Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 1 Ocak 2021 · 18:26
Mübarek olmayan gülme, lalenin gülmesidir. Ağzını açınca, kalbinin karalığını gösterir. Burayı şerh ettik herhalde, ama hatırlamak babından bir kısa bir şekilde girecek olursak, laleye bakarsanız, dışı sureti çok güzeldir. Ama lale açılınca, yaprakları açılınca, içinden simsiyah tohum olan hali çıkar.
Bu, insanlar vardır, içi dışı bir değildir. Dışı süslüdür, güzeldir, ama içi süslü değildir, güzel değildir. Allah muhafaza eylesin. Buraya kısa geçtim. Gülen nar bahçeyi güldürür. Erler sohbeti de, seni erlerden eder. Gülen nar dedi, hani nar çatlar ya, çatlayınca, içinin o meyvesi meydana çıkar. Bir kimsenin kalbi, dükkan, dili tüccardır.
Üç dakika, beş dakika, on dakika, bir saat, iki saat, bir gün, iki gün kendisini saklayabilir. Veya öyle insanlar vardır, biz içinden iğnelidir deriz ya, uzun müddet, belli bir müddet kendini saklayabilir. Ama sonuçta o testide ne varsa, dışarı o sızar ya, bir kimsenin kalbinde ne var ise, o dışarı sızar. Bu, hiç değişmeyecek doğrudur. Bir kimsenin, dili farklı farklı konuşabilir. Ama o kimseyi iyi izlerseniz, öyle bir an gelir ki, kalbindeki gerçeği, kalbindeki hakikati, bir anda ağzından boşaltıverdiğini görürsünüz. Bir kimse, üç gün, beş gün kendini cömert gösterebilir. Ama cimri ise, umulmadık bir yerde o kimse cimriliğini gösterir. Dayanamaz daha fazla.
Veyahut da bir kimse namaz kılmıyorsa, iki gün, üç gün, beş gün sizle beraber namaz kılabilir. Ama siz namaza devam ettiğiniz müddetçe, bir gün onun namaz kılmadığını görürsünüz siz. O yüzden, iyi insanlar, doğru insanlar, etrafına iyilik ve doğruluk saçarlar. Mutlu insanlar, etraflarına mutluluk saçarlar. Güzel insanlar, etrafına güzellik saçarlar. Bir kimse agresif, sinirli, sert, katıysa, etrafına agresif, sinirlilik, katılık saçacaktır. Hani Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için Cenab-ı Hak diyor ya, eğer diyor senin gönlün katı olmuş olsaydı, sen sert, huylu, tabiatlı olmuş olsaydın, etrafında hiç kimseyi bulamazdın diyor. Etrafında hiç kimse olmazdı.
Demek ki yumuşak huyluluk, tatlılık, hoşluk, o kimsenin etrafındaki insanların çoğalmasına sebep olacak. Tabi buna en güzel örnek, Hz. Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. Enbiya suresi ayet 107, Ey Muhammed biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. O alemlere rahmet olarak gönderildiğinden, aleme rahmet saçar. Her taraf ne olur? Bahçe, bahar olur. Eğer bir kimse Muhammed-i Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri uyarsa, hem gönlü onun bahar olur, gül bahçesi olur, hem de onun etrafı bahar olur, gül bahçesi olur. Tabi burada insanlar da o peygambere ve o peygamberin izinden giden kimselerin etrafında bulunması gerekir ki, o erlerden sayılsın.
Buna da Tevbe ayet 119. ayet-i kerime buna işaret ediyor. Diyor ki, Ey iman edenler Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun. Neden? Sadıklarla beraber olursanız, siz de sadıklardan sayılırsınız. Hani Hazreti Mevlana dedi ya, erler sohbeti de seni erlerden eder. O zaman sen sadıklarla beraber olursan, sen sadıklardan sayılırsın. Kötülerle beraber olan, kötülerden sayılır. İyilerle beraber olan, iyilerden sayılır. Bakın, bunun ortası yoktur. Bir fiiliyat olarak, bir düşünce olarak, bir fikir olarak, ya iyi bir şey düşünmüşsündür, ya da kötü bir şey düşünmüşsündür. Fiiliyat olarak, ya iyilik yapmışsındır, ya da kötülük yapmışsındır. İkisinin ortası yoktur.
Ya iyidir, ya kötüdür. Hiç kimseye zarar vermedin. Sen iyilik yapmadığını zannediyorsun. O iyidir. Neden? Senin elinden, dilinden bütün insanlar emin oldular. Neydi? Müslüman odur ki, elinden ve dilinden diğer insanlar emindirler. Sen aslında bir iyilik yapmadım diye düşünüyorsun. Ama, senin elinden ve dilinden bir kötülük çıkmadığından dolayı, sen ne oldun? İyilerden oldun. Senden hiç kimse zarar görmedi. Sizin en hayırlınız, etrafına hiç zarar vermeyeninizdir. Hadis-i şerif. O zaman, bizim en hayırlımız, etrafına zarar vermeyen. Zarar vermemek dahi, bir ibadettir. Zarar vermemek. Bir haramı işlememek, bir haramı işlememek, ibadettir. Haram işlemezsiniz, haram işlemediğiniz müddetçe, ibadet etmiş sayılırsınız.
Bir de farzları yerine getirirseniz, muhteşem bir insan olursunuz. Haram işlememek, haramdan uzak durmak, her türlü harama bir kimsenin kendisine set çektirmesi, set çekmesi büyük bir ibadettir. Haramların bir kısmı vardır ki, bir başka kimseyi ilgilendirir. İkinci şahısları, üçüncü şahısları, dördüncü şahısları, haramlar vardır ki, devleti ilgilendirir. Kamunun işi ilgilendirir. Bakın, haramlar farklı farklıdır. Siz, devletin üzerinden bir haram işlersiniz, bütün milletin helallığını almanız gerekir. Bakın, bütün milletin helallığını almanız gerekir. Ama bir de, bireye karşı haram işlersiniz, o bireyle helallaşırsınız. Bunda diğerlerin hakkı yoktur. Ama ve lakin, o kimseye haram işlerken, diğerleri gördüyse, diğerlerine kötü örnek oldunuz.
Bu da farklı bir şeydir. Kötü örnek olmak da, günah-ı kebârdir. Mümin, iyi örnek olmak zorundadır. O zaman, biz eğer, sadıklarla beraber olursak, kötülerle beraber olmazsak, sadıklarla, iyi insanlarla, Allah'tan korkanlarla beraber olmaktan dolayı, biz onlardan sayılırız. Yine, hadis-i şerifte, iyi arkadaş yalnızlıktan, dikkat edin, iyi arkadaş yalnızlıktan, yalnızlık da kötü arkadaştan hayırlıdır.
İyi arkadaş yalnızlıktan, yalnızlık da kötü arkadaştan hayırlıdır. İyilerle dost olan, misk satanla beraber olan gibidir. Onun güzel kokusu diğerine bulaşır. Kötülerle beraber olan da, demirci çıraıyla beraber olan gibidir. Onun kiri de diğerine yansır. Buhari, Müslim, Ebu Davud. Demek ki, iyi arkadaşlarla beraber olan, kendisinin üzerinden misk kokusu yayılacak.
Kötü arkadaşlarla beraber olan, sanki demirci dükkanına gitmiş gibi, isk okacak. Buna benzer bu manada yine bir hadis-i şerif var ya, işte kokucu dükkanına giden misk kokar, demirci dükkanına giden isk kokar diye. Sizin gittiğiniz yer önemli. Eğer kötülüklerin işlendiği bir yere giderseniz, muhakkak size kötülük bulaşacaktır. Eğer iyiliklerin işlendiği bir yere giderseniz, muhakkak ki size iyilik bulaşacaktır. Hani meşhur ya hadis-i şerifte bir adam vardı, tövbe etmek istedi. İyiler ona gitti, ona gitti, ona gitti. Herkes dedi ki, senin tövben kabul olmaz, senin tövben kabul olmaz, senin tövben kabul olmaz. Sonra Arif bir zata denk geldi. Veli bir zata denk geldi.
Ona sordu, dedi ki, ben tövbe edip iyi olmak istiyorum. Bana ne tavsiye edersiniz? Geçmiş ümmetlerden bu. Hadis de sabit. Ona o veli zat, o arif zat dedi ki, o bilge insan dedi ki, filanca yer dedi, iyilerin şehridir. Sen oraya hicret et. Oraya doğru yol al. Sen dedi, orada git yaşa. Muhakkak ki iyilerden olursun ve Allah seni affeder. O günahkar kimse, o iyilerin yaşadığı şehre doğru yol almaya başlayınca, yolda öldü. Ecel onu yakaladı yolda. Ölünce, iyiler dediler ki, bunun yönü bize aitti. Biz bunu iyiler şehrine defnedeceğiz. Kötülerin şehrinde yaşayanlar dediler ki, bu bize aitti. Bu bizdendi. Biz onu kötülerin şehrine defnedeceğiz.
O arif zat, oraya geldi. O bilge insan oraya geldi. Baktılar, baktı ki, iyilerle kötüler birbirleriyle kavga edecekler. Muhteşem bir şey söyledi. Dedi ki, bunu ölçün. Kötülerin şehrine ne kadar, iyilerin şehrine ne kadar. Geldiler, kötülerin şehrini ölçtüler. Örneğin atıyorum, iki kilometre. Ondan sonra aldılar, iyilerin şehrine doğru ölçecekler. Cenab-ı Hak, meleklerin vasıtasıyla, iyilerin şehrini o kimseye yaklaştırdı. Ölçtüklerine baktılar ki, iyilerin şehrine daha yakın. Böylece o kimseyi aldılar, iyilerin şehrine gömdüler. İyi olmaya karar verdiğinizde, iyi olmaya karar verdiğinizde, muhakkak Cenab-ı Hak sizi iyilere ve iyiliklere yaklaştıracaktır.
Eğer kötülüğü ve kötülerle beraber olmaya devam ederseniz, Cenab-ı Hak sizi kötülüğe ve kötülere yaklaştıracaktır. Burada cüz irademiz önemli. Cüz irademizle biz iyilerden ve iyiliklerden yana tavrımızı koyacağız ki, biz iyilerden sayılalım. Düşüncemiz, niyetimiz, fikrimiz, içimiz iyiliklerle dolu olacak. Biz hayrı isteyen bir ümmet olacağız. Biz hayra koşan bir ümmet olacağız. Biz Kur'an ve sünnetin sımsıkı yaşanması için sımsıkı sarılanlardan olacağız ki, etrafımıza iyiliğin numunesi olalım. Neye örneğiz biz? İyiliğe mi örneğiz, kötülüğe mi örneğiz? Bizim eşimiz bizi örnek alırken, bizim iyiliklerimizi mi örnek alacak, kötülüklerimizi mi örnek alacak? Eğer ki bir erkeğin hanımı, bir erkeğin çocukları iyi ve hayır noktada değil ise, bunun sorumlusu birinci derecede o erkektir.
İkinci derecede sorumlusu o evin hanımıdır. Eğer bir kimse ağzından çıkanları duymuyorsa, ağzında her türlü küfür, bela, musibet, sıkıntı var ise ve diline sahip değil ise, eline sahip değil ise, asla eşinden ve çocuklarından hayır beklemesin. Buna hakkı yok. Önce biz iyi olmakla mükellefiz. Toplumdan şikayet etmenin bir anlamı yok. Biz neysek toplum o. Biz iyisek toplum iyi olacak. Biz iyi değilsek toplum kötü olacak. Bilirsiniz ben bir çıt daha ilerisini düşünürüm. Dedim ki, sufiler toplumun kalbi hükmündedir. Sufiler. Eğer sufiler toplumun kalbi hükmündeyse, sufiler iyi olmak zorundadır.
Sufiler iyi olurlarsa, bilin ki toplum da iyi olur. Neden? Sufilerin etki gücü ile, sufi olmayanların etki gücü aynı değildir. Hani diyor ya Cenab-ı Hak ayeti keremede, hani müminler bin tane kafire bedeldir diyor. Bunlar mümin olan iyi sufiler, iyi müminlerdir. O zaman iyi bir sufi etrafını aydınlatan bir kimsedir.
Etrafını aydınlatan bir kimsedir. Kandil gibidir. Lamba gibidir. Filorosan gibidir. Elektrik lambası gibidir. Karanlık bir yere bir köşe lambası koyarsınız, bütün mahalleyi aydınlatır. Pusula gibidir. Yol gösterir. Pusula gibidir. O zaman sufiler toplumun pusulası gibidir. Sufiler toplumun yol göstericisidir. Sufiler toplumu aydınlatmada, etrafına iyiyi, doğruyu, güzeli, hakkı, hakikati anlatmada ve yaşamada en önemli unsurlardır. Allah bizi onlardan eylesin. Yine hadisi şerif. Kişi dostunun dini üzeredir. O halde kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin. Kişi dostunun dini üzerinedir.
O halde kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin. Senin dostun kim? Senin dostun kim ise ahlakın da ondandır. Sakın deme bana benim ahlakım farklı diye. O senin dostun mu? Evet. Dost, dostu arar, sorar, beraber olmaya çalışır. Beraber olmaya çalışır. Örneğin, işte her gece restorana giden bir arkadaşınız var. Onunla beraber olacaksanız ya siz oraya gideceksiniz ya o size gelecek. İkisinden biri dostsanız, arkadaşsanız. E siz oraya gittiniz, ona benzeyeceksiniz. O size geldi. O size benzeyecek. İkisinden biri. Eğer sen doğru yoldasan, doğruysan ve birbirinizi çok seviyorsanız o size benzeyecek. Çünkü doğru bir tane iki değil. Bu meselede doğru bir tane iki değil. O zaman kendimizi doğrulardan ve iyilerden yana doğru yürüteceğiz.
Kişi sevdiğiyle beraberdir. Kişi sevdiğiyle beraberdir. Hadis-i şerif, biz sevdiğimizle beraberiz. O zaman kimi seviyorsak, biz onun dini üzerineyiz. Onun ahlakı üzerineyiz. Onun felsefesindeyiz. Onun görüşündeyiz. Neden? Biz onu seviyoruz çünkü. Mümin, müminin aynasıdır. O zaman mümin, müminin aynası ise bizim aynamızda kim var? Bir bakın. Biz kimi gördüğümüzde ne görüyoruz? Ona bakın. Yine de son hadis-i şerif. Müminler bir binanın tuğlaları gibi birbirlerini destekler. Sevenler birbirlerini destekler. Mümin, mümini destekler. Bir bak bakalım sen kime tuğla oldun? Bir bak bakalım sen kime basamak oldun? Rabbim bizi iyilerle, güzellerle, doğrularla, hak ve hakikat yolunda gidenlerle beraber eylesin.
Her daim bizi hak ve hakikat noktasında konuşan, hak ve hakikat noktasında yaşayan kullarından eylesin inşallah. Geceniz mübarek olsun. Selamun aleyküm.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.