mustafaozbag.org

109. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 10 Eylül 2011 · 48:40

Allah gecenizi hayır etsin. Bunlarla alakalı bir şey söylemişler. Bu noktada bizim gelme, gitmeyle alakalı bütün nereden gelmek istiyorlarsa kardeşlerin hepsi de Musa'ya gelebilirler istedikleri zaman, bütün dergâhla alakalı. Sevap işlemenin sınırı var mı, hızlı yoktur. Namaz hangi hâllerde bozulabilir? Her hâlde bozulabilir.
Zikrullah'ın kalbe inmesi için günlük yaşantımızı nasıl disipline etmeliyiz? Dide tutmak için ne tavsiye edersiniz? Kalp ve muhûn ne demek? Benim bildiğim Mûz o kişiye karşı kine dönüşüyor. Bu hastalıkla bundan nasıl vazgeçilebilir? Şimdi kalp ve muhûn, muhûn kötülüğe karşı. Siz bir kötülük gördüğünüzde, elinizle mümkün ise elinizle, elinizle mümkün değil ise dilinizle, dilinizle mümkün değilse kalp ve muhûn ederekten önlemeye çalışın.
Kalp ve muhûn etmek kötülüklere karşıdır. Kötüye ise hidayet bulması için dua ederiz. Kötüyün iyi olması için dua ederiz. Bir arkadaşınızı, bir kardeşinizi, bir eşinizi, dostunuzu, akrabanızı, etrafınızdaki bir kimsenin üzerinden Kötülük şudur ettiğinde o kimseye dua ederiz. Şimdi iyilikler de kötülükler de bu biraz sizin tuhafınıza gidebilir. Hastalık, kötülük, iyilik, birer varlık gibidir. Varlık. Ben öyle bir olum. Öyle söyleyeyim. Yani varlık gibidir derken böyle kesin katil, böyle inanın var nasıl çıkmasın. Bunlar birer varlık gibidir.
Ölüm varlık gibidir. Nefis varlıktır. Hastalık varlıktır. Benim inancım böyle. Bunlar dolaşır. Kötülük dolaşır. O dolaşırken sen onu satın alırsın. Sen onu istersin. Sen onu talep edersin. O sana tatlı gelir. O sana lezzetli gelir o esnafda. O seni yener o esnafda. Ve sen elini uzatır alırsın. Elmayı alır gibi, abluta alır gibi. Çaya dokunur gibi ona dokunursun. Alırsın onu. Kötülük bir kimse üzerine keletirle dökülmez. Üzerine kovayla dökülmez. O kimse kötü yaratılmaz. Sen insansın. İnsansın, insansın.
Sen yaratılıştan imanlı doğdun. Yaratılıştan temiz doğdun. Yaratılıştan mübarek doğdun. Yaratılıştan has doğdun. Allah seni yeryüzü halife olarak yarattı. Halife olarak yarattı. Sen Adem'in çocuğusun. Adem'in. Adem ise Allah'ın bir lütfu, ikramı, keremidir. Adem, Cenab-ı Hakk'ın kendisine halife olarak yarattığıdır. Sen onun oğlusun. O yüzden sen kötü yaratılmadın. Bakın kötülük yaratıldı. İyilik de yaratıldı. Ama kötülük de iyilik de birer varlık gibi. Birer latif cisim gibi. Aramızda dolaşır, önümüzde dolaşır, arkamızda dolaşır, yanımızda dolaşır. Devamlı iyilik de kötülük de etrafımızdadır. Biz sol elimizde kötülüğü alırız, sağ elimizde iyiliği alırız.
Ama kötülüğü biz taler ederiz. O yüzden bu noktada bizim buğuzumuz kötülüğedir, kötüye değil. İnsanlar burada yarılgıya düşüyorlar. Mesela bizim buğuzumuz içkiyedir, içki içeri değildir. Bizim buğuzumuz esrarıdır. Esrar içeri değildir. Bizim buğuzumuz o kötülüğü yapana değildir. O kötülüğe karşıdır bizim buğuzumuz. O yüzden kötülüğü önlemeye çalışın diyor. Siz bir kötülük görürseniz, siz o kötülüğe mümkün ise elinizle durdurun kötülüğü. Elinizle. Yani bu ne? O kimse kötülüğü elle almış, kötülük yapacak. Onun kötülüğü yapmaktan men etmektir. El ile durdurmak. Onu el ile mümkün değilse dil ile onu durdurmaya çalışın.
Dil ile onu ikaz etmek, irşat etmek. Dil ile kötülüğü önlemek. O kimse kötülüğü almış eline. O kötülüğü eline almış. Biz onun dil ile onu ne yapacağız? İkaz ve irşatta bulunacağız. Biz ona nasihatta bulunacağız. Aman bu kötülük senin elinde. Yapma. Eğer ki diyor o da mümkün değilse kalben buğuz edin. Kalben buğuz ettiğiniz şey kötülüğe de kötüye değil. Kötülüğü içleyen insan o esnada kötüdür. Kötülüğü terk ettiyse o insan iyidir. İçkiyi içen insan o esnada kötüdür. İçki onun üzerinden giderse o iyi insandır. O yüzden Resulullah dedi ki Tövbe de hiç günah işlememiş gibidir. Niçin? Kötülük ondan gitti çünkü. Artık o kötülükten uzak oldu.
Kötülük bir varlıktı. O tövbe derken, o varlıktan kurtuldu. Veyahat da bir karanlık hani cinli tayfeler var ya İşte cin ona musallat oldu diyoruz. Kötülük cinli tayfesi gibidir. Varlıktır. Ona musallat olur. Onu da yer tutar. Bir kimse devamlı kıymet ediyor. Kötülük onda devamlı var. O kimse kötülükte dost olmuş. O Allah'ı bırakmış. Allah'la dostluk peydah edeceğine Kötülükte dostluk peydah etmiş. Aslında batinin noktası şirk noktasında. Bir kimse hırsızlık. O yüzden diyor iman üzerine hırsızlık yapamaz. Neden? Hırsızlığı kendi üzerinde adapte etmiş. Adam hapire götüreceğim diye uğraşıyor. Hapire çalacağım, çırpacağım, etraftan alacağım. Vahşi. O kimse o hal üzerine ölürse şirk üzerine ödüğün için kötülüğü üzerinde adapte etti.
Kötülükte hemhal oldu. Kötülükte dost oldu. Kötülükte hususat oldu. O kötülükte ağrıları hale geldi. Kötülüğün singesi oldu. Aslında o özünde temiz. Ama çamurun içine girdi, çamura bulandı, çamurla hemhal oldu. Çamurun içinde. Çamurla çıksa ne deriz? Adam çamura bayarmış ya. Adam çamura bayarmış. Ama içinde insan var onun. Yıkarsak tentemiz insan olarak çıkacak. Bunu içsel batin olarak düşünün. Kalbi çamurlaşmış onun. Onun kalbine çamur girmiş, pislik girmiş, necaset girmiş. Kirlilik girmiş. Gıybet, delikotu, iftira. Onun bunun işini, gücünü karıştırmak. Onun bunu araştırmak. Onun bunun eksiğini, fazlasını didiştirmek. Nereye gittin? Nereye geldin?
Kimden konuştun? Nereye gidiyorsun? Sana ne? İçindeki kötülüğünü döküyor. Bir şey bulmaya çalışacak. Neredesin? Sana ne? İçindeki kötülüğünü döküyor. Bakın, küçülük sorulardır bunlar. Ama onun içerisinde kötülük var. İlla ki araştıracak, illa ki sorun kuracak. Gıybet etmeye, delikote etmeye, iftira etmeye tırnak batacak yer arıyor. Nefsi onun yer arıyor. Birisi, neredeydin? Ne yapıyorsun orada dedi mi? Kalbınıza, bu benim hayatımı araştırıyor. Nedir araştırıyor benim hayatımı? Başkın telefon, açtım. Adnan selamünaleyküm aleyküm selam.
Bana bir takım bir koltuk gönder filan diye. Sana ne Adnan'ın nerede olduğundan? Belki de mahrem bir yerde da. Kuşamayacağı bir yerde. Nereye geldin? Sana ne? Neden geldin? Sana ne? Neden gittin? Sana ne? Bakın, kötülük içine işlemiş olur. Dolaşıyor. Hikmet edecek olan, iftira edecek olan insan, karşıdaki kimsenin nerede, nasıl bir hayat yaşadığına? O gıybetin içerisinde, iftira içinde o. Uzak durur. Kötülük onu yalıyor. Kötülük onu yalıyor. İşte bizim buğzumuz. Eğitim tasarımı buğuzu, kötüyedir. Biz yoksa insandanla bununla tırda işimiz yok. Ölüm dolaşır, varlıktır. Azrayin emrindedir. Adılık dolaşır, varlıktır.
Bu benim kendi inanışımdır. Dolaşır, hastalıktan ölmez hiç kimse. Hapis hastalığa kapı aralarız. Alırız elimizde biz onu. Kapı aralarız. Peygamber Hazretlerinin ölüm sebebi, Yahudi kadının kutubunda yedirdiği tehdidir. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri kendi eliyle aldı yedir. Hazreti Ayşe ve işler içerisinde kıvranması, bayılması, o Hayber'in fethinde yediği zehir olması.
Sebebi odur. Bakın o sebebi kendi eliyle aldı. Kendi eliyle aldı. Evet o bir kaderdir, o bir takdirdir. Ama onu kendi eliyle aldı. Kendi cüz iradesiyle aldı. Evet aldattı Yahudi kadını, kandırdı bu manada. Zehri serk etti, verdi ona. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri yedi. Ama ölüm sebebi, Peygamber Sallallahu Aleyhi Vessellem Hazretleri kendi aldı. O zaman hastalığın sebebini biz kendimiz alırız. Yani bellidir. Senin terli bir şekilde soğuya çıkarsan düşüteceksin bellidir. Sen hastalığı kendi elinle alırsın. Bellidir. Sen çok yersen hasta olacaksın. Hastalık bellidir. Kendi elinle alırsın. Hayatımıza ne bir sıkıntı geldiyse kendi elimizle alırız. Evet perdenin gerisi de kader ilahidir, takdir ilahidir.
Cenab-ı Hakk'a Allah'ın yaratmasıdır. Bunlarla alakalı bir işimiz yok. Mesela bir kimse kırsa bürünür batar. Sebebi kendisidir. Sebebi kendisidir. Bir kimse tembelliğe düşer batar. Sebebi kendisidir. Bakın o kendi eliyle alıyor onu. Peygamber Salazar ve Selam Hazretleri diyor ki en kıskancınız benim. Yani bir erkek eşini kıskanmazsa, çocuğunu kıskanmazsa sonucunu kendisi hazırla. Sebebi kim? Kendisi. Kadınlara diyor ki kocalarınıza itaat edin. Kadın kocasına itaat etmezse itaatsizliği kendi eliyle alıyor. Boşanma sebebi kendisi. Erkeklere diyor ki siz eşinizin, evinizin geçiminden, iaşesinden, ondan sonra evliliğin yürütülmesinden sorunuzun. Yani adamı o sorumluluğun yerine getirmiyor. Kendi eliyle kendi elbini yıkıyor.
Biz kendi elimizle alıyoruz bir şey. Ciddi irademiz var. Aklımız var. Tasavvuf anlayışımız aklı reddetmekteyiz Rumanada. Bizim dini anlayışımız aklı reddetmekteyiz Rumanada. Akıl sahipleri Allah'ı bulurlar. Allah'ı musak olurlar. Akıl sahipleri Allah'ın emirlerini dinlerler. Akıl sahipleri Resulullah sanırlar ve selam adreslerini tanırlar ve onun şünnetine tabi olurlar. Akıl sahipleri bir üstada bağlanması gerektiğini bilirler ve tabi olurlar. Akıl sahipleri ancak Allah'ın zikrini anlayabilir, algılayabilir ve Allah'ı zikreder. Akıl sahipleri. O zaman biz kendi aklımızla alırız bir şey. Kendi aklımızla. Biz kendi aklımızla buraya geldik. Evet Allah lütfetti, ikam etti, ihsan etti. Cenab-ı Hak hidayet etti.
Ama ehe diyen biziz. Sen alemlerin Rabbi'sin. Akıldır bu. Akılsız olan hamd edemezler, alemlerin Rabbi olarak kabul etmezler. Hem zahimsin, hem dindir ünlü sahibisin.
Zındıklaya düşersiniz. İnkar ettiniz. Sıra aderler hakim değiller. Bu bizim aklımız değil artık. Allah'ın istemesi. Bu Allah'ın ikramı. Üçüncü zirademiz yok. Bunda herhangi bir şeyimiz yok. Gayr-ı mazumlu aleyhim vele ta'lina amin. Dediklerim var ya, delalete düşenler, deccaniyete düşenler, şeytaniyete düşenler. Bizi onlardan eğilemem. Teslimiyet var burada. Biz geldik, geldik, geldik, geldik. Bir yere kadar orada ona teslim olduk. Dedik ki kul olarak bizim güllerimiz buraya kadar. Bizim gelişimiz buraya kadar.
Bundan sonra sana teslim olduk ya Rabbi. Burada bizim aklımız yok artık. Biz seni zikrederiz. Sen kaçıncı göğe çıkarırsan çıkarırsın. Biz seni zikrederiz. Sen bize ne ihsan edersen edersin. Biz seni zikrederiz. Bakın zikredinceye kadar akıl bize ait. Hani var ya, Ankara ve Suresi. Kaçın? 49. ayet miydi? 49. ayet. Diyor ya, namaz sizi kötülüklerden alıkoyar. Ama Allah'ı zikir en büyük iştir. Son hatlarla beraber olun. Kasam işe öyle değil mi? Namaz sizi kötülüklerden, fahşiyetten her türlü yanlışlıklarla sizi koruyacak. Neden? Namazda kötülük yaklaşmıyor. Kötülük bir varlık. Sen namazda gözün var ise o kötülük sana yaklaşmayacak. Bir namazdan bir namaza gözünü diktin, kötülük sana yaklaşmayacak.
O namazın maneviyatı, namazın nuraniyeti, namazın kutsiyeti, namazın o noktadaki manevi varlığı kötülüğü kovulacak. Kovulacak. Hani gençten bir sahame vardı ya, korktukların kaçarıydı. Allah Resulü'nü gelip şikayet ediyorlar. Diyorlardı ki ya Resulallah. Filanca var ya, evet. O işte hiç İslam'a uygun bir hayat tarzı yaşamıyor. Allah Resulü onu kıldığında, onu kötülüklerden alıkoyacak. İnsanları kötülükten alıkoyacak. Vakit namazı, beş vakit namazı. Hiç terk et beni. Yaklaş, mutlaka takımlar da gelsin bu tarafa.
Yaklaş, şu tarafa doğru yanaş. Şu hareket orada olur. Arkadakinden duymuyor diye bağırmak zorunda kalıyor. Ondan sonra diyorlar ki ya bu adam çok sert bir adam. Yanaşın, dördeki gibi konuşmayayım seni yanaşın. Biraz egenilikte var ya, ebelikte var ya damarında. Bu da zaten o da ayağa kalkardı. Metin Ahmet gel yerine git. Ayağa kalktı. Genç yanaş yanaş yanaş o da zaten. Bir müddet sonra bütün her şeyi tövbe edip kendin önde. Dediler ki Allah Resulü'ne sallallahu aleyhi ve sellem'in zetlerine. Ya Resul o da bu kimse yapmış olduğu yanlışlıklardan tövbe edip geri dönüyor. Allah Resulü'nün cevabı çok manidar.
Dedi ki namaz insanı kötülüklerden alıkoy. Bakın bir hangi, eğer bir kimse, hani bir sürü ayet-i kerime var ya namazı dost doğru kılın. Bu ayet-i kerime bir öncesi namazı dost doğru kılın herhalde öyle olmasınlar. Öyle mi? Allah baştan gittin. Kitabı oku. Evet. Namazı dost doğru kıl. Namazı senin kötülüklerden alıkoy. Evet. Kitabı oku. Namazı dost doğru kıl. Kitabı oku. Kur'an'ı keresin. Burada böyle bazılarının kitabı okuyu böyle dolaştırıp, döndürüp, dolaştırıp, ondan da ben biraz tartıştım böyle felsefe durumları var. İşte kitabı oku. Bu ne? Bu alem. Bu alemi oku. Yani işte bu alem kitap.
Eee bu kitabı okumazsan da olur. Hayır kardeşim. Sen bu kitabı okumazsan bu alemi okuyamazsın. Sen kitabı okuyacaksın. Sen eğer insanı okumak istiyorsan yine kitabı okuyacaksın. Kur'ansız bir din, Kur'ansız bir persefe, Kur'ansız bir inanış yok. Yani işte onlar laf salakası. Biz bu alemi okuyoruz. Kitap olarak bu alemi okuyoruz. Biz onu okuyoruz. Hadi gel birinci gökten bahset bana. İkinci göke çıkma Allah rızası için. Birinci gök değil meleklerin zikrinden bahset bana. Alemden okuyorsun ya.
Hadi gel birinci gökteki mahlukattan bahset bana. Yaratıklardan bahset bana. Alemi okuyorsun ya. Bak kardeş. Bilgini söylesen sen anlayacak mısın ki? Sen madem yok bir tane bir şey söyle bana. Yok. Alemi okumak Kur'an'dan geçiyor. Öyle pasapısı yok. Evet kitabı oku. Tostu oku. Yok işte peygamlar sallallahu ve selam anneten namazı zahirin öyle kıldığı avvam için. Eğer o has, o arşale adım diyor. Yok böyle bir şey. Namazı dostları kıl. Tadili erkanıyla. Evet namazın üzerinde sen bir ihtimalarlarını çekebilirsin.
Bu farklı bir şey. Ama tadili erkanını, dükkusunu, kıyamını, secdesini terk etmek yok. Devam ediyor. Namazı dostları kıl. Namaz seni kötülüklerden alıkoyacaksın. Ve devam ediyor. Allah'ı zikretmek en büyük iştir. Devam ediyor bakın. Bu kulun üzerine akıl bu. Selut'u Allah'ı zikret. Bu akıl. Bu senin yapacağın iş. Ve bu zikir seni de kötülük. Bu zikir seni komple iyiliklerin içerisinde bulunduracak. Şöyle de görme. Ben Allah'ı zikrediyorum en büyük işi yapıyorum deme. Ondan daha büyük iş var. O ne? Allah'ın seni zikretmesi. O büyük iş diyor. Yanlışa düşme. Yanlışa düşme.
Kendi kendime ben en büyük iş yapayım diye gururlanma. En büyük iş yapan kim? Allah. O da seni zikrediyor. Beni zikredin ben de sizi zikredeyim. Bak beni zikredin ben de sizi zikredeyim. Beni zikredin emir. Kime? Akıl sahibine. Akıl. Sen onu zikredeceksin. Senin aklına emrediyor. Senin ruhuna, sığınla, vücuduna, bedenine, varlığına emrediyor seni. Diyor ki beni zikret. Ve akılsızlardan olma, ahmak olma. Geri zekalı olma, embesil olma. Değişiklerden, müşriklerden olma. Geri dönenlerden olma. Allah'a döndülenlerden Allah'a döndülen. Bunu zikret. O da seni zikredecek. En büyük iş bu. Onun sizi zikretmesinde sizin bir ihtiyarınız yok. Hani bir adımı atan, ona atan var ya hafisi kodisi.
Akıl, bir adım sen atacaksın. Akıl, on adımı sen atacaksın. Akıl, yüz adım sen atacaksın. Yüz adım sen atacaksın, o sana koşacak. Aklı bizde reddetmemiz mümkün değil. O yüzden kötülüklere buğuz etmek, kötülüğe buğuz etmek. Kötüye değil. O kimse döner oradan, tövbe eder, affolur. Bakın döner, affolur. Bir kimse ne kadar büyük günah işlerse işlesin, ne yaparsa yapsın. Yarabbim beni affeyle eder Allah affeyle. Bu farklı bir şey. Onu sen öyle piyaslama, onu öyle nitelendirme. Kuluk dolaşır, içki dolaşır, kumar dolaşır, kumuş dolaşır. Hırsızlık dolaşır, hırsızlık dolaşır.
Ona buruz et, şahsa değil, şahsa dua et. Yarabbim sen bunu affeyle, sen bundan hidayet eyle, sen bunu muhafaza eyle, sen bunu koru. Ama o kötülüğün emrine girmiş olanlar vardır. Kötülüğün emrine girer. Hırsızlık yapıyor, kötülüğün emrine girmiş. O yaptığı işle, yaptığı sıfatla sıfatla mı? Kötülük onun gülümüş o esnama. Ve o kötülük ondan uzaklaşmadığı müddetçe o halin üzerinde ölürsün mü? Neden hırsızlık çünkü, o sıfatla sıfatla sıfatla. Allah'ı zikrederken bir kimse, Allah'ın zikir sıfatıyla sıfatlandı, ölse, direk cennetlik, şurada zikrullah rakasında ölse. Sonluk muhal yok, neredeydin? Allah'ını zikrediyordum, bitti. Ne oldu? Allah dedi gitti.
Eğer amacı zikirse bunlar. Gitti, 92 tahacze gittik, sabah namazını kıldık. Yan tarafta adam böyle sol tarafımızda. Esselamünaleyküm ve Rahmetullah. Esselamünaleyküm ve Rahmetullah. Köt, al dediler, öldü adam. Daha daha yeni selam verdik, adam selam ver. Oturduğumuz, oturduğu yerde adam öldü. Sabah namazında oluyor bu. Hemen etrafında bir tane böyle şey. O polisler nereden veriyorlar, nereden buluyorlar sanki. Şeyin, ne o, Beytullah'ın yarısı sivil polis sanki ya. Anında, orada baktık adamlar. Sanki çetere ellerinde şeyini sülenecek, saptaki kimisi ölecekse, hep bekliyorlar sanki. Anında bak dikkat edin, umreye giderler, haça giderler.
Birisi ölçünün, anında hemen sivil polis etrafında dururlar. Anında, farklı sığamda, sabahleyin, yanında bir tane görüntü, bir şerif çizdiler. Dedim ya ne güzel, adam Beytullah'ı seyrederken. Hem de tam Beytullah'ı seyredilecek. Biz Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi o, Altunolu'nun karşısında bize mehkan eylediydi, 92'de. Hemen Altunolu'nun karşısında, sol tarafında. Adam öldü, dedim ki, kendi kendime, Beytullah'ın kapısı önünde, ondan sonra Altunolu'nun önünde, İbrahim makamının önünde, hepsinin önünde stratejik yer var. Beytullah'ın en stratejik yeri. Mübarek bize en stratejik yerleri tutturmuş. Allah rahmet eylesin. Oturduğun zaman, ne o?
Hacer-ül Esvet orada, İbrahim'in makamı orada, Beytullah'ın kapısı orada, şey orada, ne o? Hicr orada, tam stratejik yer. O zaman onu da befaat ettik. Sabah namazından sonra, namazı kılar kılmaz. Ne kadar tatlı bir yürüm, ne kadar güzel bir yürüm, değil mi? Ben hep böyle niyaz et dedim, zikrullah ile kasıtlı ölelim diye, layık olasak inşallah. Yani, var mı soruncusu haline, Allah dedi, zikrata mekfif, o zaman, iyilik dediği varlık gibidir, zikir varlık gibidir, küstürme. Cömertlik varlık gibidir, küstürme. Güler yüzlülük varlık gibidir, küstürme. Hayır, hal olmak varlık gibidir, küstürme. Aman, sıkı tut. Gitmesin senden.
Bakın, gitmesin. Tatlı bir yürüm, varlık gibidir, küstürme. Cömertlik, iyilik yapmak, insanların iyiliğine koşmak, yardımcı olmak, bir kat yemek götürmek birisine, bir tas çorba götürmek bir hastaya, bir yetimin başını okşamam, iyilik gibidir, iyilik varlık gibidir. Dolaşın, herkes yapamaz mıyız? Herkes onu eline alamaz. Herkes hastanenin kapısında bekleyemez. Herkesin telefonu açık olmaz, öyle gece sabaha kadar. Bu iyiliğe elini uzatmaktır. İyiliğe elini uzatmaktır. Herkese demezler, benim şuna ihtiyacım var diye. Bu iyiliğe elini uzatmaktır. Bunu küstürme. Nankörlerden olma. Vefasızlardan olma. Vefasızlardan olma. Hayırsızlardan olma.
Sen Allah'ın halifesisin yeryüzünde. Allah'ın halifesi gibi davran. kimsenin malında, mülkünde, evinde, farkında, işinde, aşında, parasında, bunun da gözün olmasın. Kimsenin üzerinde gözün olmasın. Sen haris olma bu noktada. Sen hasis olma. Sen bu noktada insanların üzerinde hiçbir şekilde, hiçbir şekilde ne elin olsun ne gözün olsun. Merak etmez. Sana ne lazımsa Allah gönderir. Gönderir Allah. Ben var ya. Ben var ya. Ben bir şey istemeyen zamanı olmayan. Veya işte benden bir şey istemeyi unutan, yücretmeyen. Veya benden bir şey istemeyen bu noktada inkıdaya uğratan. Diyor ki Allah onun, Allah ona ne lazımsa verir. O sana ne lazımsa verir.
Sen otur, onu zikret. Neden? Sen onu zikrettikçe o seni zikretecek. En büyük iş o. Otur zikretler. Hani bir şu hikaye var ya. Baykuş'la leylek konuşuyormuş. Derbişin birisi gitmiş bir haramete huzur ediyormuş. Akşam olmuş. Üstad onu seyahate çıkarmış. Seyahat esnasında demiş. Seyahate, seyahate çıkan bir derbiş yiyecek, yatacak, harcanacak bir şey istemez. Dervişler, temazenler, mutriban ekibi, başka yerlere sohbete giden kardeşler, zikre giden kardeşler. Sakın ha. Gittiğiniz hiçbir yerde hiçbir şey istemeyin. Hiçbir şey. Nerede yemek içeceğiz? Nerede su içeceğiz? Nerede yatacağız? Nerede kalkacağız? Hayır. Soracağınız bir tek bir şey var. Zikir nerede kardeş? Sen benim zikrin yerini söyle.
Başka bir şey lazım değil bizler. Derviş o. Bakın derviş o. Sakın ha. Kendinize yatacak, yiyecek, içecek bir el ayarlıyorsanız dervişlikten uzaksınız. Bizim yolunuzdan uzaksınız. İşte eski. Eski sufilerin hayatı. Bunu şimdi bu yüzyıla adet edeceğiz. Sakın bir yere gittiğinizde kalacak yer. Nerede yatacağız kardeş ya? Dilinden çıkmamıştır daha. Kendimi ölmek için söylemiyorum. Dilinden çıkmamıştır. Daha kendi annemin evinde neyi yiyeceğiz diye sormamıştır. Bir tane meyvan, bir tane deyip.
Bir şeyden birisinden bir şey istemek yok dermişti kadının. İşte o derviş de gitmiş. Oturmuş. Yıkıntı bir yer. Huzur ediyor. Allah'ın zikretmeye başlamış. Hal alemi açılmış. Leğretli olmuş ki baykuşa. Ey baykuş. Ne kadar temel adam zınıyormuş. Ben gittim o kadar Allah. Cenab-ı Hakk'ın rızkını aradım. Baktım ettim. Uyurdum geldim. Sen halde oturuyorsun. Çalışmıyorsun. Ne temelsin demiş o an. Baykuş açmış gözünü kaldırmış. Ses tedavi indirmiş gözünü. Yine deylek lak laka yap. Öyle lak laka insanlar da varmış. Bana az önce sordum ya.
Neredesin, nereye gidiyorsun, kimin nesi. Ne ama geldi, ne ama gidiyorsun. Lak lakadır o da. Neyse bir iki daha lak laka yapıp da leylek. Baykuş kafasını kaldırmış. Demişse eve. Ona. Leylek bakmış ona ne yapacak diye. Derin bir nefes almış. Arkasına düştü derler ya.
Senin üzerine üç tane sertçe kuşu cik cik cik … sınavmış bir takmış yere. Karnıdınla ikisini de sarmış. Bitmiş. Biz Allah'ı öyle zikredersin demiş. Cenab-ı Hak bizim rızkımızı önümüze getirir. İhtiyacımız kadar nalı, geri kalın ve azat eder. Zikir senin dilinde demiş. Sen çok zikredersin dersin. Lak lak lak laka geçirsin ömrüden. Gidersin demiş. Ulan çiyan, solucan ararsın. Biz ise demiş.
Hamdolsun, temin rızınlıkla rızınlanır. Zikredersen, zikredersen Allah senin ihtiyacını önüne getirir. Lazım olan. Ama sen razı ol ona. Ama razı ol. Sen Allah'tan gelene razı ol. Sen aklına uy. Aklını yerine getir. Ama razı ol. Şikayet etme. Sen en merhametliyi, merhametsizlere şikayet ediyorsun. Sen zalimlerden intikam alın. Hastalığı yaratıp, derdi yaratıp da devasını yaratanın. Sen gidiyorsun.
O derdine de. Ve ahmak ne yapmazsan derman sahibini ona şikayet ediyorsun. De ki yarabbim bu bela senin. De ki yarabbim bu bu. De ki bu sıkıntı. De ki bu ders senin. Yok da sen Allah'ı zikredin. O yüzden. Kötülüklere buğuzdan çıktın. Biz kötülüklere buğuz ederiz. Kötülere kinlenmeyiz. Kinlenmek yok. Derviş birisine kinlenmez. Derviş kimseye kinlenmez. Dervişin çiğni yoktur. Dervişin çiğni yoktur. Ne dedi Resulullah Aleyhi Vesselam Hazretleri? Sevdiğini ölçülü sev. Bir gün düşmanın olabilir.
Düşmanına ölçülü düşmanlık yap. Bir gün senin sevginin olabilir. Sen sevdiğini ölçülü sev. Nefsinden seversen bir gün onu düşman olursun sen. İnsan nefsine uydu mu düşman olur sevdiğinin. Seni çok seviyorum diyen bir gün elinde hançer senin karşına çıkar. Seni çok seviyorum diyen insan bir gün elinde silah senin karşına çıkar. Senin için ölüyorum, yanıyorum, bitiyorum, aşıkım diyen. Bir gün gelir hiç ummadığın anda hançeri basarsan. Neden? Çünkü sen seni çok seviyorum diyene tebessüm edersin. Ondan hiçbir şey beklemez. Teslim olur senin. Teslim olduğun an sütü bozursa gelir bir ulusan. Sütü bozursa gelir hançerler seni, yaralar, teker seni.
Bir bakmışım ki seni çok seven düşmanın olmuş senin. Sen düşmanlık yapmıyorsun. O sana düşmanlık yapar mısın? Sütü bozuk olanlar yapar mısın? Sütü bozuk olmayan yapmaz. O sevginin kablına aşık olmuş. Senin özüne değin. O sevmenin özünü yakalayamamış. Onun sevgisi zahirde kalmış. Neye benzer biliyor musunuz? Patlar kadının yüzüne yanar adam onu terk eder. Adam kadının yüzüne aşık. Adam iflas eder kadın onu terk eder. Kadın onun parasına aşık. Adam bozuk olsun yakışıklı bir hastalık gelir kadın onu terk eder. Kadın onun zahirini aşıkmış.
Sevmenin zahiri kabul. Sen özüne gir. Sen sevdiğinin üzerindeki süse bakma. Sevdiğinin elindekine bakma. Sevdiğinin şatafatına bakma. Bugün o şatafat gidebilir. Sevdiğinin şatatına bakma. Bugün ondan şatafat gidebilir. İnsani manada söylüyorum. Allah'ın şatafatı hiç bitmez. Allah'ın şatafatı hiç bitmez. Allah'ın nimetleri hiç bitmez. Ama hani var ya ayet-i kerimede. Darlıya düştüklerinde Allah'a dua ederler. İbadet ederler. Allah onların damlıktan kurtarsan sonra geri dönerler. Oğul sen bunlardan olma. Darlıya düştüğünde, hastalığa düştüğünde, borçluya düştüğünde, sıkıntıya düştüğünde, yokluya düştüğünde, burnun kıstığında Allah deyip de gevşediğinde Allah'ı unutanlardan geri dönenlerden olma.
Yani hiç vefasızlardan, nankörlerden olma. Ya sevginin özüne gir. Sana verse de, seni darlığa da katsa, ateşlere de atsa İbrahim gibi. Yunus gibi malın karnını da atsa, nankör etse. Demekten vazgeçme.
Vazgeçme. İbrahim ol. Ateşlere düştüğünde ol beni. Sen Rabbimiz. Kıyuya atıldığında neden kardeşlerim beni kıyuya attı demem.
Otur, Allah'ı zikret. Kuyunun içindere. De ki benim sahibim sensin. Malikülmük sensin. Neden yer yüzüne atıldın demem. De ki ben nefsime zulmedenlerden oldum. Ben günah işleyenlerden oldum. Ben kutu işleyenlerden oldum. Ben işleyenlerden oldum. Ben işleyenlerden oldum. Halden halden. Yandımdan yandım. Hadeşe dertten. Elimi uzatmalıydım bunlarını şikayet etme.
Ne dedi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ahletleri. Bilerek veya bilmeyerek yaptığım her ne var ise beni affet. İsteyerek, istemeyerek her ne var ise beni affet. Ne yaptı insan beni affet der. İsyan etmek yok. Bu noktada karşı gelmek yok. Rahatsız olmak varında. Demişlik o. İşte Allah'ı zikredersem. Senin razılığın dolu. Allah'ı zikredersem. Ve akıl insanı zikrettir. Yok onun zikretmesi Allah'ın mütfi ikramıdır ki. Allah onu daha büyük bir zikirde zikreder. Hani dedi ya, hadis-i kutsi'de.
Kul beni kendine nefsinden anarsa ben de ona nefsimden anarım. Kul beni bir cemaat içinde anarsa ben onu daha hayırlı bir cemaatın içerisinde zikrederim. Allah bize ona haram etmez. Allah'ın mütfiği.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi