mustafaozbag.org

104. Mesnevi Şerhi (722-723Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 1 Ocak 2021 · 1:09:15

Katı taş ve mermer bile olsan, gönülü sahibine erişirsen, cevher olursun. Temizlerin muhabbetini ta canının içine dik. Gönlü hoş olanların muhabbetinden başka, muhabbete gönül verme. İnsan eğer başıboş bırakılırsa, bir eğitim almazsa, bir terbiyeden geçmezse, hayvandan bir farkı kalmaz.
Hayvandan farkı kalmayacağını bilen Cenab-ı Hak, varlık âleminde ilk insan olarak Adem'i gönderirken, Adem'i de peygamber olarak gönderdi. Öyle yontma taş devri, cilallı taş devri, yok işte ateş yakmasını bilmiyorlardı, yok odun kömür bilmiyorlardı, yok şempazeden geldik, yok özel bir maymun türünden geldik, yok işte önce balıktın, sonra maymun oldun, sonra işte insan oldun.
Bu Darwin teorisi, teori zaten. Saçmadan, safsatadan insanları din olgusundan dışarı çıkarmaktan başka bir şey değil. Zaten dünya üzerindeki hegemenist güçler ayakta duran tek din, her şeyle ayakta duran İslam dinini yıkmak, dağıtmak için her türlü aleveri, daleveri, her türlü hokkabazlığı, her türlü hilebazlığı, her türlü vahşiliği yapıyorlar.
Bildiğiniz vahşilik yapıyorlar. Çünkü, batı ve bu hegemenist güçler biliyorlar ki, tarihsel olarak ve tarihi bir metin olarak ne Tevrat var, ne İncil var, ne de Zebur var. Ne de daha önceki peygamberlere indirilmiş olan sayfalar ve emirler var. Bunların tarihi birer delilleri yok. Bunları ispat eden, bunları var diyen Kur'an var. Ve bunların varlığını beyan eden Hz. Muhammed-i Mustafa var, sallallahu aleyhi ve sellem. Bugün İsevilerin, İseviliklerinin delili Kur'an ve Muhammed-i Mustafa'dır.
Bunlar, bu gavurcuklar, bunu biliyorlar çok iyi. Bu gavurcukların eli bu konuda boş. Bunu çok iyi biliyorlar. Ona desen ki, İsa Aleyhisselam'ın yaşadığına dair elinde bir delil var mı? Yok. Ona desen ki, İncil ile alakalı İsa Aleyhisselam'ın zamanında yazılan İncil'den bize bir satır var mı? Yok. Desen ki, Musa Aleyhisselam'a indirilen Tevrat'tan bir satır var mı? Yok. Desen ki, bir tane tablet getir bana. Tablet diyorlar ya, ilk önce kile yazıldı diyorlar. İyi getir bir tane tablet. Musa Aleyhisselam'ın zamanından yazılma yok. Bakın yok. Bunlar bunun farkında. Bunlar bunu biliyorlar.
Bunlar bunu bilince ne yapıyorlar? Komple İslam dinine saldırıyorlar. Komple her şeyleriyle İslam dinine saldırıyorlar. İslam dinine saldıraraktan İslamiyet'i dejenere etmek. Temiz İslam inancını dejenere etmek istiyorlar. Dejenere ederlerse çünkü karşılarında felsefik olarak başka bir güç kalmayacak. O zaman dünyayı istedikleri gibi sömürecekler. İstedikleri yöne çevirecekler. Dinsizliği, şeytaniyeti ilan edecekler. Şu anda dinsizliği, şeytaniyeti ilan edemiyorlar. İşte Cenab-ı Hak insanoğlunu maymundan üretmedi. bir kısım Müslümanmış gibi görünen din adamları da ne yazık ki böyle bir şeyde olabilir noktasındalar.
Hatta Mustafa İslamoğlu Adem'e baba buldu ya bir ara. Hatta internete düşmüştü. Balçıktan yaratılmaktansa maymundan yaratılmayı yeğlerim dediydi. Bu tip böyle bizim içimizden bizdenmiş gibi görünen kimseler de çıkıyor. Ben bunlara hayır demiyorum. Evet Cenab-ı Hak Kur'an'ında beyan ediyor. Bir kısım bazı inkarcı kavimleri Cenab-ı Hak maymuna çevirdi. O yüzden biz maymundan geldik diyenlere doğrudur diyorum. Siz maymundan gelmiş olabilirsiniz. Hatta timsahtan da gelmiş olabilirsiniz. Kertenkeleden. Neden? Bir kısım kavmi de kertenkeleye çevirdi.
Bunların soyunda sopunda kertenkelelik olabilir. Bunların soyunda sopunda maymunluk olabilir. Olabilir. Bunların soyunda hayvandan daha aşağı bir mahluk olabilir mi? El cevap olabilir. Kur'an'i deyimle. Ama Cenab-ı Hak insanlar sapkın olmasınlar, yoldan çıkmasınlar diye peygamberler göndermiş. Hiçbir kavim yoktur ki hiçbir kavim yoktur ki ona bir peygamber bir uyarıcı gönderilmemiş olsun. Hiçbir kavim yoktur ki hiçbir zaman yoktur ki o zaman diliminde bir peygamber veya bir uyarıcı vazife yapmamış olsun. Allah'ın dinini, Allah'ın hukukunu, Allah'ın bu noktada insanlara olan emrini, tebliğini iletmemiş olsun.
Hiçbir zaman yoktur. Şuradan, buradan hareket ederekten önceden isim vermiyordum, şimdi artık isim veriyorum. Bu evreniz oğlucular gibi ya işte hiçbir zaman yoktur ki Allah bir uyarıcı göndermemiş olsun ayeti kerimesini kendilerince tevil edip işte bak bu da Resul, bu zamanın uyarıcısı, bu da Resul diyenlerden değilim. çünkü Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem son peygamber ondan sonra ne bir peygamber gelecek, ne bir Resul gelecek, ne bir Nebi gelecek, asla peygamber ve peygamberi andıran Nebi ve Resul gelmeyecek. Yani peygamber dediğimizde kitap indirilenler, bir de kitap indirilmeyenler var, bir önceki peygamberin hukukuna devam edenler.
öyle peygamberler de gönderilmiş. Böyle de gönderilmeyecek peygamber sallallahu aleyhi ve sellem den sonra. Bakın böyle de gönderilmeyecek. Yani birisi çıkıp şunu diyebilir, ben de bir Nebiyim, ben de bir uyarıcıyım, ben Muhammed-i Mustafa'nın hukukunu söylüyorum diyemez. bir kimse kendince aslında tasavvüfen onu da diyemez ama diyenler var şimdi. Tasavvuf ilkelerine göre, sufi kaidelerine göre, bir kimsenin ben veliyim demesi uygun bir şey değildir. Tasavvuf ilkelerine göre, benim dediğim ilk sufilerin ilkeleri, hiçbir sufi kendisini ben şeyhim dememiş, ben veliyim dememiş.
Hiçbirisi de. İlkleri söylüyorum bunu. Benim dediğim ilkler. Ben sonrakileri normalde zaten dinlemiyorum da bakmıyorum da. İlkler benim söylediğim. O yüzden sufi kaidesidir. Bir sufi asla ben veliyim, ben veli oldum demez. Bir sufi asla ben şeyhim, ben şeyh oldum demez. Demez bunu. Bunu diyorsa bir kimse ben şeyhim diyorsa, ben veliyim, ben mürşidim, ben kutubum diyorsa, bu fakirin kendince söylediği bir şey. O hiçbir şey olmamıştır. O hiçbir şey olmamıştır.
Böyle diyen var ise, ölçü bu. Benim tabi olduğum ölçü, benim bildiğim ölçü bu. Peygamberlerin ben peygamberim demeleri haktır. peygamberlerin ben peygamberim demeleri haktır. Bu peygamberlere ait bir şeydir. Peygamberlerin haricindeki bir kimsenin ben peygamberim, ben veliyim, ben nebiyim, ben mehdiyim demeleri hak değildir. Bir kimse bir kimseyi bir konuda üstad görebilir. ya muhteşem bu işin piri diyebilir onu.
Eyvallah. Bu işin üstadı diyebilir. Eyvallah. Bak o o kimseyi üstad görüyor, usta görüyor. Benim için Cevdet Usta araba tamirinin üstadı, piri. Benim için ama bu. Benim nazarımda Türkiye'nin en iyi ustası. Benim nazarımda. Benim nazarımda Lütf Usta Türkiye'nin en iyi kaportacısı, boyacısı araba üzerinde. benim nazarımda. Ben derim ki ya bu işin üstadı bunların ikisi de. Ver çöpü adam etsinler. Çöpü ver adam etsinler.
Bildiğin çöp. De ki bu araba mezarlığına gidecek olan bir araba. Onlar adam etsinler. Adam kendi arabasını tanıyamasın. Benim nazarımda üstad ikisi de araba konusunda. Bak benim nazarımda bu. Bir kimse bir kimseyi üstad olarak bir meslekte bir işte görebilir mi? Evet. Elinde delilin var mı? Bana göre var kardeşim. Bana göre var delilim. Senin yoktur. Senin için değildir. Beni ilgilendirmez. Bakın beni ilgilendirmez. Adam arabaya öyle boya yapmış. Servise götürmüşler. Servis demiş ki ya bu hiçbir şey yok. orijinal yan demiş.
Ben boyadım bunu. Ben boyadım. Ben boyadım. Hatta bir arabayı ikiye birleştirilmişler. Değil mi? Kimse bilememiş. Değil mi? Kimse bilememiş. Halbuki iki arabadan bir araba yapmışlar. Kendileri söylüyorlar bir de. Diyor ki bu iki arabadan bir araba oldu. Ya servis bilemedi. Cevdet'in tabiriyle diyor ki o düzgün usta olsaydı serviste ne işi var gidip. Bak onun da tespiti bu. Adam diyor ki düzgün usta olsaydı serviste ne işi vardı? Piyasaya çıkar düzgün bir usta dışarıda iş yapar. Adama desen ki gel serviste ustalık yapar gider mi? Lütfus de de ki sen şimdi gel serviste ustalık yap.
Gider mi adam? Gitmez. Neden? Ya usta adam. Bir kimse ustaysa bakın ustaysa bir şeye ihtiyacı yoktur. Ona ustalık belgesine de ihtiyaç yoktur. Onu götür çalışmayan bir arabayı arkadaş bu çalışmıyor de çalıştırsın onun ustalık belgesi o. 18'e katlanmış arabaya götür adamı ver o orijinal arabaymış gibi çıkarsın onun ustalık belgesi o. Ha yine de bir belge lazım mı insanlar için lazım. Ama peygamberlerin haricinde hiç kimsenin ben peygamberim ben nebiyim ben resulüm ben veliyim ben mehdiyim deme hakkı yok.
Yok. Söylüyorsa bir kimse o işin o mesleğin o işin erbabı değil o. Doğru söylemiyor. O yüzden Cenab-ı Hak insanları doğru yola sırat-ı mustakime götürmek için her dönem peygamberle ve Hz. Muhammed Mustafa'dan sonra sallallahu aleyhi ve sellemden sonra da din Allah'ın dinine yardım eden Allah'ın dinini ayakta tutan Allah'ın dinini yaşayan ve tebliğ eden insanlar gönderir.
Bunlar peygamberlerden sonra peygamberlerin vazifesini yerine getirirler. Peygamber değillerdir. Peygamberlerin vazifesini yaparlar. Ne yaparlar? dinin yaşanması ve dinin ayakta durması için bunlar mücadele ederler. Bunlar tabiri caizse bir başkası bunlara baktığında bu normal değil, bu akıllı işi değil, bunlar deli, bu akıllı değil, bu kendinde değil, bu meczupane yaşıyor denir.
Neden? Çünkü onların hayatına, onların bakışına, onların davranış biçimlerine normal akıllılar gibi değildir. O kimse normal akıllıdır, işine gidecek, evine gidecek, çoluğuna, çocuğuna bakacak, şunu yapacak, bunu yapacak, bir sürü normal aklıyla işleri var onun. Ama Allah'ın dinini ayakta tutacak olan, Allah'ın dini için yaşayan kimseler, bu dünyalık değildir onlar. Onları bu dünya gözüyle bakarsan değerlendirmekte sınıfta kalırsın. İşte böyle kimseler, böyle insanlar, ki biz bunlara Allah'ın veli kulları diyoruz. Ayetle sabit, hadis-i şeriflerle sabit, imamların iştihatlarıyla sabit. Bu veli kullar, bu Allah'ın nürşitleri, bu Allah'ın velileri, bunlar her daim kıyamete kadar var olacak olan kimselerdir.
Cenab-ı Hak'ın el-veli ismi şerifi vardır. Cenab-ı Hak sıfatsal olarak bütün sıfatları tecelli etmek mecburiyetindedir. Cebridir. Allah'ın bir sıfatı yarına saklanmaz. Cenab-ı Hak bütün sayısız sonsuz nimetleriyle ve sıfatlarıyla ve isimleriyle tecelli eder. Herden. O zaman el-veli ism-i şerîfi de Cenab-ı Hak'ın sıfatıdır. O da tecelli eder. O da müminlerin Allah yolunda koşan, Allah yolunda gidenlerin üzerinde tecelli eder. Ve işte o veliler, o mürşitler, o aktaplar, o normalde kutuplar, çünkü bu isimler hadis-i şeriflerde geçen isimler.
Hem İmam-ı Hanbel'den, hem İmam-ı Tirmizi'den, hem İmam-ı Malik'ten, hem Ebu Nuaym'den, Kütüb-i Siddede bu hadisler mevcut. Neden hadisleri inkar ediyorlar? Çünkü bu hadislerde var. Ebdallar, aktaplar, kutuplar, hadislerde geçiyor. Nükabbalar hadislerde geçiyor. O yüzden hadislerin hepsini inkar ediyorlar. O yüzden hadis düşmanlığı var. O yüzden sufi düşmanlığı var. Yaşayamıyor ya, yaşayamıyor. Cenab-ı Hak o velilerin, o velilere karşı müminlerin içerisine bir muhabbet koyuyor.
Çünkü hadisi kutsu ile sabit. Kul Allah'ı sever, Allah da kulunu sever. Allah kulunu sevince Cebrail'e nida eder, emreder. Ey Cebrail! Allah filanca kulunu sevdi. Gök halkına nida et. Bakın meleklere değil, gök halkına. gök halkı deyince melekler var, cinni taifesi var, farklı varlıklar, yaratılmış olanlar var. Gök halkı. Gök halkına nida et. Onlar da kulumu sevsinler. Melekler mümin kulların kalbine ilham eder. Kimin kalbine ilham ediyormuş? Mümin kulların kalbine ilham eder. Allah filancayı sevdi, siz de sevin. Allah filancayı sevdi, siz de sevin.
Bakın kağıt yok, icazet yok, bir parça yok, bir delil yok. Ne bu? Bu kalbi. Bu kalbi. Bir profesör öyle demişti. Ya biz bir yere gidiyoruz, bizi dinleyen yok dedi. İşte dedi, bir adam dedi, tutturmuş ben şeyhim diye dedi. Onu dinliyor millet dedi. Ben de döndüm böyle ona. Dedim hocam sen de şeyhim de, seni de dinlesinler. Böyle baktı. Sen dedi hocam dedim, senin hakkın zaten dedim. Tasavvuf kürsüsünde öğretim üyesi, İzmir'de oluyor mesela. 9 Eylül ilahiyatta oluyor. Koronucu döndü ona. Sen hiç dedi, halvet ettin mi dedi, hayır dedi. Hiç itikaf ettin mi dedi, hayır dedi. Hiç dedi böyle bir şeyin içerisine girdin mi dedi, hayır dedi.
Hocam dedi, bir gün bir gece yaşadım ben bunlarla dedi. Akıl almaz dedi. ama ben de okudum dedi. Ama yaşamadın dedi. Ama okudum dedi. Ama yaşamadın dedi. Hani o aslında bana laf çakıyor. Ben de sazanım ya atlayacağım şeyhim diye. Doğru söylüyorsun hocam dedim. Sen çık sen de şeyhim de. Çık sen de şeyhim de. Millet toplanıyor. Su toplansın başına. Gelsin başlasın sormaya. Öyle ya. Sen de insanlara anlat. Allah yolunda koş. Yok. Onlar koşmayacaklar. Normalde hadisleri inkar ediyorlar.
Sebep? Bunlar hep sebepler. Sufilik yolunu katletmek istiyorlar. Vahabiler bir taraftan. Milliyetçi Şia bir taraftan. Milliyetçi Vahabiler bir taraftan. İçerideki dinsizler bir taraftan. Dışarıdakiler bir taraftan. Herkes nereye dikmiş gözünü? Sufilere. sebep? Çünkü Allah'ı seviyorlar. Çünkü Resul'u seviyorlar. Çünkü Allah için yaşıyorlar. Allah için yaşıyor ya. Onun kafası almıyor onu. Hani size diyorlardır şimdi. Ne bu ya ders ders ders ikide birde ders mi olur? Haftada bu kadar ders mi olur? Bu kadar zikir mi olur? Demiyorlar mı? Diyorlar. Değil mi? Siz aşırıya gidiyorsunuz.
Aşırıya gitmeyin. Demiyorlar mı? Diyorlar. Bak bir gün sizin paranızı alacak diyorlar mı? Diyorlar. Bak bir gün sizi soyacaklar. Bir gün sizin paranızı alacaklar. Bak bir gün sizi ütecekler. Diyorlar mı? Diyorlar. Siz farkında değilsiniz. Aranıza giriyor polisi miti biti seveni sevmeyeni dostu düşmanı ince ince araştırıyor. Bu adam para alıyor mu almıyor mu? Sizde bahadırlar gibi birisi kalkmış demiş ne parası ya döverim seni demiş. Kadı geldi benim yanıma. Adam döverim seni dedi. Döver dedim ben de. Böyle baktı. Bizim el sema ediyoruz öyle yukarıda armut toplamıyor dedim ben. Nasıl dedi? Vallahi sevdiğimize laf söyleyene çakarız biz dedi.
böyle baktı şimdi. Hani normal ben sohbetlerde diyorum ya biz normal öyle sizin bildiğiniz süklüm püklüm öyle vur ensesini al lokmasını sufilerden değiliz. Bizim lokmamızı almak için ensemize vurursan biz senin kafanı koparırız. Neden? Lokmamız için canımızı feda ederiz. Eşimiz için canımızı feda ederiz. Vatanımız için canımızı feda ederiz. Şehit oluruz. Bugün lokmasını veren yarın toprağını verir. Birisi gelir bugün lokmasını zorla alırsa yarın namusunu alır adamı. Yok. Biz kendimiz yediririz içiririz. Cebimizde olmasa dahi borç para alırız yediririz ona.
Sorunlu olmasak dahi. Birisi açım desin yeter ki bize. Veya biz onun açlığını anlayalım. Hiç sıkıntı yok. Hiç sıkıntı yok. Adam ensemize vuruyorsa zulmediyor bize. Dur kardeş biz zulümle mücadele ederiz. Şimdi o yüzden normalde insanlar sevmiyorlar sufileri. Sebep çünkü sufilerdeki tertemiz iman hoşlarına gitmiyor. Sufilerdeki tertemiz peygambere bağlılık hoşlarına gitmiyor. Farkında değil insanlar. İslam dünyasını dizayn etmeye çalışıyorlar. İslam dünyasını dizayn ederlerken yine içinden paralı askerlerle dizayn etmeye çalışıyorlar. Bir tarafta selefi vahabi baskısı bir tarafta milliyetçi irani şia baskısı içeridekiler kimisi kaderi inkar ediyor.
Kimisi ay halini inkar ediyor. Bakın içerideki tartışmalara bakın. Türkiye içindeki tartışmalara bakın. Dikkat edin. Farkında değil insanlar. Böyle birisi oradan söylüyor birisi oradan söylüyor biz ona gülüyoruz. bu deli diyoruz. Bu manyak diyoruz. Bu meczup olmuş diyoruz. Farkında değil. Cahil kesimi avlıyorlar. Adam kader imanla alakalı değil diyor kader diyor. Neden biliyor musunuz kaderle alakalı imandan çıkarıyor? Bunu tefekkür ettiniz mi? İnsanın yaratılışı kaderdir çünkü. Senin gözünün önde olması kaderdir. Senin insan olarak yaratılman kaderdir. Senin gözünün ensende çıkmaması kaderdir çünkü.
Bu kadere iman etmeyen ahlaksızlar, kadere iman etmeyen vicdansızlar, kadere iman etmeyen kökü dışarıda satılmış vatan ve din hainleri aslında onlar şeyci şempazeden geldiğine inananlar. çünkü şempazeden geldim derse evrimi kabul edecek insanın evrimini. Yani seni insan olarak yaratması kader değil. Sen şempazeden oldun zaman içerisinde. Sen insan değildin. Sen insan değildin. Sen şempazeden geldin. Yani senin insan olarak yaratılman bir kaderden değil. Oysa güneşin yaratılması kader. Güneşin dönmesi kader.
Yıldızlar bir kader üzerine, bir hesap üzerine. Otun yaratılması kader. Buğdayın yaratılması kader. Buğdayın üzerindeki kromozomlar kader. Meyvanın yaratılması kader. Meyvanın üzerindeki kromozomlar kader. Senin DNA'ların kader. Senin kromozomların kader. Bütün görmüş olduğun yaratılışın tamamı kaderden ibaret. Senin kadere imanını yok ederse o zaman yaratılışı başlayacak tartışmaya. Ne diyor? Balçıktan yaratılmaktansa şempazeden yaratılmayı yeğlen. seni gidip kökü şempaze seni. Kökü şempaze. Mana olarak kökü şempaze.
Bunları neden yapıyorlar? Bunları neden söylüyor? Öbür taraftadaki ne yapıyor? Hadislerin kimisini inkar ediyor, kimisini inkar etmiyor. Hatunlar etrafında şakır şakır oynuyor. İslam böyle diyor. Biz İslam'ın güzel yüzüyüz diyor. Kimse bir şey diyebiliyor mu ona? Diyorlar mı? Hayır. Neden? hiç düşünmüyor musunuz? Bak adam kaderi inkar ediyor. Bir şey söyleyen var mı Türkiye'de? Hayır. Bir açıklamada bulunan var mı diyanetten? Hayır. İlahiyatçılardan bir ses var mı? Hayır. Gazeteci veya gazetecilerden bir ses var mı? Hayır. Öyle değil mi? Basından, yayından, üniversiteden, diyanetten, hıyanetten hiçbir yerden ses yok. Devlet kademelerinden ses yok, kültür bakanlığından ses yok, Diyanet İşleri Başkanı'ndan ses yok, Diyanet İşleri Başkanı'ndan sorumlu Devlet Bakanı'ndan ses yok, ilahiyatçılardan ses yok, gazetecilerden ses yok, gazetecilerden ses yok, televizyonculardan
ses yok. Bakın, dikkat edin. Öbürkü ne yapıyor? Öbürkü de mesela, işte ben Nebiyim, ben peygamberim diyor. Öbürkü ben Mehdi'yim diyor, ertesi gün veliyim diyor, ertesi gün bir daha Mehdi oluyor. İslam'da tesettür yok diyor. Ancak diyor, hain bakış varsa diyor, örtüncek kadınlar diyor, hain bakıştan korunmak için diyor. Öbürkü ne yapıyor? Öbürkü de normalde hadisleri inkar ediyor. Kim? Taslamam. Kim? Okuyan. Bunların hepsini topladığınızda bir kare çıkıyor ortaya. Bir resim çıkıyor. Bu resim ne? Dini ayakta tutmaya çalışanlarla İslam dinini yıkmaya çalışanların savaşı, mücadelesi çıkıyor ortaya.
Değil mi? Biz İzmit'te sema yapacağız, oradan da birisi de patlıyor. Yüz kişi sema mı olurmuş? Bir sürü laf küf. Neden? Çünkü dini ayakta tutanlarla dini ayakta tutmayanların mücadelesi Adem'den itibaren devam ediyor. İşte bu dini ayakta tutmaya çalışanların huzuruna, yanına, etrafına gidersen katı taş ve mermer bile olsan, gönül sahibine ulaşırsan cevher olursun.
Katı taş, hayat seni taşlaştırmış, dinsizlik, imansızlık seni taşlaştırmış, yaşadıkların seni taşlaştırmış, kalbin kas katı olmuş, mermer gibi olmuşsun, taş gibi olmuşsun, içinde merhametin M'sinin noktası yok, içinde imanın iyisinin noktası yok, içinde vicdanın V'sinin noktası yok, o hale gelmişsin. Ama ne halde olursan ol, hangi halde olursan ol, eğer sen bir gönül dostunun huzuruna gider, bir gönül dostunun meclisine gidersen, cevher olursun, cevher olursun. Onlar ne yaparlar? Onlar gelen taşı kimya ile cevher ederler. Kimya ile.
onların sohbeti, onların bakışı, onların nazarı, onların muhabbeti, onlara olan sevgi, seni ne yapar? Seni ehil bir mümin eder. Seni Allah'a dost, peygamberine yoldaş eder. Eğer öyle bir gönül dostu sahibine erişirsen ki, erişmek farzdır insana. Erişmek farzdır. erişmek farzdır. Çünkü ayet-i kerimede inam ettin, ihsan ettin. Fatiha'da öyle diyoruz. Bizleri onlarla beraber eyle. Farz. Salihlerle beraber olmak farzdır.
Rabbim cümlemizi salihlerden eylesin ve salihlerle beraber eylesin. Vel asrıda ne der Cenab-ı Hak? Bütün insanlar hüsrandadır. Ayırmamış. İman edip iyi amel salih amel işleyenlerle hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna. Sen salihlerle beraber olmak zorundasın. Salihlerin yolunda olduğun gibi salihlerle de beraber olmak zorundasın ki sen de salihlerden sayılasın. sen salihlerin yanında dur salihlere gönül bağla salihlerle gönül ilişkin olsun ki sen de onlardan sayılasın. Eğer gönlünde kalbinde bir salih sevgisi yok ise kalbinde bir salih muhabbeti yok ise bil ki senin gönlün hayvan gönüllüdür.
Bil ki senin gönlün kafir gönüldür. bil ki senin gönlün münafık gönlüdür. Çünkü senin gönlün mümin ise gönlün mümin ise kalbin mümin ise sen mümin isen sen ancak ve ancak salihleri sever salihlerle oturur kalkarsın. Senin muhabbet kurduğun senin sevdiğin kimse salih kimsedir. Eğer mümin isen yok mümin değil isen muhakkak ki sen salihlere düşman olursun. Muhakkak ki sen salihlerin yoluna laf söylersin. Muhakkak ki sen salihlere sırtını dönersin. Muhakkak. Çünkü salihlerin sohbetinde bulunmak münafık gönüllerin işi değildir. Salihlerin sohbetinde bulunmak kafir gönüllerin işi değildir.
salihlerin sohbetinde bulunmak hayvan gönüllerin işi değildir. Çünkü salih kimselerin gönüllerinde Allah vardır. Gönüllerinde Allah olduğu için müminler salih kimseleri severler. Hadis-i Kudsi'de Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki Allah'ın öyle kulları vardır ki onlara bakıldığında Allah hatıra gelir.
O münafıklar Allah hatıra getirecek her şeyden nefret ederler. Kafirler Allah hatıra gelecek her şeyden nefret ederler. Kafir çünkü. Münafık namazı hatıra getirecek her şeyden nefret eder. Münafık orucu hatıra getirecek her şeyden nefret eder. Münafık Allah'ın zikirle alakalı her şeyden nefret eder. birisi bana öyle dedi ya ne bu ya dedi siz böyle köpeklerin havlaması gibi bir şeyler yapıyorsunuz dedi. Ben elimi böyle hemen omuzuna vurdum. Dedim sen doğru söylüyorsun. Böyle baktı dedim zikrullah halakası ayna gibidir dedim.
Zikrullah yapanlar da ayna gibidir dedim. Baktığında kendini görürsün dedim. Ne yani ben köpek miyim şimdi dedi. Gördüğün neyse olsun sen dedim. gördüğün neyse olsun sen dedim. Sen olsun. Münafıklar Allah'ı zikredenleri sevmez. Münafıklar Allah'a böyle kemal noktasında iman etmiş kimseleri sevmez.
Gelsin şimdi bir münafık buraya siz ne demiyorsunuz bu adamı ya der. Tabii siz tapıyorsunuz bu adamlara der. Öyle söyler. birisine ben elimi omuzuma koydum. Bağırıyorsun dedim. Atatürk'e laf söyletmem diye. Evet dedi. İnsan sevdiğine laf söyletmiyor bak dedim. Evet dedi. Dedim ben de şeyhime laf söyletmiyorum. Ben de onu seviyorum dedim. Söyleme laf. Söylersen canını acıtırım senin. Kaldı. Herkes sevdiğine dedim ya. Herkes sevdiğine. Münafıklar Allah'ın sevilmesini istemezler.
münafıklar peygamberin sevilmesini istemezler. Münafıklar velilerin sevilmesini istemezler. Münafıklar müminlerin sevilmesini istemezler. Çünkü münafıktır o. Kalbin ifak ehlidir. Ama sen Allah'ı seversen Resulünü seversen Allah ve Resulünü seveni seversen sen bil ki mümin gönüllüsün. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazreti ne buyurdu? Ya Rabbi senin sevgini senin sevenin sevgisini seni sevdirenin sevgisini benim kalbime bahşeyle. Bir hadis dedi ne dedi? Çölde susuz kalmış bir kimseye soğuk şerbeti sevdirdiğin gibi bana da sevdir dedi.
bu ne? Bu mümin bakın bu mümin o yüzden ya işte gel üstadı sev sevmez ya münafıklık varsa kalbinde adamı sever mi? Çünkü melekler ne yapıyor? Mümin kulların kalbine ilham ediyor. Allah filancayı sevdi sen de sev diyor. Sevmekle alakalı bu mesele. Temizlerin muhabbetini ta canının içine dik. o peygamberlerin o velilerin o mürşitlerin o müminlerin sevgisini canına dik. Onu kalbine sapla. Bu sevgiyi hiçbir şeytan ve hiçbir şeytanlaşmış gönül ve akıl senin kalbinde bunu ırgalayamasın.
Hiçbir fırtına hiçbir kar hiçbir boran hiçbir şeytan nefesi hiçbir şeytan borazanı senin kalbindeki bu salihlerin sevgisine dokunmasın. Dokunamasın. Sen öyle dik ki kalbine o sevgiyi. Senden Allah sevgisini peygamber sevgisini veli sevgisini mümin sevgisini kimse senin kalbinden söküp atamasın. kimse bu sevgiyi böyle bir ihanete kesintiye uğratamasın. Sen öylesine sevgiyi öylesine muhabbetle sımsıkı ve dimdik dur. Bakın sımsıkı ve dimdik dur. O sevgi ile ölmeye bak. Bakın o sevgi ile ölmeye bak.
Ne dedi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kişi sevdiği iledir. Kişi sevdiği iledir. Kişi sevdiği iledir. Üç tane söyledi. Üç sefer söyledi. Kişi sevdiği iledir. Allah Celle Celaluhu. Kişi sevdiği iledir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Kişi sevdiği iledir. Veliler, velisi, şeyhi, üstadı. Dördüncüsü yok. Sevmekle alakalı dördüncüsü yok. Eşine muhabbet beslersin. Çocuğuna muhabbet beslersin. Eşine muhabbet beslersin. Çocuğuna muhabbet beslersin.
Seni mahşerde dimdik tutacak olan üç tane sevgi var. Manevi bu kalbin seyr-i sülükudur. Bu kalbin seyr-i sülükudur. Üç sevgi. Allah sevgisi, Resulullah sevgisi, mürşid sevgisi, kutup sevgisi, veli sevgisi, ne dersen de. Bu üç sevgi, bundan hesap sorulmaz. Bu üç sevgi, o kimsenin kulunda, kalbinde var olduğu müddetçe onu hiçbir rüzgar sarsamaz. Kişi sevdiği iledir, kişi sevdiği iledir, kişi sevdiği iledir. Üç sefer. İlmel yakin, ennel yakin, hak tel yakin.
Kişi sevdiği iledir. Kalbi seyrisülüktür bu. Kalbi seyrisülük. Bir işin, nefsin seyrisülükü vardır. emmare levvame mülhüme mutmenne râde mardiye safiye. Bu nefse aittir. Bu nefse aittir. Burada yürürken o kimse bir de kalbin seyrisülükü vardır. Bu dördüncü makamda başlar. İlmel yakin, aynel yakin, hak tel yakin. Bu üç sevgi Müslüman'ın, müminin kalbinde her dahi var olacak. O yüzden Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri mektubat, 29. mektup, 9. kızım, 8. telvih'te der ya, bir kimse adi, samimi bir ehli tarikat olsa şeyhine duyduğu muhabbet cihetiyle asla bugünkü zındıkalarının desisesine düşmez der.
Neden? Şeyhine duyduğu muhabbet cihetiyle. İbare aynen öyledir Risale'de. Şeyhine duyduğu muhabbet cihetiyle. Neden mektubattan kaldırıyorlar bu mektubu? Mektubatlardan burayı kaldırıyorlar şimdi. Zamanı değilmiş. Dedim neden kaldırıyorsunuz? Yanlış anlaşılıyor da. Sana ne dedim ya ilmi ne saklıyorsunuz? Size mi ait? Daha açıklanmamış yazılmamış bir sürü mektubattan ve sözlerden yazılar var. Risalecilerin elinde elden ele bunlar böyle saklanıyor. Açıklayın. Açıklamıyorlar. Neden ilmi gizliyorsunuz? Üstad yazdırdı mı?
Bunu yazdırdı. Açıklayın. Neden açıklamıyorsunuz? Zaten mezarı bile belli değil. Gidip mezarında bir daha mı ascakla? Açıklayın. Düşünebiliyor musunuz? Hala da bu ülkede Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri'nin kabri şerif açıklanmıyor. Devlet kayıtlarında var. Nerede gömüldü? Devlet kayıtlarında var. Nerede gömüldü? Ama açıklanmıyor da devlet kayıtlarında var.
Dillendirilemiyor bile. Dillendirilmiyor bile. Söylenilmiyor bile. İlk defa açıktan söyleyen benim Türkiye'de şu anda. konuşamıyorlar bile. Çıkın konuşun söyleyin. Devlete müracaat edin. Mezarı nerede deyin? Mezarını gösterin bana deyin. Bize gösterin deyin. Mektup yazın dilekçeyle başvurun. Yapmazlar ki. Kendi yazdığı mektubatı saklıyor insanlar. Kendi yazdığı risaleleri saklıyorlar. Düşünün. Kraldan fazla kralcı insanlar.
Daldan dala geçiyoruz ama hakkınızı helal edin. E oraya da bir parantez içerisine alalım. Böyle bir de handikap var. Daha öyle açıklanması gereken o kadar çok şeyler var ki. Üç tane Osman'ın astıkları var. Kimleri astılar? Nerelere gömdüler astıklarını? Söylenildiği gibi Çankaya'nın bahçesinde öldürülmüş, vurulmuş, yatırılmış insanlar var mı? Bu devlet benim. Ben bu tip söylentileri devletim adına hoş görmüyorum. Benim devletimin içindeki hainler, böyle şeyler yaptılarsa çıkarsın devlet bunları meydana. Çıksın özür dilesin, özür dileriz desin.
Evet bu tip hukuksuzlar yapıldı densin. Var. Astılar mı astılar. Katlettiler mi katlettiler. Çıksınlar söylesinler. Allah muhafaza eylesin. evet o üstad Bediüzzaman Said-i Nursa hazretleri öyle der. Şeyhe duyduğu muhabbet cihetiyle. O zaman şeyhe muhabbet etmek, onu sevmek, silsileye karşı muhabbet beslemek. Şeyhinin şeyhi, şeyhinin şeyhi, şeyhinin şeyhi. O silsileye muhabbet beslemek. Ta Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme kadar.
Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmek. canından, malından, eşinden, çoluğundan, çocuğundan, her şeyinden fazla sevmek Peygamber'i. Bu sevgi kimde var? Sufilerde var. Bunu alt etmeye çalışıyorlar. Bunu alt etmeye çalışıyorlar. Vazifemiz var bu konuda. Biz bu konuda vazifemiz var. Biz nerede Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şeriflerini inkar ediyorlar? Nerede hadis-i şeriflere laf söylüyorlar? Nerede Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin koyduğu ilkelere hakaret ediyorlar? Yoksa yollar bu yılbaşından sonra yarın istişaremiz var.
Bunun hukuki mücadelesini başlatacağız. Bütün arkadaşlar neyse hukuki zemini bunun geçeceğiz şikayet edeceğiz Cumhuriyet Savcılığı'na. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar etmek, hadislerine laf söylemek kolay olmayacak bundan sonra. Kolay olmayacak. böyle bir şey yok. Herkes sessiz koyun gibi. Millet çıkıyor televizyona Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleriyle alakalı bilir bilmez doğru yanlış istediği şeyi söylüyor. Geçen gün öğretmenin birisi demiş ya eşofman giyen kızlar zina hükmünde demiş. Adamı patiçeri ne o şeyden aldılar görevden aldılar. Ya bunu söyledi diye adamı görevden alıyorsun adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar ediyor.
Bir sürü öğretmen var. Onlar görevde duruyor. Hadisleri inkar eden müftüler var. Hadisleri inkar eden imamlar var. Hadisleri inkar eden imam hatip öğretmenleri var. Hadisleri inkar eden profesörler var. Doçentler var. Öğretim üyeleri var. Hadisleri inkar eden bakanlar var. Bakan! Hadisleri inkar eden bakanlar var. biz suskunuz. Biz suskunuz. Müftü hadisleri inkar ediyor. Müftü müftü hadisleri inkar ediyor. İmam hatipte öğretmenler var.
Hadisleri inkar ediyorlar. İlahiyetlerde öğretim görevlileri var. En küçük görevliden profesöre kadar. Hadisleri inkar ediyorlar. Bundan sonra bu yarınki toplantıda karar alacağız tasavvuf vakfı olarak. Hadisleri inkar edenler gideceğiz. savcılığa şikayet edeceğiz. Herkes kendi bulunduğu yerde gidecek. Halkın dini duygularını istismar ederekten işte halkı düşmanlığa sevk etmekten. Kardeş katil mi olalım? Hadisleri inkar ederekten bizim karşımızda biz hukuksuz bir şey yapalım diye mi istiyorsun? Hadisleri inkar ediyorsun. Hadi İncil'i inkar et. Hadi Tevrat'ı inkar et.
Tarihi hiçbir belge yok. İncil'in ve Tevrat'ın İncil ve Tevrat olduğuna dair. İnkar et hadi. Çık de ki bunların bu İncil'in tarihi olarak hiçbir değeri yoktur. Çünkü kanıtı yoktur. Tarihi bir vesikası yoktur. Çık bu Tevrat'ın tarihi olarak hiçbir vesikası yoktur. Bunun normalde bu Tevrat yerinde geçmezdi. Tarihi olarak hiçbir kaydı yok çünkü. Çık inkar et hadi. Hayır. Hadisleri inkar edecek. Bakın hadisleri inkar edecek. Allah muhafaza eylesin. Yok hayır. Bu devran böyle yürümez. Yok. Bu böyle gitmez. Hayır. Ne olacaksa olsun ne gelecekse başımıza gelsin.
Biz hadis şerifleri savunmaktan dolayı ne gelecekse başımıza gelsin. Biz sünneti Resulullah'ı savunmaktan dolayı başımıza ne gelecekse gelsin. Daha ne gelecek ya başımıza zaten? Ölümden öte yol mu var? Ne için yaşıyoruz ki? Felsefemiz belli. Kur'an sünnet vatan millet. Felsefe bu. İnancımız bu. Sünneti Resulullah'ı yok ederlerse bilin ki vatanınızı yok ederler. Evet. Parçalarlar. İç savaş çıkar bir ülkede. Evet. Sebep? O ayeti başka türlü anlayacak. O ayeti başka türlü anlayacak. O ben ayeti böyle anladım sen kafirsin diyecek.
Sen ne diyeceksin ki ben ayeti böyle anladım sensin kafir. neden? Hadis yok çünkü. O seni kafirsin de öldürmeye kalkacak. Sen onu kafirsin de öldürmeye kalkacak. İstedikleri bu. İlim değil istedikleri. İstedikleri bu. O yüzden mücadele edeceğiz. Vatan tehlikede. O yüzden mücadele edeceğiz. Bu millet tehlikede. Tehlikede. Mezhepsizlere, hadis inkarcılarına, selefi vahabilere bu memleketi ve bu meydanı boş bırakmayacağız. Vermeyeceğiz. Hayır. Hayır. Biz sağ olduğumuz müddetçe, nefes aldığımız müddetçe bu mezhepsizlere, bu hadis düşmanlarına, peygamber düşmanlarına meydanı boş bırakmayacağız.
Allah muhafaza eylesin. temizlerin muhabbetini ta canına dik. Allah'ın sevgisini, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisini, ashabın sevgisini, velilerin sevgisini, müminlerin sevgisini, dostlarının sevgisini kalbine dik. Temiz, salih insanların sevgisini kalbine dik. sımsıkıtır. Gönlü hoş olanların muhabbetinden başka muhabbete gönül verme. Bu gönlü hoş olan, o salih kimselerin muhabbetinden başka gönlüne muhabbet koyma. Bunu bir Hazreti Pirden, Mesnevi'den bir kıta okuyaraktan bu geceyi bitirelim bu konuyla alakalı.
kim olursa olsun ister yaya ister atlı yol dostlarıyla buluşmayı, onların halini sormayı, hatırlarını ele almayı lazım bil. Topluluğa dost ol. Zira kalabalık ve kervan halkının çokluğu yol vurucuların belini kırar. Onları kahreder. Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi veliler huzurunda otursun. Topluluğa dost ol. Dersleri takip et. Arkadaşlarının kardeşlerinin yanında dur. Topluluğa dost ol. Zira kalabalık ve kervan halkının çokluğu yol vurucuların belini kırar. Onları kahreder. Derslerin kalabalık olması, derslerin düzgün olması yol vurucu münafıklara kafirleri kahreder.
Tekkende ders var. Evinde oturma. derse git. Dergahında ders var. Evinde oturma. Dersine git. Mahallende ders var. Evinde oturma. Dersine git. Allah adamı ol. Allah adamı. O kalabalık ne yapar? Yol vurucuların belini kırar. Şey bu arus varmış. Herkesi götür. De ki meyhaneye giderken götürürdüm. Barapaviyona giderken götürürdüm. Heva hevese giderken götürürdüm yanımda. götürür müydün? Götürürdün. Hiçbirimizde biz medreseden gelmedik. Var mı medreseden gelen burada? Elini kaldırsın. Yok. Biz hepimiz sokaktan gelmeyiz. Biz hepimiz sokaktan bataklıktan gelmeyiz.
Biz hepimizde bataklık gülüyüz. Biz bataklıkta doğmuşuz. Biz bataklığın içinden çıkmışız. biz kardelen çiçeği gibi her türlü zorluya her türlü meşakkata her türlü sıkıntıya her türlü baskıya göğüs gerip kafeyi kaldırmışız. Güneşi göreceğiz diye. Karmış buzmuş boranmış üstümüzden geçmişler altımızdan geçmişler yanımızdan vurmuşlar arkamızdan vurmuşlar biz ne vurana bakmışız ne vurulduğumuz yere biz güneşi görmek için gözümüzü dikmişiz ta ötelere yürü yol senin at senin kısrak senin yürü durma öyleyse sen o yol vuruculara sen o kafirlere o münafıklara o mürtedlere o yoldan dönmüş sütü bozuklara yoldan çıkmış kanı bozuklara rağmen dimdiktir de ki erlik bu de ki yiğitlik bu de ki delikanlılık bu
de ki müminlik bu de ki adamlık bu de ki kadınlık bu biz kuran ve sünnet yolunda dimdik duracağız yalpalamayacağız gevşemeyeceğiz geri dönenlerden olmayacağız neydi felsefe geri döneni vurun ben dönersem beni de vurun felsefe bu o zaman dimdik dur gazete pir diyor topluluğa dost ol zira kalabalık ve kervan halkının çokluğu yol vurucularının belini kırar onları kahreder Allah ile oturup kalkmak isteyen kişi veliler huzurunda otursun velilerin huzurundan kesilirsen helak oldun gittin velilerin huzurundan kesilirsen helak oldun
gittin yok bana yan git dedi yok bana çeyrek git dedi yok ben oraya gidiyorum filanca var gene onu mu göreceğim orada yok ben oraya gidiyorum da işte filanca gene orada da onunla beraber mi zikrullah yapacağım ben derslere gitmiyorum artık velilerin huzurundan kesilirsen helak oldun gittin velinin halakasından ayrılman Muhammed-i Mustafa'nın halakasından ayrılmandır onun halakasından ayrılman Allah'ın halakasından ayrılmandır müminlerin halakasından ayrılanlar tekrar söylüyorum müminlerin yolundan ve halakasından ayrılan
sapık ve kafirdir sapık ve kafirdir sonu odur bakın sonu odur Allah muhafaza eylesin şeytan birisini kerem sahiplerinden ayırırsa onu kimsiz kimsesiz bir hale kor o halde de bulunca başını yer mahvedip gider şeytan seni önce zikrullah halakasından ayırır şeytan seni önce salihlerin diyarından ayırır şeytan seni önce dostların halakasından ayırır şeytan seni önce topluluktan ayırır sen bir şey bahane edersin nefsin senin bir şeyi bahane eder kendi kendini haklı görürsün kendi kendini doğru görürsün kendi kendini üstün
görürsün kendi kendini fasulye gibi nimetten görürsün kendi kendini kendini doğru zikredenleri yanlış görürsün kendini alim zikredenleri cahil görürsün kendini faziletli her gün Allah'ı zikreden gözü zikirde kalbi zikirde dili zikirde bedeni zikirde cismaniyeti zikirde maneviyatı zikirde ruhu zikirde canının canı özünün özü zikirde olanı eksik ve kusurlu gösterir sana şeytan ve nebiyiz ve seni o halakadan uzaklaştırır uzaklaştırdıktan sonra da kurdun aslanın avını sürüden tezgahla oyunla çıkarıp yediği gibi şeytan
seni değer merak etme hani görürsünüz ya aslanlar böyle tuzak kurarlar öyle değil mi kime tuzak kurar aslanlar sürünün en hastasına sürünün en savunmazısına şeytan da kalbi nifak olana tuzak kurar dikkat et şeytan kalbi gevşek olana tuzak kurar şeytan ibadetlerde gevşek imanında gevşek ona tuzak kurar sana tuzak kurduysa şeytan bil ki sen zayıfsın toparlak eline bir derse gitmediğinde şeytan sana tuzak kurdu perşembe zikir var mı var sen neredeydin evdeydin neyi bahanettin işte yorgundum da hanımı bahanettin çocuk ateşi vardı da
yok beyin ateşi vardı da yok yok hanımın ateşi vardı da yok hanımın dayısının kayınvalidesinin dünürünün bilmem nesi gelecekti de derdi de dedi de bahane çok sen o perşembede zikre gittin mi gitmedin mi gitmedin gitmedin kardeş şeytan senin ayağına çelmeyi taktı gönlüne çelmeyi taktı senin gözüne kulağına çelmeyi taktı ya taktı taktı mahallende ders var mı ders var gittin mi gitmedin şeytan senin kalbine çelmeyi taktı ya efendim işte gidiyoruz da bizim çavuş şöyle yapıyor da hee olur senin istediğin gibi bir tane çavuş
dikelim biz oraya olur sen nasıl istiyorsan söyle fabrikaya müracaat edelim verelim siparişini sana uygun bir çavuş gelsin yetmez ki sen sana uygun bir tane zakir istersin sana uygun bir tane şeyh sana uygun bir tane peygamber sana uygun bir tane kitap sana uygun bir tane de Rab lazım bitmez ki bitmez sen bir adım sonra bu zakir güzel değil hoş değil değil bir adım sonra yani bu zakir böyle bu şeyh ne ama koydu ki o zakir oraya şeyhte iş yok ya bu şeyhi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerdi görevlendirdiyse
bu peygamberde iş yok aşağı bitti muhabbet bitti Allah muhafaza eylesin bir derse gitmezsen bil ki vazifeli oldun ders şeytan senat çelme Allah muhafaza eylesin topluluktan bir an bile ayrılmak bil ki şeytanın hilesinden ibarettir topluluktan bir an bile ayrılmak bil ki şeytanın hilesinden ibarettir Rabbim bizi muhafaza eylesin Cenab-ı Hak bizleri korusun Cenab-ı Hak salihler zümresiyle her daim bizleri beraber eylesin inşallah haklarınızı helal edin bizden yanında helal olsun el fatih hama salamat el

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi