Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 1 Ocak 2021 · 29:57
Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem'in İncil'de anılan iyi vasıflarını ululamaları. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri son peygamber, ahir zaman peygamberi, benden sonra ne bir nebi, ne bir resul gelecek diye nitelendirilen, biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik diye Kur'an'da buyrulan Hazreti Muhammed-i Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem.
Bütün peygamberler dua ederlerken ama dualarının başına ama sonuna Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini vesile ederekten isterlerdi. Böylece onların duaları kabul olunurdu. O yüzden Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın geleceğini de bütün peygamberler kendi ümmetlerine müjdelemişti. Ahir zaman peygamberi gelecek ve vasıflarını, özelliklerini, vasıf eski dilde yeni dil özellik, özelliklerini bütün ümmetlerine anlatmışlardı.
Ola ki onların da ümmetleri bu noktada başa sıkışır, derde düşerse, Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın biiznillah vesile edip ismini onunla isterlerdi. O yüzden Hazreti Muhammed-i Mustafa'ya kadar sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine gelen bütün peygamberler, Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın vasıflarını anlatır. Bütün kitaplarda da, gelen bütün kitaplarda da, Hazreti Muhammed-i Mustafa'nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin özellikleri anlatılırdı. O yüzden geçmiş ümmetler, Hazreti Muhammed-i Mustafa'yı bu manada tanırlardı, bilirlerdi. Ve hatta Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliği açıklanınca, açıklanınca bir kısım eski papazlar veya din adamları böyle ipeklerin üzerine çizilmiş resimleri gösterip sahabeye sordulardı. İşte bu mu, bu mu, bu mu, bu mu, bu mu, bu mu, bildikleri halde, tabi o Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin resmine gelince, ondan sonra sahabe dedik ki, işte bu.
O yüzden geçmiş ümmetlerin hepsi de bir ahir zaman peygamberinin geleceğini hepsi de biliyorlardı. Geçmiş ümmetlerin hepsinin bildiği ikinci bir şey daha vardı. O da ahir zaman peygamberinden sonra çıkacak olan Mehdi. Bu manada da bütün insanlar kıyametten önce ahir zaman peygamberinin ümmetinden bir Mehdi'nin zuhur edeceğini biliyorlardı. Bu ikisini bütün Adem aleyhisselamdan Muhammed-i Mustafa'ya kadar gelen bütün peygamberler ve bütün ümmetler bu meseleye aşinaydı. İşte Hazreti Pir de İncil'de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu noktada vasıflarını anlatan, tabi burada İncil denilince bu İznik konsülü toplantısına gelinceye kadar bir rivayette beş binin üzerinde İncil vardı.
Bir rivayette üç binin üzerinde İncil vardı. İşte İzmit konsülü bunların hepsinde toplandılar. En son dörde indirdiler. Beşincisi de malum neydi? Şimdi Barnabas İncil'i. Barnabas İncil'i İsa aleyhisselamı oğul olarak nitelendirmeyen, onu peygamber olarak nitelendiren, tek Allah'a iman edilmesi gerektiğini söyleyen, İsa aleyhisselamı da peygamber olarak gören, yazan İncil'di.
Bu İznik konsülünde Barnabas İncil'i aforos edildi. Ve Barnabas İncil'ine iman eden, Barnabas İncil'ine inananları da, Hristiyanlar kendi Hristiyan kardeşlerini katlettiler, öldürdüler. Barnabas İncil'i aforos edilince, görüldüğü yerde yakılmasının, görüldüğü yerde yok edilmesine dair fetva verdiler. İşte bir şehir efsanesi, Muhsin Yazıcıoğlu'nun öldürülmesinin bir sebebi de bu Barnabas İncil'i olduğu söyleniyor.
Söyleniyor. Şehir efsanesi. Doğrudur, yanlıştır. Bizi ilgilendiren bir şey değil. Devletin bu konuyu araştırması lazım. İncil'de Mustafa'nın, o peygamberler başının, o sefa denizinin adı vardı. Sıfatları, şekli, savaşı, oruç tutuşu ve yiyişi anılmıştı. Hristiyan taifesi, o da hitaba geldikleri zaman sevap için, yüce adı öperler, latif, vasva, yüz sürerlerdi. İncil'i okurken, Hristiyanlar, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, ismi geldiğinde, normalde, o İncil'in üzerinde ismi yazılan yeri öperler, yüz sürerlerdi. Yani işte, ellerini, yüzlerini, oraya elini döydürür veya öper, onun yüzüne, yüzüne, gözüne değdirirdi. Şifa olsun diye. Bu söylediğimiz fitne esnasında, o taife, fitneden, kargaşalıktan emindiler.
Hani, bu bir Hristiyan vardı da, böyle bir gerçekte Yahudi olup da, Hristiyan gibi görünen o halifenin fitnesinden, bunlar ne oldular? Muhafaza oldular. Muhammed-i Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ismi, onun varlığına, onun ismine hürmet edenler, bu fitneden muhafaza oldular. Onlar, o emirlerin ve vezirin şerlerinden emin olup, Ahmet adının sığınağında korunmuşlardı. Onların nesli de çoğaldı, Ahmet-i Nur'u bunlara yardım etti, yar oldu. Bizim şimdi, hadis-i inkarcılarının kulağına küpe olsun bu. Hristiyanlar, onun isminin anıldığı yere hürmet ederek, hizmet ederekten, ona saygı göstererekten, fitneden kurtuldular. Bir kimse, Muhammed-i Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerine tabi olur.
Onun izinden giderse, ahir zaman fitnelerinden ve bütün fitnelerden kendisini korur. En büyük fitne, itikatta çıkarılan fitnelerdir. Birisi gelir sizi öldürür, bu da fitnedir. Şehit olursunuz, itikadınız sağlam ise. Bir kimsenin, itikadının bozulması kadar büyük bir fitne yoktur. Bir toplumu bozmak istiyorsanız, onun itikadını bozacaksınız.
Bir aileyi bozmak istiyorsanız, onun itikadını bozacaksınız. Bu toplumu çökertmek istiyorsanız, onların itikadını bozacaksınız. Bakın, bu halifenin yapmış olduğu fitne, İslam dünyasına birebir uyuyor. Şu anda İslam dünyasında mezhep, meşrep, her türlü çatışma var.
Her türlü çatışma var. Herkes diyor ki, benim dediğim din, bir meşrep benimki din diyor, bir mezhep benimki din diyor. Bir topluluk bizimki din diyor. Diğeri, diğeri, öteki. En büyük handikaplardan birisi, Allah muhafaza eylesin. Oysa Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, size iki şey bırakıyorum. Kim onlara sımsıkı yapışırsa, asla delalete düşmez. Bu Allah'ın kitabı Kur'an, diğeri de benim sünnetlerim dedi. Bunlara kim sımsıkı yapıştı, o asla delalete düşmez. Asla sapıklığa düşmez. Asla fitneye düşmez itikatta. Sünnette, Resulullah'ta var mı? Var. Tamam, bitmiştir kardeşim. Kur'an'da var mı? Var.
Kur'an'da yoksa sünnette var mı? Var. Sünnette yoksa, ashabın davranış biçiminde var mı? Var. Tamam, bitti. Ölçü. Fitneye düşmez o kimse. Ya siz sahabeye uyuyorsunuz. Ya sana uyacağıma sahabeye uyarım. Daha iyi. Onlar peygamberi gördüler. Sen peygamberi mi gördün? Ya işte öyle, o onu dedi, bu bunu dedi. İyi, o onu dedi, bu bunu dedi. Senin dediğinden daha hayırlı o. Ben hiç olmasa ona dinimin ölçüsü olarak görüyorum. Seni ne olarak göreceğim? Daha hayırlı. Allah muhafaza eylesin. Saf suresi, ayet 6. Meryem oğlu İsa, Ey İsrailoğulları! Benden önce gelmiş olan Tevrat'ı tasdik eden, benden sonra gelecek ve ismi Ahmet olan bir peygamberi müjdeleyen, size gönderilmiş bir peygamberim demişti.
Ancak o kendilerine apaçık delillerle gelince bu apaçık bir sihirdir dediler. İsa Aleyhisselam kendisinden önce olan Tevrat'ı tasdik etti. Bakın, Tevrat'ın Tevrat olduğu, ilahi bir kitap olduğunun tasdiki önce İsa Aleyhisselam tarafından. Sebep, çünkü Tevrat'la alakalı İsa Aleyhisselam'ın zamanında da yazılı bir belge yok.
Tarihi bir şekilde bu Tevrat kitabıdır diye tarihsel açıdan ispatlanmış bir kitap yok. Musa diye bir peygamberin geldiğini ve elinde Tevrat'ın olduğunu tasdikleyen İsa Aleyhisselam. Kendinden önce bir peygamberi ve kendinden önce bir kitabı tasdikleyen bir peygamber.
Çünkü ellerinde tarihsel bir kanıt yok. Aynı şekilde şu anda dünya üzerinde tarihsel olarak bir İncil yok. Tarihsel olarak İsa adında bir peygamberin yaşadığına dair tarihi bir kanıt yok. Bunu son zamanlarda Husisi dile getiriyorum.
Birisi çıksın cevap versin diye. Ama İsevilerden, ama Musevilerden, ama din tarihçilerden. Özellikle dile getiriyorum. Özellikle altını çiziyorum söz sırası geldiğince. İsa Aleyhisselam diye bir peygamberin yaşadığını, tarihsel bir kanıt yok. Musa adında bir peygamberin yaşadığına dair, tarihsel bir kanıt yok. Yani bir yazılı bir şey yok. Bir yazı yok. Bir delil yok. Hiçbir şey yok. Bakın hiçbir şey yok. Bunu bize iman ettiren, bunu bize kabul ettiren Kur'an.
Bize emrediyor. İman edin diyor. İsa diye bir peygamber gönderdim. Biz iman ediyoruz. Tarihsel bir kanıtı yok Kur'an'dan başka. Bize diyor ki, Tevrat adında bir kitap gönderdim. İman ediyoruz biz. Bize diyor ki, ben Adem ile Hz. Muhammed'in Mustafa arasında peygamberler gönderdim. Kur'an'da 80 kusur tane peygamberin ismi geçiyor. Biz ne kadar peygamber gönderdi bilmiyoruz. Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde geçen peygamber isimleri var. Hepsinde peygamberliğine iman ettik. Kaç tane peygamber gönderdiğini de bilmiyoruz. Kur'an ve sünnetle sabit olmuş peygamber isimlerinin peygamberliklerini kabul etmek imani bir şart.
Ama Kur'an'da ve hadislerde geçmiyorsa o isim, biz ona kabul etmek zorunda değiliz. İşte Kur'an bize diyor ki, İsa Aleyhisselam'ın dilinden bize konuşuyor. Ey İsrailoğulları! Benden önce gelmiş olan Tevrat'ı tasdik eden. Ben benden önce gelen Tevrat'ı tasdik ettim. Benden sonra da Ahmet isminde bir peygamber gelecek. Ben onu müjdeleyen peygamberim diyor. Bu İsrailler de ne yapıyorlar? Diyorlar ki sen apaçık bir sihirbazsın. Bakın bütün peygamberlere iman etmeyen müşrikler peygamberlerin üzerindeki mucize halleri görürler. O mucize halleri gördükten sonra onların sihirbaz olduklarını söylerler.
Derler ki siz apaçık sihirbazsınız. Onların kalbi müşriktir çünkü. Aynı Müslümanmış gibi, müminmiş gibi görünen müşrikler vardır Müslümanların içerisinde. onlar da velilerin üzerinde tecelli eden kerametleri bir sihirmiş gibi, bir böyle uyanıklıkmış, el çabukluymuş gibi görürler ki, onlar da bu ümmetin içerisindeki dışı Müslüman, içi münafık olanlardır. Çünkü evliyanın kerameti de haktır. Bir velinin kerameti haktır. Velilerin kerametine inanmayan bir kimse küfre düşmüş olur. Evliyanın kerametine inanmayan bir kimse küfre düşmüş olur. Şunu diyebilir, X kimse, işte üzerinde böyle bir keramet görülmüş.
Ben onun üzerinden böyle bir keramet görüneceğine kalbim kanaat etmiyor. Bunu demeye hakkı vardır. Bir kimsenin kendisine imam seçmeye hakkı olduğu gibi. Ama bu velilerin üzerinde keramet, zuhur etmez. Böyle bir şey yoktur. Bu safsatadan ibarettir. Derse bir kimse, ona tecid, iman, tecid, nikah gereklidir. Çünkü evliyanın kerameti haktır. Bunu kabul etmemek, bunu reddetmek küfürdür. Allah muhafaza eylesin. İşte o günün Yahudileri de o günün Yahudileri diyorlar ki sen sihirbazdan başka bir şey değilsin. Hani aynı şeyi de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için söylemişlerdi.
Peygamber Efendimiz için de ne demişlerdi? Mekke müşrikleri sen sihirbazsın. Hatta anlattım ya birkaç sefer Ebu Cehil kuyuya düşmüştü de kuyudan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çıkardı. Dedi ki ey kardeşim oğlu bu ayı da ikiye bölersen senin peygamberliğine iman edeceğim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri iki rekat namaz kıldı. Sonra aya işaret etti. Ay dağın iki amacına bölündü. o zaman dedi işte sen sihirbazsın sihirbazlığına inanıyorum dedi. Bu müşriklerin kalplerinin nifakla dolu olmasından kaynaklanıyor. Yine Peygamber Efendimiz Hz. İsa aleyhisselamın kendisinin geleceğini müjdelediğini beyan eden bir hadis şöyle buyuruyor.
Adem aleyhisselam çamurun içinde yatarken ben ben Allah katında peygamberlerin sonuncusuydum. İlk ortaya çıkışımı size haber vereyim. Ben atam İbrahim'in duası İsa'nın müjdesi ve annemin gördüğü rüyayım. Peygamberlerin anneleri böyle rüyalar görürler. Ahmet bin Hanbel müsnet'te geçiyor. Demek ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de Adem aleyhisselam henüz daha çamur halindeyken ben Allah katında peygamberlerin sonuncusuydum. İsa'nın müjdesi annemin gördüğü rüyayım. Annesi çünkü bir peygambere hamile olduğuna dair rüya gördü.
Peygambere hamile olduğuna dair. Ve annemin gördüğü rüyayım dediği o. Annesi çünkü onun peygamber olacağını biliyor da annesine müjdelendi. Sen karnında bir peygamber taşıyorsun diye. Annesi müjdelendi. Şimdi annesine kafir yapmaya çalışan ne yazık ki insanlar var bizim içimizde. Annesinin bir peygamberi karnında taşıdığının bilincinde rüyasında gösterilmiş.
O anne kendisinin peygamber doğuracağını biliyor. Rüyasında görmüş. Biz ona imansız diyebilir miyiz? Allah muhafaza eylesin. Yine Abdullah bin Mesud diyor ki Resulullah bizi Necaşi'ye gönderdi. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bizler 80 kadar kişiydik. Gönderilen içinde ben Cafer Abdullah bin Arfe'de Osman bin Mez'un ve Ebu Musa da bulunuyorduk. Biz Necaşi'nin yanına vardık. Kureyş müşrikleri de Amr bin As ve Ammare bin El Velid'i bir takım hediyelerle ve Ammare Necaşi'nin yanına girince onun önünde secdeye kapandılar. Sonra biri sağına diğeri soluna geçtiler.
Ve ona şöyle dediler. Amcamız oğullarından bazı insanlar senin topraklarına geldiler. Bizden ve bizim dinimizden yüz çevirdiler. Necaşi onlar nerede diye sordu. Onlardan birisi senin topraklarındalar. Adam gönder onları getirsinler dedi. Necaşi adam gönderip onları getirttirdi. Cafer yani Hazreti Ali radiyallahu an hazretlerinin kardeşi olan Cafer. Hani şehit olup da Cafer'i tayyar lakabını alan Cafer. Hani yetimlerini bırakıp da Allah yolunda Kur'an ve sünnet için şehit olan Cafer. Cafer Müslümanlara bugün sizin sözcünüz benim dedi. Müslümanlar da kabul ettiler. Cafer içeri girdi selam verdi. Necaşi de secde secde etmedi. Orada bulunanlar sana ne olur da krallar etmiyorsun dediler.
Cafer biz sadece aziz ve celil olan Allah'a secde ederiz dedi. Necaşi bu ne demek diye sordu. Cafer aziz ve celil olan Allah bize peygamberini gönderdi. Peygamber ise bize Allah'tan başka herhangi bir şeye secde etmememizi namaz kılmamızı ve zekat vermemizi emretti dedi. Amr bin Az onlar Meryem oğlu İsa hakkında sana muhalefet ediyorlar dedi. Necaşi Müslümanlara siz Meryem oğlu İsa ve annesi hakkında ne diyorsunuz dedi. Müslümanlar biz onun hakkında aziz ve celil olan Allah'ın söylediğini söylüyoruz. O kendisine hiçbir beşerin dokunmadığı hiçbir hamilelik belirtisi taşımayan kendisini Allah'a adamış olan Bakire Meryem'e Allah'ın ulaştırdığı emri ve ruhudur dediler.
Abdullah bin Mesud diyor ki bu konuşmalardan sonra necasi yerden bir çubuk aldı ve şöyle dedi. Ey Habeşliler ey papazlar ve rahipler Allah'a yemin olsun ki onların İsa hakkında söyledikleri bizim onun hakkında söylediklerimizden şu kadar bile farklı değildir. Ey Müslümanlar siz de hoş geldiniz. onun yanında sizinle beraber gelenler de hoş geldiler. Ben şehadet ederim ki o Allah'ın Resulüdür. Çünkü o bizim İncil'de bulduğumuzdur. Ve o Meryem oğlu İsa'nın müjdelediğidir. Gidin dilediğiniz yerde kalın. Allah'a yemin olsun ki eğer ben burada yönetici olmasaydım onun takunyalarını taşıyan ve o ana abdest aldıran ben olayım diye onun yanında giderdim. Necaşi müşriklerin getirdikleri hediyelerin geri verilmesini emretti.
Hediyeleri geri verildi. Sonra Abdullah bin Mesud erken döndü. Bedir savaşına katıldı. Ahmet bin Ahanbel nakletmiş bunu. Evet yani eski böyle Allah'ın böyle baba noktasında değil Allah'ın Allah olduğuna inanan İsa Aleyhisselam'da peygamber olarak inanan bütün Hristiyanlar Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin son peygamber olarak geleceğini hepsi de biliyorlardı.
Özür dilerim. Yine Barnabas İncil'inde Hazreti İsa'nın son peygamberin geleceğini isminin Muhammed ile aynı manada Ahmet olacağını bildirdiği açıkça yazılıdır. Bu İncil'de Hazreti İsa diyor ki ben günah affedemem. Günahlar ancak Allah affeder. Ben Allah'ın Resulünün yolunu hazırlamak için geldim. Bu Resul sizden birkaç yıl sonra İncil tahrif edilip hakiki inananların otuz kişi kadar kalacağı bir zamanda gelecektir. O zaman Cenab-ı Hak elçisini gönderecektir. Onun başının üzerinde beyaz bir bulut bulunur. O putları kırar. Onun sayesinde insanlar Allah'ı tanır ve ben de hakiki olarak tanınırım.
72. babda Barnabas İncil'i 72. bab yine aynı İncil'in 96 babı. O Resul güneyden gelecektir. O Resul'ün adı Ahmet'tir. Bu da 97. bab. Yuhanna İncil'i 14. babın 16. ayetinde İsa Allah size sizinle beraber kalacak bir teselli edici gönderecektir demektedir. 26. ayetinde ise bu hakiki tesellici size her şeyi öğretecek ve size benim öğrettiklerimi de hatırlatacaktır demektedir. 16. babın 13. ayetinde ise o size her hakikate yol gösterecektir. Zira o size kendiliğinden bir şey söylemeyecek fakat Allah'ın söylediklerini size bildirecektir demektedir.
Hristiyanlar bu tesellici kelimesini ruh diye tercüme etmekte ısrar ederler. Tesellici kelimesini onlar ruh olarak diyorlar ruh olarak deyince hani kendilerince kutsal ruh var ya baba oğul kutsal ruh üçlü teslis inancı onlar o ruh olarak adlandırdıkları şey aslında tesellici onların ellerindeki İncil'den bunlar yine İncil'den Yuhanna İncil'i Bab 14 ayet 30 Mesih şöyle dedi artık ben sizinle çok söyleşmem çünkü bu alemin reisi geliyor bende asla onun nesnesi yoktur yine kitab-ı mukaddes yani eski ahit Tevrat
Arap ırkından bir peygamber geleceği yazılıdır tesniyenin 18. babının 15. ayetinde Musa aleyhisselamın İsraillilere Rab sizin için aranızdan kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber aleyhisselatü vesselam çıkaracaktır dediği yazılıdır burada bahis konusu olan İsraillilerin kardeşleri İsmaililer yani Araplardır işte İncil'de ve Tevrat'ta yazılı olan ve Arap ırkından geleceği müjdelenen bu son peygamber Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir İstanbul'da Boyacıyan Agop matbaasında basılan kitabı mukaddesin Türkçe tercümesinin sayfa 885'te
o gelince dünyayı günah salah ve hüküm hususlarında izam edecektir dönüyor buradaki onun latince aslında praklet yazılıdır bu kelime teselli edici demektir papazlar her şeye rağmen benden sonra bir teselli edici gelecektir ibaresini İncil'den kaldıramadılar Pavlos'un yazdığı ve Hristiyanların kitabı mukaddesinden kabul ettikleri mektuplardan Korintoslulara birinci mektubun 13 bölüm 8'de peygamberler sona erecek diller de kaybolacak ilim iptal olacak ama o kamil gelince yarım kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan kalkacaktır deniliyor
bu ibarete yine Türkçe yazılan kitabı mukaddes de var Allah bizi doğru yoldan ayırmasın inşallah 735'ten Allah izin verirse bir dahaki hafta devam edeceğiz Hristiyanlardan Ahmet adını hor tutan diğer fırkadan inşallah devam edeceğiz haklarınızı helal edin Cenab-ı Hak cümlemizi sevsin sevindirsin muhafaza eylesin inşallah selamün aleyküm selamün aleyküm
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.