıyor. Sahabeden birisi küf eder. Hazreti Ali Efendimiz'in sözü çok güzel, ona namaz kılma mı diyeyim diyor. O kimse dayanamıyor, çok biliyor ya, fükür namazına vuruyor diyor ki kerahat vakti, namaz kılınmaz. Kimse de ona dönüyor. Vallahi bu vakitte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetlerini, Medine'de namaz kıldığını gördüm diyor.
Karışma. Yüz bin tane hadis-i şerif var. Yüz bin tane. Yüz bin tane hadis-i şerif var. Buhar'ı bunu otuz binini kayıt altına almış. Otuz binin içerisinden altı yedi bin tanesiyle sahihini yazmış. Otuz dört tane hadis kitabı var. Otuz dört tane ayrı ayrı. Hadis kitabı olarak, Buhar'ı Müslüm Temizli İbn-i Vadi İmam Hanbel olarak biliyoruz öyle değil mi? Otuz dört tane hadis kitabı var elimde.
Hiçbiriniz bundan sorunlu değilsiniz ayrı bir mesele. Bizi affetsin inşallah. Ve yolda gidene muhakkakta, muhakkakta yolda gitmeyenler taş atacaklar. Gidemeyenler taş atacaklar. Yürüyemeyenler taş atacaklar, eleştirecekler. Bunlar bizim şevkimizi arttıracak. Bunlar bizim çalışmalarımızı arttıracak. Merak etmeyin bu soru önemli değil. Bana telefon açıp telefonla da soruyorlar. Yani bu insanda biraz, Allah affetsin bana telefonla soranlar için söylüyorum. Gelmeden, görmeden, bilmeden insanda biraz şeref, biraz haysiyet, biraz böyle İslam ahlakı olacak.
Bir kimse görmediğine, bilmediğine, duymadığına hükmetmeyecek. Üst katı bayanları açarken taşları hazır olarak açtım, merak etmeyin. Üst katı bayan kardeşleri açarken ne kadar taş geleceğini iyi hesapladım. Ve kendimce dedim ki, ne kadar taş gelirse gelsin, kim ne söylerse söylesin. Mustafa Özbağ doğru bildiğin yoldan ayrılma, taviz verme dedim, yürüdüm.
Yukarıdaki tekkeyi alırken de aynı şekilde düşündüm. Bazı arkadaşlar terk ettiler beni. Tekkeyi aldım diye. Kimisi para isteyeceğim zannetti, terk etti. Kimisi de dine uygun değil diye terk etti. Dinlerini bilmeyen, etrafındaki sosyal çevreyi, yaşadığı ülkeyi ve insanların dini duruşlarını ve düşüncelerini, fikir yapılarını bilmeyen insanlar ileriyi göremezler.
Hiç kocunmuyorum eleştirilerden. Çok mutluyum. Cenab-ı Hak havlu sena olsun. Öyle bir eski bir tekkeyi bize lütfetti, ikram etti. Orada hizmet imkanı bulduk elhamdülillah. Bunu anlayamayanlar, algılayamayanlar 20 yıl sonra bizim ne yaptığımızı anlayacaklar. Hatta 30 yıl sonra, bundan 20 yıl sonra, 30 yıl sonra bizim orayı nasıl ayaklandırdığımızı ve hangi şartlar içerisinde ayaklandırdığımızı, hangi şartlar içerisinde bu hizmetin gittiğini belki de doktor teyze olarak araştıracaklar, teyze yapacaklar.
Bunu kendimi meth etmek için söylemiyorum. Benimle beraber yol giden erkek kadın, yaşlı ihtiyar genç, orta yaşlı. Hepsi için söylüyorum. 15 yaşındaki erkek semazenlerin üzerindeki yükü, bilmiş olsa embesil kafalılar, onlar yorganlarının altından başlarını dahi çıkarmazlar. Onlar da 13 yaşındaki, 15 yaşındaki sema yapan, orada çark vuran, o tazecik çocukların gönlü kadar görünüyor.
16 yaşında, 18 yaşında, 20 yaşındaki bir çocuğu orada sema ettirip, kendini bilmeyen, kadınların, kızların önüne yiyen gibi koyup onu muhafaza etmek, onu korumak, onu o noktada tutabilmek, onu şana, şöhrete, şehvete düşürmeden dervişliğini devam ettiren Allah'a hamd ediyorum. Yirmi yaşındaki, yirmi iki yaşındaki, yirmi iki yaşındaki o genç delikanlı kardeş.
Vallahi de hem billahi de doktorat ettik. O kimseye, bana telefon açıp da orada burada benim adımda sorgulayan kimseye diyeceğiz ki, gel kendini muhafaza et hadi. Allah istihdam ediyor. Bu cemaat, insanların hayallerinin yetmediği yere saray kurmuş cemaat.
Ben insanların hayal kurduğu yerde dolaşmam. Biraz şataat yapayım. Birisinin hayal kurduğu yerde dolaşmam. Birisinin hayal kuramadığı yere ben şato kurarım. Saray kurarım oraya. Hiç kimsenin hayalinde değil tekke. Tekke böyle olunca herkes ağa yaptı. Vicdanı olanlar alkışladı. Vicdanı köremiş, şeytanın çöplü olmuş, şeytanın dolaştığı pisli falanlar eleştirdi. Neyi eleştiriyorsun? Neyi batırmaya çalışıyorsun? Ahmak, geri zekalı elbesi. Evet. Yapamadın, alkışla. Yetişemedin, alkışla. De ki helal olsun adamlara de.
Hiç kimseden para istemeden, hiç kimseden pul istemeden, hiç kimseye eğilmeden, yamulmadan, yıkılmadan. Evet bir hizmet gidiyor orada. Burada da aynı. Var mı sizden para pul isteyen? Gelir birisi sizden benim adıma, cemaat adına para isterse vermeyin. Gelir birisi size, sizden tekke için para isterse vermeyin. Hiç kimse vermesin ha.
Merak etmeyin. Biz insanların parasıyla pulundan yola çıkmadık. Hiç kimse merak etmesin. Allah var, Allah. İnsanlar unutmuşlar. İşleri para olmuş. Herkes gözümün içine bakıyor. Yeni bir yere gidiyorum. Bu acı bir şey. Yeni bir yere gidiyorum. Allah sizi inandırsın. Gözümün içine bakıyorlar. Ne zaman para isteyecek diye. Var mı böyle bir şey? İlk gittiğim yerde şunu beyan etmek zorunda kalıyorum. Kıymetli kardeşlerim. Benim adım Mustafa Özbağ. Ben İzmir Bayındırlıyım. Merak etmeyin. İlk sohbetimde bu mu söylenir? İslam dünyası bu hale gelmiş.
Evli tasavvuf bu hale gelmiş. Merak etmeyin. Bugüne kadar kimseden para istemedim. Bundan sonra da para istemeyeceğim. Merak etmeyin. Bugüne kadar kimseden bir lokma ekmek yemeye çalışmadım. Bundan sonra da çalışmayacağım. Merak etmeyin. Buraya aç geldiysem aç döneceğim. Karnımı doyurmadan gideceğim diye. Üzülmüyorum. Öyle düşündüğüne üzülmüyorum. Ve kendi kendime diyorum ki Mustafa Özbağ. Hayatım boyunca bu bakışın altında yaşadım. Yirmi yıl bu bakışın altında yaşadım. Düşündüm. Millet der ki dedim bu donu şimdi cemaat almıştır diye düşünür.
Gittim donun kötüsünü aldım. İnsan kendi kazandığını yiyemez mi? Yiyemez. Cemaate laf gelir diye. Bir araba görse millet der ki cemaatin parasını toplayıp yiyorum. Lambasını değiştiremezsiniz. Hepiniz değiştirirsiniz.
Evinizin anısını değiştiremezsiniz. Hepiniz değiştirirsiniz. Evinizin perdesini değiştiremezsiniz. Hepiniz değiştirirsiniz. Şikayet etmiyorum ha sakın yanlış anlaşılmasın. Şikayetim yok. İnsanların geldiği noktaya üzülüyorum. Türkiye'deki cemaatler, İslam topluluğu veya namaz kılanlar veya insanlar en kolay şeyi eleştirmektir. Bir şeyi eleştiririz biz. İçine girelim bakalım. Bu nasıl bir şeymiş? Ne yapıyorlar, ne ediyorlar diye düşünmezler. Hemen şu laf şudur. Bir ara bana para Suud şeyden geliyordu, İran'dan. Ondan sonra Suudi Arabistan'a döndü. Birkaç ömreye gittik Şeyh Efendi ile beraber. Dediler ki Suud'dan para geliyor. Ömreye gidemedim.
Dediler ki cemaattan parayı topluyor. Şu paranın kökünü bir bulamadım ben de. Allah'ı unutmuş insanlar. Var mı böyle bir şey ya? Yani yardım şeyi var ya. Bizde bayanlardan kurulu bir yardım kuruluşu var. Para toplamıyoruz ya insanlardan. Tabi oradan da yardım gidiyor ya. Telefon açtı birisi. Bu değirmenin suyu nereden geliyor dedi. Senden dedim ben de. Ne soruyorsun ki dedi bana. Vermedin de ne soruyorsun ki dedim ben de. Vermedin de ne soruyorsun kardeşim dedim. Kimsin sen bilir dedim. Söylemekten uzak insanlığa. Kimdini söylemekten uzak.
Takılmıyorum hiç. Üzmeyin kendinizi. İt yürür kervan yürür. İtinin ölemesi birinci yürümesi değil bizim. Ben ilk dönüp derviş olduğumda Bayındır'da diyorlardı ki Sıra Müftü'nün kızına mı geldi? Alışkınım. İlk karşılaştım ki tepki bu oldu. Ben Müslüman olunca. Merak etmeyin bunlar bitmeyecek. Mustafa Özbağ ne zaman toprağa girdi. Ondan sonra da devam edecek daha. Ben toprağa girdikten sonra da duyacağınız benim hakkımdaki efsanevi şeyleri. Dedikodumu edecekler. Toprağa girdikten sonra hıybetimi edecekler. Toprağa girdikten sonra kimisi meth edecek. Kimisi yermeye devam edecek. Evet edecek. Bitmeyecek bu. Bitceğini zannetmeyin.
Bitirmek için uğraşmıyorum siz de uğraşmayın. Evet. Biraz kendime faal edeceğim. Güzelim ya dedikodum çok oluyor. Seviyorum ben. Hayatımda da renkli yaşamak da hoşuma gidiyor. Evet. Sema olsa da olmasa da yapacağız. Zikrullah. Olsa da olmasa da yapacağız. Bu toplanmaktan seviyoruz. Toplanmayı seviyoruz. Birbirimize sürtünmeyi seviyoruz. Zor işleri seviyoruz. Virajlı yolları seviyoruz. Ben seviyorum. Hayatı canlı yaşamayı seviyorum. Hayatın kaynama noktasında olmasını seviyorum. Uykusuz kalmayı seviyorum. Derbe der yaşamayı seviyorum. Banklarda oturmayı seviyorum.
Banklarda gecelemeyi seviyorum. Parklarda yaşamayı seviyorum. Garajlarda yaşamayı seviyorum. Garajlarda yaşamayı seviyorum. Fukaralarla beraber olmayı seviyorum. Kimsesizlerin kimsesi olmayı seviyorum. Dulların, yetimlerin peşine düşmeyi seviyorum. İnsan iki kişide bulsam, üç kişide bulsam, beş kişide bulsam onları Allah'ı zikrettirmeyi seviyorum. Nerede olursam olayım. Beş kişi buldum, bu toparladım, zikrettirim. Nerede olursam olayım. Seviyorum. Seviyorum ya. Kim eleştirecekse eleştirsin. Kim laf söyleyecekse söylesin. Gücü yeter. Taş değil, kaya atsın. Neden attın diye sormayacağım. Yolumdan da dönmeyeceğim.
Devam edeceğim. Gücümün yettiği yere kadar, gönlümün yettiği yere kadar, gözümün yettiği yere kadar, ayağımın, elimin, kolumun yettiği yere kadar koşturacağım Allah'ın izniyle. Boşturtan Allah, sevdiren Allah, gözüttüren Allah, yürüttüren Allah, gönle koyan Allah, hiç kimseye para dağıtmıyorum beni sevin diye. Hiç kimseye gülücük de dağıtmıyorum beni sevin diye.
Allah için sevin. Beni sevin diye ağzından bugüne kadar hiç kimseye çözüm çıkmamıştır. Hiçbir zaman sevginin dilenmesi olmadım. Yani bir başkası beni sevsin diye bakmadım. Ne kadar seveceksem severim. Tavsiyem o. Gönlünüzün yettiği yere kadar sevin. Çocuğunuzu sevin. Gönlünüzü sevin. Sevgilinizi sevin. Ekmeğinizi sevin. Kaşınızı sevin. Toprağınızı sevin. Dergahınızı sevin. Sevin kardeşim. Utanç verir bir şeydir. Gönlünde sevinler çok affedersiz. Eşektir. Ne düşünmezler? Dışişler sevmekten korkmayın.
Görseniz dahi sevin. Yerde bir olsanız dahi sevin. İnce arka vurursanız dahi sevin. Öğledirseniz dahi sevin. Sevmekten geri durmayın. Sevgi bir yerde olsa sevgi galip gelir merak etmeyin. Sevgi galip gelir. Hazreti Mevlana'nın hareketini unutma. Demişler ki ya Mevlana. Şemsi Tebrizi'nin selamı var. E cebine bakmış. Paraya kaftarını çıkarmış vermiş. Demiş ey kötü hünkar. Affet.
Yalan söyledin. Biliyorum demiş. Ya. Ama beni sevdiğimle aldattın demiş. At mı sevin olsun. Helal hoş olsun. Yalan olduğunu gittiğim için demiş. O selamın cübbemi verdin. Eğer gerçekten bana selam gönderseydin. Vallahi verirdim demiş. Sevecek seviniz. Kıytılık sevdaların peşine düşmeyin. Sevdamız sevda olsun. Kocaman sevda olsun. Yol kenarındaki nara takılmayın. Ya. Kıytılık şeylerle uğraşmayın. Hayatınızda kıytılık bir şey olmasın. Hayatınızda küçük şeyler olmasın. Büyük olsun yaşadığınız şey. Arkadaşlıklarınız büyük olsun, derin olsun. Kardeşliğiniz büyük olsun, derin olsun. Sağlamlığınız büyük olsun, derin olsun. Yanında kale gibi durun.
Arkadaşın desin ki ya bu adam kale gibi. Topal tilko herkes gelsin sizin şemşeğinizin altına girmek için çaba sarf etsin. Sizinle beraber olmak için çaba sarf etsin. Öl. Fısırık yaşamayın hiçbir şeyi. Zikrederken böyle Allah dediğinizde melekler dönsün bu Allah sesi nereden geliyor desin.
Yüreğinizde, ciğerinizde, hücrelerinizde deyin. Severken de öyle seveyim. Hayatınız yaşamayın. Fısırık kardeş istemiyor. Dolu dolu. Canlı. Yiğitçe. Longur longur akan fırat tehlikeli. İçiniz, iç içiniz. Küçük göllerde durmayın. Küçük su birin gittilere bakmayın. Düğü içilmez kokar olun. Akar sulara dalın. Köşelerinde küçük yerlerde küçük lavlara bakmayın. Ev köşelerinde kadınların küçük lavlarına bakmayın. Dükkan köşelerinde küçük lavlara bakmayın. Oturmuş iki kişi, üç kişi dedikodu yapıyor. O cahil mi değil mi? O halim değil mi?
Hükümet kur, hükümet yıkıyorlar. Geç kardeşim geç. Sizin en hayırlınız etrafına hiç zarar vermeyiniz. Hiç zarar vermemeyi hedefle. Sizin en hayırlınız etrafınıza en fazla faydası dokunanındır. Etrafınıza faydalı olun. Dilinizle, gözünüzle, kulağınızla, elinizle, ayağınızla, yüreğinizle faydalı olun. Hiçbir şey yapamıyorsanız dua edin. Hiçbir şey yapamıyorsanız dua edin. Kıyı tırık bir hayat yaşamayın. Kıyı tırık bir dünyada yaşamayın. Düşükeceğinizi yükseltin. Yükseltin. Yere sağlanmasın. Borçla beş kuruş parayla, beş kuruş parayla bozulmayın. Borcu da ödersiniz o para da sizi bozmaz.
Yürüyün kardeşim. Küçük hesap yapma. Küçük hareket etme. Küçük davranma. Yiğit ol. Abla eşini topla. Etrafını topla. Babalık sadece evlamlara değil. Eğiniz dağın olun. Yürüyün de kardeş olun. İyiliğe dikin. Ne kıyı tırık şeylerle uğraşıyorsunuz. Allah sizi kendine dost etmek için yarattı. Dost olun ona. İş olsun diye mi yarattı? Laf olsun diye mi yarattı?
Dost olun ona. Dost olun ona. Sizin önündeymiş gibi dua edin işteyin. Korunuzun yanındaymış gibi. Dost olsun diye mi yarattı? Dost olsun diye mi yarattı? İş olsun diye mi yarattı? Laf olsun diye mi yarattı? Dost olun ona. Dost olun ona. Sizin önündeymiş gibi dua edin işteyin. Korunuzun yanındaymış gibi tutun onun elinden. Yanı başındaymış, içindeymiş gibi yüreğinizden konuşun onunla. Uğraşmayın nıvır zıvır nıvır nıvır şeylerle. Uğraşmayın.
Geç. Geri kalan hepsi de fasafiso. Geri kalan hepsi de fasafiso. O yüzden gözünüz orada, gönlünüz orada, kulağınız orada olsun. Yapın her şeyle. Allah bizi affetsin inşallah. Bayramınız şimdiden mübarek olsun. Bayramı bayram gibi yaşayın. Birbirinize gelin gidin. Annenize, babanıza, etrafınıza, akrabalarınızla dolu dolu yaşayın. Dolu dolu yaşayın. Gençler, oturmayacaksınız. Hiç yok, ne kadar teyze, hala, dayı, emmi varsa dolaşsanız.
Bayramı bayram gibi yaşayacaksınız. Kurban kesecek olanlar, kurbanlarıyla kendileri ilgilenecekler. Hani diyor ya, sünnette var mı diyor. Sünnette olan bu. Yatır bir bakfa, otur evde. Yok öyle sünnette. Ceza kesiyor. Lan trafikte cezayı ödüyorsun ya. Ona bakmıyon da 180'den gidiyorsun ya yolda. Ceza kesiyormuş, kaçak inşaat yapıyorsun ya. Cezayı düşünmüyorsun ya. Nefsine uygun olan her şeyi yapıyorsun ya. Eee kurban keserken cezayı düşüneceksin öyle mi? Bizim insanımız bu zaten. Her türlü yasağı deler, her türlü yasağı da yapar. İbadetle alakalı bir şey oldu mu? Yasak.
Bunları bürkünler de yasak, yapıyorsun ya. Kurban kesenler, kurbanlarınızı kendiniz keseceksiniz. Toplayacağınız, cevap işeceğiniz. Etlerinizi dağıtacağınız. Dağıtanlar, etlerinizi dağıtacağınız. Yalnız yağlı, yenmeyecek olan yerleri değil, kemikli yerleri değil. Dosdoğru dağıtacağınız. Gittim ben bir yere ziyarete, et getirmişler oraya eve. Üç dört paket et var, Allah sizi inandırsın. Tencere koyacak et yok. Dolayısıyla abi de böyle gidip bakmamış.
O kadar da gönlü tok böyle. İhtiyar etti. Böyle baktım dedim, bunların hepsini toparlayıveririm ben bir yere dedim. Olmaz mı dedim. Olur dedim. Ben böyle açtım, toparladım poşetler orada. Bir baktım ki yenecek et yok içinde ya. Utanır insan. Utanır, utanır. Yani git iç yağını ver, et veriyorum diye. Ucunda bir de esnaflık yapmış. Kara et var, az bir şey. Üst taraf poşetini üstüne onu koymuş, altı yağ. Yağ, hayır işlerken bari yapmayın ya. Yapmayın ya. Yapmayın ya. Vermeyi ver onu ya. Onu vermeyi ver. Allah, Allah kötü bir şey vermez. Allah'ın ahlakıyla ahlaklan.
Sen git iyisini ver. Allah'ın ahlakı odur. Allah, Allah çiftin bir şey vermez. Sen en güzelini vermeye çalış. En iyisini vermeye çalış. De ki. Elim, Allah'ın el. Senin elin Allah'ın eli olacaksa, iyisini ve en güzelini vereceksin. Senin elin Allah'ın eli olacaksa, en güzelini yapacak o el. Senin gözün Allah'ın gözü olacaksa, en güzelini görecek. Senin dilin Allah'ın diliyse, en güzelini konuşacak. Eliniz güzel şeyler versin, güzel şeyler yapsın. Diliniz Allah'ın dili olsun. Güzel şeyler konuşsun.
O yüzden bayramı güzel yaşayın. Doya doya, gönlünüzü sere sere. Gidin, gelin, yürüyün, koşun. Birbirinizle bayramlaşın. Çocuklara harçlık verin. Çocuklar bayram olduğunu sevsinler. Evet, harçlık toplamak için dolaşıyorlar. dolaşıyorlar, dolaşsınlar. Sen çocuğunu öyle dolaştırma yalnız. Başkası dolaşıyormuş, onu eleştirme. Sen çocuğunu dilenci etme. Sen çocuğunu para için dolaştırma. Sen çocuğunu sabahleyin yakasını salıp, apartman apartman dolaştırma. Çocuğunu dilenci etme sen. Sana gelmişler mi, sen ver. Sana gelmiş, ne yıkıcım varsa sen ver. Bir şeker dolsa ver. Ama sen çocuklarını kapı kapı dolaştırma. Allah sizi affetsin. Bayramınız bayram olsun inşallah.
Arife günü oruç tutun. Arife günü oruç tutun. Ya bugün kurbanlık gelecekti de, gidecekti de, işimiz vardı da, oyunca dayanamam demin. İşlerinizi önden bitenin. Arife günü oruçlu geçirin. Arife günü tekbirlerle, tehlillerle, tevhidlerle geçirin. Duayla, ibadetle geçirin. Zikrullah ile geçirin. Bayramlar, Arife gününü temizliğe ayırmayın. İbadete ayırın kendinizi. Bayram sabahı ortalık toparlayacağım diye uğraşmayın. Evinizi toparlayın, çorbanızı hazırlayın, yemeğinizi hazırlayın. Evinizi hazırlayın, kendinizi hazırlayın. Bayram sabahı her şeyiniz hazır olsun. Arife gününden her şeyiniz hazır olsun. Bir telaş, bir heyecan yaşayın. Ne? Bayram.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretine Allah size iki bayram verdi dedi. Hediye etti dedi. O Allah'ın hediye etti. Bayramı bayram gibi yaşayalım. İnşallah. Ustaklarınızı helal edelim. Bayramdan sonraki pazar günü. Hemen ertesindeki pazar günü. Burada net bir şekilde söyleyeyim böyle anlayacağınız şekilde. Kız ortaokul ve lise öğrencilerine, kız yalnız, kız ortaokul ve lise öğrencilerine burada cumartesi pazar günleri inşallah haftanın iki günü veya haftanın bir günü nasıl ayarlanacaksa işte İngilizce matematik ve Kur'an kursu açılacak burada.
Sadece kız ortaokul ve lise öğrencilerine haberiniz olsun. Ona göre o bayan kardeşlere inşallah veyahut da cumartesi günü. Önümüzdeki veyahut da pazar günü ona göre bir bilgi alınsın. İnşallah herhalde cumartesi olması lazım. Buraya gelsinler burada inşallah kayıt etsinler kendilerini. Tekrar söylüyorum. İngilizce matematik ve Kur'an kursu olarak burada kurs olacak ücretsiz. Bir ücret yok yani karşılığında. İnşallah burada öyle bir kurs olacak. Bunu da tekrar söylüyorum. Yukarıda tekçede değil. Cağabey söyleyeceğini söyle şimdiden. Dördüncü bir perşembe akşamına gidiyor. Dersi yapalım demiş. Yapacağız. Kardeşler kapı çıkışında her mahallenin sorumlularının telefon numaralarını da atacak arkadaşlar görevli olanlar.
Her arkadaşın nasıl olursa inşallah böyle kağıt da atacağız. Hangi bölgeye yakımsa burada telefon numaraları var. Bu telefon numaralarını alacaklar. Derin sizi oradan girip alacağız inşallah. Duydun mu? Bunları kapat.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.