Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 41:54
Fiziksel olarak yorgun olduğumuzda mahalle derslerinde katılmamamız lazım, katılmamamızda bir sakınca var mısır, var mısır, mümin, pasavuk, disiplin olmaktır, derdişlik, disiplin olmaktır, nefsin bir sürü hilesi var mısır, nefsin bir sürü hilesinden birisidir zikirden alıkoymak için fiziksel yorgun. Kapı aralanırsa arkasını havre aralanır. Bu hafta fiziksel yorgun olur, bir daha haftaya rugi yorgun olur, bir daha haftaya kalbi yorgun olur, bir daha haftaya morali bozuk olur, bir daha haftaya işi bozuk olur, bir daha haftaya eşi bozuk olur, bir daha haftaya çocuğu bozuk olur, bozuk olmakta da işte sıkıntı olur.
Hanımı der ki, gitmesen olmaz mı? Çocuk der ki, baba seni özledim, bir daha haftaya böyle sıkıntı vardır içinde gitmem dersin, yok. Mümin, disiplin, nasıl 33 tane Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah, … pogonuzu çizmizler için tamamlıyorsunuz. Derviş günlük, haftalık, aylık, yıllık ibadetlerini, aynı Subhanallah tespihi gibi ardı ardına ekler. Senin ne dersin var? Perşembe günleri burada dersin var. Bu senin her hafta yapman gereken umumi ders.
Bunu her hafta, elli iki haftaya tamamla. Başka neyin var senin? Senin haftalık dersin var mahallede. Ne gün? İşte salı gün, çarşamba gün, cuma gün, pazar gün ne gün dediyse mahalledekiler. Sen ona ekle. Pazartesinden pazartesi onu ekle. Onun inkıdaya uğratma. Beş vakit namaz, farz, ibadet. Onu birbirine ekle. İnkıdaya uğratma onu. Subhanallah tesbih gibi o da ardı ardına gelsin. Ramazan orucu farz. Subhanallah tesbih gibi her yıl Ramazan'da oruç tutmaya niyet et ve orucunu tut. Pazartesi perşembe oruç tutmak sünnet. Bunu kendine bir delimdir. Pazartesi perşembe devamlı orucunu tut. Subhanallah tesbih gibi ona devam ettir.
Veyahut da başında ortasında sonunda oruç tutuyorsun. Ayın başında ortasında sonunda orucunu tut. O ay tut. Bir dahaki aya da tesbih tanesi gibi onu ekle. Eklemeden bırakma. Allah sizin az ama devamlı ibadetlerinizden memnun olur. Razı ol. Subhanallah tesbih gibi devam ettir. Sen onu bu hafta benim başım ağrıdı. Bu hafta benim belim ağrıdı. Bu hafta benim çocuğum hastası. Bu hafta fiziksel yoğunluğun var. Bir dahaki haftaya ruhi yoğunluğun var. Eğleda. Bir daha kaftaya terliyorum orada. Öksürüyorsun. Bak öksürüm geçmedi. Bak filancanın öksürüğü geçmemiş. Kanser olmuş. veren olmuş. Ciğerlere gitmiş paralanmış.
Senin de ciğerlerin paralanabilir. Nefse oyun çok. Sakın ha. Tasavvuf disiplin işidir. Fakat disiplin işidir. Allah'a gönül verme, Allah'ı sevme disiplin işidir. Disiplinsizliği kaldırmaz. Siz halinizi değiştirmedikçe Allah sizin halinizi değiştirmez. Bir kavim kendisini değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez. Siz kendi halinizi değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez. Bir adım siz atacaksınız. Halinizi değiştireceksiniz. Bir adım daha atacaksınız. Halinizi değiştireceksiniz. Gevşeklik yok. Hava sıcaktı. Kar yağdıldı. Yağmur yağdıldı. Fırtına istedi. Yok donuldu. Yok yağmur yağdı. Yok işte lodos varmış. İstanbul'a giderken İstanbullular telefon açıyordu bana ilk yıllarda.
Ne o? Kar yağacakmış. Tabi biraz da beni düşünüyorlar. Hani yorulmasın yollarda kalmasın işte eziyet çekmesin diye. İlyasın diyordum ben. İnsanlar bir şeye başladı mı bitirecek. Yola çıkmışsın yürüyeceksin. Ölürsen yolda ölürsün. Yolda ölürsün. Şehit olursun yolda ölürsen. Şehit olursun. Senin fiziken işte bedenin yorgunur. Sen git orada uyu. Sen git zikrullah olanı yerel git bir köşeye çekip otur derviş oturursun. Büyük boynun uyu. Vallaha da billaha da billaha da senin evde dinlenmenden daha evlâ dinlenmen. Özlersin. O uykuyu özlersin.
Zikrullah alakasında zikrullah meclisinde itikaptan oturduğun yerde on dakikalık uyku var ya yattığın yerde bir gecelik iki gecelik uykuya bederdir. Kesinlikle taviz yok. Nefsinize taviz vermeyin bu noktada. Bunun hilafına değişik sohbetlerde değişik yerlerde radyolarda televizyonlarda işte siz nefislerinizi ellerinizle ne o nefislerinizi zulmetmeyiniz diyerekten size cevaz verenler olabilir.
Bunlar bu ayet-i kerime bunlarla alakalı değil. Siz ibadetlerinizi günü gününe ardı ardında saati saatine yapacaksınız. Saati saatine. Sen dersini bugün çekeceksin. Tesbih tanesi gibi. Bugün dersini çekemediysen sabahtan akşama onu iade edeceksin. Bugün komple dersini çekemediniz. Yarın iade edeceksin. Nefse paya vermek yok. Nefsin aldatmasına kanmak yok. Ya nafile ibadet yarın yaparsın. Hayır nafile değil. Bizim için ibadetlerin hepsi de vacip hükmünde. Bizim nafilelerimiz dahi vacip hükmünde. 50 tasavvufun nafile ibadet olmaz. ibadete namile gözü şeriat biz o ibadete başladıysak ona söz vermişizdir.
Bizim için vaciptir o. Biz pazartesi perşembe orucunda niyet etmişizdir. Bizim için vaciptir o. İşte ayda üç gün başında ortasında sonunda veya oruç tutmak bizim için vaciptir o. Derviş kardeşlerimizin hiçbirisinin bir ayı geçmeden bir ayı geçmeyecek oruçsuz geçirdi. Bu yeni derviş olan kardeşler için geçerli. Derdağla yeni tanışmış daha. Bizde yeni tanışmış. Derslere yeni gelip gidiyor. O bir ayı oruçsuz geçirmeyecek. Kendini disimdil edecek. Daha önceden hatta Şeyh Efendi Hazretlerinin zamanından derviş olanla dört günü geçirmeyeceksiniz oruçsuz. Üst üstte dört günü oruçsuz geçirmeyeceksiniz.
Beşinci gün muhakkak oruç tutacaksınız. Arkadaşlar onlarda dört günü geçirmeyecekler oruçsuz. İnsanın Allah'a yakın başka ibadet yoktur. Günahlarından temizleyen kusurlarından temizleyen bir ibadet yoktur. Şehvetini heva ve hepsini kesen başka bir ibadet yoktur. Muhakkak kardeşler dört günü geçmeyecek bir oruçsuz çak. Tesbih tanesi gibi. Geçirdin mi? Bil ki kaplettesin. Öyle oruç geçtiyse bir hafta geçtiyse bir kafahtan uzaklaşmışsın.
Ulaşmışsın. Halini doğru çevirmeye başla. Senin halini başka açık bir şeyle başla. Sen bu hafta oruçsuz diye veririm. Ya bu hafta işin çöktersin biter. O yüzden kıymetli kardeşler tasavvuf disiplindir. O feda etmektir. Nefsi feda etmektir. Nefsin isteklerinden geçmektir. Nefsin namazılarından geçmektir. O der ki sana ye yemek ya 30 gün Ramazan az kılırdı sana.
O çüklüyor. Aman gitme peşinden. Nefis böyle der sana. Nefis der ki ya ne işin var? Bırak boş der kardeşim ya Allah Allah. 30 Ramazan orucunu 5 vakit namazını kılarsın bu sana yeter. Nefis onu öyle sever sana. Ama Allah feda etmektir söyler. Aldatır seni. Kandırır. Bakın neyle kandırıyor? Senin dinin içerisindeki bir dökümle kandırıyor. Seni aldatmasın. Ehli tasavvufu kandırmasın. O yüzden muhakkak biz ibadetlerimizi ardı ardına yerine getireceğiz. Allah bize affetsin. Ve bunda yürsünmeyeceğiz. Bunda erinmeyeceğiz. Bunda kablete düşmeyeceğiz. Bunda gevşemeyeceğiz.
Bu perşembe benim dersim var. Bitti. Bunda yürsünmek yok. Bunda erinmek yok. Benim çarşamba günlük kalrımda dersim var. Benim cumadur reyham mahallesinde dersim var. Benim gürsün salı bitirebilirsin. Pazartesi salı çarşamba cuma dört günlük. Pazartesi gürsünün içerisinde pazartesi günders var. gürsünün içerisindeki kardeşlerinin bir tanesi evinde yatmaya yapıyor. Ben tarlada çalıştım. Ben bahçede çalıştım. Yok ben işte işim var mı? Lücüm var mı? Yok kardeş. Yok öyle şey. Yok nefsinizi buna alıştırmayın. Bakın nefsinizi buna alıştırmayın. Nefis alışmaya doğrusu.
Bir kapı aralama oradan yürür gider. Bahanesi da bulur o. O gün çocuk ateşlenir. Hanım ateşlenir. Olmadı annen ateşlenir. Olmadı baban ateşlenir. Kayıp haline kayıp etenli sülalen sıraya girer. Sülalen sıraya girer. Sen diyeceksin ki öveceğiniz zaman bana verir. Selam amiküm ben derse gidiyom. Evet bu kadar kadın.
Allah bize affetsin. Yakınlarım olan borcunu ödemek için bankadan çekeceğim kredi haram olur mu? ödeyecek olduğum borçların ne borcu olduğunu bilmiyorum ama kredi çekerekten borç ödemem. Kredi çekerekten borç ödemem. Hata yaparsın. Yakın dairenizden borç istemeyin. Borç istemeyin. Bir kimse var ise kendiliğinden bir şey teklif ederse reddetmeyin. İşiniz için ticaretiniz için yakın dairelerinizden borç istemeyin.
Ödeyemediğiniz zaman akrabalıklarınız ve arkadaşlıklarınız bozulur. Bunlar şimdi eskisi gibi değil. Dar. Aslında bu borç alışverişlerinin günü dahi yok İslam'da. Hanefilerce birisine elden borç isteseniz yok isteseniz. Karşı taraf ona gün koyamaz. Kimsenin gün koymaya hakkı yoktur. Çok bilinen bir şey değildir. O yüzden bakın İslam akrabalıklara, arkadaşlıklara, dostluklara iyilik yapmaya öder. Birbirlerinize yardım etmeye öder. Birbirlerinize fise bilillah fise bilillah destek olmanızı ermeden.
Bu çok güzel bir şey. Bu çok harika bir şey. Bu kardeşliği teşvik eden, perçinleyen, birbirini bağlayan, birbirine kenetleyen bir şey. Ama borç veren insanlar, yardım eden insanlar, yardım ettiklerini veya borç verdiklerini tahakkim altına almak istiyorlar. Onu kendine esir etmek istiyorlar. Onu kendi emrini almak istiyorlar. Biraz böyle bu noktada borç verdikleri kimseyi, yardım ettikleri kimseyi zürre düşürüyorlar. Bu, o ibadetin, o hayrın yapılmasından daha büyük bir bir kimse birisine borç verdiyse onun gözünün içine bakmaya da utanmalı. Acaba yanlış mı anlar diye. Bu ahlak kalmadı insanlarla. Hatta var, yani yardımcı olmak kastıyla, iyilik yapmak kastıyla adam geliyor, sana parayı veriyor, bütün ayrı aleme seni rezil ediyor.
İnsanlar birbirlerine iyilik yapmaları, birbirlerine borç vermelidir, birbirlerine yardım elini uzatmaları, birbirlerini bu noktada desteklemek kadar büyük bir ibadet yok. İnsanlar Allah'ın evi gözü hükmünde, Allah'ın sıfatları hükmünde ve gerçekten bunu yapan insan Allah'ın işini yapıyor. Birisi naçer kalmış onun elinden tutmak, birisi ekmeksiz kalmış ona ekmek vermek, birisi evi burdun dağılmak üzere ona yardımcı olmak. Bunun kadar büyük bir ibadet yok. Bunun kadar Allah'ın evi ibadet yok. İnsanlar bunu yapan kardeşler bunları insanların yüzüne, gözüne, arkasından konuşmamaları lazım.
Allah affetsin. Sıkıştığında ben sana şöyle korkuyorum. Allah affetsin. Bunların hepsi de yanlış şeyler. Bunların hepsi de eksik şeyler. Bazen arkadaşlar, yakın dairedekiler hayıflanıyorlar, bana diyorlar ki işte sen hani bize hiçbir derdini anlatmıyorsun, hiçbir şeyini anlatmıyorsun. Ben de içimden diyorum ki yaşadıklarım var. O yaşadıklarımı gördükçe artık hiç kimseye hiçbir şey söyleyemez noktasına geliyorsun. Hiçbir şeyini anlatamaz noktasına geliyorsun. Niçin? O adam onun senin o halini kullanıyor kimseyi. Allah muhafaza eyleseyi. O yüzden evet bir kimsenin bir kimsenin eksikliğini bir kimsenin yardımına ihtiyacını bir kimsenin bu noktada durumunu analiz edip ona fi sevgilillah Allah rızası için borç para vermesi ona yardımcı olması onun hastalığına hastanesine çocuğuna evine vargına geçirmesine geçimsizliğine mutlaka böyle yardımcı
olması önerik olması yeminle söylüyorum size bugünkü yaşadığımız ortamda Allah'ın eli veriyordur. Niçin? Önceden insanlar köylerde yaşıyorlardı. Küçük kazalarda yaşıyorlardı. Köylerde ve kazalarda insanlar birbirlerine çok tutkun birbirlerine çok destekçiydi. Madde önde değildi. Dünyeli ihtiraslar önde değildi. İhtiraslar dünyevi adımlar önde değildi. İnsanlar dünya için kardeşlerini kırmıyorlardı üzmüyorlardı. İnsanlar dünya malı için birbirlerini incitmiyorlardı. Şimdi insanlar dünyaya sımsıkı sarılmışlar. dünyaya sımsıkı sarılmışlar. Kendi canını kurtarsın da etraf doğrusu olsun o noktaya gelmişler.
Ve birisi eğer ki hasbelkader bir borç istiyorsa bir kötü durumdaysa ona bakıyor bakıyor bir kere ne yapabilirim diye onu nasıl ondan kaçabilirim diye. Eğer yaptıysa onu zaten pankarttas çeklerinde ise oysa verene verdim demek yakışmaz. Alana al. Yani bir hayır görün kimseye şu yakışır. Ya işte ilk kimse Allah razı olsun bize bu noktada yardım etti. İlk ilk kimse Allah razı bize vesile oldu doyurdu. İlk kimse Allah ondan bakın bunun söylenmesi lazım. Bunun inşa edilmesi lazım. Bunun medebilmesi lazım ki insanlar iyiliğe doğru koştunlar. Ama bunu söyleyen yardımı gören kimse söylemesi lazım.
Borcu alan kimse söylemesi lazım. Demesi lazım ki Allah razı olsun filanca arkadaş iyi bir adamdır. Bizim elimizden tuttu. Filanca arkadaş cömert bir insandır. Allah sildi. Ya hepsini sil ya. Allah Allah kardeşim dilenme. Sustum. Ya ben silceğimi silmişim. Senin hepsini sil demen dilenme. Dileniyor adam. Din ise dilenmeyi yasak yok. Durdum kalktım baktım baktım Allah buna söyleyeyim mi söylemeyeyim mi şimdi bunun hani dinin hükmünün hukukunu diye sustum.
Sen nasıl biliyorsan öyle yapamam onu istemek yok. dilenmek yok. Sil demek yok. Bundan vazgeç demek yok. Gücünün nispetinde gayret sahip etmek var. Allah'a yaslanıp Allah'a dayanmak var. O yüzden kıymetli kardeş o bankadan kredi çekecek olan çekme kredi git akrabalarına söyle yakın dairene söyle hakkınızı helal edin parayı vermem gecikecek de çünkü bankadan borç biraz daha artacak.
Ticaret erbabı için götürdüğünü yüksek ticaret yapanlar iyi ticaret yapanlar bankanın götürdüğünü bir şekilde kendi içlerinde eritebilirler. Ama küçük ticaret erbabı küçük ticaret erbabı küçük esna veyahut da bu noktada böyle işi çok düzgün olmayanlar onları kaldırmakla zorlanırlar temelinde perişan olurlar.
Allah'a abadayım. Sahabede okudum anlayamadım. Sayfada 272 Ebu Derdan'ın nasihatları şuraya son değer var. Unuşan gevezelik yapan sağ olsun unutulmuş. Bir mümin haberi olmadığı halde müminlerin kalben kendisine buğuz etmelerinden sakınsın. Bakın mümin haberi yok. müminler buğuz etmeye başlıyor. Bir mümin kardeşiniz var onun haberi yok ama öbür kardeşler o kardeşi buğuz ediyor.
Ve o kardeşin haberi yok bunla. Yani sizler bana buğuz ediyorsunuz bundan benim haberim yok. Kalben kendisine buğuz etmelerinden sakınsın. Bunun ne demek olduğunu bilmiyor musunuz? Ebu Derdağ Kul tenhalarda ve yalnız başına kaldığında Allah'a isyan ederse Allah-u Teala'da haberi müminlerin kalbini onun muğzuna atır. İnsanların ihlası insanların samimiyeti müminlerin samimiyeti ihlası yalnız başına kaldığı zaman bir günah var. Allah'ın haramıyla karşı karşıya kaldığı zamandır samimiyet. Size herkesin içerisinde bir kadın gelir kendisinin size sunah siz herkesin içerisinde onu reddedebilirsiniz.
Bu ihlas ve samimiyet değildir. Herkesin içerisinde size birisi bir mal getirir bir para getirir bir pul getirir siz bunu takva edersiniz zült edersiniz herkesin içerisinde almıyorum dersiniz. Bu zült değli olmak değildir. Tenyada yalnızken kadın size gelir kendisini size teslim edeceğini söyler.
İşte imtanın sırrı budur. Siz tenhada yapayalnızken hiç kimse yokken o kadının gel deyişine gideceksiniz mi gitmeyeceksiniz mi? İşte ihlas ve samimiyet budur. Hadis-i şevte ne der? Hadis-i kudsi der. Orada o kimse ben sana yaklaşamam ben sana gelemem nikahsız sana el süremem derse bak kadın kendisini sundu ona dedi ki gel sana istediğini yap.
Erkek de dedi ki ben sana nikahsız elini süremem. Ben sana dokunamam bakamam. Ne diyor? Hiç kimsenin gölgelenmediği o mahşerde Allah'ın gölgesinde gölgelencek o kimse. İşte sizin yalnız kaldığınız zamanlarda siz türkü mü söylüyorsunuz Allah'ın zikri yalnız kaldığınız zamanlarda aldığınız zamanlarda yoksa kendi kafanızdan mülke mi dolaştırıyorsunuz?
Sizin ihlasınız. Sizin samimiyetiniz. Yani burada dervişlik kolay. Başına sarıl sarıyorsun kafalıdır güzel siyah takye veriyorlar oturuyorsunuz. Hakem kesmek burada takvalı davranmak çok kolay. Kaldığında önemli olan veyahut da hiç kimse kullardan etraftan hiç kimse olmadığı zaman o kimsenin davranışı böyle küçük önceden bizim gençliğimizde küçük köylerde kazalarda yaşayanlar böyle yöresel örtünürlerdi kapanırlardı.
Bizim Bayındır'da da var bunlardan kadınlar böyle yöresel örtünürler kapanırlar Bayındır belediye otobüsüne binerler İzmir'e gider derken işte Bayındır'dan çıktı bizim orada birkaç çırpın ayeti var işte Arıkbaşı var Arıkbaşı çırpıyı geçti önce kız veya kadınbaşının örtüsünü çıkarır biz saçlarını attırırız biz arkadan seyrediyoruz Torbalı'ya geçti mi Mantosunla tarifinden İzmir'e vardığımız mesela Etener'de çıkardık şimdi ihlas ihlas samimiyet insanların hiç tanınmadığı yerde seni orada hiç kimse tanımıyordur sen çıkarsın
orada her türlü haltı karıştırırsın işte seni tanımayan seni bilmeyen seni görmeyen insanların yanında Allah'a karşı samimiyetinle belki sen camide oynasın yedin içtin bağırdın geldin burada yine takva yaptın mümin kardeşlerinin kalbine senin hakkında buğuz sen bunun farkında olmazsın senin mümin kardeşlerin senden elin deri çeker senden sihirlenler sana karşı buğuz beslenler bu dervişlerin hepsine iyi
değilmiş kendine bir yol buldurursun hepsinde suçlarsın sen gitmişsindir ama Antalya'da ama Kuşadası'nda ama Çeşme'de ama Bodrum'dan bir hal yıldır beş boyunca otele burada hiç kimse beni görmez beni görmez demişsindir orada bir hal işlemişsindir bir şekilde mümin kullanın kalbine ilham eder der ki bu münafık haysiyetsiz der ki bu kardeşlerin derviş kardeşlerin sana karşı
merhametsiz merhametsiz olur anlayışsız olur sana karşı ellerini ayaklarını keser gerçekte onu Allah'tır ondan Allah elini kaldırmıştır o kimseye düşen vazife Allah'a tövbe etmektir borçlarınızı öyle düşüyorsanız Allah'a tövbe eğer rızkınızda eğer eşinizle komşularınızda derganınızda
şeyhinizde çavuşunuzda etrafınızda ilişkinizde bir kesiklik bir konukluk var ise suç sizdedir Allah'a tövbe edin eğer kendi kendinize haklı kendi kendinize güçlü kendi kendinize ben haklıyım diyorsanız vallahi nefsin kayınabilmiş şeytansız uçuruyor ve Allah mümin kulların kalbinden senin sevgini alıyor senin sevgini alıyor müminler seni sevmez olur müminler seni sevmez seni sevenler olur mu evet kim şeytan taraftarı içinden sevmeyenler tamam doğru kimse sevmez Allah mümin kardeşlerinin içerisinden
çıkmış gitmişsin sen haklı değilsin sen nefsine uygun 24 yıllık 24 yıllık tasavvuf hayatın var haklılığını söyleyerek sen gider var sen gitti temsile veriş tanıştı 86 yılında 86 yılından beri onunla beraber hangi ile hangi ilçeye gittiyse beraber gitmişsiniz 3 aşağı 5 yukarı
bulunduğum yerlerden ve onunla gezdiğim dolaştığım yerlerden ve o vefat ettikten sonra devam eden çalışmalarımızda kim gittiyse bakın kim gittiyse bunu bir tehdit olarak algılamayın bunu bir realite olarak algılamayın bir tehdit değil bu bu benim için de geçerli bu hepimiz için geçerli biz hepimizde halk verelim biz halk vereceğim yok bu noktada valla bizi affetsin hiç kimsenin üstünlüğü yok bu cemaatta bu mekanda halk verelim sıyırıldı gitti abat olmadı ilk başlangıçta var birisi tarafında
birisi sorunlu ilk başlangıçta Ali Hüseyin'den amcesin sen değil mi Ali? 20 yıl sonra bile insana ayrı bir tat veriyor Hüseyin'den tat veriyor bakın hiç kimse abat olmadı kimse Şehrendi'yi bırakanların hiçbirisi de bir şeyine imtisaf edip yol alamadı var hiçbirisi de Şehrendi'den önce Şehrendi Mustafa Emelid'den sonra Şehrendi'yi beğenmeyip bağlanmayanlarla yol alamadı onları beğenmeyenler vardı Şehrendi Nevşehir'de vardı Sivas'ta vardı işte Ankara'da vardı onu siz tanımazsınız bilmezseniz
onlar da böyle bir müşid-i kamil denilecek bir kimseye imtisaf edip da yol alamadı bakın bu bu bir realite bu bir tasavvur doğrusu şimdi de Şehrendi Hazretlerinden sonra Şehrendi Hazretlerinden sonra bir yere bağlanamayanlar var ya hiçbir yere bağlanamayacak hep kendilerinin haklı olduğunu söyleyecekler aynı şarkıyı aynı türküyü ben bundan yirmi yıl önce dinledim yirmi dört yıl önce o zaman da aynı şarkı aynı türkü aynı sözler vardı kristi abat kim ki zikrullah alakasından uzaklaştılar gitti tenhalarda hiç kimse görmez burada
dedi hani var ya denize gidenler deniz kenarına gidenler hiç kimse burada görmez deyip de yüzmeye çalışanlar oralarda soyunanlar burada giyinenler tervişi deyip hem gidip deniz kenarlarında mayolarını bikinilerini giyip erkekler de şortlarını giyip mayolarını giyip bir haftadan bir şey olmaz diyenler var ya var onlar burada yok da var öyle vardı abat tervişlerin gönlünden alıverir çünkü sahamenin sözü Allah'u hamen buna inşaat Allah bizi affetsin doğrusunu Allah pazartesi gün malum inşaallah kuş tutun dememe gerek yok herhalde size
burada dememe de gerek yok herkes inşaallah rahman tekke de yine iftarımız var tabi bunu böyle söylüyoruz binlerce şükürler olsun gördükten bizim arkadaşlar yine kalkıyorlar sandalyelerde oturamıyorlar oturmaları da habes olurlar inşaallah orada iftarımız var yine Allah izin veresem orada inşaallah sohbetimiz olacak semamız olacak zikrimizde olacak inşaallah hakkınızı helal edin burada yaz için bayanlara kızlara okula gidenlere ait kurs devam ediyor sema kursu devam ediyor yukarıda bayanlara ait
teklede kurs devam ediyor inşaallah katılmak isteyenler katılmaya gayret etsinler üç ihlas sıfatı her şey sülf aka Allah adamsin Allah sülf Allah sülf Allah
sülf Allah das
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.