Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 12 Ağustos 2012 · 1:00:53
Son günlerde kader birbirine hikâetini hikâet ettir. Gözleri görmeyen bir bayan kişi kader birbirine nasıl hikâet ettir? Hangi tesisin hikâet ettir? Sabır için neymiş? Dile çevirin. Dile çevirin. Dile çevirin. İbn-i Meccul'da herhalde ammâydır, İbn-i Meccul'da ammâ oldulardır, rivayetini elini getirdi, Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve selam olacaktır. Onun için özel bir rivayetini getirtilmedi. O yüzden özelliklerimiz bayansanız namazını bulabilir, Allah'ın zirrede bilmesini duva edebilmesini.
Bunun için Kadir tepesinin cadet ibadeti Hazreti Aişe bazeninin Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve selam olacaktır. Ya Resulullah ben bu geceye rastlarsan bana ne tavsiye edersin dediğinden Allah'ım sen affetmeyi seversin beni affet. Ona bu o duayı tabi ve terbiye edin. O yüzden Kadir gecesinde Müslümanların böyle bir dua etmeleri onlara yeter. Bu da şudur, bir kimse başka bir ad işarete de Kadir gecesini namaz kılan kimse geceyi ihya etmiş sayılır diyorlar. İhya edenlere sayılır. O zaman Kadir gecesinde teravih namazını kılan, Tövbe eden, Allah'ını zikreden Kadir gecesini ihya etmişler.
Gündüzünü mümkünse oruçlu geçiren, gecesinde de zikirle, namazla, tövbeyle geçiren kimse Kadir gecesini inşallah ihya etmiş gibi olur. Tabi Kadir gecesi her ne kadar ümmet 27. günde ittifak edip toplardıysa da son 10 günde, Allah'ın sünnettir Hz. Peygamber, Salman ve Selam'ın dederi 1. sene ilk 10 gün ittikafa girdi.
2. sene 2. 10 gün ortada ittikafa girdi. 3. sene son 10 günde ittikafa girdi. Ve son 10 günde ittikafa girince Kadir gecesinin son 10 günde olduğunu tespit etti. Hatta bir hat işlerdir diyor ki, ben tam çadırdan dışarı çıkacaktım. Kadir gecesini insanlara tebliğ edeyim, söyleyeyim diye, çadırın önünde iki Müslümanı tartışır halde görünce, o bilgi benden gitti diyor. Hemek ki Müslümanların tartışmaları, Müslümanların birbirleriyle zilişmeleri, batili ilmi geri çekiyor. Bilhassa ehli tasavvuf, üstadların yanında, önünde kulağını duyacağı şekilde tartışmamalı. Hedef, kadınlar çocuklarıyla veyahut da herhangi bir meseleden evde tartışma çıkarmamalı.
Tartışma çıkan ortamda şeytan galidir. Tartışmanın bulunduğu yerde şeytan vardır. Sözlü çekirmelerin, kavga etmenin, birbirleriyle didişmenin, atışmanın içinde şeytan vardır. Şeytanın bulunduğu yerde rahmaniyet kalmaz. Şeytanın bulunduğu yerde malumiyet kalmaz. Bir kimse böyle etrafına bağırıp, çağırıp ha bile hakaretler yağdırıyorsa, devamlı sinirliyse şeytanına galip gelmiş. İki ayaklı şeytan. Bakacaksınız, ya diyeceksiniz ki bunu Allah bana imtahar olarak göndermiş, sabredeceksiniz, ya da uzaklaşacaksınız ondan. Çünkü o da size şeytana uydu.
Size çok normalmiş gibi gelir. Bir şeyde didişmek, tartışmak, kavga etmenin. Haklı olsanız hayır, size normal gelir. Haklısınız yani. Bu dini mesele olabilir. Hangi bir mesele olabilir. Karı koca arasında olabilir. Çocuk, anne baba arasında olabilir. Aile arasında olabilir. Arkadaşların arasında olabilir. Haklı olan tam ki böyle karşı taraftakini yiyecekti şimdi babanın. Haklı da öyle yapıyor şimdi. Haklı da olsanız, haksız da olsanız. Yüksek tonayda kavga etmeyin. Tartışmayın. Sesinizi yükseltmeyin bu manada. Sesini yükselten kimse şeytana marif olmuştur. Kim sesini yükseltiyorsa şeytan ona galip gelmiştir. İşte bakın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadretleri Kadir gecesinin hangi gece olduğunu beyan edecekti.
Çatırız açtı kapısından iki müslüman yüksek sesle tartışıyorlardı. Onların o tartışmalarından dolayı Kadir gecesinin ilmi ondan alındı. Şimdi o tartışan sahabeleri düşünüyorum. O müslümanları düşünüyorum. Bakın ne kadar büyük bir ilmin kapısının kapanmasına sebep oldular. Allah'ın ağabeyi. O için ne yapmalı? Sabır dinin yarısıdır. Diğer öbür yarısı da hoşgörüdür. Sabır dinin yarısıdır. Diğer öbür yarısı da hoşgörü. Kılı kimseler Allah'a vuslat olurlar. Sabırlı kimseler az hata yaparlar.
Kılı kimselerin Allah yardımcılarıdır. Sabırlı kimseler insanlar tarafından hoşça sevilirler. sevilirler. Sabırlıları Allah sever. Allah sevdiği gibi melekler de sever. Melekler sevdiği gibi müminler de sever. Sabırlı kimseyi bir tek şey sevmez. Şeytan. Şeytan sevmeyince de kendi şeytan avanesini onu sevdirtmez. Kendi şeytan avanesinin içerisinde hem şeytanlar vardır hem de iki ayaklı şeytanlara kulluk eden şeytanlar vardır. Onlar da sabırlıları sevmez. O zaman sabır imandan olsun. Hoşgörü imandan olsun. Burada hoşgörmek ne yapmak? Bir hata olmuş, bir kusur olmuş. Onu hoşgör. Bir şey eksik olmuş. Hoşgör. Kasıt yok işin içerisinde. Hoşgör.
Hoşgeçin. İnsanların eksikliklerini, noksanlıklarını hoşgör. Onları tamamlamaya çalışın. Sen hoşgörülü ol. Merhametli ol. Rahmetli ol. Sen sabırlı ol. Sen il yorunu, yumuşaklık yorunuzu et. Arkasından bekleme. Kendin çalış. Kendin yürüt. O bardağı kaldırmamışlar. Kaldırmadılarsa sen kaldır. Ne diyor? Hayatı boyunca Hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azletleri bana bir bir kez demedi ki demedi ki demedi ki ya enes sen bunu neden yaptın? Veya sen bunu neden yapmadın? Demek ki hani Hazreti mevlana der ya hataları
örmekte gece gibi olur. Bu Hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azletlerinin sünnetidir. Tabi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azletlerinin sünneti değil. İşin enteresan tarafı. Bazı çevrelerde Hazreti mevlana söyledi iş deyince hemen kabul görüyor. Hazreti peygamber söyledi deyince kabul görmüyor. Kıstıkça söyle deyince beni mevleviden saymıyorlar o yüzden. Bazı çevrelerde Hazreti mevlana değil. Çevrelerde Hazreti mevlana peygamberler üstü bir dinlikte kişidir. Hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azletlerinin sünneti sebiyesine tabi olmayan imanları inançları, yürekleri beyinleri yetmeyen, istemeyen, şeytana satılmış beyin ve kalpliler Hazreti mevlana Celalettin'in ruman zetlerini peygamberlik makamına, hatta peygamberler üstü bir makama hatta dinler üstü bir makama oturtarak kendilerince kendilerince yeni bir din oluşturmaya çalışıyorlar.
Mevlana Celalettin'in ruman zetlerinin sözlerine ayet hadis-i şerhi tefsiri olarak anlattığımızda bu mevlevi değil diyorlar ben neyle atıyorlar? Siz mevlevi değilsiniz. Onlar için mevlevi ne? Hazreti mevlana ne? O dinler üstü bitti. O peygamberler üstü görürse o zaman kendi kafasına göre yorması daha güzel. hangi dinlersin deyince o diyecek ki islam dini demeyecek.
Benim dinim aşk dinindir. İyi Hazreti mevlana'nın sözü benim dinim aşk dinidir. Babam da aşırı bütün çocuğuyumda diyor Hazreti mevlana aşk dininden bir namaz kazası yoktur. Ben duruyorum şimdi. Dinin temsilcisinin namazı yok. Dinin temsilcisi diyor ki ben Kur'an'ın kulu duyum. Muhammed-i Mustafa'nın yolunun tozu yok.
Kim bunun dışında bir şey söylerse o söyleyenden de, o sözden de uzarım. Nereye koyacaksın? Ben duyuyorum şimdi. Dur musun dedim ben? Evet. Şu kabirden haber var bana. Sonra dedi ki biz ölülerle uğraşmıyoruz. Dinin yarısıdır. Hoşgörüyle idare etmiş, sıkıntıymış, dertmiş, kalmış, kasavetmiş.
Onu da hoşgörür. Onuzu da hoşgörür. İnşallah. Sabah namazında amene resulü veya tek kürsü sunabilir miyim? Kürsüyü sabah amene resulü yatsı namazına sonra okumak evladır. Sünnettir. Eğer böyle yaparsanız daha hoş olur. Dinam nikahı kıyıldığı zaman beş on kişiye duyurmak yeterli olur mu? Bu nikah geçerli olur mu?
Nikah için iki tane şahit yeterlidir. İnan edilmiş olur. İki şahit olursa. Nikah hiç şahitsiz kıyılmış olsa dahi nikah nikahtır. Burayı inanmıyor. Nikah hiç şahitsiz kıyılsa. Bir erkek bir kadını hiç kimse yokken dahi senin nikahını aldın dese, o kadın da kabul ettin dese nikah nikahtır. Ama şahit ve mehri eksik kaldı.
Mesela işte bir erkek veya kadın ilk gördükleri yerde iki erkeğe veya işte dört tane kadına ben bu kadını nikahladım dese şahitlenmiş olur. Bitti. Mehirini hiç konuşmamış olsa hanefilerce mehir konuşulmasa dahi bir koyun parasıdır. Mehir konuşulmasa dahi hanefi fıkıcılar demişler ki konuşulmazsa bir koyun parasıdır. Bazıları demişler ki işte teyzesinin kızına, hanasının kızına bakılır. Hanasının kızı veya ablası veya kız kardeşi ne kadar mehir aldıysa ona da o denk olur. O da oradan ölçü olur demişler. Ama hiç konuşulmazsa bir koyun parası. O yüzden ben bayan kardeşlere derim, adamın birisi sizin yanınıza gelir, seni nikahladım der, sustuğun an nikahı kabul etmiş olur.
Sükut ikrardır çünkü. Bir erkek bir kadına dese ki evlenmeye müsait olan, en muktedir olan bir kadına seni nikahladım dese, kadın da sussa nikah nikahdır. Allah'ım ağabey. Neden? Bilmediğimden dolayı veya bir kız bunu biliyor da susarsa istemediği bir evlilikle karşılaşamıyor. Cenab-ı namazının olması doğru mu? Sürelerimize da hızlı okunması camilerde doğru mu? Namazın tadili erkanına uygun değil. Cenab-ı namazlarını bazı camilerde gerçekten ne o şey imamlar tarafından fırtına hızında kılınıyor ki bu aslına uygun değil. Öyle yapacaklarına sekiz rekat kılsınlar. Sünnet olan.
Aslında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kuvvetli sünneti bu noktada sekiz rekat. Rivayetlerin çoğunluğu sekiz rekatın üzerinde toplanıyor. Biz de böyle ifrah tevhid arasında gider geliriz ya biz bazı şeylerden. Tabi ulema tahmin ediyorum. Yani insanlar namazda gevşekler hiç olmazsa nafile namazlarını fazlalaştıralım da kılıyorlar ya. Hiç olmazsa onların hanefiler öyle düşünürler çünkü nafileler kazaya sayılır hanefilerde. Hanefiler öyle düşünüp yirmi rekat koymuş olabilirler. Ama var hakkında hadis-i şerif. Var ama bizde jet imamlar var. Onun arkasında da jet cemaatler var. Adam bilmem kaç kilometre gidiyor oradaki imam jet imam çünkü. Bizim bayındırda da vardı vefat etmiş arasında değil mi jet bizim?
Bizim bayındırda da vardı bir tane jet imam. Adı da jet imam bu zaten. O da jet gibi kıldırıyordu. Bir ara bir Ramazan böyle dünya kupalarına mıydı? Böyle denk geldi, onun cemaati arttı. Bütün, herkes onun arkasına gidiyor. Fatiha'yı amin dediğinde anlıyorsunuz. Değilince Fatiha uykudu zannediyorsunuz. Zaten daha sen amin güye gidiyor. Sen daha uykudar, daha subhanallah, razim diyeceksin. O Allah'a öpür diyor. Köküyor zaten. Daha subhanallah demene gerek kalmadı senin. Mümkün değil. Malisi varsa, siyeti, romantizması varsa kaç onlara. Gitti. Bir de dakika tutuyorlar. Gençler böyle heyecan yapıyorlar. O zaman biz de genciz.
Hocam buzluyum bir dakika genç kaldım. Bakmanca geç kalacağız ama senin yüzünden. Tamam kızım siz yarın gelin diyor. Siz yarın gelin. Biraz da böyle Allah'a hakikaten. Allah'a hakikaten. Nükle tam biçim sevdi. Öyle sevdi adamlar demk edersin yolda giderken. Öldüğünde görecek seni biliyorsun. Cenazesini onu yıkayacak ya. Öldüğünde görecek. Onun hesabını tekrar çekecek o zaman. Allah'a mafaza edersin. Çok uygun değil. Namazı tadili erkanla kırmak, hanevilerde vacip. Terk eden vacibi terk etmiş oluyor. Vacibi terk eden şeyin sezgesi gerekiyor. E şimdi tadili erkan vacip ise, yani ne demek?
İşte fatihayı anlaşılır şekilde okuyacak. Zamm-ı sureyi anlaşılır şekilde okuyacak. İşte üç sefer rükuda diyecek kadar, bir sefer hatta subhanallah diyecek kadar rükuda duracak. Bir sefer subhanallah diyecek kadar secdede duracak. Namazın tadili erkanı. Rükudan kalktı subhanallah diyecek kadar nefes alacak. Rükudan kalktı subhanallah diyecek kadar nefes alacak. Namazın tadili erkanı. Vullullulluk! Vullullukisti. Ne oldu? Yirmi번 abre вот namazı oldu. Allah bize happier. Bir erkek sevgi olan kız kardeşinden zekat fikre ve oyunculuk fitresini verebilir. Zekat filtre veremeyeceği bir kimse, evladı, evladının evladı, evladının evladı, babası, babasının babası, babasının babası, babasının babası, annesi, annesinin babası, annesinin işte annesi, dedeleri ve dedeleri, hoş, hanebiler onları koymamışlar da, cettüke, cettüke, cettüke, veledi, veledi, veledi demişler.
Yani ben anneme, babamın babasına, babamın annesine zekat veremiyorum. Ben çocuğuma, çocuğumun çocuğuna zekat, fikre, sadaka veremiyorum. Ben onları bakmakla yükümlü çünkü. Ama ben kardeşime bakmakla yükümlü değilim, kardeşime veremiyorum. Ebu Kesir, Ebu Seleme'ye, Kur'an'dan dinen ilk ayet, Ebu Seleme, Ya Ey Muttesir, Ebu Kesir, İkra, Mis Muhabbike, dedik.
Bunun üzerine Ebu Seleme kendisine, Cabir İbni Altunlah'ın, Kur'an'dan, İra'da, Melek bana görüldü, Hatice'ye geldik, beni ördük, üzerime su döktüler, bu sırada, ey gürlüm, satan, kalk artık, imzar et ayetlerinin ilmi dediğini söyledi. Bu hadis, sahih-i mübarekte, beş katkı, rivayet, emanet olunca, ona göre ilk ayette dört katkısını elan edilir. Bütün Hanefi küreması, bütün ehl-i illet, ilmi, ittifak ettikleri bir şey var. Bu ittifak ettikleri ayet, İkra. Okudur. Oku Allah'ın izniyle. Bu ittifak halindedir. Şimdi, Ashabım Yıldızlar gibidir, Hakkisine sarılırsanız beni bulursunuz.
Ebu Seleme sonradan Müslüman olmuştur. İlk Müslümanlardan değildir. O yüzden onun bu noktada ilk inan ayetlerle alakalı, altta bilgisi olmayabilir. Mekke'nin fethinden sonra Müslüman olanlar çünkü. Sahabelerin bir de bunları vardır. Sahabelerin içerisinde, nakledenlerin içerisinde, mesela âlim olanlar vardır, fıkıhta, tefsir ehli olanlar vardır. Askeriyede deha olanlar vardır.
Alanların farklı farklıdır onların. O yüzden o farklı alanlarda duran ashabın vermiş olduğu, söylemiş olduğu, kendi alanlarına ait hadisler ve ayet yorumları önemlidir. O yüzden Ebu Seleme'nin bu noktadaki bu görüşüne ben de katılanlardan değilim. Mesnevi'den ilk 30 beyti okumuştuk herhalde. Mesnevi'de, tabii Mesnevi'nin kendi içerisinde bir sürü şeyler var.
Birçok hikayeler var. Bu hikayeler bir konuyu anlatır. Bir konuyu anlatırken, o hikayenin üzerine mesaj verir. Tabi, bu mesnevi'yi bu şekilde okumak biraz insanlara sıkıntılı. Böyle devam ettiğimiz yerler var. Ama arkadaşlar derlerse ki bana, bu sohbetten sonra normal mesneviyi okuyalım ve öyle şerh edelim derlerse, biz yine öyle okuyup şerh etmeye çalışacağız. Ama böyle kendimce tespit ettiğim bir şey var.
Hz. Mevlana'nın mesnevesinde bölüm bölüm, o konunun içinde, o konunun özünü anlatan, özünü anlatan beyikler var. Ben o beyiklerin üzerinde durmayı daha fazla önemsedim kendimce. Ama yok kardeşler, bu noktada inşallah bana nasıl istediklerine dair bildirirlerse, ben yine o kardeşlerin bu noktada istedikleri yolda gitmeye gayret edeceğim inşallah.
Bir de, bir bakayım inşallah zorunlu faslı düştü. Bir yedi yaşında oğlum var, kurban bayramında kurban kesmeniz diyorum. Oğlum için de kurban gerekli bir. Kurban, Hanefilere göre vacip hükmündedir. Ancak zekat verenler zekat vermeye muhtedir olanlara vaciptir. Ha şafiri, hanbeli, ulemasına göre, malik ulemasına göre kurban sünnet bir ibadettir.
O yüzden kesse de olur, kesmese de olur. Ama Hanefilere vacip demiş, ama zekat verenlere vacip olur. Ha bir kimse babasının adına kurban keser mi? Keser. Annesinin adına kurban keser mi? Keser. Ama bu nafile olmuş olur. Semazen olmak için Mevlevi olmak gerekli mi? Hayır, sema sadece Mevlevilere has bir ritüel değil.
Sema, aşıklara has bir ritüeldir. Bir kimse, biz semazen diyebiliriz. Mümin diyemeyiz, Müslüman diyemeyiz. Sema edene ehli tasavvuf diyemeyiz. Sema edene biz aşık diyemeyiz. Sema, bu manada sadece bir dönüş, sadece güzel bir ritüeli yerine getirmek ise, bunun içi olmadığı, bunun batiniliği yok, bunun içselliği yok. Herkes bu manada sema edebilir. Bunda bir sıkıntı yok.
Bizim durduğumuz nokta sema, bir zikir görebilir. Semazen her çarkında Allah diyerekten Allah'ı zikreder. Eğer semayı ve semazeni bu gözle, bu mantıkla bakıyorsak, o zaman durum farklılaşacaktır. Yoksa sema ve semazene bu noktada bakmıyorsak, o zaman onlar korklorik bir şey olmuş olur. Ha gitmiş çayda çıra oynamış, ha sema etmiş, bir farkı kalmaz.
Ha gitmiş, Bursa kız, erkek var ya şey, halk oyunları. Ha ondan oynamış, ha sema etmiş, bir fark yok. Ama semayı böyle korklorik bir gösteri olarak algılarsa o zaman bu çıkar ortaya. Ama yok, biz semaya eğer zikir töreni noktasında veya zikir yapılan bir ritüel olarak görüyorsak o zaman bu farklı. Ve sema, Ahmet Er Rıfayet defteri yapmış, Abdülkadir Geylan Hazretleri yapmış, Caferi Tayyar Hazretleri yapmış, Hazreti Resulullah SAV Hazretleri yapmış.
O yüzden onların da meyveli diye soramayız herhalde. Bende migren var, üç gün tuttum, fenalaştım, boyuncu bıraktım. Sağlığın bozulduğu için günaha geliyor mu? Yani sağlıktan dolayı oruç tutamayanlar günaha girmezler. Sağlığın bozuk olanlar, yolcu olanlar, çok düşkün ihtiyar olanlar, hamileler, emzikliler, kadınların muayyen günleri, bunlar oruç tutamadılar.
Geri kalan oruç, delilere farz değildir, yolculara farz değildir. Normalde dışarıda oruç tutmayanlar var, bana diyorlar ki ya oruç tutmuyor, delilere farz değil diyorum ben. Adam duruyor şimdi. Ya deli değil diyorum, ya akıllı olsa oruç tutacak diyorum ben. Neden deli değil diyorum. Akıllı olsa oruç tutacak, din akıllılara.
Neden tuhaf bunuza gidiyor, belki de yolcudur diyorum ben. Öyle ya yolculara da oruç fark değil. Bozabilir, seferedir o kimse. Emziklidir. Geçen birisini öyle dedim, yani yan takına dedim durdu. Ya oruç tutmuyor dedi, adam ya emziklidir belki dedim. Nasıl yandırdılar? Başta da emziklilere, hamililere, müayyen günü dolanlara, yolculara, ihtiyarlara, düşkünlere, delilere, oruç farz değil. Geri kalanlar var. Bizde şey var, yani. Ya neden laf söyleyelim? Allah laf söylemiş zaten. Allah'ın söylediğini söylüyor. Hazreti Peygamber salallahu ve selam hazretlerini, Kuran-ı Kerim'i söyledi değil mi?
Yolculara diyor namazı kısalttım. O kimse bozabilir. Yollar çıkmış. Seyahat halinde. Hamile. Hazreti Peygamber salallahu ve selam hazretlerini demiş ki, hamileler tutamayabilirler. Çocuk emziren kaşınlar tutamayabilirler. Hayır hayırlık olanlar tutamayabilirler. Çok ihtiyar düşkün olanlar tutamayabilirler. Hasta rahatsız, müzmin hastalıkları var. Veya o esnada çok rahatsızlarlar. Hastalar da hastanede ediyor veya rahatsızlar. Sonra da iade edecek, sonra da tutacak. Bunlar da tutamazlar. Başka bir de deliller tutmaz. Geri kalan bir müminlere tart. Müminlere tart. Sevgisi eğleşmez. Çünkü ölü bir daha dönüp gelmez.
Dirinin aşkı gönüldedir. Ters olup da, gönceden de daha bir hale gelir. Dirinin aşkını seç. Çünkü cana cana atan şarabı odur sana sona. Aşkını seç ki peygamberler onun aşkıyla güç kuvvet buldular. İşe, güce koyuldular.
Sen bize o padişaha varmaya izin yok deme. Kerem sana, işler güç değildir. Hz. Merdan'ın cevabet-i rümadetini kuyumcunun, kuyumcuya aşık olan cariyenin anlatırken son dönemde kuyumcu ölür. Kuyumcu ölünce, kuyumcuya olan aşkı da ölür.
Ve cariyenin de kuyumcuya olan aşkı ölünce, Hasret-i Mevlana bunu söyler. Burada cariye nefsi özür dilerim. Burada kuyumcu dünyayı temsil eder. Cariye de ruhdur. Kimse Mürşid-i Kamil. İşte kuyumcu ölünce yani nefsin dünyaya olan sevgisi bir tamam olunca dünyayı sevmekten kurtulursa nefis o zaman nefis olandan kaçar. İşte sizin diri gördükleriniz hep ölüdür.
Sizin ayakta gördüğünüz hep yerin altındadır. Dünya sevgisinden geçmedikçe bir kimse Allah sevgisini bulamaz. Allah sevgisiyle dünya sevgisi bir yerde kalmaz. Hazret-i Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetleri buyurdu ki, Bir insanda bir gönül yarattı, iki gönül değil. Bir gönülde bir sevda olur, iki sevda olmaz.
Hazret-i Allah da buyurdu ki, Müslümanlar, müminler Allah'ı şedid bir sevgiyle severler. O zaman mümin isen Allah'ı şedid bir sevgiyle severler. Hep diri kalacak olan odur çünkü. Diri olan odur. Süsleyip gözünün önüne seren odur. Ve dünyayı süsleyip kendi müminlerine imtihan eden odur. O imtihanın sırrına ulaş da o dünya sevgisinden kurtul. Sen o imtihanın sırrına ulaş da o dünyanın süsünden kurtul. Dünyanın şatafatından kurtul. Sen ondan kurtulunca, o dünyayı yaratanı bulunca, o dünyayı sevg ve idare edeni tanıyınca, o dünyaya hayat vereni görünce ve sen ona yol alınca, ona karşı yönelince merak etme.
Dünya hep senin peşinden koşacaktır. Sen onu istemedikçe o süslenip süslenip senin önüne gelecektir. Sen ona sırtını döndükçe o senin kapında duracaktır. O yalvaracaktır sana dön bana ne olursun diye. Sen yönünü o diriye çevirdikçe senin peşine takılacaktır. Sen diriye olan sevgini arttırdıkça ölüler seni sevecektir. Ve ölüler senin sevginde dirilecektir. Ve ölüler dirilmek için senin peşine takılacaktır. Sen gel, vakit var iken aklını başına topla da, ölülerin sevdasından geç de, sen biri olanın sevdasını kendine Rab edin. Biri olanı kendine Rab edin. Seviyorum dediğin her şey geçecek. Geçecek baban da geçecek, deden de geçecek, dinen de geçecek.
Eşin de geçecek, çocuğun da geçecek, paran da geçecek, makamın da geçecek, mevkinin de geçecek. Şeyhin de geçecek, şeyhinin şeyhine geçti. Onun şeyhine geçti. Pirin de geçecek, onun pirin de geçti. Sen şeyhini de severken Allah'ı sevdiğin için sev. Allah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni seviyorken onu da almak için sev. Sen diriye tabi ol. Ne demiş Hazreti Peygamber? Ya Rabbi seni sev, seni sevenlerin sev. Seni sevdirecek bir kimseye şerbet, ne kadar soğuk şerbet, tatlı ve hoş gelirse, bana öylece tatlı ve hoş gelsin. İçine girmiş merkez var.
İki, seni Allah'a sev. Kimse eşine muhabbet, sevgi gösterir mi? Evet. Allah için olmalı. Çocuğunu sever mi? Evet. Allah için olmalı. Kardeşini sever mi? Evet. Yoldaşını, kardeşini, kardeşini sever mi? Evet. İçin olmalı. Menfaat için olmamalı. Sen o yüzden, o gün sevdası ne sıralar? Geri kalan sevdaları. Sana aşık olsun. Sen de Allah'a ve sellem adı ettiğinde de öyle aşık olsun. Dirinin aşkı gönüldedir.
Gönüldedir. Her solukta taze bir hale gelir. Senin gönlüne oturdu mu? Onun senin gönlünde dostunu meydana getirir.
Senin gönlüne ilahi ilmini akıtır. Habire senin gönlünün eşliğine var içerisinde bulunur. Senin gönlün Kur'an'ın kendisi olur. Senin gönlün Muhammed Mustafa'nın nefesi olur. Senin gönlün bütün ariflerin nefesi olur. Senin gönlün o kadir mutlaka. Et ki sevdiğini göster. Kulluktur.
Muhammed Mustafa'ya tabi olsun. Muhammed Mustafa'ya uysun. Mustafa'ya uymak. Muhammed Mustafa'nın izinden gitmektir. Muhammed Mustafa'nın korkusuyla toplulamaktır. Vatan nefes almak gibi.
Onun sözü Allah'ın sözü çünkü. O hevayla konuşmadı dedi. Şeytan ona ilga etmedi. Onun dilinde şeytanın esamesi yok. Onun sözü hak. Sözü şeksiz. İşte dirinin aşığı seçenler. Diriye aşık olanlar. Günele Hazreti Muhammed'in devletimden bir kul. Getirdim ben onu seviyorum.
Muhammed'in aşkını seç. Yatan şarap olan Allah.
Çiçeğini de bırakıp gideceksiniz. Daha şurada gözünüzün önünde yatıyorlar. Şan şöhret sahibidirler.
Yürüdüklerinde Mursa yürüyordu arkalarında. Yürüdüklerinde bütün cemaat yürüyordu arkalarında. Ölüp gittiler toprağa karıştılar. Sizler de bizler de toprağa karışacağız. O dilinin aşkını seçtiysek, Ebedi ailenin de hep biri olanlardan olacağız. Onun aşkı, bütün peygamberler onun aşkıyla güç kuvvet buldular.
İşe güce koyuldular. İşe güce kuyruldular. Sen Allah'ın aşkını seçersen gücü kuvveti verecek olan o. Sen Allah'ın aşkını seçersen seni yolda yürütecek olan gayreti verecek olan o. Sen Allah'ın aşkını seçersen seni kanatsız uçuracak olan o. Seçersen ayaksız seni yürü... Güç olum, kuvvet olum, lütuf olum, ikram olum. Mecalim yurasında.
Çünkü ben her yüreğim bataklığı içine koy. Benim yüreğimi al kendi yüreğimin içine koy. Kalbim yok, dizimde derman. Elimde güç, kuvvet, kudret yok. Gözümün feri yok. Yaşlandım, ihtiyarladım, pil oldum, fane oldum. Bilemedim bu yaşa gelince kadar. Göremedikleri derman hazır. Tut elimle götürün, tut ayağımla götürün. Tut gönlümden götürün, boynuma halka vur sürün. Sürü ki günahlarım temizlensin. Sürü ki benim hatalarım, kudurlarım temizlensin. Ben senin halakanlar senin dipinde sürünmeye de lazım.
O birinin peşine gidin. Allah'ı sevin. Zikredin. Oturun la ilahe illallah deyin. Yatın la ilahe illallah deyin. Kalkın la ilahe illallah deyin. Yolda yürürken la ilahe illallah deyin. Allah'a tövbe edin. Buldular. Aşkını seçtiği için İsa'ya gökten.
İçin Cenab-ı Hak Musa'yı Kızıldeniz'in üzerinde yürüttü. Aşkını seçtiği için Musa Asasi'nin pilavunun büyücülerini yutuverdi. Hz. Muhammed-i Mustafa onun aşkını seçti. Aşkını seçtiği için ay ikiye bölünüverdi. Aşkını seçtiği için Mekke'de ne kadar bir burgan halat mert kuyu yaktılar. Ebu Leher dedik ki senin bir gün yoluna şimdi tam inandım. Onun aşkını seçerseniz Muhammed-i Mustafa'yı kurtarmak.
Aşkını seçenler ebedi hayatlarını kurtardılar. Cennette yaşıyor. Seçmeyenler ise helak oldular. Kavbini duymadınız mı? Salih-i Kavbini duymadınız mı? Dün Kavbini duymadınız mı? İsyam kirlenmektan geçmişte Allah helak etmişti. Kavim kavim helakta insanlar farkında değiller.
İçinde bilelim. Biz bekliyoruz ki gökten yağmur gibi ateş yağsın. Seçin ki helak olmaktan kurtulasınız. Sahibi olanlara işler yapmalı diye. Sakın deme biz Allah'a yakın olur muyuz diye.
Sakın deme bizi affeder mi diye. Sakın deme biz Allah yolunda yürüyebilir miyiz diye. Sakın diye. Sakın deme ben bu yolda yürüyebilirim diye. Sen Allah'ın aşkını seçersen Allah senin kelimindir. Allah senin vekilindir. Allah senin kudret ve kuvvetin senin yolunu açıverir. Ve Allah senin huzuruna alır. Bir bakarsın ki bir gece yarısı veya bir gündüz veya bir namazla veya bir secdede veya birisinin başını okşarken veya bir yetimi gözetirken veya bir dulun işini görürken veya bir kimsesizin kimsesi olurken, birisine dua ederken, birisine yardım ederken, yoldan bir taş alıp kenara koyarken, birisine tebessüm ederken, birisine hoşgörüyle davranırken, birisinin arkadaşının, komşunun, akrabanın zulmüne sabrederken, gel deyivermiş.
Bir bakmışsın ki gözünden gümbür gümbür bir ses gelivermiş. Buradayım deyivermiş sana. Elinden tutuvermiş. Gözünden tutuvermiş. Kulağından tutuvermiş senin. Kilometrelerce ilerideki redbek, Allahümme redbek ki duyuruvermiş. Sesini kaç tane vermiş sana. Müslümanlar nasıl acı çekiyor. Baktı güç Müslümanları nasıl kan aldırılıyor. Sen görüvermişsin onu bir anda. Görüvermişsin bir aç Müslümanın geceyi dinleyişini. Görüvermişsin gece sen borçlu bir Müslümanın dinleyişini. Görüvermişsin sen bir hasta Müslümanın dinleyişini. Görüvermişsin sen bir natal kalın dinleyişini. Duyuruvermiş Allah sana. İşte Allah her şeye gücünü yetirendir.
Güç ve kuvveti elinde tutandır. Kadir-i mutlaktır. Ebedi diridir. Ebedi diri olanın aşkıyla aşıklanmaya bakın. Ölülerden olmak istemiyorsanız resselam. El Fatiha'na selam.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.