Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 10 Eylül 2011 · 43:03
İmâm İstemiş. Mektubu yazan kardeş, sesli okuyorum inşallah. Bugün sohbetlerinizde Allah hızası için bu kağıtta yazılmaları baştan sona kadar okursanız sevinirim. Sohbetlerinizde hep yeri geldiği zaman şu sözü çokça söylüyorsunuz. Bir insan başkalarının dertleriyle, dertler midikçe, hâlleri ya, hâller midikçe gerçek imat etmiş olmaz diyorsunuz. Cemaatinize yaklaşık bir buçuk yıldır gelip gidiyoruz. Allah aşkınızı ve muhabbetinizi affetsin inşallah. Size samimi olarak söylüyorum, benim cemaatinizden herhangi bir beklentim yok. Ne maddi ne de manevi olarak. Allah affetsin inşallah. Siz de yüz yüze konuşamadığın için bu yazıyıları yazmak zorunda kaldın. Hakkınızı helal edin. Cemaatiniz çok kalabal.
Allah sayılarını haklısın. Ama birçok işsiz ve güçsüz. Niçin onlara iş konusunda yardımcı olmuyorsunuz? Benim duyguma göre sizin çok saygın bir konumunuz varmış. Neden bundan faydalanarak insanlara ekmek yedirmiyorsunuz? İşlere yerleştirmiyorsunuz? Hani ilvandan bahsediyorsunuz ya, peki gereği niçin yapmıyorsunuz? Her perşembe derslere gelirken size ve diğer insanlara şöyle bir bakıyorum. Çok şık ve güzel giymişsiniz.
Ama bir de sizi dinlemeye gelen, ama yıllardır gelen bazıları var. Üstelikleri kırdıktır. Size soruyorum, bu nasıl kardeşliktir? Bağlılıktır ki bu gibi insanlara yardımcı olmuyorsunuz. Anlatıyorsunuz hep ayetlerden ve hadislerden. Ama bir türlü icra yok. Allah affetsin. Sizinle tek ricam görevinizi hakkıyla yapın. Allah'ın yar ve yardımcınız olsun. Hakkınızı helal edin. Helal olsun. İşi olmayan arkadaş varsa elini kalırsın. Kaldır evine iş olmayan arkadaşlar, bu cemaatın içerisinde iş olmuyor. Bir, iki, üç, dört, beş, altı kişi varmış. Halit kardeş Çanakkale'de üniversiteye öğretim üyesi girmek için uğraşıyor. Kaldır evinin, iki gün önce işsiz kaldı. Sen, sen çalışıyordun, emeklisin oldun. Değil mi?
Evet. Başka? Buradan birisi de. Bir ay oldu. Efendim? Bir ay. Bir ay oldu işsiz kaldı. Sen, kaç gün oldu? Üç gün önce. Üç gün önce oldu. Bazı kardeşler, bazı şeyleri evleştirmek derken, bir şey iyi birisi. Kardeşler bir buçuk iyi olmuş, duymamış herhalde. Bu haftayı evinde kendisi veya çocuğun, aç geçiren birisi var mı? Rehin kalan var mı? Eşe hastanede rehin kalan var mı?
Bunu yazan benden helalaşmasın. Ben önce bir izahı destemeyeceksin. Kızmıyorum ha. Misallaşılmaz. Evet, gerçekten böyle bir şey olsaydı bizim için duyuyor oluruz.
Bizim için duyuyor oluruz. Ha diyeceksiniz ki, yani siz komple cemaattan sorunlu musunuz? Hayır. Buradaki cemaattaki arkadaşların işinden sorunlu değil. Hatta biz cemaatin içerisinde boşta gezer insan arıyoruz. Mesela arkadaşlar söylüyorlar. İşte bilence yere eleman lazım, arkadaş lazım. Bütün arkadaşlara haber gönderiyoruz.
Bu işe uygun bir arkadaş var mı diye. Boş gezmeye önce birinci derecede ben karşıyım. 49 yaşındayım, ben çalışıyorum daha. İşe ihtiyacım olmadığı halde. Bunlar suizan. Allah bizi affetsin. Ama biz Allah izin verdiği müddetçe ahlak bir şey olmayınca buraya sorulan her soruyu inşallah bulacağız. Ölen kişinin ruhu serbest midir? Eğer ölen kişi peygamberlerdense, velilerdense, şehitlerdense, evliyadansa serbestdir.
Onlar istedikleri gibi Allah'ın izniyle, Allah izin verdiği müddetçe dolaşırlar. Bir derviş çifte zeli oynayabilir mi? Oynayamazlar. Erkek dervişler çifte zeli oynayamazlar. Zeyrek oynayabilirler. Böyle işte kahramanlık oyunları oynayabilirler. Böyle savaş oyunları oynayabilirler. Erkekler için söylüyorlar. Milattan önce yaşamış olan Filozov Sokrates peygamber olabilir diyorlar. Doğru mudur?
Yani böyle bir şey söylemeye çalışıyorlar ama bu katıldığım bir şey değildir. Allah şirk karış bütün günahları affeder diyorsunuz. Şahiliyet döneminde yemen yetim hakkını Allah isterse affetmez mi? Allah istediği günahı affeder ama siz bile bile günah işlemeyin, bile bile birisinin hakkını yediyseniz o hakkı öleyin. Haccını yaptıktan sonra geçmiş namaz borçlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Ne yaparsanız yapın, ne ibadeti işlerseniz işleyin, ibadet noktasında bir eksikliğiniz var ise bunları kaza ederek tamamlamaya çalışın. Ben haccı yaptım, benim geçmiş namazlarım da tamamlandı, ben namazı kılmayayım. Ben haccı yaptım, geçmiş oruçlarınız da tamamlandı, oruç tutmayayım diye düşünmeyin. Bu insanı tembelgeye iter. O yüzden geçmiş kaza namazlarınız var ise kılmaya gayret edin. Geçmiş kaza oruçlarınız var ise tutmaya gayret edin. Bu noktada arkadaşlarımız, kardeşlerimiz biraz sıkı davransınlar. Kendilerini gevşetmesinler, Allah muhafaza eylesin. Ya Allah Allah! Arkamızı çok şirk giyinmecekler. Pahalı giyinmek değildir, şirk giyinmek.
Temiz giyinmecekler, temiz kovcaklar, derli toplu giyinmecekler, dağını giyinmeyecekler. Bu noktada haddi aşmamak şartıyla kardeşlerimiz kıvıt kıyafetlerine dikkat edecekler. Derviş görüntüsüyle bir şeye muhtaç, bir şeye ihtiyacı var, görünümü sergilemeyecek. Çok lüks de giyinmeyecek. Bizim dinimiz orta dinidir. Orta dini.
Biz her şeyin ortasını, muhtelik olanını seçeriz. Derviş vardır, fukara gibi giyinir. O zaman insanlar onun cebine bir şeyler katmaya çalışırlar. Bu derviş için uygun bir hareket değildir. Mümin dilenci değildir. Mümin para dilenmez. Mümin para istemez. Dervişler insanlardan para dilenmezler. Dervişler hal ve hareketlerini, hacetlerini insanlara bildirmezler.
Biz aç yatarız, açız demeyiz. Bizim iki tane pantolonumuz olur, düzgün pantolon olur. Bizim pantolonumuz yok demeyiz. Asla ve asla etrafımızda halimizi arz etmeyiz. Üstadımız bize bir şey sorarsa, emir telakki eder. O zaman ona cevap veririz. Ama öbür türlü üstadımız bize bir şey sormazsa, biz halimizi ve ahvalimizi bir başkasına anlatmayız. Bunu belli etmeyiz. Hatta olduğumuzdan biraz da fazla görmek için olduğumuzdan biraz şık giyineriz. Bu bizim insanların içerisindeki dervişlik anlayışımızdır. Tasavvuk anlayışımızdır. İnsanlar en iyi tasavvuku basit, para dilenen, somun peşinde koşturan, makam peşinde koşturan, mevkin peşinde koşturan, işte her an insanlardan bir şey isteyen, her an insanlara ihtiyaç belirtecek olan kimse olarak görmüşler.
Biz bu noktada Allah bizi affetsin. Ben yirmi yıldan beri bunun mücadelesini veriyorum. Bunun yıkmanın mücadelesini veriyorum. Ve yıktığımıza inanıyoruz biz. Biz yıktığımıza inanıyoruz. Biz yine de dini yaşarken, yine tasavvufunu yaşarken hiç kimseden bir şey istemeden, hiç kimseden bir şey talep etmeden, hiç kimseye halimizi arz etmeden bu dünyadan götürüp gitmeyi hedefeceğiz.
Kıymetli kardeşler, ezber bozuyoruz biz. Ezber bozuyoruz, ezber. İnsanlar karşılarında el oluşturan, karşılarında onlardan bir şey bekleyen, karşılarında onlardan bir şey isteyen bir derviş modeli görmüşler. Hayır. Biz karşımızdakine yediririz. Biz karşımızdakine içeririz. Biz karşımızdakine giydiririz. Biz karşımızdakine yardım ederiz.
Biz karşımızdaki kimseye veririz. Bizim bir şeye ihtiyacımız yok. Bizim bir şeye ihtiyacımız yok. Zenginiz biz. Zenginiz, zengin. Allah bizi zengin etmiş. Allah bizi imanıyla zengin etmiş. Allah bizi kanaatıyla zengin etmiş. Allah bizi lütfuyla zengin etmiş. Allah bizi ikramıyla zengin etmiş. Allah bizi zikriyle zengin etmiş. Allah bizi ilmiyle zengin etmiş. Allah bizi muhabbetullahıyla zengin etmiş. Allah bizi aşkullahıyla zengin etmiş.
Baktıklarında bizde görecek oldukları zenginlik o olacak. İçim kıpır kıpır oldu. Şurada işsiz bir adam var mı deyince işsiz adam çıkmadı. Ama tasavvuf tembeller topluluğu değil. Tasavvuf ihtiyaçlılar topluluğu değil. Tasavvuf bu noktada böyle dilenciler topluluğu değil. Elhamdülillah. Cenab-ı Hak'a hamd olsun.
Bunun ardından da diyorlar ya bu değirmenin suyu nereden geliyor diye. Evet bu değirmenin suyu geliyor bir yerden. Allah değirmenin suyu. Yani ezber bozuyoruz ya insanlar bir dergaha giderler, tekkeye giderler, bir cemaate giderler. O dergahta, o cemaatta, o tekkede onlardan hep isterler. Hep tavuk eller cebe derler. Ben ilk İslam'a girdim, ilk Müslüman olduğumda karşılaştığım şey oydu. Ben namaza başladım. Namaza başladığımda bana dediler ki gel filanca yerde sohbet var. Biz gittik oradaki sohbet eden adam bir sohbet etti. Bir ağladı, bir sızladı. Tavuk eller cebe dedi. Biz de bayındırda gayrimeşri yolda koşan insanlar ya altın takarlar ya güzel saat takarlar. Bağlı saat. Ani bir yerde bir şey lazım olduğunda saati rehin bırakacak çünkü. Saat böyle bugün için işte en azından beş milyar, altı milyar, on milyarlık saat takarlar.
Yüzük takmayanlar. Ya şovayla yüzük takarlar, ya biraz böyle entel dantel takılanlar altın kolye takarlar, hatunlar gibi. Ya da böyle işte kolunu aldığım böyle gene bilezik değil de böyle zincirimsi bir şey takarlar. Biz onları sevmez, entel dantel deriz. Hatta ben daha ileri giderim, bunlar kadınlaşmış deriz. Ben hayatım boyunca altın yüzük takmadım şovayla yüzük, öyle bir şey de takmam. Saat, pahalı saat. Biz orada sohbete gittik, bir ağladı, bir sızladı, pamuk eller cebe, biz attık saat ortaya. Aradan on on beş gün geçti, bayındır'a geldiler, gene çağırdılar. Ama o adam bir senetler imzaladı orada. Anlatırım ya size. Bayındır'a geldi adam, gene senetler imzaladı, biz gene orada ağladık, cümrüt koşup, bir saat daha attı biz orada.
O adam gene senetleri imzalayınca çektim bayındırdaki zaman. Mahallenin arkasında oturuyor, camiye namur. Dedim hoca bu ne iş, bu adam ifraz eder dedim. Orada imzaladı, burada imzaladı. Ya Mustafa kardeş dedi, bunlar öyle mağaz kustan imzalıyor ki herkes versin diyelim. Ulan üptünüz, milleti alt attınız dedim ben. Ya senin saati vereyim dedim. İstemiyorum lan dedim. Milleti alt atmaya, kandırmaya çıkmışsınız dedim. Tefol git bir davet edin ben. O oldu. Ama bana ders ol, istemeyeceksin. Ve ayet-i kerime sizler ücret isteyenlerin peşinden gitmeyiniz. Ve tekrar söylüyoruz. Devamlı söylüyorum, gene söylüyorum. Yirmi yıl sonra tekrar söylüyorum. Bir gün gelir sizden bir şey istersen asla ve katrağı vermeyin.
Asla sohbet ettim, zikrılar ettim, cemaate geldim, şunu yaptım, bunu yaptım, hadi para toplayın, hadi bana üç lira verdin, hadi bana beş lira verdin dersem yemin ediyorlar beni. Kendi özel dayanımda birinden borç alırım, borç verebilirim. Bu sahtı bir şey. Hoş onu da yapıyorum, on yılından beri derdim. En derdim yani. Çok en derdim. Bu kadar açık. İslam dilenme dini değil. Çalışırız, koştururuz, Allah bizim rızkımızı verir ve genişletir. Allah'ımıza affetsin. Efendim o yazıyı yazan kardeşe kalbem buğuz etmeye başladım çünkü sizi haksız yere üzüyoruz yok. Kimseye buğuz etmeyin. İşimiz buğuz etmek değil, işimiz dua etmek. Yanlış anlamıştır, yanlış görmüştür, tanıyamamıştır, olmuştur. Olmuştur. Ben her zaman söylerim. Bu benim sözüm her zaman açıktır.
Allah bizi affetsin. Benim telefonum gece kapanmaz. Ben telefonunu gece kapatanlardan değilim. Telefon benim başucumda durur. Arabada yatarım, arabada başucumda durur. Bir saat, iki saat kapanırsa kapanır, dışarı çıktım, dokuyorum, gece yol gideceğim veya sohbet edeceğim diye o zaman kapanır. Gece değil. Gece hiç kapanmaz benim telefonum. Gece benim hiç telefonum kapanmaz. Ben yani şarkısı bitmiştir desem dahi yani çok şey değildir. Çok özel, çok önemli bir mesele vardır. Karı koca parıştırıyomdur veya bir şey yapıyomdur. Çok önemlidir bir mesele. O zaman benim telefonum belki de kapatmıştır. Ha cevap verin verin bu ayrı mesele. Ama telefonum açıktır. Öyle. Damı üstünde saksağım değildir. Allah bizi affettir inşallah.
Geçin. Dua edin o kardeşe de inşallah. Cenab-ı Hak muhafaza eylesin. Bu akşam niyetim şefaatle alakalıydı. Yine bir iki hadisi okuyayım inşallah. Abdülaziz Bayındır Hoca çıkmış televizyona ya şeyde herhalde Ramazan'da. Bununla alakalı bir iki soru soranlar oldu. Neyi de soru soranlar oldu. Abdülaziz Hoca şefaat yoktur. Kim söylerse küfür ehlidir demiş. Ben kulağımdan duymadım. Ama izleyenler böyle ciddi ciddi böyle izledikleri, böyle duyduklarını söylediler. Allah muhafaza eylesin. Kim şefaati inkar ederse küfür ehlidir. Cenab-ı Hak ayeti kerimede der ki, Bugün Allah'ın izin verdiklerinden başka kimse şefaat edemez. Başka bir ayeti kerimede de bugün Allah'ın izin verdiklerinden başka konuşacak olan yoktur der.
Mahşer ile alakalı. Başka bir ayeti kerimede melekler ki Allah izin verdiklerinde, izin verdiklerinde şefaat ederler der. Bunlar ayeti kerime. Ve bir kimse bu ayeti kerimeler insanların gözünün içine baka baka dururken, sırf peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatini ve peygamberin bu noktadaki hadislerini inkar etmek için şefaati reddederse, ona tecid-i iman, tecid-i nikah gerektirir.
Hadis-i şerifte beyan edilmiş ki peygamberlerin şefaat hakkı vardır. Ve peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de şefaat hakkı vardır. Ve hadiste beyan edilmiş meleklerin şefaat hakları vardır. Ama bunlara Allah müsaade edecek, Allah verecek. Bu ayrı. Kur'an-ı Kerim'in şefaat hakkı vardır. Beytullah'ın şefaat hakkı vardır. Alimlerin, velilerin şefaat hakkı vardır. Şehitlerin şefaat hakkı vardır.
İman etmiş mümin, salih kimsenin şefaat hakkı vardır. Cennete girecek olan bir cennet ehlinin dahi Cenab-ı Hak onlara şefaat hakkı verecektir. Bunları bile bile, okuya okuya, bunları reddetmek, yolmuş gibi görmek, bunları yol kabul etmek bu noktada büyük bir Allah zahfesi. Ümmet-i Muhammed'in ve memleketimizin inanan insanlarını yaralayan şeyler. Kim peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatini inkar edebilir?
Kimse bile bile göz göre, göz göre, teşhid, iman teşhid, nikah gerekli. Allah bizi affetsin. Ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatini bu noktada reddeden insanlar, geçmişte harici yetilerdir. Harici olanlar, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatini ve bütün meleklerin de, velilerin de, şehitlerin de şefaatlerini reddeder.
Yani kadının birisi, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, işte üç tane çocuğu ölen kimse, çocuklar ona şefaat eder annesine deyince, kadının birisi kalkıyor, iki tane diyor ya Resulallah, iki tane ölenin de var mı, ona da var diyor. Ardından başka bir kadın diyor ki, bir tane olana var mı ya Resulallah? Allah Resulallah diyor ki, o da şefaat eder. Şimdi bu hadis-i şeritler dururken böyle, birilerinin kalkıp da şefaati yok görmesi, bu noktada şefaati inkar etmesi herhalde kasıtlı bir daha. Allah bizi affetsin. Kardeşler dünyalılığından, Allah razı olsun, hepsine de teşekkür ediyorum. Bu noktada birkaç soru soran oldu, telefon açan oldu, mail ile bana soru soranlar oldu, dedim ki sohbet etmek şart oldu.
İnşallah bunu birkaç hafta sohbetimize edeceğiz inşallah şefaatle alakalı. Her peygamberin ümmetine yapacağı duaları vardır. Ben duamı ümmetime şefaat etmek için ahirete bıraktım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor. Ve yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, bana bu gece beş tane hiçbir peygambere verilmeyen hususiyet, özelliklerdir. Bir, benden önceki peygamberler birer kavme gönderildiler. Ben ise bütün insanlara gönderildim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bütün insanların peygamberi, insanların peygamberi. Sadece Arapların değil, sadece Kürtlerin değil, sadece Çinlilerin değil, sadece Esmerlerin değil, beyazların değil. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bütün insanlığın peygamberi.
Ve bu hiçbir peygambere verilmiş bir özellik değil. Bütün peygamberler, belli kavminlere peygamber olarak gönderildiler. Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hatem-ül Enbiya, son peygamber. O yüzden bütün insanlara peygamber olarak gönderildiler. İkincisi neymiş? Allah düşmanlarımızın kalbine korku saldı. Bir aylık mesafede de olsalar bizden korkarlar. Evet, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve ümmetinin özelliğidir bu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden kafirler ve müşrikler korkarlardır. Ümmet-i Muhammed'den de korkarlar. Bakın, ümmetin bu halinden dayık olan kafirler.
Ümmetin elinde silah yok, tabanca yok, tank yok, tüfek yok, hüze yok. Ümmetin elinde oluşturulmuş dini bir ordu yok. Kendi içinden, kendi içinden gönüllü olarak seçilecek dini bir orduya ihtiyacı var ümmetin. Bu dini ordu bütün ümmetten kurulup, hazır bir şekilde tutturulup, nerede ümmetin Muhammed'in zulüm var ise, kanı akıtılıyorsa, oraya müdahale edecek.
Orada barışı sağlayacak. Orada kanı durduracak bir ümmet ordusuna ihtiyacı var. Bugün Afganistan'a ümmet ordusu ihtiyacı var. Eğer Bosna'da böyle bir ordu, Bosna'da katliam, Çeçenistan'da böyle bir ordu, Çeçenistan'da böyle katliam olmazdı. Böyle bir ordu, Afganistan'da katliam olmazdı. Böyle bir ordu. Tüm kafirlere konuşuyorum, konuşuyorum. Bir aylık yoldan korkacaklar çünkü Allah onların gönüllerine korku verecek. Allah onların gönüllerini yıkacak.
Allah onların kalelerini dibinden çarşacak. Ve böyle bir bizim Çeçenistan'a, Kuzey Irak'a karşı şedi. Tüm şar, latim, kerim bir ordu olacak.
İnşallah. Ve gökten melek desteklenecek. Yerden velilerle, evliyalarla desteklenecek. Kabir ehlinden desteklenecek. Böyle bir ordunun artı. Muhammed Mustafa'nın gelecekte bu orduyu göreceğiz inşallah. Ve bu ordunun ne işler yaptığını da göreceğiz. İnşallah. Düşmanda alınan ganimetler bize helal kılınmış. Ümmetine ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine düşmanlardan alınan ganimetler helal kılınmış. Eski Peygamber ganimetleri yakarlardı. Bu ganimetleri yok ederlerdi. Onlara yasaklamıştır. Ümmetine ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ganimet helal kılınmıştır.
Ve savaştan hiç şey şüphe etmeyen kazançtır. Yanında ganimettir. İkincisi ticaretsiz. İkincisi. Üçüncüsü sanattır. Ziraattır. Beşincisi kira mira ı zımırdır. Altıncısı devlet kapısında çalışmaktır. Hele böyle zamanda devlet kapısında çalışmak öyle çok met edilecek bir şey değildir. Allah bizi affetsin.
Dördüncüsü bütün yeryüzü bana mescit kılın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ve ümmetine yeryüzü mescit kılınmıştır. Bizim için yeryüzü mescittir. Biz namazı illaki camide kılmak zorunda değiliz. Böyle bir işlev getiriyorlar. Bu da yanlış. Yani işte cemaatle kılmak faziletlidir. Camide kılmak değil. Cemaat ediniz. İş yerlerinizde cemaat ediniz. Sokaklarda cemaat ediniz. Yollarda cemaat ediniz. Evlerde cemaat ediniz. Ümmet mescit olmuştur. Namazınızı her yerde kılmak zorunda. Bu gösteriş değildir. Bu riya değildir. Bu ben namaz. Sizi böyle diyebilirmeden söz verdim. İnsanların camide mescit olmuştur.
Biz ibadet etmek için camiye ihtiyacımız yok. İbadet etmek için tekkeye ihtiyacımız yok. İbadet etmek için dergaha ihtiyacımız yok. İbadet etmek için özel bir yere ihtiyacımız yok. Halakayız zikrullah. Her yere kalanında biz Allah'ı zikretiriz. Çok.
Nerede olur? Özel. Neden yaşamıyım bunu? Hıristiyanlar kilisede ibadet etmek zorunda. Yahudiler havrede ibadet etmek zorunda. Onlar dar dairede kalmış, kısıtlanmış. Özgür değiller, hür değiller. Evlenemezler. Kiliseden başka bir yerde boşanamazlar. Kiliseden başka bir yerde çocuklar ne için koyamazlar. Kiliseden başka bir yerde çocuklarını abafsız edemezler. Yapamazlar her şey. Kiliseye bağlı. Düğün. Derken boşanırız. Derken çocuğunuz ölür. Yoldakiler için nikahımızı kıyacak olan papaza, müftiye, imama, şeyhde, üstadla hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Bir kadına deriz.
Ben seni nikahımı aldım kabul ettin mi? Şimdi nikah oldu iki tane şahit lazım da bitmiştir mesela. Çocuk oldu mu elimizin kulağını aldı. Ezanı okuruz çocuğumuzun ismini. Kimseye bağlanılımız yok. İyyâ kenâ büdü ve iyiyâ kenâ. Ancak sana, ancak ibadetimiz Allah'a. Hiç kimseye bu noktada bir bağlılığımız yok. Soğuf anlayışımız bu. Hür hür. Yani isteyerekten, koşaraktan, coşaraktan deriz. Kendimi bir yer, biz Muhammed'e vermek geliriz. Gök gülse gücümü ters.
Ne yere süreriz, ne göğe süreriz. Ne güzel demiş, biz pergabenin ikisi urucu gibiyiz. Birisi ne diyor, Şerat-ı Ahmediye, Kur'an'ın sünneti bağlayız. Öbür ucumuz daha önüne seyran ederiz. Duramayız durduğumuz yerde. Allah bize affeder. Beşincisi nedir biliyor musunuz? Allah, ben isteğimi kıyamet gününe bıraktım.
Size ve kelime-i şahdet getiren herkese şefaatimdir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o duasını mahşere sakladı. Mahşer ki, kıyamet koptuktan sonra kurulacak olan şey. Cenab-ı Hak dünyayı yayacak, arzı yayacak ve genişletecek. Allah her şeye muktedir. Komple uzatacak, tarla gibi yapacak. Ve bütün insanları yeniden yaratacak. Tüm indirecek, bütün insanlar yaratacak. Ve ilk topraktan kalkan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri olacak. Çünkü o yaratılmışların evreni tekrar ilk önce o yaratacak. Ve ondan sonra geçmiş Peygamberler, ondan sonra veliler, yaratılacak hepsi de.
İnsanlar mahşere bakacaklar ki dolu. Mahşer, halk kaynıyor. Güneş yaklaştırılacak. Zannedecek ki insanlar artık daha fazla burası alacak bir yer yok. Yanılacaklar. Yanılacaklar ki Cenab-ı Hak birinci göğü yıkacak. Birinci göğdeki mahşer de yaratılanların bir misli fazlası. Birinci göğdeki cinliler ve yaratıklar da yeryüzüne inecek. Cenab-ı Hak ikinci göğü de yıkacak. İkinci göğdeki yaratıklar, cinliler hepsi de hepsinin bir kat fazlası olarak yine yeryüzüne inecek. Ve Cenab-ı Hak üçüncü katı da yıkacak. Üçüncü kat takımlar da bir misli olarak yeniden dünyaya gelecek. İndirilecek dünyaya.
Bakın yaratıklar diyorum. Yaratıklar. Sat-ıcı cinliler değil. Dördüncü gök, beşinci gök, altıncı gök, yedinci gök kök, komple yıkılacak. Yıkıldıktan sonra hepsinin de bütün yaratıkları ve içindeki cinli taifesi hepsi dünyayı koduracak. Ve insanlar işte o zaman her cumartı olacak. O zaman birbirlerine koşuşturmaya başlayacaklar. İnşallah sonra da gerisini anlatacağız. Hakkınızı elan edelim. Üç ikna süfakı yaşayalım. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme gelmiştir.
Bütün Peygamber'in inşanetini ruhlarına hedelelik. Vasıl ve seda'a eyle ya Rabbi. Hazar eyle ya Rabbi. Fevdatlarına, himmetlerine, şefaatlerine üzerlerine eksik eyleme ya Rabbi. Vasıl ve seda'a eyle ya Rabbi. İmanlar, zulümlarına ahira ile hedelelik. Vasıl ve seda'a eyle ya Rabbi. Bütün Peygamber'in inşanetini ruhlarına ahira ile hedelelik. Vasıl ve seda'a eyle ya Rabbi. Üç müşid-i kâmilerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına ahira ile hedelelik. Vasıl ve seda'a eyle ya Rabbi. Üç müşid-i kâmilerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına ahira ile hedelelik. Bütün Peygamber'in, hedelelik. Bütün Peygamber'in, hedelelik.
Vâsıl ve seda'a eyle ya Rabbi. Allah'a ahira ile hedelelik. Vâsıl ve seda'a eyle ya Rabbi. Üç müşid-i kâmilerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına ahira ile hedelelik. Vâsıl ve seda'a eyle ya Rabbi. Allah'a ahira ile hedelelik. Allah'a Kathâfi'nin, hedelelik. Allah'a ahira ile hedelelik. Allah'a sta'a eyle ya Rabbi. Allah'a ahira ile hedelelik. Vâsıl ve seda'a eyle ya Rabbi. Hedele ya Rabbi. Peygamber'in, hümmetlerinin şefa'atına güzerlerine. Allah'a exchanges me. Estağfurullah estağfurullah estağfurullah. Estağfurullah el azimle kerimine hayyûdu ve tuğbile gönlümle ile şeytanın racîm. Bismillahirrahmanirrahim.
Ne?
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.