Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 11 Eylül 2011 · 59:37
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah, umurunuzu, nefesinizi hayırlı eylesin, maşallah, bir Müslümanın günümüzde muhasebecilik yapması caizdir, muhasebe olmazsa bir insan hesabını, kitabını bilemezsin, borcunu alacağını bilemezsin, ne zaman ölecek, ne zaman alacak bilemezsin, muhasebecilik, bakın, din haramlarla, çevrilir, bellidir, haramlarla, peygamber sallallahu ve sellem hazretleri, işte ikide günde böyle her şeyi sormaya başlamışlar, bu haram mı, bu haram mı, bu haram mı diye, peygamber sallallahu ve sellem hazretleri kızmıştır, o yüzden haram belli dersin, haramın dışındaki bir şeyi, haram mı diye soramazsın, Allah bizi affetsin inşâAllah.
Allah erkeklerden bir şahit, kadınlardan da iki şahit, kadının tek şahitliği neden kabul edilmez, hakkınıza helal edilmiş, ben bu tip meselelere iman gözlüğüyle bakarım, buna akıl gözlüğüyle bakmak, bizim ayağımızı yere bastırmaz, biz o esnada onu akledememiş olabiliriz, biz o esnada onu anlayamamış, görememiş olabiliriz, hatta insanlar ömürleri boyunca, hatta insanlık tarihi boyunca, o yasanın, veya o kuralın, veya o hükmün, hakikatine vakıf olamayabilirler.
Allah'ın, Kur'an'ın üzerinde tartışma yapılmaz, din, iman etmek için, kadınlar neden iki şahit edilir de, erkeklerden bir şahit yeter, erkek bir şahit, kadının iki tanesi, bir erkek yerine geçiyor şahitlikten. Bunun neden diye sorulmaz bu, birinci derecede. Hani Hazreti Ali Efendimiz, radıyallahu anh, radıyallahu anh hazretlerinin meşhur bir sözü vardı.
Eğer aklıma uyacak olsaydım, ayağımın altını mest ederdi. Ama ben Resulullah sallallahu ve sellem hazretlerini gördüm ki, o ayağının üstünü mest ediyordu. Hani, böyle toplumda çok söylerler ya iki tarafta, İslam dini, akıl dini diye. Hayır. Hiçbir din akıl dini değildir. Buna, Hristiyanlık, bundan Musa dini, buna İbrahimilik dahildir.
Hiçbir Allah'ın ilahi netli kitabı, akli değildir. İnsan aklının, insan aklının derecesi ve menfezi, zemini ve tavanı bellidir, ölçülmüştür. Aklın, gönlün demiyor. Hududu yoktur. Hududu vardır. Metafizik meselelerle ilgilenemez.
Anlatıyorum. Akıl manadan anlamaz. Kadın güzel, gayeni sever. Güzellikli kadın değildir. Normal kadınlardan daha mecnun bu ay, meşhurdur bu kısa. Bakar, perdeleri de açın der. Sarayın perdelerini de açarlar.
Leyla anlar, Reşit'in kendisini beğenmediğini. Reşit içinden geçirir, der ki acaba konuşması, lakırtısı, çıkacak olan sözler çok mu güzel, çok iyi bir konuşuyor ki, konuşmasına ama aşık olun der. Leyla sen misin der. Ona. Leyla cevap verir. Leyla benim ama Mecnun'un gözü sende yok der. Leyla benim ama Mecnun'un gözü sende yok der. Kıymetli dostlar, seven gönüldür. Seven kalptir. Bir şeyi sevip sevmemeye hükmeder. Yemeği alın olursunuz. Ama gönül ile imanı kamil olur.
İnsanı götürür mü? El cevap muhatap mı? Cevap muhataptır. Kendisine muhatap seçer. Ama imana akıl yetmez. Kar isek, ayağımız yere basmaz. Hiç kimse, kimse sevdalanmayı akılla yorumlayamaz.
Hiç kimse, gecenin yarısında sevgili belki buradan geçecek deyip de kimsenin halini akılla anlayamaz. Hiç kimse, kara kukukunu kurmak geldiği belli değil. Gözü olurum.
Gören gözü olursa, meleği görür. Konuşan dil olursa, melekle konuşur. Akıl dayışı içinden çıkalım. Hadisi kutsi, hadisi kutsi ve ehli tasavvufun dayandığı yer.
Kıymetli dostla tasavvuf akılla bulunur. Gönülle yaşanır. Sevmek, biz deriz ki sevmemiz lazım. Ama gönül sever, içi sever insanı. Ve seversen sevdiğine doğru yol alır. Ve sevdiğine doğru yol alırken, o akıl onu bu noktada engellemeye çalışır. Akıl sorgular hep. Akıl hep sorgulayarak ben götürür. Yanlış mı? Değil. Ama biz elif, la, mimi, akılla içinden çıkamayız. Ama sen atmadın, ben attım ayeti kerimesini, akılla içinden çıkamayız. Sen öldürmedin, ben öldürdüm. Akılla içinden çıkamayız. Sen öldürmedin, ben öldürdüm diyor peygamberine. Akılla içinden çıkamayız. Meleklere imanı, akılla içinden çıkamayız.
Allah'ın zatının tefekkür edilmemesini, akılla içinden çıkamayız. Sıfatlarının tecelliyetlerini zahir olarak görürüz. Ama manevi olarak nitelendirdiğimiz, eskidir de. Bugün insanların metafizik olarak ilgilendiği, metafizik olarak söylediği şeylerin akılla işin içinden çıkamayız. Hazreti Resulullah sallallahu ve sedam hadretleri kabrin başına gider ve kabirdekinlerle konuşur. Kabirdekinlerin halini anlatır. Akıl bunun işin içinden çıkamaz. Bize ahiretten bahsedilir. Ahiretten bahsedilince, ahiret akılla işin içinden çıkılacak bir şey değildir. Kabirden bahsedilir. Kabir hayatının akılla içinden çıkılacak bir şey değildir. İman ederiz. O yüzden evet, iman ederiz. Cenab-ı Hak erkeklerden bir şahit, kadınlardan iki şahit.
Allah imtihan eder. Biz de deriz ki kendi kendimize. Bu akla, kadınların aklı eksik mi? O yüzden mi böyle oldu? Bunda bir şey var. Bunda bir sıkıntı var. Bunda bir problem var. Yok ben bunu kabul etmiyorum. Hepsi de küfürdür. Kadınlardan bir şahit, erkeklerden on şahit yerine geçer, iman edecektik. İman edecektik. Kadınlardan on tane şahit, iman edecektik. Hani Yahudilere cumartesi balık avlanması yasaklanmış ya, bize Kur'an haber veriyor. Yahudiler de uyanıklık yapmışlar. Ne yapmışlar?
Ağları cumadan sermişler. Cumartesi avlanmıyorlar sırada. Cumandan ağları sermişler. Allah'a avla diyorlar. Haş'a. Akıl bizi doğru noktaya götürmez. Allah bizi muhafaza eylesin inşallah. Rüzgar ile hava arasındaki ilişkiledir. Yani hava durur, birisi üfler. Üflediği zaman o üflenen yerden hızla hava ileri doğru gider. Ve rüzgar oluşturur. O zaman şu dünyayı çepeçevre saran. Muhakkak ki o rüzgarlarda bir üfleyen var. Yerin altında ne var demiş? Hazreti Alev Efendimiz cehennem olduğunu söylemiş. Bir sohbetimizde Allah kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı. Yarattığı şey onu zikretti.
Allah yarattığı şeyi sevdi. Onu zikretti. Allah o şeyi hangi isimle zikretti? Bunda isim aramayın. Allah'ın zikredeni Allah da zikreder. Allah'ın zikretmesiyle kulun zikretmesi aynı noktada değildir. Allah'ın zikretmesi ona merhamet etmesidir belki de. Ona şefkat göstermesidir. Ona muhabbet destemesidir. Onun zikretmesi insanların veya yaratılmışlarının zikretmesi gibi değildir. Dergahda veya burada sizin yanınızda aklınıza dünyalık bir şey gelmez ki neden dışarı çıktığımızda tam ters oluyor. Dışarıdaki imtihanlarda ne yaparsak daha az günaha gireriz. Girdiğimiz günahların hepsinin vebali bizi üzerimize verir. Bunu Hanzala var ya meşhur. Hanzala radiyallahu anh hazretleri Hazreti Ebru Bekir Efendimizle karşılaşıp der ki helak oldu Hanzala.
Ne oldu? Der ki ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanındayken dünyalık hiçbir şey aklıma gelmiyor. Ama yanımdan ayrıldıktan sonra diyor dünya beni çepe çevre sarıyor, sarmalıyor. Helak oldunlar. Hazreti Ebru Bekir Efendimiz diyor ki ben de helak oldum o zamanda. Hadi diyor beraber gidelim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bunu soralım. Gidiyorlar Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bunu mazulat olarak naklediyorlar. Diyorlar ki ya Resulallah biz senin yanındayken bu dünya nefis, şeytan hiç kimse bize dokunmuyor. Biz çok harika biz ama buradan çıktıktan sonra biz yine tersine dönüyoruz, yine eskiye dönüyoruz. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cevabı çok muhteşem.
Eğer bu halinizi korumuş olsaydınız meleklerin sizinle, melekler sizinle müsaffa eder ve onların müsaffasını görürdünüz. Görürdünüz. Şimdi zikir halakaları hadis şerif mucibince cennet bahçesiniz. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine buyurur ki biraz daha yaklaşın içeride orta. bir müşterimiz var Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine buyurur ki, ey aslam siz dünyadayken zikir bahçelerine dolaşın, oranın nimetlerinden yiyin.
Ya Resulullah dünyada cennet bahçesi var mı? Evet var. Neresidir Ya Resulullah? Zikir halakalarıdır. Siz oraya gidip zikrullah halakasını oturup zikredin. Zikretmek cennet meyvasıdır der. Şimdi madem ki zikir halakalın cennet bahçesi bir cennet bahçesinde şeytanın işi yoktur. cennet şeytana yasaklanmıştır. Cennet şeytana yasaklandığına göre bir kimsenin zikir halakasındayken şeytanın ona musallat olması düşünülemez. Eğer gerçekten zikir halakasında oturduysa kendisiyle alakalı. Oturduğu halakayla alakalı değil. Her zikredilen halaka cennet bahçesidir.
Ama sen ne kadar zikrullah halakasına oturdun. Öyle olmuş olsa dahi yani o kimse ihlasla samimiyete oturmamış olsa dahi Allah onu affeder. Hadis-i şerifle sabit. Hadis-i kutsi ve sabit. O zaman bir kimse zikrullah meclisine oturduğunda dünya onu çefe çevre sağlamaz. Şeytan onu aldatamaz. Ve orası cennet bahçesi olduğu için orada dünyalık aklına bir şey gelmez. Hani bir hadis-i şerif daha var. Şeytan sizin kalbinizin kapısında bekler. Ne zaman kız zikrullah'tan kesildiniz hemen içeri girerdi. Ama zikrullah'tan kesilmediği müddetçe şeytan kalbin kapısından içeri girmez. Şeytan şurada kapıda bekler.
Hadis-i şerif var. Şuradan bir çıksa bunlarda. Kapının önüne dünyayı süsler. Hadis-i şerif var. Ve o dünyayı süsleyerekten insanların önüne dünyayı süslü bir şekilde getirir. Ve insanlar o dünyanın süsüne ya kapılırlar ya da Allah'ı zikrederekten dünyanın süsünden kurtulurlar. İnsanlar tuhaftır. Varlıklar tuhaftır. İnsanların hep böyle kendilerini bir merkezde bir noktada tutmaları mümkün değildir. Ama insanlar bu noktada istikamete tutacak olan, yolda tutacak olan insanın sevdasıdır. Ve zikredir. Severse zikreder. Severse zikreder. Zikrederse onu onu zikreder. Onu zikrederse onu muhafaza eder, onu korur.
O yüzden dünyanın insanın kötü noktaya götürmesinden, şeytanın vesvesesinden korunacak olan şey Allah'ı zikirdir. Kıymetli dostlar, Allah'ı çok zikredin. Zikrederken kendinizin zikrettiğini göstermeyin. Bu tesbihle buradan heykele. Bizim yolumuz değildir o. Tesbih makinesi alıp da yollarda yürüme. O bizim yolumuz değildir. Bu bizim kendimize has, kendimize münhasır bir şeydir. Senin zikrettiğini zikrettiğini bilsin. Gösterişten kaç, şatavattan kaç, şatavattan kaç. Bizim yolumuzda uzun sakal bile yok. Bizim yolumuzda kostümler, dini kıyafetlerle halkın içinde dolaşmak yoktur.
Biz takvamızı böyle, biz dindarlığımızı böyle, namazlarımızı, ibadetlerimizin kısımlarını yok. Ama nafile gizlemeye çalışırız ki tasavvuf budur.
Ticaretimizde alırken, satarken, bir iş yaparken dindarlığımızı veya dini kimliğimizi öne koymayız. Ettiği nokta var. Biz de ehli tasavvuf. Bizim de şeyimizle önce yapacağız. Söyleme. Kimliğini gösterme. Dini kimliğini gösterme. Dindarlığını, derviştinle, müslümanlığınla dünyalık peşine düşme. Oh değil.
Aşıklığı değil. Bu madde aşıklığı. Allah bizi affetsin. Zikir. O zaman sen cennet bahçeli seninle beraber yaşadığında o on tane melek zikir halakası. İster insanlardan kurulsun, ister birinci semavattaki Müslüman yaratıklardan, ister ikinci semavat, ister üç, ister dört, ister beş, ister altı.
Allah'ın zikreden varlıkta. Senin cennet bahçen seninle beraber yürür. Gülmesi gereken ders günlerin senin. Güneye gideceksin, o dersini yapacaksın cemaattan. Ama sen yolda giderken dost, dostluğu arzular. Allah'ı zikre. Alışveriş ederken Allah'ı zikre. Evinde giderken Allah'ı zikre. Üzerine ol ki Allah meleklerden sana bir halaka kursun. İstemez misiniz? Meleklerden bir, siz Allah dedik ki onlar da Allah desin. Siz Rahman dedik ki onlar da Rahim dedik ki onlar da Rahim desin. Siz Allah'ı zikrettikçe, günahlarınıza tövbe ettikçe, onlar size dua etsin.
Siz Allah'ı zikrettikçe, sizin zikrinizi ağrından göğe çıkarttikçe. Ve herkes sizi çarşıda yürüyor görsün. Herkes sizi sokaktan yürüyor görsün. Ama siz meleklerden bir halaka kurmuşsun. Halakadan cayır cayır Allah'ı zikret. Hiç kimse bilmesin. Eşiniz bilmesin, çocuklarınız bilmesin. Şeyhiniz de hayır bilmesin. Aşınız bilmesin, dostunuz bilmesin. Allah! Hani dedi ya. Bu halinize musaffa edin seninle yarıştığını görürsün. Musaffa için yarıştılar. Ve melekler senin ağzından çıkacak olan zikrin her harfına götürmek için birbirleriyle yarıştığını görürsün. Zikrini çoğaltmaya başlarsın.
Allah dediğinde her harfine Allah bir melek. Melek gelin ve çıkardığını görür. Tekkede oturduğunu zikrettin. Günunda da zikrinde devam ettin. Günün önünde kıybet etmeye başladın. Önce nereden söyledi canım? Anlattı şimdi işte bir sürü şey. Kendine baksın diye. Gitti. Ya filanca da o da oradaydı. Gördün mü ya? O nerede bana geldi o ya? Oraya yakışacak adam mı? Oraya yakışacak kadın mı? Bitti. Bitti. Ya gittik bir çayı düzgün vermediler bize ya. Gitti. Ya gittin de sandalyesi yamuktu da masaların düzgün değildi de. Bir sürü laf oldu da, bir sürü görüntü oldu da.
Bırak gel ciddi. Gitti. Melekler uçuştu yanından. Gittiler. Bıraktılar. Yüzünü eşittiler. Yüzlerini eşittiler. Oysa az önce dua ediyorlardı sana. Az önce dua ediyorlardı. Sen kıymete düştün, dedikoduya düştün, iftiraya düştün. Yanlışa düştün, eksikliğe düştün. Pişman oldular. Pişman oldular demeyeyim. Üzüldüler senin adına. Ve yüzlerin dökülerekten yanından uzaklaştılar. O yüzden o halini korun. Allah'ı zikre. Sevdiğini zikret. Sevdiğin ne? Alışveriş içerisinde ol. Bak göreceksin o zaman. Halin korunacak. Halin muhafaza olmayacak. Muhakkak ki zikir halakası gibi olmayacak. Ama zikir halaka devam edecek. Cennet bahçe devam edecek. Allah bizi onlardan eylesin.
Eşim çok sinirli. Her şey arında olsunlar. Ben de o anda tamam yaparım derim. Kablo çıkmasın diye. Sonra geçiştirin. Bunda günah var mı? Var. Yap adamın dediğini. Helal sağ. Eşim bir daha çocuğumu döversen benden üç kez boşsun dedi. Çok şüphede kaldım. Beni ayınlatır mısınız? O kadın çocuğunu dövdü. Boş oldu. Bunu söyleyen adam cahil. Bir şey vardır ki onun şakası dahi haramdır. Nikahın talayar boşanmasıdır.
Bunu söyleyen din cahili bir kimse. İzdar bu değil. İzdar bu değil. Getiriyordur. Boşanır. Filancaya almış kimseye evini alıyordur. Boşanır. İzinsiz kafasına göre kadın bir yerlere gidiyordur. Nereye gitti? Bu evi değil. Adam boşar bu. Eyvallah. Bunu söyleyen inşallah terbiye edemeyecek mi? Dayakla terkinizi severek.
Çocuklarla beraber. An gelip elinden bir kaza çıkabiliriz. Allah muhafaza eylesin. Tehalet. Cehalet. Sandalye de namaz kılınabilir miyim? Zaruret haline kılınabilir miyim? Ya bunlar böyle hakkınızı helal edin. Ya böyle sorular gereksiz bunlar yani. Bir damalın annesi dünürce benim oğlunun ekmeği haram olsa dese işte bilmem ne. Cehalet bunlar yani. Böyle cahil cahil şeylerle uğraşmayın yani. Allah bize muhafaza eylesin. Ahlak mücadelesi vermeyen, behimi duygularının kontrolünden çıkmayan birine sadece sözde insandır. Böyle insanlara hayran insandırız. Birer insan adayı isek, ten bakımından bu alemdeki en küçük şey ama taşıdığı mana bakımından en büyük alem istersin.
Şeyh Bedret'i insan nedir? İnsan olmak için ibadet yeter. Bu birkaç gündür ben insanları üçe yediyorum. Bunun üzerine gelmiştim. Bir kağıttan insanlar vardır. Görüntüsü insandır. Etten, kemikten yapılma insanlar vardır. Görüntüsü insandır. Bir de bu tam yapılma, cevherden yapılma insanlar vardır. Onların da görüntüleri insandır.
Ben kağıt insan olarak nitelendirdim birkaç gündür bunu. Bazen ağır geliyor insanlara hayvan dödünde. Hani Allah da insanı, insana mı? İnsanı ahseni takvim üzerine yaratmış ya, insanı ahseni takvim üzerine yaratmış. İnsan ahseni takvim üzerine ama o insan nefsine uyarsa ayet-i kerime devam ediyor çünkü hayvandan daha aşağı mahluk olur. O zaman insanı insan eder. İnsanı cevher eder. İnsanı cevher eder. İman, iman, ibadet ve güzel ahlattır. İnsanı cevher eder. O insan ibadet eder. İnsan iman eder. İbadet olur. Etten, kemikten insan olur. Etten, kemikten o ahlak sahibi değil. İman etmedi. İmanın dilinde kaldı. Neyse. O zaman bunun hepsini cevher ederekten söylüyorum, anlatıyorum.
İnsan iman etti. Bakın ayet-i kerimede kim iman eder? İman eder. İşlerse geçmiş günahlarını hayra çevirir. Bir tane unsur var. İman edecek, tövbe edecek, amellere devam edecek. İyi amellere geçmiş günahları ne oldu? O kimsenin hayra çevirildi. Cevher oldu. Kıymetli dostlar.
Tirmizi'de ve İmam-ı Hammele Hazretlerinin müsnetinde bir hadis-i şerif vardır. Velilerle alakalı. O kimseler, eddallar bu hallerine çok ibadetle erişmediler. Çok ibadetle erişmediler. Bunlar bu hallerine o cevher olmak, cevher olmak, temikten yapılmış insanlığın üzerinde insanı kamil olmak ve normal mevcut insanlar gibi görünen insanların içerisinde farklı olmak çok ibadetle değil.
Bakın ibadetsiz de değil. Çok ibadetle değil. Ya, ya o güzel ahlakla. Yine hadis-i şerifin sonuna göre sonunda der ki hiç kimseye zarar vermemek ve insanların eziyetlerine katlanmak, insanların sıkıntılarına katlanmak, kıymetli dostlar. Eğer güzel ahlak sağmak istiyorsanız, sizi sevmesini istiyorsanız elinizden, gözünüzden, kulağınızdan, ayağınızdan, vücudunuzun organlarından bir zulüm çıkmasın.
İnsanlara bir zarar çıkmasın. Hatta ve hatta birinizden insanlara bir zarar verici şey birinizden dahi geçmesin. O bir yere sığmaz çünkü onun ucu bucağı yoktur. Onun sonsuzdur. Sonsuzsa onun bir yere sığması, bir yere yerleşmesi düşünülemez. Sonsuz olan varlık, sonsuz olan bir gönül anlayışıyla algılanır. O zaman bu ne yavrumun yolu?
Günah kebalileri bıraktık. Bu suizandır. Orayı kirletmemektir ki şüphelilerden kaçınmaktır. Orayı kirletmemektir ki gözünü sevdiğinden ayırmamaktır. Orayı kirletmemektir ki gönlüne ondan başka birisini takmamaktır. Erkekle zina eder huy bu zahiridir.
Göz yaşı döktünüz bugün. Kimin için ayağa kalktınız bugün?
Kimin için yürüdünüz bugün? Kimin için sevdanızın ismini koydunuz bugün? Gece kimin için kalktınız? Kimin için uykusuz kaldınız? Kimin için yalnız kaldığınızda gözyaşı döktünüz? Kimin için ellerinizi havaya kaldırdınız? Kimin için ne istediniz? Kimin için kara gözlü mefkarlarına gel gayrı diye türkü söylediniz. Ne için dediniz? Bizim içimizin gösterecektir nereye gittiğinizi. Vallahi gösterecektir. İşte insanlar vardır. Kan yapılmadır. Kan yapılma olanlar her gördüğünü aşık olurlar. Orta çöpe giderler. Ne olduğunu zannederler. Gidir onlar? Onlar karga gibidir.
Onlar akbaba gibidir. Onlar dünyanın cifresine koşarlar. Onlar için ahlak birinci derecede değildir. Onlar birinci derecede Allah değildir. Onların birinci derecelerinde din, iman yoktur. Onların birinci derecelerinde Allah yolu yoktur. Onlar kendilerine hak görürler. Bursuzluk yaparlar, kendilerine hak görürler. İçki içerler, kendilerine hak görürler. Kumara oynarlar, kendilerine hak görürler. Onu helal görürler. Yerler, içerler, yıkarlar, dökerler, her şey yaparlar. Ve kendilerine hak görürler. Kağıttan insandır. Vefa arama. Kağıttan insandır, özden insandır. Sen bundan insanlık arama. Köpeğe bir tane et atarsın sana kuyruk salla. Kedinin üzerine bir ciğer isin sana kuyruk salla.
Bunlar öylesine haindir ki sen et versen hainlik yapar. Ciğer versen hainlik yapar. Onlar hainin kara kökü gibidir. Hainin kara kökü. Onlar boşluğunu bulmasınlar. Hançeri de ayarlar arkanda. Onlar çok affedersiniz. Halk tabiriyle konuşan kancıktır. Arkadan vururlar. Onlar soysudur. Arkadan vururlar. Onlar arkadan vurur insanı. Arkadan vurmak ne demek? Ardından iftira ederler seni. Ardından kıymet ederler seni. İyilik gördükleri halde kötülüğünü yaymaya çalışırlar. Nankördür onlar. Nankör. Onların insanlığından, onların dinden, imandan, onların böyle güzel hayattan, cennet bahçesinden haberleri yoktur onlara. Hayvan diyemiyorum hayvanlara. Ne işimin sebebi kaba geldiğinden değil.
Hayvanlara hakaret. Siz bir hayvanı eşitirirsiniz. İman edip tövbe etmesi lazım. İman edip tövbe edecek. İman edip tövbe ederse bir makam yükselecek. Ne olacak? Etten kemikten insan olacak. Etten kemikten insan olan o hata yapar hatasını görür geri döner. Yanlış yapar yanlışından geri döner. Ama ondan hançeri yersin yine. Ondan sıkıntıyı çekersin yine. Ondan vefasını görürsün yine. Ondan sen öyle bir darbe yersin ki beklemezsin ondan. Ondan alırsın amcanını. Ama sen aşık isen bakın bunlar yaptıkları şeyler kime yaparlar biliyor musun genelde? Cevherlere yaparlar. Sıkıntıların büyüğü peygamberleredir. Ateşin büyüğü peygamberleredir.
Sonra ya Resulallah diyor asla. Sonra kimedir ya Resulallah? Allah'ın velilerinedir, dostlarındadır. Sonra kimedir ya Resulallah? Ondan sonra onların etrafındakilerdir diyor. Ondan sonra onların etrafındakilerdir. O zaman o Allah'ın dostlarına hançeri vururlar. Kimler vurur? Kağıttan insanlar vurur. Kimler vurur? Etten kemikten yapılmış olanlar vurur. Ama aşıksa yolundan sevgili geçecekse sen ayağa kalk. Sevgilin seni ayakta görsün. Sen ayağa kalk. Sevgilin seni dimdik görsün. Sen hançer yedin yerleri sakla. Kanını gösterme. Sevgilin ola ki aklından geçer senin için bu hançerleri yedim dersin de uzaklaşırsın. Hançeri sakla.
Kanını sakla. Ciğerini sakla. Yaralanmanı sakla. Gözyaşını sakla. Sen geceleri kalk ayağa. Geceleri. Geceleri ki gece örter her şeyi. Gece bir tek duyuru örtemez. Gece her şeyi örter. Gece hani derler ya garibindir diye. Geceler garibindir. Yollar garibindir. Gidecek olanlar gider. Gitmeyecek olanlar gitmezler yine. Allah bizi affetsin. İnsanı kamil olmanın yolu güzel ahlaktır. İnsanı kamil olmanın yolu ince ahlaktır. Yüksek ahlaktır. Bu ibadetsizlik değildir. Bir kısmı sadece güzel ahlakı yeterli görür. Biz onlardan değiliz. Biz kafesi iman etmek. İman etmek. İbadet etmek deliyle. Ve iyi amellerin en güzeleri güzeliyle uğraş vermek.
Onun peşinden düşmektir. Onun peşinden gitmektir yolumuz. Kıymetli dostlar. Bir kısım ehli tasavvufun düştüğü birisi şudur. Bir kısmı güzel ahlakı kenara attık. Sadece çok ibadet olacağını zannetmiştir ki bunlar yolda kalmışlardır. Bir kısım ehli tasavvuf, ibadetin önemsiz olduğunu hükmedik, ibadeti kon ve kenara attık. Bizim namazımız kılındı, bizim orucumuz tutuldu, bizim zikrimiz yapıldı gibi. Veyahut da bizim böyle zahiri ibadetlere ihtiyacımız yok. Hadi siz gidin, Beydullah'ı tavaf edin. Biz bir gönlü gibi düşüp yolda kalmışlar. Nübüvvet yoludur ki Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmaktır.
O yüzden Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izine basamasak dahi, gücümüz, kuvvetimiz, kudretimiz yetmese dahi onun izine basmak, onun yolundan gitmektir yolumuz. O ibadet etti. Ayakları şişinceye kadar namaz kıldı. O ibadet etti. Nefesde de öylesine Allah'a yalvarırım dua ederdi ki kendinden geçerdi de Hz. Ayşe validemiz acaba Hz. Resulullah öldü mü diye korkardı. Ve bir gece usulmayacağım böyle yavaşça ayağına dokundu. Öylesine secde halinde kendinden geçmişti ki, öylesine Rabbi ile binacattı da ki, öylesine dostla kavuşmuştu ki, yaşayan rülü gibi olmuştu. Dinledi, nefesini dahi aldığını göremedi. Nefes aldığını hissedemedi.
Çünkü ciğeri dahi pompalanıyordu. Vücudu kalkıp kendinden geçmiş, kendinden geçmiş. Secdede öyle dedi ki, bir nefes dedi ki, bir ciğeri bir olsun boşansın. Bekledi ki bir hareket etsin. Hareketsiz. Yaşayan rülü gibi. Bekledi, bekledi. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden bir yaşam ibaresi, bir yaşam emaresi bulamadı. Ve ayağını hafifçe dokundu. Ayağını hafifçe dokundu. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, nebiler nebisi. Peygamberler peygamberdir. O gelmiş ve gelecek ve geçmiş.
Bütün mahlukatın, yaratılmışların en hayırlısı. Bakmayın siz bir profesörün, insanların en hayırlısı dediler. Dünyadakiların en hayırlısı dediler. Yalan, vallahi yalan tanımadınlar, bilmedinler. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, yaradılışların evveli ve en üstünü. Hz. Validemiz, Hz. Aişe Validemiz'e cevap verir sesine, belki de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, belki de o esnada bilerek ya bilmeyerek yaptı, bilmeyerek demeyeyim de bilerek yaptı.
veyahut da ona direkt ayağına Allah evretti, ayağına oynattı. Yoksa ayağını dahi oynatmazdı kendisine kalmış olsaydı. O zaman anladı ki Hz. Aişe Validemiz, Hz. Resulullah ölmemiş. O öylesine Allah'a imanını geciktirmezdi. Bir namazını kaçırmazdı. Namazın verdi, namazın. Önce gün dahi ateşler içinde kıvranırken ve ateşler içinde bayılırken, kafasını kaldırdığında bana soğuk su dökün deyip, kafasından aşağı soğuk su döktürdüğünde, ilk sözü namazındı, namazın.
Sahabeler konularının altına girdi. Dedi ki konunun altına girdi. Abdestini leğenin içerisinde aldırdılar. Kolunu kaldırmaya mecali yoktu. Abdest almak için kolunu kaldırmaya mecali yoktu. Abdest almak için ağzına su götürmeye mecali yoktu. Etrafındaki sahabelerin yardımıyla abdestini aldı. Ve hayatı boyunca hiç kimseden hiçbir şey istemeyen Peygamber, yine hiç kimseden hiçbir şey istemedi.
Onun abdestini aldırdı. Ayşe'ye dedi ki su döktü üstüme. Ona su döktüler. Yan başından aşağı kusrettirdiler. Yine bayıldı. Bayıldıktan sonra başında beklediler. Mescid-i Nerovi'de namazda onu bekliyor. Resulullahsız bir namaz kılmayı hayal edemem. Hiç namaz kılmamışlar. Haket namazlarını yapmak için. Şimdi namazda. Sen okunduğunda hangi peşindeyiz? Sen okunduğunda hangi şey peşindeyiz?
Üstüme. Ateşler içinde kıvranıyor. Kar üzerine su döktüler. Rivayet edilir ki üç kez böyle oldu. Bir rivayette Hazreti Ali bir tarafından. Ve dedi ki, bu kim namazı kıldırsın? Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, son namazını oturduğu yerden kıldırsın. Ayakta durmaya mecali yoktu.
Ayakta duracak dermanı yoktu. O arkada oturarak da, Hazreti Ebubekir Efendimizin arkasında namazını böylece kıldır. İbadetsiz Allah'a usta tanıyoruz. Namazsız Allah'a usta tanıyoruz. Biz ibadetsiz, namazsız, oruçsuz, zikirsiz Allah'a usta tanıyoruz. Biz kitapsız, Allah'a usta tanıyoruz. Biz kitapsız, Allah'a usta tanıyoruz. Kuransız, Allah'a usta tanıyoruz. Peygambersiz, Allah'a usta tanıyoruz. Peygambersiz, Allah'a usta tanıyoruz. Uymadan, Allah'a usta tanıyoruz. Allah bizi affeylesin. O yüzden kıymetli dostlar, Allah'a dost olacak. Allah'ın peşinden koşacak olanlar, Allah'a bakışacak olanlar, iman edilecek bir varlık olarak görev, Hz. Resulullah'ın peygamberliğini kabul edenler.
İman edeceksiniz. İmanın rükunlerini yerine getireceksiniz. İslam olacaksınız. İslam'ın rükunlerini yerine getireceksiniz. Ve en güzel ahlakla ahlaklanacaksınız. En güzel ahlakla hiç kimseye zarar vermeyin. Lakin başlangıcı bu. Hiç kimseye kötülük yapmayın. Başlangıcı bu. Sizin evinizden ve dilinizden insanlar emin olsunlar. En güzel ahlakın başlangıcı bu. Dilinden emin olsunlar. Dedikodu etme, kıybet etme, iftira etme. Dilinden emin olsunlar. Küfretme. Dilinden emin olsunlar. Hakaret etme. Dilinden emin olsunlar. İnsanlara kötü sözler söyleme. Ya hayır söyle ya da sus. Sus. Müslümanlar dilinden emin olsun. Müslümanlar elinden emin olsun.
Bunlar elinden emin olsun. Çıltma. Elini uzatma. Bu mal senin elini uzatma. Bekle. Sabırlı ol. Kutsuz senin elini uzatma. Bekle. Sabırlı ol. Bu mal benim değil de. Veya düşük benim değil de. Kar vurup harman savurma. İsraf etmeyin. Sizin olabilir. İsraf etmeyin. Bakın. Sabırlı ol. Bakın. Sabırlı ol. Elinden emin olsun Müslümanlar. Sen yumurumu sıkma bir Müslümana. Sen bıçağını atma eline. Sen kalırken elini atma. Hakkın olmayan elini uzatma. Elinden emin olsunlar. Allah bizi onlardan eylesin. Rabbimizi muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun.
Cenab-ı Hak cümlemizi affetsin. Cenab-ı Hak cümlemizi kendine dost edeceği şekle getirsin. Cenab-ı Hak cümlemizi hayırlı haberler işletsin. Cenab-ı Hak cümlemizi her daim kendisini zikreden kullarından eylesin. Kendisini sevdirdiği kullarından eylesin. Habibini sevdirdiği kullarından eylesin. Kur'an'ını sevdirdiği kullarından eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi yeryüzünde hayırlı kullardan eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Şey niyet ettiydim. Hiç olmazsa bir tane hadis okuyayım inşallah. Niyetim yerine gelsin. Allah-u Teala buyursun kutsi. İnfak et.
İnfak et biliyorsunuz. Cömertlik etmek, insanlara yardım etmek. Sana da infak edilsin. Doludur. Gece gündüz devamı infak etmek onu eksiltmez. Yer ve gökleri yarattığından beri verdiği rızıkları gördünüz mü? Onlar Allah'ın hazinesindekileri eksiltmedi. Onun arşı suyun üzerindedir. Mizan da onun elindedir. Onu alçaltır ve yükseltir. Allah cümlemizi infak edenlerden eylesin. Al Fatiha. Allah'a sallallahu. Lelelelelelelele.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.