Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 45:25
Şahâb-ı Hak. Cenab-ı Hak günlerinizi hayır etsin, günlerinizi hayırlı etsin. Gâbim ben AK Parti'ye oy verdim diye bana sen ne Yahudiymişsin dedi. Ben de çok üzüldüm onun için dua eder misin? Onun için dua ettiğiniz için onun önce teyzin imana ihtiyar. Mü'min bir kimse sen ne Yahudiymişsin denirsen mü'min bir kimse küfürle itham eden kimse küfre düşer.
Evli ise tecid-i hükâh gerektir. Evli değilse tecid-i iman meseleyi kurtarır. O yüzden öyle tecid-i iman etmedikçe onu dua geçmez. Gıybet, kimlere gıybettir. Günahkar kimselerle, salih kimselere yapılan gıybet aynı mı?
Gıybetin çeşitleri var mı? Gıybet, bir kimsenin, mü'min bir kimsenin hoşuna gitmeyecek bir şeyi arkasından konuşmak gıybettir. Bir kimsenin arkasından konuşuldu mu hoşuna gitmeyecek o kimsenin, öyle değil ki kıymet. Bir kimse üzerinde eğer ki günah-i kebair var ise, o günah-i kebairi terk etmiyorsa, onunla meşhur olduysa, onunla tanındıysa, onun öyle söylenmesinde bir beis yoktur.
Meyhanecinin meyhaneci filanca dendiği gibi, var çalıştıranın varcı filanca dendiği gibi. Veyahut da müminlerden faiz alanın faizci filanca dendiği gibi. Veyahut da işte ahlaksızlık, eşkale ahlaksızlık yapanın o ahlaksızlıkla tanınması gibi. Bunlar gıybet olmaz. Veyahut bir kimsenin işte mesleği var, mesleği ile tanınıyor. Devleti Ahmet, ver ver Ahmet. Böyle de tanınmasında tabi bir beis yok, bunlar gıybet değil. Ama öbür türlü mümin bir kimsenin hoşuna gitmeyecek, onun bir lakaf takılması, hoşuna gitmeyecek arkasından laf konuşulması gıybet olur. Eğer konuşmak isteyenler varsa sohbetten sonra konuşabilirler veyahut da dışarı çıkıp konuşabilirler.
Bu sözü üç kat takımlar için geçerli. Birbirinize şişt yapmayın. Kimse kimseye müdahale etmesin. Yanındaki kimse konuşmaz ise hiç kimse konuşmaz. Sohbet adamındandır. Bir kimse sohbete gittiğinde buranın adamıdır bu. Buraya gerçek olan kardeşler burada sohbet başladığında yanındaki insanlarla sohbeti keserler. Yeni gelmişse o kimse muhakkak bir şeyler soracaktır.
Sohbetten sonra konuşalım deyip tatlı bir şekilde konuşulduğu mesele biter. Eğer konuşmaya devam edilirse buranın adam ve erkanına uyulmamış olur. Hakkınızı evade edelim. Biz hiç kimse bu noktada böyle üzerinde kılıç gibi durma noktasında değiliz. İnsanların, hür insanların, hür bireylerin birbirlerine müdahale etmesini de uygun ve olgu bir hareket olarak görmüyorum. Bir kimse çok affedersiniz dürtükleme ile gitmez. Tasavuk kalbe doğan bir güneş gibidir. Bu kimsenin kalbine doğduysa bir daha bakmaz. Bu kimsenin kalbine o doğmadıysa ona da söyleyecek bir laf yoktur. Allah bizi affetsin.
La ilahe illallah ağzıma yapıştır. Konuşmadığım her an durmaksızın söylüyorum. Ama TV izlerken ona ama boş muhabbetlerde her yerde söylüyorum. Bunun sakıncası var mıdır? Ama sadece ciddi söylüyorum. Akıl, kalp başka yerlerde oluyor. Dinin söylesin. Dil alışmadıktan sonra kalp alışmaz. Devamlı zikri kendinize şiar edin. Bizim yolumuz kazarı yerine getirip, nafilelerle tutunacağımız din, tutunacağımız ip, azı zikirdir. Bakın tekrar söylüyorum.
Bizim yolumuz kazarı yerine getirip, nafilelerle Allah'a tutunacağımız en zikirdir. Kendinizde devam et, devamlı. Devamlı Allah'ı zikredeceksiniz. Zikrin en faziletlisi la ilahe illallah. La ilahe illallah. Hangi esmayı alırsanız alın. Hangi esmayı size verirlerse versinler, siz hangi esmadasınız size derlerse desinler, tevhidi bırakmayacaksınız. Deseler ki size, bu gece seni uçarken gördük. Sen kendini uçarken görsen, sen kendine yediye değil yetmiş bine kopyalandığını görsen, deseler ki burası son makam.
Bundan sonra çıkacak olduğu makam yok, tevhide devam et. Zikrullah'a devam et. Ve zikrullah'ın tevhidi, hangi esmaya geldiğinin önemli, önemli değil. İnsanların yenildikleri, insanların kahvete, nefsine uyduktarı tek nokta vardır. Onlara derler ki sen şu makamdasın, o kendisini bir şey zanneder.
Veya sen şu esmayı alın dediğinizde, kendinizi bir şey zannetmeyin. Tevhide devam edin. En güzel, en hakiki, en haz makam, kulluk makamıdır. Biz, Havuk diye bir peygamberin ümmetinden çıkarmayacaksınız. Bunu kalbinizden çıkarmayacaksınız. Gün gelecek, gökleri seyran edeceksiniz. Gün gelecek, ar şarlayı seyran edeceksiniz. Gün gelecek, cenneti cehennemi sanki avucunuzun içindeymiş gibi göreceksiniz. Gün gelecek, ar şarlayı edeceksiniz. Gün gelecek, peygamberler mihmandarınız olacak. Önünüze düşecekler, elinizden tutacaklar. Bütün semayı size ziyaret ettirecekler, gösterecekler.
Siz, La ilahe illallah demekten vazgeçmeyeceksiniz. Esmayı çek diyen melekler, 300 tane neyse o esmayı çekseniz, La ilahe illallah'tan geri dönmek yok. Ona devam edeceksiniz. Allah bizi muhafaza etmesin. Esma alış, insanda makam sevdası olmuştur. O makam sevdasında insanı törpüleyen, törüştüren, o makam sevdasını bu noktada insanın gönlünden, kalbinden yok eden şey, kulluktur. Diyeceksiniz ki, ben Allah'ın kulluğunun Habibi'nin ümmetiyim.
Bize tebrihten başka bir şey yakışmaz. Tebrihte devam edeceksiniz. Allah muhafaza eylesin. Hep görülmüştür. İnsanlar belli esmarları aldıklarından sonra yıkılıp tutmuşlardır. Belli bir noktaya geldiklerinden dolayı yıkılıp tutmuşlardır. Şöyle düşünmeyin, bana bir şey olmaz. Şöyle düşünmeyin, bize bir şey olmaz. Şöyle düşünmeyin, biz dervişiz, biz yıkılmayız. Biz yıkılmayız. Şöyle düşünmeyin. Bizim öyle bir üstadımız var ki, biz yıkılmayız. Herkes yıkılır. Tarih yıkılanlarla doludur. Ama herkende yıkıldığı yerden kalkar. Tarih sen kalkanlarla doludur. Sakın yıkılmam diye düşünme.
Sakın yıkıldığın anda da sen tevhide sımsıkı yapış. Sımsıkı yapış. Sımsıkı yapış. Bir ayağını Kur'an ve sünnete sabit bağla. Öbür ayağınla nafilelere sabit bağla. Bir elinle sakın ha yıkılmayı terk etme. Bir elinle de sakın ha o velilerin, o nebilerin yolunu terk etme. Allah bize affesledi. Tabir olmakla biat ettik aynı şeyler. Aynı şeyler. Bunları dünyalık ve adaletlik konularında sizin gözünüzde açıklar mısınız? Dünyalık biat edenler dünyalıklarını bulurlar. Dünyalık biat nedir? İşte giderseniz bir iş yerine, iş yerine çalışacaksınızdır. İş yerindeki şartları kabul ettiğinize dair sözleşmeyi imza atarsınız.
O iş yerine, iş noktasında biat ettiğinizi biliyorsunuz. Devlet başkanı vardır. Devlet başkanı biat doktorudur. Giderseniz devlet başkanını biat ederseniz, devlet olarak bir kimseye veya bir sisteme biat etmiş olursunuz. Bu manada, ahiretlik veya dünyalık olarak ayrılmış tasavvuf bir manada da bir üstada gidersiniz, üstada biat edersiniz. Üstadla biat ettiyseniz, onun çizdiği görünce de Kur'an ve Sünnet tarihesinde yürümeye söz vermiş olursunuz. Margarin yağlarda domuz yağı katkısı var mı? İmalatçısı değilim ki. Sünnet tarihesinde sallallahu ve sellem manzaretlerini takma, şüphelilerini terk etmektir demiş. Ben de yemiyorum.
İçinde o yıl var mı, bu yıl var mı diye düşüneceğimi yememek daha iyi. Endüstriyel, endüstriyel olan hiçbir gıdayı yemeyin. Endüstriyel hiçbir gıdayı yemeyin. Bu size tavsiyem. Bir emir değil. Endüstriyel hiçbir şey yemeyin. Sizin çok affedersiniz, bir tane soğan orada bildiğiniz kuru soğan. Ekmeğin arasını koyun, yiyin. Endüstriyel en güzel gıdayı da yemeyin.
Vallahi de hem billahi de hem fillahi de o kuru soğan, o endüstriyel gıdadan daha natural, daha iyi, daha sağlıklı, daha şifa. Evlerinizde margarin almayın. Bir şey olmaz, eksilmez. Eksilmez. Sana yağmış, tamam yağmış. Yok bu ülkenin çıkardığı bizim yağmış. Yok sizin yağmış.
Ulan ne yağ olursa olsun hepsi şey değil mi? Endüstriyel değil mi? Evet. Ben komple, komplesini yemiyorum. Bir evde endüstriyel bir gıda varsa oraya da endüstriyel gıda yemiyoruz. Söyleyin. Yemiyorum da. Bir şeyim de. Endüstriyel gıdalar, konserveler. Yemiyorum. Dışarıdan sucuktu, salandı, sosisdi. Yemiyorum kardeşler.
Bunu soruyorlar. İçerisinde domuz var mı? Bana ne? Ne varsa var. Yeme, at kenara. İçme iç. Fanta'ydı, işte ne bileyim tepsiydi, pepsiydi. İçme kardeşim. Git ayran iç. Git süt iç. Git yoğurt ye. Git su iç. Allah bizi affetsin. Başlarsınız zikrullaha. La la he illallah.
Durursan da başlarsınız. İki ses olur. La la he illallah. İki tane zikreden var. Dil ayrı, kalp ayrı. Dil susar artık orada. Çünkü o has verir, tat verir, meslek verir. İçeriden böyle ılık ılık hücrelerine doğru akar. Öyle bir sıcaklık oluşur, öyle bir ılıklık oluşur. O göğüs boşluğundan bütün vücuduna tevhid atar sanki.
Tatlı tatlı. İnsanı böyle bir ayrı bir senfonenin içerisine atar. Bir hayat var. Bir yaşandı. Gündüz, gece. Hiç önemli. Bunu yakalamak için, bunu yakalamak için zikrullaha devam edecek o kimse. Artık tevhid başladı. La ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. O böyle bir heyecan kasırgası. Heyecan kasırgası. Durduğunuz yerde durdurmaz sizi.
Kah ağlatır. Kah güldürür. Kah hüzünlendirir. Kah uçurur. Kah güldürür. Kah koşutturur. Halden hale katar. Halden hale. Yaslanırsınız artık bir kenarlara. O devam eder. Ama arabada yakalar sizi. Ama dönüşte yakalar. Ama yürürken yakalar. Ama zikrullahta yakalar. Ama yatakta yakalar. Ama gece uyurken yakalar. Bir yerde yakalar. Ama secdede yakalar. Bugünkü ehli tasavvufun en büyük eksikliği zikrullaha devamiyet arz etmemesi.
İçinize yerleştirmemeniz olur. Eğer içinize yerleştirirseniz. Oooo. Nur ala nur. Onu dinlersiniz zaten. Artık akıl kalbi dinlemeye başlar. Akıl o sesi duyar. Akıl o sesi duyar. Artık dil susar. Ya kalbin dili konuşur. Zikrullaha devam eder. Ve an gelir. Bir bakarsa ki. Orada nurdan bir şey bak. O zikrullah ediyor zannedersin.
Ve bakarsın. O zikrullah ediyormuş gibi gelir sana. Doğru yoldasın. Devam eder. Samimi derviş olma. Yolunda maç izlemek. Müzik dinleme. Dünyalık şeyler engel olur mu? Eğer onlar senin kalbini meşgul ediyorsa ki eder. Onlar senin gördüğünü başka noktada meşgul ediyorsa ki eder. O zaman senin kalbine zikrullah ilmesine engel olur onlar. Bu şeye benzer. Bir dervişin annesi Geylan Hazretleri ile evladı için görüşmeye gelmiş. Demişler ki üstad yemek diyor. Yemeğini bitirsin. Öylesi görüşüyor. Yok demiş. Görüşeceğim illaç. İçeri girdi. Bakmış ki. Abdülkadir Geylan Hazretleri bir tavuk kızartılmış. Katur kutur onu yiyor. Biz de evladı senin yanına gönderdik. Üstad diye demiş. Bizimki açlıktan demiş. Rengi sararsınızı oldun. Zayıfladı gitti kalbim demiş.
Sen burada demiş. Sevinmişsin. Katur kutur tavuk yiyorsun. Üstad mübarek hiç boğmamış istifini. Katur kutur katur kutur tavuğu yemiş. Kemiklerini de bir tabağın içine toplamış. Kadın hafır eleştiriyor tabağı orada. Hani az yiyin diyorsunuz. Ses çok yiyorsunuz. Hani yağlı yemekler yenmez mi? Siz yiyorsunuz. Hani et yenmez mi? Siz neden yiyorsunuz? Vay benim evladım yoruldu gitti. Sarabın mozartı gitti. Yemek bitince tabağın içindeki keliflere kültürü izleyin lan demiş. Çırpır pırpır pırpır bir tavuk herhalde. Yedi tavuk. Kış dalıyor abi. Yürü. Tavuk yürümüş gitmiş. Kadın ailemden duruyor. Demiş ki senin oğlan da bu hale geldiğince yesinler. Şimdi aç duracak. Şimdi rengi sararacak soğacak yağ.
Bu hale gelince o da yemeğini yesin. O zaman demiş yiyiniz içiniz israf etmeyiniz. Yürü. Bir ayet kerime var. Ne zaman? O zaman. Riyazata devam edinize. Şöyle düşün. Bize bir şey olmaz ya. Biz bunu da seyrederiz. Hayır. Olur. Allah muhafaza edesin.
Seni nasıl terbiye eder? Yirmi yıl ona çalışmışım. Şimdi dönünce zorlandım. Ah nefis. Yirmi yıl ne? İnsanı öyle bir noktaya getirir ki ömrünü heba eder nefis. Döndüğün zaman da seni perişan eder. Döndüğün zaman da seni perişan eder. Bunun yolu Muhammed Mustafa'nın hidayetine tabi olmaktır. Nefis ve mücadelenin yolu Muhammed Mustafa'nın hidayetine tabi olmaktır.
Muhammed Mustafa'nın hidayeti demek nefisine, onun dinletisine, onun bilgisine, onun sözüne tabi olmaktır. Kim ki Muhammed Mustafa'nın hidayetine tabi olmadır, o nefsiyle mücadele etmedi. Kim ki nefsiyle mücadele etmedi, onu tanımadı. Onu tanımadı, Rabbisini de tanımadı. Biz mücadele eder ki nefisle mücadele onu tanımaktan geçer.
Nefisle mücadele onu bilmekten geçer. Onu tanımak, onu bilmek, onunla körü körüne savaşmaktan, insanlar nefisleriyle körüne savaşıyorlar. Veyahut da yenilginin içindeler. Siz eğer düşmanı tanımazsan, düşmana karşı kalın. Siz karşınızdaki tehlike olduğunu tanımazsan, ona yenilir. Karşınızdaki gücün, kuvvetin, kudretin hangi noktada olduğunu bilmezseniz, tanımazsanız, ona yenilirseniz. Bize bütün ehli, İslam dünyasının içerisindeki ehli tarikata, ehli tasvufa eksik bilgi veriyor. Eksik bilgi şu, nefisle savaşıyor. Tanımadığınız bir düşmanla nasıl savaşırsınız?
Güçle nasıl savaşırsınız? Nefsini bilirler, Rabbini bildi. Nefisinizi tanıyın. Beğendikleri, muhabbetler, neyi sevdi. İnsanlar sevdi. Beğendikleri, tanımlayamıyorlar.
Ben nelerim, ben nelerim, ben nelerim, nelerim sevdi. Önümüzde karanlıkta dolaşan gizli şirkin ayakları, muhabbetimiz, karanlık deryasında dolaşan gizli şirkimiz.
Neye muhabbet besledik? Neyi beğendik? Neyi sevdik? Neyin uğruna yol düştük? Neyin uğruna gözyaşımızı akıttık? Neyin uğruna sabahlara kadar bekledik? Neyin uğruna göz kapaklarımıza kürdan takıp kirpiklerimizi yummadık? Neyin uğruna uykusuz kaldık? Neyin uğruna neyimizi terk ettik? Neyi terk ettik? Nefsimizi tanımlamada, nefsimizi bilmeden elimizde bir gösterge olacak. Gelin, nefsinizle mücadele edecekseniz önce onu tanıyın. Onu tanımak için beğenilerinizi koyun ortaya ver. Onu tanımak için muhabbetlerinizi koyun ortaya ver. Bakın beğeniyle muhabbete ayırıyorum. Evet. Muhabbetle sevdiklerinizi ayırıyorum. Evet.
Neyi seviyorsunuz? Bana sevdirin. Bana sevdirin. Bu dünyamızda kalbinizin atışlarını hızlandıran veya yavaşlatan dedinizden geçirin.
Tabiri caizse kıçınızın üzerine oturtturan bir şey söyleyin bana. Deyin ki ben şunu sevdim. Bunu sevdiğim için şunu gözüme görmedim. Bunu sevdim. Elimi terk ettim. Bunu sevdim. Yolumu terk ettim. Bunu sevdim. Muhabbet beslemeyen nefsini tanımlayamazsın.
Gelin. Kendimize çekidüzen verin. Önce muhabbet besleyelim. Sevgiyi değil. Muhabbet besleyelim. Muhabbet besleyelim. Birisini heye, birisini özleyin. Bir şeye hasret çekin. Yolumuzun direği sızlasın. Gözünüzden yaşatsın. Yolumuzdan sadece suyu kalksın. Bir şeyin hasretini çekin, özlemini çekin. Bir şeye yanın. Ciğerinizden yanın kokusu gelsin. Ciğerinizden hasret kokusu gelsin. Bir şeye yanın. Geceniz acımına ulaşsın. Bir şeyi sevin. Bir şeye yanın. Yazın hasret mektuplarını. Mektupların uçlarını ve yakın. Şarkılar yazsınlar. Ya mektubun ucunu yakmış diye.
Evet, bir şeyi sevin ve yazın. Name yazın. Sevgiyi bana name göndermişti. Sevmiyorsanız, nefsinizi tanımlayamazsınız. Beslemiyorsanız, nefsinizi tanımlayamazsınız, bilemezsiniz. Evet, bir şeyi sevin. Bir şeye hasret çekin. Ve sevdiğinizi günahında görürsünüz. Sevginizi kalbinizde görürsünüz. Sevginizi ciğerinizde görürsünüz. Sevginizi damarınızda görürsünüz. Sevginizin hayaliyle yatar, sevginizin hayaliyle uyanarsınız. Yine sevginizin hayaliyle uyumak için gecenin olmasını beklersiniz. Böyle değilse, siz nefsinizi tanımasınız ve bilmiyorsunuz. O yüzden tanımadığınız, bilmediğiniz bir şeyle beyhuda kürek çekersiniz.
Kendi kendinizi nefsinizle mücadele ettiğinizi zannedersiniz. Evet, namaz, abdest, oruç, haramlardan uzak durmak insanın zahiri noktada nefisle mücadeledir. Ehli tasavuk, bunu bahsetmez nefisle mücadele eder. Ben bundan bahsetmiyorum size. Ben namaz, abdest, oruç, haramlardan uzak durmaktı. Bu nefsin, bu nefisle mücadeledir veyahut da bu normalde yapılması gereken bir şey. Benim söylediğim kalbi bir şey. İçsel. İçsel. Asıl hani ümmetimin gizli şirkinden korkarım dediği şey benim söylediğim şey. Benim söylediğim şey o gizli şirkle alakalı. O insanın kalbinin dehrizlerinde, karanlıkta karıncanın yürüyüşü gibidir. Sessiz, derinden fark edemezsiniz. Yana çıkaracak olan şey sevgidir, aşktır, muhabbettir.
Çünkü kalbin namaz olur. Allah bizi affersin. Hz. Mevlana Efendimizin ilk aşk ve sema edişini kısaca anlatır mısınız? Anlatsan ne olacak ki? Rivayet edilir, çarşıda giderken sema ettiğine dair. Rivayet edilir. Bununla alakalı değişik rivayetler vardır.
Muhakkak. Ama ehli tasavvuf kendi içerisinde bir aşkını ve muhabbetini dışarı vurma ritüelidir sema. Hz. Mevlana ile başlayan bir şey değil. Saçımıza boya yapmak günah mı? Yani boya eğer ki natural değilse, plastikse altına su geçilir. Dolayı abdestiniz tutmaz. Halk dilinde karabasan diye bilinen şey hakkında bilgi verilmesiniz. Bir de emeklili, durumu iyidir, çalışması uygun mu? Bu kadar işsiz insan varken sizin görüşünüz nedir? Ya ne alakası var? İşsizlik diye bir şey yok ki. İnsanlar iş beğenmiyor. İnsanlar iş beğenmiyor. Bugün bir arkadaş geldi, bir yerde müdür.
Eleman atıyor, geliyor adamlar, görüşüyoruz diyor. Daha kapatalım diyor, daha işe başlamadan önce. 2 milyar maaş istiyor. Diyorsun kadama diyor, senin işe ihtiyacın yok mu var? Ya neden 2 milyar istiyorsun? İşte 1 milyardan başla, 1.250'den başla. 2 milyardan başlayacaksın diyor. İnsanlar iş beğenmiyorlar şimdi. İşsizlik diye bir şey yok. Parayı beğenmiyor, işi beğenmiyor. İşi beğenmiyor. Yani gidecek o, 2 milyar maaşla çalışacak. 500 liraya çalışmıyor. Diyor ki bunlar bizi sömürüyor, 500 liraya çalışılmaz. İşe ihtiyacın yok senin. İşe ihtiyacın yok. Birisi de çalışıyor, emekli çalışıyor.
Ne yapacağız? Adama çalışmamı diyeceğiz. Allah bizi affetsin. Tembelliği şiar edinmişiz. İnsanlık olarak. Tembelliği şiar edinmişiz. İsrafı şiar edinmiş. Yedinmemeyi. Maksızlığı şiar edinmiş. Dökmeyi, atmayı, dökmeyi, atmayı şiar edinmiş. Geyecek, gezecek, harcayacak, ödemeyecek hiç. Ona uygun bir... Ya işe mezunu ya öyle bir işle mi çalışacak o? Acı geliyor insanlara. Kimisi mail çekiyor, kimisi işte mesaj çekiyor bana.
Genelde şimdi mail çekiyorlar artık. İsimleri, soy isimleri belli olmuyor ya. İşte siz ne o? İşi olmayan derviş istemiyorum diyorsunuz. Şimdi işsizlik var. Ya ne alakası var kardeşim? Evet işi olmayan derviş istemiyorum. Tembelli derviş istemiyorum. Git çalış kardeşim. Madem üstadını dinle. Bir liraya çalışacağım diye uğraşma. Üstad dedi ki işi olmayan derviş istemiyorum. Git dokuz yüz liraya çalış. Git sekiz yüz liraya çalış. Çalış ama. Git altı yüz liraya çalış. Git çalış. Git beş yüz liraya çalış. Git çalış kardeşim. Kim yok diye de gidiyorum git diyorum. Cevzet Usta'da iş var selam söyle benden dur.
Git yanında çalış. Herkes duruyor. Git çalış ya bir yerde git çalış. Git ben kardeşimden çalış. İş istiyorum. Beş yüz liraya çalış. Ne yapacak? Hangi dükkan yapacak ki? Kim dükkan dükkanı dolaşacak ki? Kim haydalık yapacak ki? Kim kaldırım mühendisliği yapacak ki? Kim gidip dükkanlarda dervişlik taslayacak ki? Gidecek bir dükkana dervişlik taslayacak oradan. Gidecek bir dükkana dervişlik anlatacak.
Gidecek bir dükkana bir de iş yapıyormuş gibi şey. Yok kardeşim. İstemiyorum. Boş gezmek yok. Sen de işin güzel.
Ne alakalı? İşkolütmüş gibi geldi. Mustafa Özbağ kendine diyorum ya.
Git yapma oraya bir şekilde diyorum. Sabahleyinine gelirsin diyor. Tembellik yok. Tembellik yok. Allah bize affetsin. Top sakal bırakmak final. Ben duydum ki yüz Müslüman'ı öldüren Bizanslı şövalyeler bırakıyormuş ödül olur. Valla ben böyle bir şey duymadım ama top sakal sünnet değil onu biliyoruz. O yüzden sünnet olmayan bir şey bırakmakta çok uygun değil.
Birisi bırakıyormuş ona da söyleyecek bir lafım yok. Ama sünnet olmadı kesin. Hakkınızı helal edin. Zaman kalmadı saat 10. Üç eğitaç bir bağ. Bekleyin. 12 durups.
Bu boyunç sıkınız. Eurez Mehmet-i Muhyiddin İfkadi Hazreti'nin uflarına ayrı aleyh edildik vatir ve sadar eyle ya Rabbi.
Amin. Aleyh edile ya Rabbi, fevzandan ehim etler, iş yapandan üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Şilas ve Fatiha. Amin. Geçmiş müdü kamillerin, velilerin, evliyaların, derdişlerin müddet mutlularına, ve yirmi üstadımız, üstadımız, üstadımız, canımız, canımız, canımız, canımız, bayılır açı Mustafa Efendi Hazreti'nin muhalif sütlerine, Mehmet-i Resul'un ruhanih sütlerine, yaşayan güçlü kamillerin, velilerin, evliyaların, derdişlerin müddet ruhanih sütlerine, bu ülke halimizde gelmiş geçmiş Osman halinden gelmiş geçmiş şakrabayız tarifatımızdan,
gelmiş geçmişlerden onlarla ruhanihlerine ayrı aleyh edildik vatir ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. Aleyh edile ya Rabbi, fevzandan ehim etler, iş yapandan üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah, Elazime Kerime, Elazine, La İlahe İnaheru. El Halilul El Hâditun, Muğattöbü ileviyanzü, Vallahi Müneşşeytanur Rajim. Bismillahirrahmanirrahim. İftari zikir fâlemanir hûl. Lăaah! Geire.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.