mustafaozbag.org

105. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 35:42

Allah gecenizi hayır etsiniz. Allah'ın günü gücünüze hayırlı yaşayın. Hayatınızı yürüdü. Cemaate bağlayamıyorum. İnşaatındaki çoşuma gitmiş. Bizi gördük, keresinde dergâh varmış. İçeride tek durmuş. Cemaat bana göre değilmiş. Acaba size yararlanırsam konuşabilir misiniz? İnşaat bakıp bulursak, zaman bulursak, İnşaat bakıp bulursak Cenab-ı Hakk'a teslimiyet olsun. İnşaat olur. Kim sürekli iş değişiyor? İki yılda bir çılda bir mutlaka iş değişiyor.
Ne yapalım lazım? Ne yapacağız? İş değişiyorsa değişiyor. Eline baksın. Filtreyi kimler? İhtiyarı verin. Herkese verirsin.
Herkese fitre verirsin. Tasavvuk Kur'an'ın bütünlüğünü yaşamaktır. Başında dinin üstünde, dinin altında bir olgu, bir oluşum değildir. Tasavvuk, Fâme Sünnet Dairesi'nin içerisinde Allah'ı sevmektir.
Allah'ı sevmektir. Allah'ı sevmeden bilmek, Allah'ı tanımak mümkün değildir. O yüzden tasavvuk, Allah'ı sevme sanatdır. Tasavvuk, Allah'ı sevme okuludur. Allah'ın tanınması ve bilinmesi için bir yol gösterilmiştir, rehberdir.
Cenab-ı Hak insanları da Allah'ı tanısından bilsinler diye yarasın. Allah'ı tanımanın, bilmenin rehberi de Kur'an-ı Kerim'dir. Bu rehberin açılımı, Allah'ın tanınması nasıl bilinir, nasıl sevilir? Açılımı Hz. Resulullah'tır. O yüzden tasavvuk, bu manada insanı hedef alır.
Ve insanın Allah'ı sevmesini hedef alır. Allah'a muhabbet beslemesidir. Allah'ı sevme ve muhabbet besleme okuludur tasavvuk. Hani hadis-i şerifte buyurur ya Hz. Resulullah, İsa yolda yürürken bir kısım insanlara bakar ki Allah'a ibadet ediyorlar. Onlara sorular, niçin ibadet ediyorsunuz? Allah'tan korktukları için ibadet ettiklerini söylerler. Benim aradıklarım sizler değilsiniz der, yürür. Yine ibadet edenleri görür, niçin ibadet ediyorsunuz der. Onlar da Allah'ın cenneti için ibadet ettiklerini söylerler. Yürür, benim aradıklarım sizler de değilsiniz der. Bir kısım cemaate ulaşır, onlar da Allah'a ibadet ederler, zikrederler. Orada tabi tabir zikir olarak geçiyor.
Hepsiz bu kurar, onlar da Allah'ı zikreder halde ediyorsunuz. Der ki siz niçin Allah'ı zikrediyorsunuz, ibadet ediyorsunuz? Onlar da derler ki biz Allah'ı sevdiğimiz için Allah'ı zikrediyoruz, ibadet ediyoruz. İşte benim aradıklarım bunlar da oturur İsa onların yanına. Ehl-i tasavvuf Allah'ı sevdiği için ibadet eder. Allah'ı sevdiği için ve Allah'ı sevme noktasındadır. Allah'ı sevmek, Allah'ı tanımanın ve bilmenin kapısındır. Başka türlü tanımak ve bilmek mümkün değil mi? Bu yüzden ehl-i tasavvuf, bu manada evet, Kur'an'ı bütünüyle yaşama zaten bütün Müslümanların üzerine vazifedir. Ama sevmek bu meselenin üzerinde. Allah bizi kendisini sevdirdik kullarından eylesin. Tabi seven, sevdiğinin dairesinde durur.
Sevdiğinin yörüngesinde durur. Hazret-i Abbas'ın Radıallahu anh Hazretlerinin oğlu Hazret-i Abdullah'dır. Bir hadis-i şerifte naklettiği bir hadis-i şerifte şöyle der. Allah Resulü ona da buyurun. Ey oğul sen Allah'ın hukukunu gözet ki Allah da seni gözetsin. Sen Allah'ın hukukunu gözet, Allah da seni gözetsin. Allah da seni korusun. Veya sen Allah'ın hukukunu koru, Allah da senin hukukunu korusun. O zaman seven kimseye düşen şey sevilenin hukukunu korumaktır. Sevilenin hududu çiğnememektir. Sevmek hududu çiğnemek, hukuku çiğnemek değildir. Aksine sevmek sevdiğinin hukukuna ihayet etmek, sevdiğinin hukukuna bağlanmaktır.
Bir kısım ehli tasavvuf, Allah'ı seviyorum diye, Allah'ı seviyorum diye veya Allah'ın sevdiğini iddia ederekten Allah'ın hukukunu çiğnemem. Allah'ın hududunu hice sayma gafletine düşmüşlerdir ki bu sapıklıktır. Tasavvuf adına yapılmış en büyük sapıklıklardan birisidir. Bizim yolumuz nübüvvet yolu. Nübüvvet yolu hukuku çiğnemez. Sınırı kaldırmaz. Hududa riayet eder. Hududa riayet eder. Hududa riayet etmeyen bir kimse nübüvvet yolundan sapmıştır ki o hidayetsizliktir. O sapıklıktır. Allah muhafaza eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisi şerifi önümüzde duracak. Sen Allah'ın hududunu koru, Allah'ın hukukunu koru, Allah da seni korusun.
Bu bütün insanın yaşamında geçerli olacak bir şeydir. Allah'ın hukukunun olmadığı, Allah'ın hukukunun tecelli etmediği hayatımızın hiçbir safhasında yoktur. Namaz Allah'ın hududu ve hukukudur. Sen namazı kılmazsan Allah seni korumaz. Oruç Allah'ın hududu ve hukukudur. Sen orucu kasten yersen Allah senin hukukunu ve hududunu korumaz. Zekat Allah'ın hududu ve hukukudur. Sen o hududa ve o hukuka uymazsan Allah seni korumaz. Kelime-i şehadet getirmek Allah'ın hukuku ve hudududur. Sen onu getirmezsen Allah senin hukukunu ve hududunu korumaz. Meleklere iman etmek, peygamberlere iman etmek, onun kitaplarına iman etmek, din gününe iman etmek, hayrın ve şerrin yaratıcısının Allah olduğuna iman etmek.
Kendi kaderine ve kadere iman etmek Allah'ın hududu ve hukukudur. Sen bu hududa ve hukuka uymazsan Cenab-ı Hak senin hududunu ve hukukunu korumaz. Sen muhakkak Allah'ın bu hududunu, bu hukukunu korumak zorundasın. Bu neye benzer? Kötü amel işleyenler için cehennem hazırlanmıştır. Ayet-i Kerime Sen kötü amel işlersen senin için cehennem hazırlanmıştır. Sen iyi amel işlersen senin için cennet hazırlanmıştır. Sen tövbe edersen Allah tövbe edenleri sever, sen seni sever bir Allah bulursun karşında. Seni affedecek bir Allah bulursun. Ama Allah'ın bu noktadaki hukuku nedir? Tövbe etmektir. Sen zikredersen seni zikreden bir Allah bulursun karşında. Allah'ı zikretmek farzdır.
Sen o farzı yerine getirdiğinde seni zikreden bir Allah vardır. Yani sen Allah'ın hukukunu çiğnemez, onu korursan, Allah da senin hukukunu korur, seni çiğnemez, seni muhafaza eder. Ne yapar? Seni zikreder. Seni zikreder. Allah namaz kılanları sever. Sen namazını kılarsan onun hukukuna riayet etmişsindir. Allah seni sever. Allah oruç tutanları sever. Sen orucu tutar, orucu tutar hakkıyla yerine getirirsen Allah seni sever. Allah seni sever. Sıkıntıya düştüğünüzde sabırla ve namazla Allah'tan yardım dileyin. Sen sıkıntıya düştüğünde Allah'ın hukukunu korur. Allah'ın hududunu korur. O sıkıntıdan seni kurtaracak olanın Allah olduğuna iman edin.
Sabırla ve namazla ondan yardım dilersen Allah o sıkıntıyla beraber kolaylıkla seni o sıkıntıdan kurtarır. Allah sıkıntıyı yaratmazdan önce kolaylığı yaratmaz, kolaylığı yarattıktan sonra da sıkıntıyı yaratır. O zaman sıkıntının arkasından muhakkak ne gelir? Kolaylık gelir. Belanın, musibetin arkasından rahatlık gelir. Bunu unutmayın. Borcun arkasından ferahlık gelir. Sen Allah'ın hukukunu korur. O borcu ödersin. O borcu öderken o sıkıntıda sen namazla ve sabırla Allah'tan yardım diler. Ve Allah kullarını sever. Sen onun hukukuna riayet et. Seher vaktinde semaya, dünya semasına teveccüh eder. Dünya semasına özel bir tecelli ya da tecelli eder. Ve seslenir.
Yok mu hastalığına şifa isteyen? Ona şifa verin. Yok mu borcundan inim inim inleyen? Borcuna edalar nasip edin. Eda verin. Yok mu derdi olan? Derman istesin. Ona derman verin. Yok rızık isteyen, onun rızkını bol edeyim. Rızkını arttırıyız. O zaman Allah lütfu keremi geniştir. Allah kanidir, zengindir. Ama o kanillikten, o zenginlikten faydalanmak için Allah'ın hukukuna riayet etmek. Onun hukukunu korumak gerekir. Eğer onun hukukunu korumazsanız, Allah sizin hukukunuzu korumaz. Şifa isteyen doktora gider. Ve doktorun vermiş olduğu ilacı takip eder. Ama o ilacı takip ederken, zahiri manada bilir ki, o şifa Allah'tandır. Ama muhakkak doktorun o ilaç ritüeline, ilaç şekline ve şemaline, kullanış şekline ve şemaline riayet eder.
O der ki antibiyotunu sen 12 saatte bir alacaksın. Aynı saatte alacaksın. Sen nasıl ki o hastalıktan, o hastalıktan kurtulabilmen için doktorun hukukuna riayet etmen gerekiyorsa, senin de kalbindeki hastalıklara, senin üzerindeki yanlışlıklara ve eksikliklere giderebilmek için Allah'ın hukukuna riayet edeceksin. Ve Allah'ın hukukuna riayet ettiğinde, Allah senin üzerinden o hastalıkları atacak. Ve tasavvuf, Allah'ın hukukuna riayet etmektir. Tasavvuf, Allah'ın hukukunu ve hududunu çiğnememektir. İnce davranmaktır. Yalan söyleme demiş, yalan söyleme. Allah'ın hukukuna riayet et. Yemin etme demiş, yemin etme. Allah'ın hukukuna riayet et. Allah'ın hududunu ve hukukunu çiğneme. Vefasız olma, namkar olma, islamcı olma, gevşek olma, gaflete düşme, fitneci olma.
Diline sahip çık, gözüne sahip çık, eline ayağına sahip çık, işine sahip çık. Allah'ın hukukuna riayet et. Evine sahip çık, hanımına, çoluğuna, çocuğuna dikkat et. Onları muhafaza et. Onlar bak, besle, büyün. İyi ahlak diye yetiştir. Allah'ın hukukuna riayet et. Allah da senin hukukunu koruyacaktır. Allah seni muhafaza edecektir. Allah seni ve aileni ve çevreni ve aileni ve dostlarını muhafaza edecektir. Sen yeter ki tasavvufu iyi anlayıp Allah'ın hukukunu çiğneme. Kıymetli kardeşler, dünya insanlık tarihinde insanların helakı Allah'ın hukukunu çiğnemelerinden dolayıdır. Kim Allah'a vermiş olduğu sözleri yerine getirmezse o helakı uğrar.
Kim dostlarının arasında fitne çıkarırsa o helakı uğrar. Kim Allah'ın koymuş olduğu, koymuş olduğu sınırları aşarsa o helakı uğrar. O topluluklar helakı uğrar. Ve geçmiş kavimlerde topluluklar toplu bir şekilde helakı uğrurlardı. Salih aleyhisselamın kavmi gibi. Lut aleyhisselamın kavmi gibi. Bunların hepsi de bize birer hikaye değildir. Bize birer ibretlik, ibretlik bir olaydır. Bunlardan gerekli olan dersimizi almak zorundayız. Bunları bakaraktan kendimize hisset çıkarmak zorundayız. O yüzden günümüzün en büyük hastalıklarından birisi dinin içerisinde yaşayan insanlar. Ama herhangi bir cemaatlarına ama herhangi bir tarikatta ama herhangi bir dini oluşumunun içerisinde bulunan insanlar O oluşumun içerisinde bulunduklarından dolayı gaflete düşüp Allah'ın hukukunu ve sınırını çiğniyorlar.
Bunu din adına yapıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Bunu din adına, dinde olmayan bir şeyi yerine koyuyorlar. Dinde olmayan bir şey, oraya bir şey koyuyorlar. Allah'ın hudununu ve hukukunu çiğniyorlar. Aslında Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri daha 12-13 yaşındaki kuzeni olan Hz. Abdullah'a bunu söylerken Hz. Abdullah'ın gelecekte ne olacağını gören bir peygamber. Bunu Hz. Abdullah'a söylerken Hz. Abdullah 12-13 yaşında da kıymetli kardeşler, bugün 12-13 yaşındaki bir çocuğa namaz kıldıramıyordu siz. Oysa Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri 13 yaşındaki, 12 yaşındaki bir genç çocuğa ilahi bir sır veriyor. İlahi bir sır. İlahi bir emanet veriyor ona. Oturup düşündüğünüzde Hz. Abdullah'ın üzerinde birisidir.
Oturup düşündüğünüzde hayretler içerisinde kalıyoruz. Yani ona bir daha söylediği enteresan bir nasihati daha var. Ey oğucuğum iyi dinle, iyi berler. Adının terkisinde Hz. Abdullah. İyi berler sana bir şeyler söyleyeceğim. Sana bir şeyler söyleyeceğim. Dinliyorum ya Resulullah. Bütün insanlar toplansalar, sana iyilik yapmak isteseler, Allah yaratmadıkça sana hiçbir iyilik yapamazlar. Allah Allah. Tevhidin, tevhidin en üst noktası. Tevhidin sır noktası. Tevhidin sır noktası. Tevhidin en derinleme noktası, en derinleme. Tevhid anlayışının gürür gürür aktı. Neş-i neva buldu. Mükevanatın içine aldığı bir tevhid anlayışı.
Bütün insanlar sana toplansalar, sana iyilik yapmak isteseler, Allah yaratmadıkça sana iyilik olmaz. Bütün insanlar toplansalar, sana kötülük yapmak isteseler, Sana hiç kimse kötülük yapamaz. Yoksunuz arkadaşlar, bu tevhidin sır noktası. İnsanı görmemek, varlığı görmemek, yaratılışı görmemek, bir kenar asmak, bir kenar asmak, sana zerret, dağılıp teslim olduğu yer.
İşte öyle bir aklı. Onu da inşallah başka bir derste açalım o hadis-i şeriflerden. Tasavvum, Allah'ın hukukunu riayet etmektedir. Hukuku çiğnememektedir. Bu şer'i dairenin etrafında haram helal noktasından tutun, ibadetlerden tutun, nafile ibadetlerden Allah'ı sevmeye kadar. Ne büyük söz, kendi kendime düşünüyorum. Allah'ın hududunu sen muhafaza edersen, Allah da seni muhafaza eder. Yani o zaman sana bir şey geldiyse, sen Allah'ın hukukuna riayet etmediğinden o sana geldi. O sınırı sen dersin. O muhafazayı sen derdin. Oraya çiviyi sen batırdın. Oraya iğneyi sen batırdın.
Oraya makkapı sen derdin. Oraya baryozu sen vurdun. Vurdun baryoza. Oraya riayet etkatıp o sınırı sen çiğnedin. Sen gerildin. Koştun, koştun, koştun, Allah'ın hududuna ve hukukuna vurdun. Ve oradan gediği sen açtın. Oradan gediği sen açtın için sana oradan bir maraz geldi. Sana oradan bir sıkıntı geldi. Sana oradan bir dert geldi. Niçin? Sen çiğnedin. Sen çiğnemeseydin oradan sana bir maraz gelmeyecekti. Sen orayı dermeseydin oradan bir hava gelmeyecekti. Yoksa Allah'ın hukukunu sen koruduğun anda o da senin hukukunu koruyacaktır. Bu neye benziyor? Siz Allah'ı severseniz Allah'ın sizi sevmesi vacip olur. Sen Allah'ı zikredersen Allah seni zikreder.
Sen tövbe edersen Allah seni affeder. Sen namaz kılarsan Allah senin sıkıntılarını kaldırır. Sen oruç tutarsan Allah seni muhafaza eder, korur, revanını alır. Kim la ilahe illallah der ise Allah'ın kalasını sormuştur. La ilahe illallah, kaleye giremezsin. Kaleye girmesin, gel la ilahe illallah der. La ilahe illallah, tevhide ulaş. Sen tevhide ulaşmazsan içal evinden. Sen o korumaya muhafazaya girersin. Sen Allah seni başıboş bırakın. Sen onu, Allah seni sapık yaratmadı. Ama da riayet edemedi.
Hukuku çiğnedin, Allah da seversen. Bakın Allah zalim değil. Çıktışı evden, cumhurluk kendine malın karnını buldu. Çiğnedi.
Bunu çiğnemek yok. Orada sabret sen. Orada dur. Allah resulü, sabirin olan Allah'ı zikreden o salih kimseler var ya. Onlardan gözünü ayırma. Sihniyen sensin. Delen, muhafazayı delen sensin.
Allah değil. Burada bir kısım kadeliyeciler. Bir kısım hariciler. Bir kısım ismailiciler. Bir kısım batiniciler. Bir kısım şeytaniler. Bir kısım dailer. Daha iyi. Bir kısım bozuk melamiler. Bozuk melamiler. Bir kısım bozuk tarikatçılar. Bunu Allah'ın yaptığını söylerler. Allah'ın yaptığını söyler. Allah yazmaz. O muhafazayı kendisi zedeler. Ve çiğnenin için oradan imtihan alır. Oradan imtihan görür mü?
Allah bir kimseyi zikir halakasından uzaklaştırmaz. Ama o kimseyi yapmış o neticesinde bu halakaya layık olmak gider. Fütursuz darların temizlerin iş gibi görünseler de batında temizdirler. Temiz olanlar zikrullah halakasında devam ederler ölünceye kadar.
Batılı temiz olan halakasında duramazlar. Çünkü zikrullah en büyük iştir. O zaman o kimsenin ama içse çiğnediği yerler vardır. O kimse günahsız gibidir. Ama içsel alemde eğer sıkıntısı varsa O zaman o kimsenin zikrullah halakasından yürür gider. Kimler gelmiş kimler gitmiş. Sen Allah'ın hukukuna riayet et. Ne demek hukuku? Tasavvuf adına din adına. Gevşek davranma. Hukuka riayet et. Allah da senin hukukuna riayet et. O yüzden tasavvuf Kur'an'ın bütünüyle yaşamaktır. Yaşamaktır yaşamak. Din yaşamaktır.
Din yaşanmak içindir. Yaşamaktır. Eğer bilmek olsaydı okumak manasında herkes Kur'an'ı kerime okudu biterdi mesela. Ama Allah Kur'an'ı bir insana, bizim gibi bir insana, bizim gibi görünen bir insana Muhammed Mustafa'ya indirdi. Ve Muhammed Mustafa Kur'an'ı yaşadı. Kur'an'ı yaşadı. Dikkat edin. Kur'an yaşadı. Kur'an yaşamak içindir. Siz sabahtan akşama kadar Kur'an'ı kerime okuyabilirsiniz. Okumak sevaptır. Ama yaşamazsanız Kur'an'ın bir anlamı kalmaz. O yüzden dil yaşamak içindir. Kur'an der faizden. Sen onu okursun. Faizin göbeğinde yaşarsan senin okumaklığın bir şey elde etmez.
Hani demiş ya Yunus, bu nice okumaktır. Neden? Sen okuyorsun ama yaşamıyorsun. Sen okuyorsun, yaşamıyorsun. Sen biliyorsun, yaşamıyorsun. Oysa Kur'an yaşamak içindir. Ona bir insana, insanların en kamiline, yaratıkların en kamiline, yaratılmışların en yücesine, en mükemmeline, en aile yükseğine Muhammed Mustafa'ya indirildi ki o Kur'an yaşadı. Bütün hayatı boyunca, her devresiyle yaşadı. Her haliyle yaşadı. Onun her devresi, her hal, Kur'an'dır. O da bir insandı. Şöyle yaptıydı dediğinde, küçümsediğinde, O küçümsemiştir ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu manada, Sıfatlarıyla, bütünüyle, bütünüyle, sıfat olarak bütünüyle tecelli ettiği yegane varlıktır.
O yüzden, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden, Şu an ilk yaratılan varlığı, ilk yaratılan şeydir. O varlığı ve şu an kıyamete kadar, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, ebediyete kadar hayatı Kur'an'dır.
Parti tarafı Kur'an-ı Kerim'le bellidir, Hatı-ı Şerif'lerle bellidir. Manevi tarafı tecelli ettiği insanlığa. O yüzden, o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hayatı, Kuran'dır.
Ve Kur'an, işte o bütünüyle indirilmiş bir Peygamber'e indirilmiştir. İnsandır. Hayatı yaşamıştır. Kur'an'ı yaşamıştır. Ve, din yaşanmak içindir. Yaşamak için. Kur'an'ı yaşamak için iman edersin. Sadece rafta durup, bilmek için değil. Şu ayette şunu demiş. Yaşa kardeş. On altı taksim beş de böyle diyor. Yaşa kardeş. On altı taksim beşe bakmıyorum ben. Namazını kılıyor musun? Ona bakıyorum. Orucunu tutuyor musun? Ona bakıyorum. Orucunu tutuyor musun? Ona bakıyorum. La ilahe illallah. Muhammedun Resulullah diyor musun? Ona bakıyorum. Sen meleklere iman ettin mi? Peygamberlere iman ettin mi? Kitaplarına iman ettin mi? Hayrı ve şerre iman ettin mi? Kadere iman ettin mi?
Gel, ben sana ona bakıyorum. Beni ilgilendir mi o? Sen Kur'an'ın bütünüyle bilebilirsin. Muhammedun Mustafa'nın haliyle hallendin mi? Onun hidayetiyle hidayetlendin mi? Bana o lazım. Mustafa'nın hidayetiyle hidayetlendin mi? Hidayetlendin mi? Hidayetlendin mi? Kur'an'ın ta kendisidir. Kur'an'ın ta kendisi. Allah bizi onlardan eyle. O zaman bizlerle istemin ettin mi? Hep clauses geçmiş.
Anam CBN Rah Elijah-i Hidayetウuitionyen İyini söylüyorum.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi